Monthly Archives: July 2026

Matematik ve Matematikleştiriş (‘Mathematization’ (#1))

Matematik’in ne menem bir şey olduğuna dair pek çok yazı mevcut bu blogda. Anımsamak için; tümüyle hayal ürünü olduğundan söz etmiştik. İkincileyin; Sayı Sistemi (‘Number Theory’) eksikli ve geliştirilmeye muhtaç (‘immature’) demiştik. Örneğin, her yerde rastladığımız ∞ sayı değilken sayı sayılmıştır. Ayrıca, Çift Tam Sayıların ∞’u ile Tek Tam Sayıların ∞’u tıpa tıp aynı imişcesine değerlendirilmektedir. Örneğin, 1/3=0,333… ve 3(1/3)=1 iken, 3(0,333…)’ün kaça eşit olduğu konusunda tam ve kesin ve herkesin onay(lay)acağı bir değer ileri sürülememiştir. Zaten, Matematik’ten =’i çıkarın geriye anlamsız bir takım simgeler yığını kalır. Böyle Matematik olur mu, böyle Matematik mi olur? Sentetik Geometri’de nokta, çizgi ve diğer şekiller tanımsızdır. Örneğin, hiç kimse nokta oluşturamaz, çizgi çizemez hele çember, elips vb. çizemez. Analitik Geometri (Kartezyen Geometri) birbirine dik veya dar (ötesinde geniş) açılı iki çizginin kesişimiyle başlar. Gelgelelim, çizgilerin çizilebildiği varsayımı altında bile dik açı veya diğer türden açı yaratabilmenin olanaksızlığı açıktır. (x² + y² = R² yazabilirsiniz. Bunda hiçbir beis yok. Ama bu denkleme uyan çizgiyi yani çemberi çizemezsiniz, ne kağıt üzerine ne de ekran üzerinde.) Trigonometri’de ise, 0, 30 ve 90 derecelerin ve bunlara 180 derecenin tam katları eklenerek elde edilecek açıların sinüsleri dışında hiçbir açının, örneğin on yedi buçuk derecenin sinüsünü biliyor değiliz. Keza 0, 60 ve 90 derecelerin ve bunlara 180 derecenin katları eklenerek elde edilecek açıların kosinüsleri dışında hiçbir açının, örneğin on yedi buçuk derecenin kosinüsünü biliyor değiliz. Bu durum da hayli karışıklığa yol açmaktadır. Örneğin 30 derecenin sinüsü ½’dir ama ½’nin arcsinüsü 30 derece değildir. (#2)
Matematik’te daha pek çok eksiklik, yanlışlık bulup yanlışlıklar listesini alabildiğine uzatmak mümkündür. (#3) Ama Matematikselleştiriş değil (Bu da yanlış bir ifadedir.) Matematikleştiriş gayet önemli bir konudur Fizik Bilgisi yani Bilim Bilgisi için.
Hemen altta, Gelileo’nun o ünlü denkleminin altında yatan Matematikselleştiriş ile devam edeceğiz.

EK 1 ==>

İlkin; herhangi bir Fizik olgusuna ilişkin herhangi bir Matematik denklemi gibi, Galileo’nun denklemi de bir aldatmacadır. Çünkü, herhangi bir Fizik olgusuna ilişkin herhangi bir Matematik denklemine tıpatıp uygun davranan nesne yoktur, bulmak mümkün değildir. Hiçbir nesne, hiçbir denkleme tıpatıp uygun davranmaz. Ancak, şu ya da bu ölçüde yaklaşık olarak uygunluk gösterir. (#4)

Buradaki temel sorunlardan biri, Fizik Bilgisi’nin sadece noktasal tanecikler için geçerli oluşudur. Noktasal tanecik şudur: kütlesi var ama eni, boyu, derinliği yok! Oysa, az yukarıda tartıştığımız gibi, evrende nokta yok, evrende nokta üretilemez, ancak “Var.” diye hayâl edilebilir. Demek ki, işin henüz en başında bile yaklaşıklıklığı kabul etmek zorundayız. Örneğin, Güneş Sistemi bölgesinde Dünya’yı da Güneş’i de nokta parçacık olarak var sayıp (eskilerin deyimiyle, telâkki edip) Kepler Yasalarını yahut Newton’un Kütleçekim bağıntısını değerlendirmek mümkün olabilir.

