Evreni tam olarak anlayabilir, tam bilimi kurabilir miyiz? -SON-

Başlıktaki sorunun yanıtını vermiştik; Hayır!
Çünkü, öncelikle bir aslî ‘essential’, yapısal ‘fundamental’ gerekçesi var o yanıtın bir de yöntemsel, teknik olanı.
İlkini değerlendirelim: Bilim (=Fizik) bilgisi, ölçüme dayalıdır. Yani, ölçülemeyen herşey Bilim bilgisi dışıdır. Ölçmek ile nicelik neredeyse özdeştir. Çünkü ölçümün niteliği, konusu ne olurla olsun ölçüm değerleri niceliktir. Bu sebeple de “Bilim bilgisi niceliğe dayalıdır.” dense de olur.
Gelgelelim, ölçümlerde en azından iki kez eksiklik kaçınılmazdır. İlki, ölçümlerin duyarlılığıdır (‘hassalık’). Bu da, ilişkili niceliğin noktadan sonraki kaç basamağa dek götürülebileceği ile ilgidir. (#1) Diyelim ki, A konumundaki bir nesne ile B konumundaki bir nesne arasındaki en yakın mesafeyi ölçmek istiyoruz. Bu, masamızın bir kenarının uzunluğu olabileceği gibi, iki bakteri arasındaki uzaklık da olabilir iki atom arasındaki uzaklık da. Kullanacağımız metre çubuğunun bölmeleri, o bölmeleri ayıran çizgilerin kalınlığı, metre çubuğunun esnek olup olmadığı ve sıcaklık değişimleriyle genleşip genleşmeyeceği aslî ve yapısal sorunlardandır. Keza, lazermetre ölçüm aletindeki gazın saldığı ışık dalga boyunun gaz sıcaklık ve basınç değişiklikleri ile değişip değişmeyeceği aslî ve yapısal sorunlardandır. Aynı nedenle, elektronik parçalarının da. Atomlar arasındaki uzaklığı ölçebilecek bir elektron mikroskobu da bütün bu eksiklik ve zayıflıklardan bağışık değildir. Kaldı ki, masa da, bakteri de atom da sabit (‘stable’) değildir, oynaktır. Şu halde ne ile neyi tam olarak ölçe_BİL_eceksiniz?
Hani, gayet hatalı bir biçimde ‘ölçüm hataları’ diye adlandırılmış ölçüm sonuçları var ya (#2), işte bunlar hiç de hatalı olmayıp her parçasının başka her parçasıyla sürekli etkileşen evrendeki Heisenberg’in Belirsizlik İlkesi’nin ölçümlerle saptanmış hâlidir. Yani her ölçüm, evrenin bir parçasının bir başkası üstündeki etkisi, onun durumunu değiştirmesidir. Bu nedenle de, bir ölçüm sonucu (niceli) aynı nesne üstünde aynı ölçüm aracı ile bile yapılmış olsa başka bir ölçümle aynı sonucu (aynı niceli) vermeyecektir. (#3)
Ölçümler tam değil, eksikli, oynak sonuçlu iken; bu ölçümlere dayalı Bilim bilgisi tam ol(a)maz!
Bu yazı dizisinin sonucu (yöntemsel, teknik gerekçeyi sonraya bırakarak) şudur; tam belirli olmayan, eksikli ölçümlere dayalı Bilim bilgisi ile evreni tam olarak anlayamaz, tam bilimi kuramayız.

(#1) “significant figures” Bkz., https://www.google.com/search?q=significant+figures&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&oq=significant+&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUqBwgCEAAYgAQyBwgAEAAYjwIyBwgBEAAYgAQyBwgCEAAYgAQyBwgDEC4YgAQyBwgEEAAYgAQyBwgFEAAYgAQyBwgGEAAYgAQyBwgHEAAYgAQyBwgIEAAYgAQyBwgJEAAYjwLSAQg3MTk4ajBqN6gCALACAA&sourceid=chrome&ie=UTF-8

