Category Archives: Genel

İnce işler 4

Finans piyasalarında al/satçılar (‘trader’) için yararlı takiplerden biri de momentumdur, genelde bilindiği gibi. Momentum takibinden kasıt, ilgili fiyatların hiç değilse bir kaç saat ama genellikle de birkaç gün süreceği beklentisidir. Haftayı aşan momentum sürekliliği sıkça görülmez.
Buradaki temel dinamik (‘underlying mechanism’) alışların ya da satışların bir kaç saat ya da bir kaç gün sürdürülecek oluşudur.
Gelgelelim, genellikle mal çıkmak için de, özellikle küçük sermayeli şirket paylarında yukarı yönlü momentum yapay olarak yaratılabilmektedir.
Buradaki can simitlerinden biri, ilgili hareketi destekleyen haber(ler), gelişme(ler) olup olmadığını araştırmaktır. Hoş, bir sürelik yukarı (aşağı) hareketten sonra iyi (kötü) haber geldiği de olur ki, yapanlar için ilk kuşkulanılacaklarım sermayeye yakın kişiler ya da içeriden haber alanlar (‘insider trader’) olur.
İkinci can simidi ise, küçük sermayeli şirket paylarından uzak durmak ve özellikle endeks çalışmaktır. Dahası, küçük sermayeli şirket payları için varant yoktur.

Yukarıdaki konuya ek olarak 5 yaşındaki çocuk finansal AL/SAT yapabilir mi? https://blog.metu.edu.tr/caglart/2026/06/14/5-yasindaki-cocuk-finansal-al-sat-yapabilir-mi/ yazımızda belirttiğimiz grafiklerdeki özel ve özgün formül eğrilerinin önceliğinin zararsız işlem, sonra kazançlı işlem ve en sonunda yerel tepeye (‘local maximum’) yakın satış ve yerel dibe (‘local minimum’) alış yapması olduğunu notlayayım. Oran vermeyeyim ama zararlı işlemin ihmal edilebilecek kertede olduğunu söyleyeyim. Yerel tepe ve yerel diplerden veya bunların çok yakınlarından işlem yapış oranı ise %50 dolayında.

Dikkat buyurunuz! Burada herhangi bir dışarıdan habere veya bilgiye hatta içeriden haber almaya bile gerek kalmaz.
Eh, “—Bundan iyisi, Şam’da kayısı!” dense yeridir.
“Bahçede mişmil, sararıp yere düşmüş” (*)

(*) arabım fellahi https://www.google.com/search?q=arab%C4%B1m+fellahi+s%C3%B6zleri&oq=arab%C4%B1m+fellahi+s%C3%B6zleri&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIKCAEQABgTGBYYHjIKCAIQABgTGBYYHjIKCAMQABgTGBYYHjIKCAQQABgTGBYYHjIKCAUQABgTGBYYHjIHCAYQABjvBTIKCAcQABiABBiiBDIHCAgQABjvBdIBCDExMjhqMGo3qAIIsAIB8QV7lJIn1R05tfEFe5SSJ9UdObU&sourceid=chrome&ie=UTF-8

Bu bir yatırım tavsiyesi değildir!

Yatırım tavsiyesi verebilecek kişilerin kapsamı genişletilecekmiş! Yani, sadece fon veya kurum uzmanları değil, benzer işler yapan (bencileyin) kişiler de yatırım tavsiyesi verebilecekmiş.

Bu konuyla ilintili olarak ezelden beri anla(YA)madığım 2 husus var:

1) Parayı (çalıştırmak, işletmek) yerine, niçin yatırasın ki? Bir de bu yönde tavsiye mi verile?

2) Velev ki, yatırım tavsiyesi işe yaraya, kazanç sağlaya. E, o zaman veren niye vere? O özbeöz tavsiyesini kendisi tutsa uygulasa da, kazanç sağlasa da, başkalarına tavsiye vererek kazanç sağlamaya çalışmasa? Olma mı?

Şükür, posta kutuma gelen tavsiyeleri açmazam. İşe yarayacak olsa, kendileri kazanç sağlar, bana niçin göndersinler?

Özgür müsünüz?

