nasıl bir olaylar zincirinin sonucu olabilir?
Category Archives: Genel
EURUSD hakkında iki analiz:
Bir fiyat günlük dizisinde, zaman (=işlem günü t), Açılış (A(t)), Yüksek (Y(t)) ve Düşük (D(t)) cinsinden, şu iki oran (F(t) ve G(t) ilgi çekicidir:
F(t) = (Y(t) – A(t)) / A(t)
G(t) = (A(t) – D(t)) / A(t).
Elde edilen türev (ikincil) dizi, büyükten küçüğe sıralanarak (Rank Order) aynı grafikte EURUSD için gösterildiğinde EURUSD (GRAFİK 1)’de elde edilir. Bu grafikte yatay eksen 21.10.2003 günü dahil ile 02.10.2026 günü dahil işlem günlerini (5977 işlem günü) göstermektedir. EURUSD (GRAFİK 2)’de ise, aynı günler için, F(t) değerleri yatay x-eksende ve G(t) değerleri, dikey eksende gösterilmiştir. Bu grafikteki eksili değerler (sol alt köşede) ilgili veri sağlayıcının güvenilir olmadığını göstermektedir.
Yukarıdaki irdeleyimin, işlem yapılmasının düşünüldüğü çeşitli fiyat dizileri için tekrarlanması tavsiyeye şayandır.
Buradaki ilgi çekici konulardan biri, işlemlerin rassal (‘random’) olduğu varsayımına karşın üstteki grafiklerde gösterilen sonuçların düzenlilik (‘regularity’) gösteriyor oluşudur.
1995’den beri mayın tarlasında çiçek topluyor olduğumun
AI destekli 2 kanıtı:
Su, küre göbeklerinden (ekvator) niçin dümdüz aşağı dökülmüyor da küre eğimini izliyor?
BAKALIM BAKALIM!
Bu gece 00:01’den itibaren EURUSD ve USDJPY ile 00:05’den itibaren ONS ALTIN (~ONS GÜMÜŞ) ve BRENT (~CRUDE=WTIUSD) üstünde üretilecek farklı algobot AL/SAT/KAPAT sinyallerinden bazılarını kendi WHATSAPP hesabıma dakikası dakikasına yazacağım. O dakikalardaki fiyatları bilahare grafiklerinden saptamak mümkündür. ONS ALTIN ve ONS GÜMÜŞ ile BRENT ve CRUDE fiyat grafiklerinin haylice benzer olduğu bilinmektedir.
İlgili sonuçları bu gönderi altında yayımlayacağım.
Hep birlikte bakacağız; bakalım ne kadarlık sürede %kaç (sanal) gelir elde edilmiş olacak?
Sonuç için bkz., https://x.com/alarTuncay2/status/2096916136281378844
UNUTKANLIK ile YAŞAMAK
ÖN NOT: https://blog.metu.edu.tr/caglart/2026/07/12/matematik-ve-matematiklestiris-mathematization-1/ adresteki “Matematik ve Matematikleştiriş (‘Mathematization’ (#1))” konusunu, bazı mücbir sebeplerle ihmal ettim, affola! Yakında tamamlamak sözüyle…
İlk gençlik yıllarımdayken, bir ahbabım “—Yaşlılığın için kanser mi yoksa Amnesia (#1), Demans(#2) veya bunların türlerinden birini tercih edeceğine şimdiden karar versen iyi olur!” demiş idi. Zaten yeterince tuhaf bir arkadaş olduğu için, bu sözlerini fazlaca umursamış değil idim.
Geçenlerde, yine gayet tuhaf bir vesile ile bu konu aklıma gelince, orasını burasını mıncıklamadan yapamadım.
Bu yazının ileriki satırlarında arz edeceğim efe’nim!