Konuyla ilintili temel sorunlardan bir başkası, evren Fiziğinde herhangi çok sayıdaki parçacık andaş ve karşılıklı (‘mutual’) olarak etkileşirken Fizik Bilgisi’nin sadece iki (noktasal) parçacığın etkileşmesini çözebilmiş olmasıdır. Örneğin, Güneş_Dünya, Dünya_Ay etkileşmelerini tek tek ve ayrı ayrı değerlendirebiliyoruz ama Güneş_Dünya_Ay üçlüsü için kapalı, analitik bağıntı üretemeyip, Nümerik Hesaplama Yöntemleri kullanarak yaklaşık sonuçlar elde edebiliyoruz. Hoş, ikili etkileşimlerde de tam değil, noktasal parçacık yaklaşıklığına mecbur olduğumuzdan ancak yaklaşık sonuçlar elde edebiliyoruz.

Galileo’nun denklemini ayrıntısıyla irdelemeye geçmezden evvel, bu denklemin zaman parametresi içerdiğini ve zaman parametresi içeren ilk Fizik denklemi olduğunu notlayalım. İkinci notumuz da, şu olsun: Denklem, denklik demektir; eşit işaretinin iki yanının denkliğini ifade eder. Dolayısı ile, her denklem bir ifadedir (‘expression’). <==EK 1 sonu

(#1) https://www.merriam-webster.com/dictionary/mathematization : reduction to mathematical form.
(#2) Bu konuda Google AI yanlış bilgi vermektedir, Google AI’nin verdiği bilgi yanlıştır. Ayrıca, https://blog.metu.edu.tr/caglart/2026/06/30/ben-mi-matematik-bilmiyorum-su-ispat-mi-yanlis-baslikli-yazidaki-hata/ adresteki yanlışlık şudur: arctan(∞)=tan-1(∞)=π ifadeleri yanlıştır.
(#3) Bir de diyorlar ki, “–Diyelim ki, ‘Matematik hayâl ürünüdür.’ Peki, bu durumda herkes mi aynı hayâli görmekte? Zira, Matematik herkes için aynı! Değil mi?” Evet! Matematik herkes için aynı. Ama bu durum, Matematik’in hayâl ürünü ve bir kurallar silsilesi olduğu gerçeğini değiştirmez ki. Bakınız, meselâ, Satranç da Tavla da herkes için aynı, bir kurallar silsilesi olup hayâl ürünüdür! Değil mi?
(#4) Şunca zamandır Galileo Galilei ile yarenlik eden bir kişi olarak, bütün bunları Galileo’nun da elbet bildiğini rahatlıkla söyleyebilirim.

Limit

E. Segre ‘X Işınlarından Kuarklara’da (#1) anlatır: E. Fermi ile nötron bombardımanı altındaki ağır atomların bozunumunu Geiger Müller sayacı ile saptarken bu tıklama sinyallerini bir hoparlör ile cümle Romalılara ve dolayısı ile dünyaya ilân ederler.
Bu olaydan esinlenen bu fakir de ODTÜ Fizik’te iken geliştirdiği ilk başarılı algobotunu, her 1 Cent kazandığında bilgisayar 1 kez tıklayacak şekle sokmuştu da, o mâlum kötü komşulardan bir güruhun her türlü kötü davranışına maruz kaldı idi.
Halbuki, aylar öncesi onlara da Selçuk Bayın hocaya da, Namık Kemal Pak hocaya da birlikte çalışma önerisini takdim eden bu fakir idi. Dahası, üstüne başına vazife değil iken ODTÜ’de (hiç değilse doktora düzeyinde öğretim ve eğitim veren) Finans Merkezi açılması için çabalamıştı da (#2) güler yüz bile gördüğü olmamıştı. Bir sene kadar sonra da idareden gelen “—O merkezi açalım hocam!” teklifini, Niğde, pazar, Bor falan sözcükleri eşliğinde “—Hocam, o günlerde para kazanabiliyor değildim. Şimdi, kendi işlerimi bıraksam ücretimi ödeyebilir misiniz?” diye sorunca yanıt al_A_mamıştı Ahmet Acar hocanın ekibinden.
Bütün bunları niye mi anımsadım şimdi? En son model algobot ONS GÜMÜŞ üstünde https://blog.metu.edu.tr/caglart/2026/07/01/en-son-model-algobot-ons-gumus-ustunde/ yazısındaki hesap kitabı henüz bitirebildim. Taze taze, dumanı üstündeyken yayımlıyorum.