(#2) https://www.google.com/search?q=%C3%B6l%C3%A7%C3%BCm+hatalar%C4%B1&sca_esv=ef29f624651829e3&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&sxsrf=ANbL-n6ObL1mmUisSqMfXYM1qpfVH5AWpQ%3A1777313128524&ei=aKXvad3bH8COxc8PyIrPsAs&ved=0ahUKEwjdr7itz46UAxVAR_EDHUjFE7YQ4dUDCBA&uact=5&oq=%C3%B6l%C3%A7%C3%BCm+hatalar%C4%B1&gs_lp=Egxnd3Mtd2l6LXNlcnAiEsO2bMOnw7xtIGhhdGFsYXLEsTIIEAAYgAQYywEyBhAAGAcYHjIEEAAYHjIFEAAY7wUyBRAAGO8FMgUQABjvBTIFEAAY7wUyBRAAGO8FSIcCUABYAHAAeACQAQCYAdEBoAHRAaoBAzItMbgBA8gBAPgBAZgCAaAC2wGYAwCSBwMyLTGgB8IEsgcDMi0xuAfbAcIHAzMtMcgHCIAIAQ&sclient=gws-wiz-serp

(#3) Ölçümlerdeki “hatalar”, Gauss dağılımı sıcaklıkla ilgili olabilir. Yani, mutlak sıcaklığa (yaklaşık -273 Celcius derece) yakın sıcaklıktaki ölçümlerin “hata” dağılım eğrisinin Yer’dekilere kıyasla daha dar olacağını öngörmekteyim. Bu da gayet güzel (‘chalenging’) bir Nasa projesi olabilir. “Önersem mi?” diye düşünmedi değilim. Ama sonucun ne bana ne de ülkeme bildirilmeyecek olduğu, yarar sağlamayacak olduğu kanısı taşıdığımdan ötürü yapmadım. Dileyen yapabilir.

Evren mi, kozmoz mu?

Evreni ne sandığını söyle, senin ne olduğunu söyleyeyim.

Parmağımın ucu evrene ait değil mi?

Üstte gözlendiği gibi, çoğu insan kendini evrenin parçası, evrenin mahsûlü (ürün, ‘product’) olarak görmüyor.

Evreni tam olarak anlayabilir, tam bilimi kurabilir miyiz? -4-

Gövdemizin bir parçası olan kolumuzu tam olarak anlayabilir, kavrayabilir miyiz? Peki ya kalbimizi? Öd kesemizi? (#1) Hele hele, herhangi bir hücremizin içinde neler olup bittiğini tam olarak anlayabilir, kavrayabilir, tam olarak bilebilir miyiz?

(#1) https://www.google.com/search?q=%C3%B6d+kesesi&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&oq=%C3%96d+kese&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUqBwgBEAAYgAQyBggAEEUYOTIHCAEQABiABDIICAIQABgWGB4yCAgDEAAYFhgeMggIBBAAGBYYHjIICAUQABgWGB4yCAgGEAAYFhgeMggIBxAAGBYYHjIICAgQABgWGB4yCAgJEAAYFhge0gEJMTAxOTNqMGo3qAIAsAIA&sourceid=chrome&ie=UTF-8

Evreni tam olarak anlayabilir, tam bilimi kurabilir miyiz? -3-

Acaba fizikçilerin, diyelim ki, A. Einstein’ın zekâ düzeyi daha yüksek olsaydı, örneğin IQ’su iki kat, üç kat, beş kat daha yüksek olsaydı; bugünkü Fizik bilgimiz daha mı gelişmiş, tama daha mı yakın olurdu? Hatta, diyelim ki 125_150 kat yüksek olsaydı, yani 125_150 Einstein birlikte, bir arada çalışmış olsaydı ne olurdu? Bugünkü Fizik bilgimiz çok daha mı ileride olurdu?