(#1) https://www.google.com/search?q=amnesia&client=firefox-b-d&hs=hq3&sca_esv=2f1abba19fd960eb&sxsrf=APpeQnudHkW1gj5P__16LlD-dcu7ZE7l9Q%3A1786002843060&udm=50&fbs=ABfTbFVyMZGZf1hfvX9uKjN_-G8c4u0nXx4bEIpwm1lnNH832VstEKsVDqPorK0Gahnm2no1YAFtlsByIZaJlK7yr6gIQnNXX16KI5TUYfGThGd0K6TaBNoKaeqlR-RHliAO5WkdXhchaZ7LXj5xbNw4utpERj9ADCYBgOhpxN-U-yCIzSYB97__AYWb4-g6OitchKITXshqv9nn0pdfRE7HYMlPyprH6A&aep=1&ntc=1&cs=0&sa=X&ved=2ahUKEwi61JyIw4uWAxV4nf0HHU8eCKAQ2J8OegQIExAD&biw=1146&bih=638&dpr=1.62&atvm=2&mstk=AUtExfC_4gikI2RJTrp2wAtZMshfiTZQt5w2H2LPAB6HyUwCSkvoYFlGp0iVhAVvskPSnzSxQu3GxFHlpKFJzNrK6gA7iwSz3_RM20z6_mjEAFOxANZ7UgEAia6p3pDVX7xPaqnNc9LvXMyRRSAmxfK2aBBWhAbX_sfFgJkoctMJi5gSeOaXr6QwU7-cekooOeCpKWdjnMCypKcyVUstJ62IDDPTtY4QSVUSWCWeX-rZIZoyREdw_IQfr53WYL825UuDuaTPJvwf3doLhk3T89YEkacXrr-gtCduaUXl1ReveDdAnf3HdVdXj0N7lxJk6YW7Etga4WoWHfldg6K_BRbskADpyqptz0jGBFAMvV3TgnQqV4SkxOBQN7l-9_2NmFB2c74JNMh62W1pufN5oPS_Q1LV7N8xYyf3gEdHxOQS6SajlCo-J60X8Q&csuir=1&mtid=6T10ar6jNq6oi-gPiLKVsAQ
(#2) https://www.google.com/search?q=demans&client=firefox-b-d&hs=jq3&sca_esv=2f1abba19fd960eb&sxsrf=APpeQnsb5ILYGHVT8xWQstybrnM_szAqVg%3A1786003001838&udm=50&fbs=ABfTbFVyMZGZf1hfvX9uKjN_-G8c4u0nXx4bEIpwm1lnNH832cSpkWkfSwsmpNIrD_OQ-UcbyNc1IAMReVybHU31OS8Mih-_OhEBY7WyIpdvMaNa5n6OV8yv3D3DMq_YOAkei2dJwbYdL8dwPBvuLiVpOexKl-qpijyDXteBvHy72a-2C1LnizDqgWfQgOmjSn8qeKe1a08UOq0XqhiQkXMYbknnREtoUw&aep=1&ntc=1&cs=0&sa=X&ved=2ahUKEwiJ5_fTw4uWAxW-hv0HHaVuCMAQ2J8OegQIERAD&biw=1146&bih=638&dpr=1.62&atvm=2&mstk=AUtExfCnJ91OIK_h3fBsx6Bc4ZxDSXpGHr6HAIEmSO2KG43nH8b4D3ktj9Z7EtSK_MSDq6GxxXfc2YapR9r1byTlc8_vzPIDFSogIXnPhVey79PGwJa_ySmlCXFN7r6DcDPmW9pMYedSeMJiO-hoRBSEBJ5U8YqmsScpGLQKCM1mkUFf0rCDH8R34RbOzH0e266mzZHHsCtb36NiFeM18jI_gZQSmXmU2q57zdwD2JT-0kSpB-MDN-WfEtX6rQjtkeiO2COcm7uObpFXwaCbQfZSz7SqPhRx6Dp75AVUR2le9iCRXzsIbV_-q3J94IN1lyOMcM9kFJGf82FpTotPJ8RRUJplAKZaWsAYS5b7Euvg6uVbXHDXFRI8RauxtzZgd-KMYvV11LaRXcL-W7oMR9Gm5Agjx1MLnataD6Hii4XZD0pdrdwlbI3hAA&csuir=1&mtid=az50aqm6EsfAi-gPnt_RiQ4
========================================================================
Yaklaşık 50 yıllık bir ömürde yaklaşık (50*365.25*24*360=) 157788000=1.58E+08 saniye vardır. Her saniye bir anı noktasına karşılık gelse, 1.58E+08 adet anı sahibi olacaktır ilgili kişi. Bu denli anıyı zihinde (anlak) depolamak bir yana düzenlemek, gerektiğinde (hatta, gereksiz biçimde) çağrıştırarak anımsamak da epeyi karmaşık bir zihinsel (fizyolojik) donanım gerektirir. Bu paragrafın konumuzla ilgili yanı şudur: Demek ki, her saniye içinde yaklaşık bir milyar adet anıyı anımsamamaktayız. Geçici (belki de tümden) unutmuş durumdayız. Ama, yaşıyoruz.
Hoş, herhangi bir olayın (90 dakikalık bir futbol maçının) kaçta kaçını aklımızda tutabiliyoruz ki? Diyelim ki, geçen yıl Kapadokya’ya gitmiştiniz, hatta dün gittiniz. Daha iyisi, varsayalım ki, şu an oradasınız. Kapadokya anılarınızın kaçta kaçı şu an aklınızda?