İşbu işlemler dizisi 25.05.2026 tarih ve saat 01:40:00 zamanından 30.06.2026 tarih ve saat 23:50:00 arasını kapsar. Kazançlı ze zararlı olan kuvantum demetlerinin dağılımı, dikey eksende en yüksek oranda kazanç sağlayandan en yüksek oranda zarar verene doğru olmak şeklinde, hemen alttaki grafikte gösterilmiştir.

Üstteki grafikten anlaşıldığı gibi, belirtilen işlem zaman diliminde 58 kez kuvantum demeti oluşmuş ve bunların 47’si kazanç sağlamıştır.
İşlemler sırasında haber akışı (‘news flow’) izlenmemiş, zarar kes (‘stop loss’) falan kullanılmamıştır.
Toplam kazanç (x10 kaldıraç ile birlikte) (Simple Growth) basit büyümede yaklaşık 4,5 kat (%450) ve (‘Composite, Exponential Growth’) bileşik büyümede yaklaşık 60 kat (%6000) kadardır. Lâkin bu değerler limit değildir; örneğin basit büyüme en azından üç beş kat daha arttırılabilir.

Buradaki sihir, öncelikle güvenilir (‘reliable’) algoritma kullanmak sonra da bileşik büyüme tercihini kullanmaktır.
Tabii ki, bu sonuçlar çığır açıcı niteliktedir. Dahası, ‘5 Yaşındaki Çocuk bile’ aynı miktar parayı kazanabilirdi, hem de bilgisayarda grafik falan izlemeden; yattığı yerden, bilgisayardan AL/SAT tık sinyallerini işitir işitmez ‘Tek Tuşla İşlem’ AL/SAT düğmesi üstüne (telefon kullandığı varsayımıyla) parmak basarak.
Benim açımdan ise, durum daha da başarılı. Zira, işbu algobotu geliştirecem diye bilgisayar klavyeleri üstüne eğilmekten kamburum çıkmak üzereymiş, geçen aynada fark ettim. Artık, dik yürürüm.
Buradaki algobotun uzun yıllar içinde limit olarak kalacağı açık; kolay kolay aşıl_A_maz. O arada Google AI, GROK falan da ayıkır belki. Ben de algobot hakkında yazmam artık.

(#1) https://archive.org/details/B-001-014-170/page/n347/mode/2up?q=reactor
https://arxiv.org/html/2507.16928v1

Enrico Fermi and the Dawn of the Nuclear Age


(#2) Ural Akbulut hoca anımsar mı, bilmem?!

Atmış, tutturmuş!