Yoo! Hemen hiç bir fark olmazdı!
Bugünkü Fizik bilgimiz zaten 125_150 Einstein kadar zeki insanların eseri. Buyrunuz, Fizik Nobel sahiplerini inceleyiniz: https://tr.wikipedia.org/wiki/Nobel_Fizik_%C3%96d%C3%BCl%C3%BC_sahipleri_listesi

Evreni tam olarak anlayabilir, tam bilimi kurabilir miyiz? -2-

İnsan evladı, Fizik bilgisi edinmeye, yerdeki taşı alıp hasmına ya da avına fırlatmasıyla başlamış olsa gerektir. Taşın dümdüz gitmeyişi, bir süre sonra ve mutlaka yere düşüşü, gayet ilgi çekici konular olarak varlığını günümüzde de sürdürüyor. Örneğin, o fırlatılan taşın niçin yere düştüğü sorusuna verilen, uzayın kütle tarafından büküldüğü biçimindeki yanıt, kütle-uzay arasındaki ilişkinin netlikle ortaya kon_A_mamış olması nedeniyle hayli eksiklidir.
Bütün bunlarla birlikte, insanın nesneleri fırlatış uzaklığı; Bilim bilgisi, teknolojinin gelişmesiyle doğru orantılı olagelmiştir. Taş, ok_yay, top ve tüfek gibi ateşli silahlar, uçaklar, roketler darken bugünlere geldiğimizde, eriştiğimiz düzey şudur: Yer yüzünden en uzağa erişen insanlar yaklaşık 400 bin kilometer kadar uzaklaşabilmiş (#1), en uzağa fırlatılmış yapay uydu ise Güneş Sistemi sınırlarını aşıp Dünya’dan 25 milyar kilometre kadar uzağa gidebilmiştir. (#2)
Ne var ki, bu adımlar insanlık için büyük olsa da en miniğinden Samanyolu Gökadası ölçütleriyle kıyaslandığında gayet önemsiz kalmaktadır. Bu da, Bilim bilgisinde şu an ne denli geride olduğumuzun, evrene ait edinilecek daha ne çok bilginin olduğunun göstergesidir elbet. (#3)

(#1) https://www.google.com/search?q=d%C3%BCnyadan+en+uza%C4%9Fa+giden+insan&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&oq=d%C3%BCnyadan+en+uza%C4%9Fa+giden+insan&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIHCAEQABjvBTIHCAIQABjvBTIKCAMQABiABBiiBDIHCAQQABjvBTIHCAUQABjvBdIBCDM0OTZqMGo3qAIIsAIB8QVYEw19eUJXZA&sourceid=chrome&ie=UTF-8
(#2) https://www.google.com/search?q=d%C3%BCnyadan+en+uza%C4%9Fa+giden+uzay+arac%C4%B1&sca_esv=bab5d0a3aacebeff&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&sxsrf=ANbL-n40lpBj3x7hcMPmVk_54syW3F45MA%3A1777298942805&ei=_m3vadzrMOaIxc8PoeWHwQE&biw=1366&bih=641&ved=0ahUKEwjc4pTBmo6UAxVmRPEDHaHyIRgQ4dUDCBA&uact=5&oq=d%C3%BCnyadan+en+uza%C4%9Fa+giden+uzay+arac%C4%B1&gs_lp=Egxnd3Mtd2l6LXNlcnAiJWTDvG55YWRhbiBlbiB1emHEn2EgZ2lkZW4gdXpheSBhcmFjxLEyBxAAGIAEGBMyBRAAGO8FMgUQABjvBTIFEAAY7wUyBRAAGO8FMgUQABjvBUiyB1AAWABwAHgAkAEAmAGJAaABiQGqAQMwLjG4AQPIAQD4AQL4AQGYAgGgApoBmAMAkgcDMC4xoAezA7IHAzAuMbgHmgHCBwMzLTHIBw6ACAE&sclient=gws-wiz-serp
(#3) “BÜYÜK PATLAYIŞ” başlıklı yazımızdan (bkz., Fizik –10– https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/11/30/buyuk-patlayis/) şu aktarmayı yapmak tarışılan konumuza uygun düşebilir.
Bazı kaynaklarda Arşimet’e, bazı kaynaklarda da Tales’e atfedilen şu önermeye ne dersiniz? “Dünya’nın tam bir küre olduğunu varsayalım ve Ekvatoru baştan sona kat eden bir halat dolayalım. Diyelim ki, Ekvator uzunluğu E=40bin kilometre ve tam da aynı uzunlukta bir halatımız var. Bu durumda halatımızın uçları bir birine ancak değmektedir. (Küresel Dünya’da kutuptan kutuba geçen bir çemberin uzunluğu da Ekvatorunki kadar olacaktır.) Şimdi diyelim ki, bu halatı Yer’in her noktasından bir metre kadar yükseltmek istiyoruz. Halat uçları kaç metre (kilometre) kadar açılır veya halata kaç metre (kilometre) kadarlık ekleme yapmalıyız?”
Yanıt kolay; sadece 6,28 metre (=2π). Ama sanki çok daha uzun bir ekleme yapılması gerekliymiş sanılabilir hesap yapmazdan önce. Bunun nedeni, 6,28 metrenin biz insanlar için önemli ama Dünya için ihmal edilebilir bir uzunluk olmasıdır. Dünya’nın yaklaşık 6378 kilometre olan yarı çapı yanında esamesi bile okunmaz.