Claude Monet de, belki de tam da bu nedenlerle, 1872 tarihli bir sergiye yolladığı ‘Impression, Sunrise’ (#3) adlı tablosuna ilişkin olarak “—Bakıp başınızı çevirdiğinizde aklınızda kalandan fazlası resim için gereksiz yüktür.” mealindeki savı ileri sürmüştür.
========================================================================
Bilmek ile anımsamak da ayrı şeylerdir. Bu fakir, bir Lise Biyoloji dersi sözlüsünde tahta başında iken “Zararlı Su Kaynakları” konusunda tarım ilaçları, sanayi artıkları ve benzeri bir iki maddeyi daha sıralamış ama önemli bir tanesini mümkünü yok dile getirememişti. Oysa 10 alması zaruri idi. Öğretmeni zorladı ama şu karşılığı alınca hayli güldü “—Biliyorum ama hatırlayamıyorum.” ve dedi ki, “—Biliyor olsaydın hatırlardın.”
Sevgili Biyoloji dersi öğretmeni yanılmıştı; ilgili sözcük, o tarihlerde pek yaygınca bilinmeyen radyoaktivite idi ve 9 aldıktan sonra kös kös sıraya dönerken akla gelivermişti de adeta kursakta kalıvermişti.
========================================================================
Unutuş yaşam_AN_ın vaz geçilmez bir parçası. Hayli ileriki yazı bölümlerimizden buraya bir aşırma yaparak, diyebiliriz ki, unut_A_masak yaşa_YA_mayız.
Örneğin; milyarlarca anı öbeğinden ayrıştırılmış bir minik anı yumağı aklımızdayken otomobil kullanamaz, bilgisayar işi yapamaz, iki paragraflık bile olsa bir yazıyı toparlayamaz, bırakın bütün bunları televizyonda radyoda haber dinleyemez, dizi izleyemeyiz. Herhangi bir işin başında iken, bu işle ilgisiz tüm bilgi anısını, onları anımsamak gerekene dek, geçici olarak unuturuz. O kadar ki, unuttuğumuzun bile farkında ol_A_mayız.
========================================================================
Günlük hayatın pek çok zaman diliminde ve pek çeşitli işler yaparken de diğer hemen her şeyi unuturuz. Örneğin, telefondakine “—Kusura bakma canım, acele etmeliyim. Sonra devam etsek olmaz mı? Bir işe başvurmuştum da, görüşmeye gidiyorum. On dakikaya İnsan Kaynakları’nın kapısında olmalıyım.” söylemindeki “görüşme” sözcüğünü, çoğu kez anlamını tam hissetmeden kullanırız. O, pek çok diğer sözcük arasında sıradanlaşmış, grileşmiş, anlam silikliğine uğramıştır. İşe girmenin, işe alımın zaruri, yerine getirilmesi gereken herhangi aşamalarından biri gibi durur.
Bu sözcüğün birazcık derinini düşleyecek olursak görmek edimine (fiiline) dayalı olduğunu saptayabiliriz kolayca. Yani, göz ana eksendir. İkincileyin, birden fazla sayıda kişinin gözü iş yapıyor olmalıdır ki, bir kişiye ait görmek değil çok kişiye ait andaş görmek edimi gerçekleşiyor olsun.
Söz konusu durumda, aslında, en doğru Türkçe sözcük ‘görüşüş’tür ama sesletim (telâffuz) açısından pek yeğlenmediği için az buçuk yanlışı olan ‘görüşme’ yaygınlık kazanmıştır.
Benzer başka pek çok edim sözcüğü de, kullanım sırasında anlam silikliğine uğrar. Hemencecik akla geliveren bir örnek, ‘konuşma’dır. Tek kişininkine söylemek, söylenmek denir.
========================================================================
ÖZÜR: Bu yazıya, yaşamak için unutmak zorunda olduğumuz iki gerçeği anlatmak için başlamıştım. Ne ki, dilim varmadı, varmıyor bunlardan söz etmeye. Bağışlayın.
Umarım ki, ileride devam için yeterli gücü bulabilirim.