“Zorunluluk varsa, özgürlük yoktur.” sözü doğru mudur? Değilse, özgürlük nedir? Örneğin, “Bazı zorunlulukları umursamayıp (‘neglect’, ‘ignore’), onlar yokmuş gibi davranırsak özgür oluruz.” sözü tanımlar mı özgürlüğü?

Hergün besin yemek, su içmek zorunda olmak, özgürlük karştı mıdır?
Peki, nefes almaya zorunlu olmak özgürlük karşıtı mıdır? Yani “Nefes almaya zorunlu oluşumuzdan ötürü, özgür değiliz.” desek, doğru olur mu, olmaz mı?

Peki ya Dünya denen aslında bir mütevazı karadelik olan bu gezegenin (akvaryumdaki Çöpçü Balıkları gibi) dibinde yaşamaya zorunlu oluşumuz ile özgürlük bağdaştırılabilir mi?

Şu anki bunalımın tonunu biraz daha koyulaştıralım: Biliyorsunuz atomlar renksizdir ve bu nedenle nesneler de renksizdir. Yani, şu ya da bu renkli göz, saç, ten vb. yoktur. Tümümüz renksiziz. R. Descartes’ten beridir de biliriz ki, kırmızı elma yoktur. Elmanın rengi yoktur çünkü. Renklerin hepsi, ışığın nasıl kırıldığı, yansıtıldığının resmidir aslında; tıpkı, örneğin cam prizmadan geçerkenki ışığın renklere ayrışması, Ebem Kuşağı’nda pek çok rengin nemli yahut yağmurlu atmosferdeki ışık kırılmaları ve geçişlerinden kaynaklanışı gibi.

Geçenlerde yazdı idik; “Past is not penetrable.” Yani geçmişe dönülemez! Acaba, bu olanaksızlık özgürlüğümüzü ortadan kaldırıyor mudur? (#1)

Haydi bakalım, daha fazla çekinmeden soralım: Sevişmek zorunda mıyız? Evet! Peki niçin sevişiriz? “Üremek için mi?” Topu topu üç beş çocuk için mi, neredeyse tüm ömür boyunca sevişiriz? (#2)

“Sevişmek zorunda mıyız?” sorusu ile “Niçin sevişiriz?” farklı sorulardır. Örneğin, karşı cinsin “cinsel bölgeleri” denen gövde bölümleri niçin etkilidir? Hoş, kimi fetişistler karşı cinsin tırnaklarından bile cinsel uyarı alabilir ama herkes değil. El_kol veya ayak_bacak bilekleri ile, etkileyicilik uyarıcılık bakımından göz, dudak, bacak vb. diğer cinsel organlar arasında büyük farklar var, ama niçin var? El_kol veya ayak_bacak bilekleri ile tamı tamına cinsel organ görmek arasında niçin kalp atışı, kan basıncı, nabız ve tansiyon (belki kan şekeri vd.) değerlerinde fark oluşur?

Hiçbir zaman anlam veremediğim, ne olduğunu anlayamadığım “Ten hazzı!” ve “Ten uyumu!” ya da “Ten uyumsuzluğu veya uyuşmazlığı!” ile sevişmek arasında ne ilgi, nasıl bir ilgi olabilir ki?

İşte, gençlik döneminden tecrübeli gençlik dönemine geçmekte olan bencileyin bir nâdan kulun şu fikrine ne dersiniz? Cinsel uyarılar da, yani “Niçin sevişiriz?” sorusunun yanıtı, doğrudan doğruya “Kırmızı elmayı niçin severiz?” sorusunun yanıtı ile çok yakından ilgilidir. Kırmızılık elmaya ait değil iken, öyle sanırız. Bakılan elmanın kırmızı (Isparta Gelendost ise, Golden ise Sarı, Granny ise Yeşil) değil de renksiz olduğunu düşünerek onu ısırır mısınız?

Konumuzla az çok ilgili şu saptama, akla geldikçe hep gülümsetir bu fakiri: “Sen sevişirken, başka hiç kimsenin sevişmediğini sanırsın. Sevgilin yok iken de, herkesin seviştiğini sanırsın.”

Karşı cinsin “cinsel bölgeleri”ni görmek, “cinsel bölgeleri”ne dokunmak niçin uyarır bizi? Kısa yoldan; “cinsel bölgeleri” gövdenin diğer bölgelerinden ayırt eden(ler) ne(ler)dir?