Günlük hayatta olduğu gibi, derslerimde şaka yapmayı pek severdim. Örneğin, “—Üç!” derken yahut üç tane şıkkı sayarken elim parmakları ile dört göstermeye bayılırdım. Bilerek bazı bilgi hataları da yapardım ki, öğrenci yakalasın. Sonra da ders çıkışı dedikodularında, telefon ve WhatsApp geyiklerinde bu eksikli (!) hocanın kulağını çınlatsın, mutlu olsun!
İşte Kennedy (JFK) suikastını yoğunlukla incelemekte olduğum günlerin birindeki derslerin birinde “—John Ford Kennedy …” deyiverdim. Hemencecik yakalayıverdiler tabii; “—Fitzgerald, hocam!”
Ne yapsın bu nâçar? Şaşırmış gibi, “—Aaaa! Öyle mi? Hay aksi! Halbuki pek çok kez böyle sallıyordum derslerde, demek ki hep isabet ettiriyormuşum ki, sesiniz sedanız çıkmıyordu. Şimdi baltayı taşa vurduk desenize.” dedim.
Herkesin suratından düşen bin parça oldu, anında. Ben de düzeltmedim durumu, öyle kaldı!
Şimdi niçin mi anlattım bunları? Şunun için:

EURUSD ve şürekâsının fiyatları önümüzdeki bir iki hafta süresince yükselse de 2030 dolayında DXY’nin 115 dolayında olacağını öngörmekteyim.

Yanılırsam, ‘Nema problema!’’. Haklı çıkarsam da, “—Attı, tutturdu!” dersiniz.

Söz, ileride bir vessile bulur, yukarıdaki gibi uzun ve orta erimli öngörüler için kullandığım “underlying dynamics” hakkında konuşurum.

En son model algobot ONS GÜMÜŞ üstünde

Google AI de ballandıra ballandıra nak’lediyor, şu fakirin Ons Altın ve benzeri hayli çalkantılı (‘volatile’) fiyatlar üstünde başarıyla kullandığı en son model algobotlarını. Geçen günlerden birinde de söz etmiş idik ki, “5 Yaşındaki Çocuğun bile” sesli alarma gerek duymaksızın sadece ilgili grafiği izleyerek sağlamış olabileceği kazançlı işlemlerin frekansı yaklaşık 1/gün. Söz konusu algobot ise, bir nebze daha karmaşık, Kuvantum Demeti (‘Quantum Bundle’) diyebileceğimiz bir yapıya dayanıyor. Çalışma ilkesi şöyle: AL (SAT) sinyalleri (yaklaşık 0,1/gün frekansıyla) ardı ardına gelebiliyor ve ilgili işlem (her işlemde 0,1LOT kullanılarak) her sinyal gelişinde gerçekleştiriliyor. İlk zıt sinyal, SAT (AL) geldiğinde de eldeki tüm pozisyonlar kapatılıyor ve işleme, devam eden (olursa) SAT (AL) sinyalleri eşliğinde kısa=’short’ (uzun=’long’) pozisyonlar açılıyor. Bundan sonra gelen ilk AL (SAT) sinyalinde de yukarıda tarif edilen işlem yapılıyor. Böylelikle de bir faz (‘phase’=dönü) tamamlanıyor.

Bu gece bir engelim çıkmaz, misafir falan gelmezse, yukarıda anılan algobotun sadece ONS GÜMÜŞ üstündeki son bir aylık (Haziran 2026) performansını hesaplayıp (havuz hesaptan) çıkartmayı planlamaktayım. Hep birlikte bakalım bakalım onca zahmete değmiş mi?

Hamiş: Dikkatli okuyucu fark etmiş olmalı; işbu algobotun yeniliği momentum takibi de yapıyor oluşu. Yani, kuvantum AL/SAT sinyallerini bir kezlik değil, ardı ardına yüksek frekansla geldikçe (=momentum sürdükçe) işlem için değerlendiriyor oluşu.

Daha da dikkatli okuyucu şunu fark etmiş olabilir. Her AL veya SAT sinyalini/işlemini bir kuvantum taneciği (‘particle’) gibi düşünelim. Herhangi bir anda (herhangi bir tetikleyici TİK VERİ geldiğinde) iki AL veya iki SAT işlemi birden yapılamayacağına göre bunlar Pauli’nin Dışlama İlkesi (‘Exclusion Principle’) uyarınca davranıyor denilebilir. Bu konu biraz daha uzatılabilir ama belki ileride.