Şimdilik, şöyle bir hoşlukla bu yazıyı sonlandırayım:
https://www.google.com/search?q=walt+disney+kahraman%C4%B1+palaz&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&sca_esv=04a529cc79eba37d&sxsrf=APpeQnvlRU2qaStRQdqrQjmkLefmfWFGAg%3A1789133517137&fbs=ABfTbFVyMZGZf1hfvX9uKjN_-G8c4u0nXx4bEIpwm1lnNH832VTJOOCxW_fyN-Q_ezyf8gKCPb62Sv4Y60wQDsMxJw_Gw7dm7dNui9ab6qt4GKvfnZmxRsTYNNAHW353_fhWdJsxsAByFBfTT_Nm7x-2VkevlmdnzZ7d93STQdHUf1ojK7SO7G0MK2I9DFdf2ZNzvvrrtY139cjfBhY1XiaAW5rJK2qFrg&vsint=&aep=1&ntc=1&cs=0&sa=X&ved=2ahUKEwjSjPrd0eaWAxXI9LsIHUc-PF0Q2J8OegQIEBAD&biw=1366&bih=641&dpr=1&atvm=2&mstk=AUtExfAdhTzfIy40M_INjOeAT9SK1PPDRnoqAGTApBbhQtDL_KvRsA_Fhlyki_uhcoxEmZ9Oc3XHgYX74f6aix2NXFbaFoGy1rYX5NGmQHzMTFWEsr_3UWmkv7nlejLXAl6xKdTNUmg7EScvBnIZHWRo_-v5Usz3_yY7YNyt9b8PgimZVob0L0Ve9XQm5o_5ucTUj0E0E-Cv0OmLP0ilCZOlfTOLQLeqg_7NGSvZBzIu3R-oyKubWW7gunhQv_sPr1gFAacvzixHwqgv2rhQGbCvOUIzaxKkYhqgqrmqT_9tW1B-qD0HrgRszSXO-yqiTjf7IFgoYzjAGAgPxg&csuir=1&mtid=0AKkasmvLpv97_UPwvmWwQU&udm=50#sv=CBwSowgKzwQSzAQKjARBSmlUNHRMbHBqSnNDRlZWREJXYzhfaE9IOUlPT00yNVRpZWZONzhRcmhhX0RmRXlNQXpMaG45bFdIZDFyNmlqZE96dkloOHpob1pub3hoamJ6Y2RRSDNUS2NJbHljX25ORGhSMmd2bXZTUVN6Z3dzN0laenNkZTJrWDBZcHRhc25PRjlKeV9DcG5DV2c1RzhVbno3cFpkLXo4cDdDR0x6UGZ2SU1KajF3WHpKNjh6aWtuZUU5UV9VQmhGWGg5NHBfQWdfZFJzSThOUTlzVTNTc1BLS2RfR1RHcmR3NVB6dkFJbHJGN2Z0UHhTaFRSTFdwT1Nuei1YRUVaQ0Nxd3ZHRVJabDJnY3lWb3RyVGNEckswbVo4bmN5TmpPNFVBdE9wcVZ3YTZmNVpLRzRmTVJtdEtzdkluNUJxaUtkam1ucmJXdzRJOGM4X3JPeFdXYktvajVpakRFRnd1d09jTTBUVFhZc2ZZZS1zemxNYXVpVndMY1RlV2I5M2ZGaWk3dEZ6YXFnRmZ6ZmQ0YXc3Y0lneVJYQWtyUzQ1UDJTV1pPYmhEZGxhaFNGMlZrMnV1WGs5VjRSRVcyOEk2LXN0Q29FWkZSZ3pqZkFQX1l3S3BmWWZDX05Qbi1qcXJLYWtpR2J1dDdyR3VKMjVYZHJqcHp0Z1V1U2w4Y2RzNU5tWXgzQnRuTzJIREJKY2hUSxIXUkFPa2FvV2lJZm1wOXU4UHBzaW80UXMaIkFEc3I5ZlIwSkl2RV91aXBRNUFYNnhTV0RrN09CbWNXcFESBDc4NTQaATMiCQoEc251aRIBMSISCgFxEg1IZXJrw7xsIFBhbGF6IhEKBWtnbWlkEggvbS8wcGM2aiLbAgoEbXN0axLSAkFVdEV4ZkJXcmVBamlPRHZzY3lXeE8wamVtamhCWktxUWg0TjhHYldpcmZTWGx3Q3ZwZ0pQS2RMSnI5WldSVHBqcmh2aVM2Y1F3ZFF1ZHhVZ0pEanZkRmVtOHNPMXpoaFFXaC1XNFlnSDJZdHlhVkFaRGt0M2tlTTVTcW51RUt6YTVGelRIREF4Ynh2VXhkd2VjV2dfbnBsVVpYTGlXWlpBcnRIOXk3eXV6dGRNWkVUYVV1ZWdOZkRBNS1EekNIZFNPMk8zbDJWNExmRDVvWkthaTRHeVRRbnZsaXhvbjh4SGM0bWY1NjJiVlJVQm1sM2RNbDJHTnpiRzlreEEyZGlyWXh1T1FXdlpJYzRtamVrYjllZUdkVlFwWTR6cFdqaENjM18wX0FHVFpqempxLWphQVFpNmEzMm5aLWN3STVyQ3J3d19ocWg1NTdqaHZoeHl3IgcKA3VkbRIAIhwKBmNsaWVudBISdmlzZS1lbnRpdHktdmlld2VyIg0KBnNvdXJjZRIDYWltKAEYRSCQrvSjAQ
c
Şu önerme, önceki bazı yazılarımızda da değinildiği gibi, yanlıştır. “Herhangi bir yönde sabit hızla giden bir okun boyu kısalır çünkü o yöndeki uzay, gidişe dik yönlerde değişiklik olmazken, büzüşür.(Okun zamanı da yavaşlar.)” A. Einstein’ın da bu önermeyi destekleyecek herhangi bir önermesi yoktur.