İleride döneriz yine bu konuya.

(#1) Zamanda Yolculuk

Zamanda Yolculuk

(#2) Çocukluğumdan beri, yıllar boyu taşıdığım bir soru idi. Wilhelm Reich’ın “Bedensel Boşalmanın İşlevi”nin sayfaları sadece “Sevişmek zorunda mıyız?” soruna yanıtın “Evet.” olması gerektiğini söyledi ama sanırım genelde ayrımına varılmamış olduğu gibi, “Niçin?” sorusuna yanıt yok idi o sayfalarda.

Menfaatçi misiniz?

Pek çok kişi yakın çevresindeki pek çok kişiyi (aşırı) menfaatçi olmakla suçlamıştır. Oysa, menfaat sözcüğünün anlamı hakkında düşünen pek olmaz. Her şeyden önce, yaptığımız ettiğimiz her şey tamı tamına menfaatimiz gereğidir, menfaatimiz öyle, o yönde olduğu içindir. Örneğin açken yemeğe yönelmemiz, yemekte menfaatimiz olmasındandır. Uyku da menfaatimiz gereğidir. Alkollü içki kullanışımız da veya içkiyi bırakışımız da böyle. Özetle, menfaat gereği olmayan hiçbir şey yapmayız.

Evet, doğru! Pek çok okuyucumuzun fark etmiş olacağı gibi, burada bir eşitlik var gibidir; “Yaptığımıza göre, menfaatimiz böyle gerektirdiği içindir.” ve “Menfaatimiz öyle gerektirdiği için yapmışızdır.” arasında ayrım yok gibidir. (#1)

Bir de şuna dikkat çekilse yeridir; yukarıdaki ifade tüm canlıları kapsamaktadır. Bizi bu yaz günlerinde iğneleyen arı da menfaatçidir, arılardan kurtulmak için kuru kahve yakarak duman sağlayanlar da. Bu blogun sayfalarına da aktardığımız, “Fiziğin F’si” kitabımızn önsözünde yazılı olan Holotrichia (tümkirpikliler) altsınıfının Hymenostomatida takımının
Paramacium cinsi olan tekhücreli Terliksi Hayvan’ın tuzdan kaçışı da menfaati gereğidir. Tabii ki, Latince adı Orthocoronavirinae olan koronavirüs de kendi menfaati gereği salgına yol açmıştı. Biz insanlar da kendi menfaatimiz gereği olarak onu ortadan kaldırmak veya etkisini en aza indirebilmek için büyük çaba harcadık.

Bir de, yukarıda tariflenmiş organik, (biyolojik, zorunlu, ‘default’) menfaat dışında bilinçli, hesaplı sözcükleriyle niteleyebileceğimiz başka türü vardır menfaatin. Örneğin, gün boyu aç ve susuz kalarak oruç tutmak, bu sınıftandır. İyi bir akşam yemeği (örneğin davet veya düğün, vb.) öncesi atıştırmayıp aç kalmak da aynı sınıftandır. Bankaya borsaya para yatırmak da böyledir, para kazanmak amacıyla ticarethane açmak da.

Gelgelelim, pek çoğumuz, ileriki orta ve uzun erimli (vadeli) menfaatlerimizi hemen hiç (belki de farkında bile olmadığımızdan) yahut başarı sağlayacak şekilde hesaplayamadığımızdan, düzenleyemediğimizden ötürü çok zarara uğrarız.

Sözü uzatmadan, şuraya getirmek isterim: Borsada, hatta günlük ticaret hayatında zarara uğrayanlara, batanlara bakın! Hemen hepsinin bilinçli (hesaplı) menfaat fakiri olduğunu göreceksiniz.

Eğlenceli bir bilinçli (hesaplı) menfaat örneği için bkz., Brindisi (“Libiamo ne’ lieti calici”) from La Traviata : Giuseppe Verdi

(#1) Burası biraz da Fizik bilgisindeki potansiyel kavramına benzer. Herhangi bir başlangıç enerjisine sahip bir parçacık, içinde bulunduğu potansiyel haritasına göre şöyle ya da böyle davranır. Tersten, parçacığın izlediği yörüngeyi (‘trajectory’) izleyerek de alttaki potansiyel haritasını, hiç değilse ilgili yörünge yakınındakini belirlemek olasıdır.

5 yaşındaki çocuk finansal AL/SAT yapabilir mi?

Ben bir Fizik ürünüyüm ama benim de bazı ürünlerim var. Bunların sonuncularından biri bir yazılım. Daha doğrusu yazılım sistemi. Aynı anda 5 dizüstü, tik (anlık) veri irdeleyerek farklı finans piyasalarında eş anlı AL/SAT sinyalleri veriyor. Niçin mi, sadece sinyal veriyor da bot yönlendirmiyor AL/SAT için? Bir kaç yazımızda değinmiş idik ki, bot (OtomatikAlımSatım) işlemleri karşı tarafça farkedilme, engellenme ve yanlışa yöneltilme riski barındırıyor. Bu nedenle, elle yapmayı yeğliyorum.

Deniz dalgaları bazen kallavi olabiliyor bazen de gayet düşük yeğinlikli. İşte şu üstte nak’lettiğim sistem düşük yeğinlikli ama gayet sıklıkla oluşan fiyat dalgalanışlarından gayet başarıyla yararlanıyor.

Tuhaftır ama konumuz burada biraz Newton Fiziği ile Kuvantum Fiziği ilişkisine benziyor. Nasıl ki, kuvantum yaklaşımıyla Ay’ın yörüngesi hesaplanamıyorsa, üstte nak’ledilen sistem de, en yavaşından 1/saat frekansında işlem (*) önerebiliyorken, trend değişikliklerini algılamakta hayli zorlanıyor. Gerçi zorlansa, ne gam! Algılamazsa algılamasın; kazandırmayı sürdürüyor. Zira, kallavi dalgalar da mini dalgalar barındırmıyor mu? Üstelik, kısa süreli zarara uğratmış olsa da, kızabilir miyim hiç? Hemen ardından kazandırıyor ve günlük kazanç sağlayabiliyor ne de olsa!

Lâkin, insan evladı işte! Çiğ süt emmiş, rahat durur mu hiç! İllâ da, büyük dalgalarda da kazançlı iş yapabilen yazılımlar kotaracak! Olsun varsın, iki buçuk yıl kadarlık bir sürede ve yoğun çalışmayla kotarılmış olsun. Sonuca bakalım!

Hay hay, bakalım! Özellikle yerlide XU030, GARAN ve EREGL üstünde gayet başarılı sonuçlar elde etmekteyim. Yabancıda ise, özellikle EURUSD ve DAX üstünde biraz daha az parlak sonuçlar elde etmekteyim. Buradaki ortak özellikler, tek bilgisayarın yeterli olması ve işlem frekansının yaklaşık 1/gün olması.

Ammmaaaa! Bu son işlemleri 5 yaşındaki normal yeteneklere sahip her çocuğun yapabileceğini (gerçi denemedim ama) söyleyebilirim. Buna ne dersiniz? Bu veled otursun ekran başına, herhangi bir borsa uygulamasının sinyal sesine bile ihtiyaç duymaksızın grafiklerdeki özel ve özgün formül eğrilerini izleyerek AL/SAT yapsın. Gayet hoş! Değil mi?

Daha da çarpıcı olan, yukarıda anılan algoritmaların aşırı güvenli (=başarılı) olması sebebiyle üslü (‘exponential’) büyümeye ve kaldıraçlı işlemlere cevaz vermekle kalmayıp özendiri özendiriverişidir.

Ah, sahi! Kuvantum Bilgisayar ne alemde acaba? Gelişi gelişiveriyor mu(dur)?

(*) Somutlaştıralım; Frekanslar XAUUSD ve XAGUSD için yaklaşık ortalama 1/saat petroller için bunun on katı kadar yüksek.

1 minik gözlem

Bir yazımızda, matematiğin sayıya dayalı (‘quantitative’) kısmında, eşit işareti ortadan kaldırıldığında geriye sadece anlamsız bir takım simgeler yığını kaldığından söz etmiştik. Benzer bir gözlemimiz de Tarih bilgisine ilişkindir. Tarih bilgisinden, Bilim bilgisinin gelişiminin etkisini yani bunun toplumlar nezdinde görünürü, biliniri olan Teknoloji etkisini kaldırın; geriye sadece bazı (yalan yanlış) masallar, öyküler, rivayetler, efsaneler ve benzeri (televizyon kanallarındaki diziler misali) senaryolar kalacaktır. (#1) Örneğin, savaş toplarından söz edilmezse II Mehmed’in (Fatih Sultan Mehmed) Konstantinopolis’i ele geçirişi (#2) ve yine savaş toplarından söz edilmezse Napoleon Bonaparte’ın Fransa, Avrupa ve Dünya şekillenmesindeki işlevi ve yine topçu subayı olan İsmet Paşa’nın (İnönü) Kurtuluş Savaşımız’daki yaşamsal önemi tam olarak anlaşılamaz. 1916 Çanakkale Zaferimiz’de, Gelibolu yarımadasının telgraf hatları ile baştan sona donatılmış olmasının öneminden (pek sözedilmezse de) biz söz etmeden geçmiş olmayalım.

(#1) Hani bir de şöyle gerine gerine konuşmazlar mı, “Tarihten ders alınsa …” falan demezler mi, kendimi tutamaz kıs kıs gülerim her seferinde?! Cehaletin dik âlâsı değil mi?  Neyse, devam etmeyeyim, ayıp olmasın!

(#2) SORU: İstanbul’u kim ne zaman ele geçirdi?
YANIT: Böyle bir şey olmadı ama önce 13 Kasım 1918, sonra 16 Mart 1920’de olmak üzere iki kez işgal edildi.

SORU: İstanbul’u, 29 Mayıs 1453 tarihinde II Mehmed ele geçirmedi mi?
YANIT: Hayır! II Mehmed Konstantinopolis’i ele geçirdi, adını İstanbul’a çevirdi. Başlangıç anlamındaki fetih sözcüğü kullanılırsa ancak “İstanbul’u, 29 Mayıs 1453 tarihinde II Mehmed fethetti.” cümlesi doğru olur.

Para kazanışın (kaybedişin) kolay olduğu bir dönemin eşiğindeyiz.

“Dilimde tüy bitti!” deyimi tüy kalmadı anlamına da gelir, tüy yeni tezahür etti (ortaya çıktı) anlamına da; ‘bitti’ sözcüğüne yüklenen anlama göre değişir sözün kısası. Bu nedenle, söyleyen kişi ile işiten kişi arasında anlam kargaşası bile doğabilir. Bir de, “Dilde tüy mü var?”cılar ve “Dilde tüy mü olurmuş?”cular gibi biraz daha az nüfuslu gruplardan söz edilebilir.
Nereden mi icap etti böylesi bir tartışma? Geçenlerde DJ TRump, buna benzer bir kelâm etti idi de oradan; kaçıncı kez söylüyormuş, FED faiz indirsinmiş.

FED ise, malûm; “Veri odaklıyım.” diyor! İlgili ABD verisi de, yükseklerde seyreden petrol fiyatlarının yarattığı enflasyonist baskı nedeniyle, ‘Faiz yükselebilir.” fikrini körüklüyor. El’an ECB faiz yükseltti de EURUSD bir nebze değer kazandı ve DXY geriledi. Tahterevallide DXY karşısındaki emtiya cinslerinden ONS ALTIN ve ONS GÜMÜŞ boy attı, son barış esintilerinin de etkisiyle.

DXY, EURUSD, XAUUSD ve XAGUSD hakkında, ilgili yazılarımızda sunduğumuz gerekçeler desteğindeki (tersindeki) işlemlerin kazanç (kayıp) getireceğini göreceğiz önümüzdeki günlerde. Bir de, DXY ile EURUSD arasındaki hızlı git_gelli geçişkenliklere tanık olacağız.

Bizim Mahmut’un parası

“Ne kadar acaba?” diye hep merak ederdim. Bank of America (BofA, BAC) hakkında alttaki fotoyu yolladığına göre hayli fazla galiba. Ya da epey fazlalaşacak yakında!

Hamiş: Küçük hacimli (sermayeli) ve volatil hisselerde yüksek oranlı kazançlar elde edilebilir. Lâkin, BAC gibi dev şirket hisselerine çok para sokarak düşük oranlı da olsa yüksek tutarlı kazançlar sağlanabilir. Bu meblağı ilk seçenekte değerlendirebilmek için çok sayıda şirketin paylarıyla ilgilenmek gerektiği açıktır.