Evreni tam olarak anlayabilir, tam bilimi kurabilir miyiz? -1-

Hemencecik söyleyeyim: Hayır! (#0)
Niçin mi?
Bakınız; doğrudur, Bilim (=Fizik) bilgisi ona sahip olan insanlar için gelmiş geçmiş en büyük güçtür. Henüz çok genç olan mevcut Bilim bilgimizin (#1) eriştiği aşamayı göstermek açısından şu iki örnek yerinde olabilir: Binlerce kilometre öteden gayet duyarlı tıp ameliyatlarını gayet başarıyla yürüten robotlar (#2) ile Dünya’nın orasına burasına istiflenmiş (#3) ve tüm Dünya’yı bir kaç kez un ufak edebilecek kapasitedeki nükleer silahlar.

(#0) Tabii ki “Bence!”. Ne ki, bu sözcük bu blogdaki hiçbir yazıda, hiçbir tümcede yer almaz. Çünkü, söylediğim, yazdığım herşey tabii ki, bencedir.
(#1) Yapının kuruluşu, en yakın 300 yıl önceye tarihlenebilir.
(#2) https://www.google.com/search?q=ameliyat+yapan+robot&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&oq=ameliyat+yapan+robot&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyCQgAEEUYORiABDIICAEQABgWGB4yCAgCEAAYFhgeMggIAxAAGBYYHjIICAQQABgWGB4yDQgFEAAYhgMYgAQYigUyDQgGEAAYhgMYgAQYigUyDQgHEAAYhgMYgAQYigUyDQgIEAAYhgMYgAQYigUyBwgJEAAY7wXSAQgxMjQ1ajBqN6gCALACAA&sourceid=chrome&ie=UTF-8
(#3) Toplamın ne kadar olduğu bilinmiyor. Bkz., https://www.google.com/search?q=sipri&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&oq=SIPRI&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUqBwgAEAAYgAQyBwgAEAAYgAQyBwgBEAAYgAQyBwgCEC4YgAQyBwgDEAAYgAQyBwgEEAAYgAQyBwgFEAAYgAQyDwgGEC4YChjHARjRAxiABDILCAcQABgKGAsYgAQyCwgIEAAYChgLGIAEMgsICRAuGAoYCxiABNIBCDExNzBqMGo5qAIAsAIA&sourceid=chrome&ie=UTF-8

Neredeeeen nereye!

İlk gençlik yıllarımda, Wilhelm Reich’ın “Bedensel Boşalmanın İşlevi”ni İskenderun Demir Çelik Fabrikası bahçesinde okuduğumda, “Sizin ayrıca bir gövdeniz yok. Siz bizatihi bir gövdesiniz.” mealindeki fikrinden epeyce etkilenmiş idim.

Son beş altı yıldan bu yana da “Benim ayrıca elektronlarım, protonlarım vb. yok. Ben de tıpkı onlar gibi evren unsuruyum.” diye düşünmekle hayli eğlenmekteyim.

E, peki! Beş altı yıllık bir fikri niçin mi şimdi terennüm eyledim? Az önce bitirdiğim bir iş nedeniyle bu gün, gayet tarihi bir gün durumuna geldi benim için de, bunun için.