İkincileyin, uzay_zaman (“space_time”) gerçeklik (“reality”) olmayıp, sıradan bir matematiksel modeldir.
İLANDIR
X, YOUTUBE ve INSTAGRAM’da (REELS)
birlikte yayımlanacak kısa (5, 10
dakikalık) finans içerikli vidyolarda görüntülü
seslendirme yapabilecek, yani metni
okuyacak “presentable” yani sesi, yüzü
ve duruşuyla olumlu etki yaratabilecek,
güven telkin edebilecek kişiler arıyoruz.
İlgilenenler bu yazı altına “reply” bırakabilir
ya da caglart@metu.edu.tr’ye ileti yollayabilir.
Üçüncü Limit
Yitik
Hiçbir eşyasını kaybetmemiş, yitirmemiş insan var mıdır? Vardır! Özel olarak ve çok kıymetli, pahalı, çeşitli mücevherle süslü eşyalarını bilerek ve isteyerek kaybetmiş insan var mıdır? Evet, Heredot Tarihi’nde anlatıldığı ve bu fakirin yazdığı ikinci tiyatro oyunu olan ‘Sahip ve Köle’de nakledildiği üzere Mısır Firavunlarından Amasis (#1) tekneyle Nil nehrine ve denize açılıp en kıymetli mücevherlerini suya atarmış, yitirişin acısına alışmak için.
Gelgelelim bu fakir, geçenlerde güneş gözlüğünü kaybetti, iki gün boyunca aramadığı yer sorgulamadığı dükkân bırakmadı. Yok, hiçbir yerde bulamadı. Hayır, maddi değeri yüksek bir şey de değil ki, bulan sevinsin. Her güneş gözlüğü herkese de yakışmaz ki, bulan kullansın. E, o zaman? Ne, o zaman? Yok işte, gözlük yok!
Hayıflanışımın iki nedeni vardı. Her şeyden evvel, herhangi bir şey yitirmek başlı başına hüzünlendirici. İkinci ve asıl neden ise, daha önce kaybettiğim 10 değişik eşyamı sonradan bulmuştum. Ama, 11. kayıp eşyamı anlaşılan o ki, bulamayacaktım. Bir tansık sona ermişti adeta. Bundan sonra ne olabilirdi ki? Her eşyamı yitirip, geri bulamayabilirdim artık…
Hayır, böyle olmadı! Bir parkta düşürmüşüm ve orada tamirat ve iyileştirme yapan işçiler bulmuş da muhtara teslim etmiş.
Kendimi bildim bileli, taa lise günlerinden (sevgili peder beyle bir kavgamdan) beri ağlamamıştım. Gözlüğümü bulunca göz yaşlarım boşandı. (Zaten gayet sırılsıklam günlerdeydim!)
İşte şu iki şeyle ve ama başka hiçbir şeyle değil, övünürüm; bu yaşımda dakikalar boyu bacaklarımı yorulmaksızın zemin sıfırında makaslar açarak hareket ettirebilir durumdayım ve 11 kez kaybettiğim(i sandığım) eşyalarım geri döndü!
Dostlar! Biriniz bu fakire bu olayları(n nedenini) açıklayabilir mi lütfen?!
(#1) Sevgili Sabri Kaliç oynamıştı bu rolü.
Yeni Limit
“Matematik ve Matematikleştiriş (‘Mathematization’ (#1))” başlıklı yazımıza yakında devam edeceğiz. O zamana dek bkz.,
https://x.com/alarTuncay2/status/2078943544488661396
https://x.com/alarTuncay2/status/2078943544488661396/video/1
https://x.com/alarTuncay2/status/2078943544488661396/video/2
Yahut en kısa yol olarak:




