Monthly Archives: May 2026

Takke bilmecesi

Üstteki vidyoyu izlerken, ilk yazdığım ve ilk ödül aldığım “Maviş’in Bebekler” adlı tiyatro oyununda kullandığım şu bilmece aklıma geldi:

https://www.google.com/search?q=%C3%BC%C3%A7%C3%BC+siyah+ikisi+beyaz+takke+bilmecesi&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&oq=%C3%BC%C3%A7%C3%BC+siyah+ikisi+beyaz+takke+bilmecesi&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIHCAEQABjvBTIHCAIQABjvBTIHCAMQABjvBTIKCAQQABiABBiiBDIHCAUQABjvBdIBCDExNjdqMGo3qAIIsAIB8QVQ99nb1yn29vEFUPfZ29cp9vY&sourceid=chrome&ie=UTF-8

Aynı bilmece, 3 değil de daha kalabalık bir grup (N katılımcı) için nasıl olurdu?

Bilim ve Dinler Tarihi uzmanlarına soru!

“Bazı minik itirazlar!” başlıklı yazımızdaki (#1) vidyonun başında Celâl Şengör’ün “—Bilimlen din çelişemez. Mümkün değil.” deyişinden esinlenerek, soruyorum: Kutsal Kitaplar’da matematik niçin yer almıyor? (#2)

(#1) https://blog.metu.edu.tr/caglart/2026/05/07/bazi-minik-itirazlar/
{#2) Kutsal kitaplarda pi sayısı, doğrudan 3,14159… şeklinde geçmez, ancak bazı ayetlerde geometrik tasvirler (çevre/çap oranı) veya gematria (harflerin sayısal değeri) yöntemleriyle pi sayısına atıfta bulunulduğu iddia edilir. En bilinen örnekler Tevrat’taki 1. Krallar 7:23 ayeti (pi=3) ve Kuran’daki bazı kelimelerin sayısal değerleri üzerinedir.

Bkz., https://www.google.com/search?q=kutsal+kitaplarda+pi+say%C4%B1s%C4%B1&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&oq=kutsal+kitaplarda+pi+say%C4%B1s%C4%B1&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIKCAEQABiABBiiBDIHCAIQABjvBTIHCAMQABjvBTIHCAQQABjvBTIKCAUQABiABBiiBNIBCDkwNTRqMGo3qAIAsAIA&sourceid=chrome&ie=UTF-8

Bir minik kuşku!

Astronomlar (#1) uzayın, bizden her yönde ve her uzaklıkta tıpatıp aynı (‘isotropic and uniform’) olduğu kanısındadır. Bu kanıyı destekleyen pek çok deney ve gözlem mevcuttur. Ama, bunların tümü bize yakın uzay bölgelerinde, eni konu Güneş Sistemi içinde yapılmıştır.

Uzayın bizden uzak yerleri de böyle midir acaba? Örneğin, en uzaklardaki ışık hızı ne kadardır? Dahası, oralarda da sabit midir? Bilmiyoruz. Böyle olduğunu sanıyoruz veya varsayıyoruz. Ama ışığın su içinde ve cam içinde daha düşük hızla hareket ettiğini biliyoruz. (#2)

Konumuzun bu aşaması şu iki nedenle önemlidir. İlkin, hani “Deney ve tam Bilim” başlıklı yazıda (#3) “Einstein kuramınca Güneş’in uzayı bükerek arkasındaki bir yıldızdan gelen ışığı çektiği de kaç kez gözlemlenmiştir?” diye sormuştuk ya; işte bu sorunun yanıtı “Bir kez yeter!” olabilir, eğer uzayın her bölgesi tıpatıp bir başka bölgesi ile aynı ise. Yani, “Burada olan tıpatıp orada (da) oluyordur.” görüşü kabul edilebilir, bu koşul altında.
Bu hususla ilgili mühim bir ayrıntı şudur: Bizim çevremizdeki evrensel kütle yoğunluğu ortalaması bir metre küplük hacim başına bir iki Hidrojen atomunun kütlesine denktir. (#4) İşte bu ortalama yoğunluğun evrenin her yerinde aynı olup olmadığını bilmiyoruz ki, örneğin en basitinden, bu yoğunluk değişiklik gösteriyorsa ışık hızı da değişiklik gösteriyor olabilir.

İkincileyin; evrenin tümüyle, sayısı yaklaşık 100 kadar olan

atomlardan yapılı olduğunu sanıyoruz. Kaldı ki, örneğin atom numarası 92 olan Uranyum ve ona komşu pek çok element ışıletkindir ve çabucak bozunur. Yine de, en fazlası 100 kadar atomun evrendeki bunca değişikliğin ana maddesi olduğundan kuşkulanmak yersiz midir?

(#1) Astronom, Astronomi ile uğraşan kişi; Astronomi de Gök Adlandırmak anlamındadır.
(#2) https://www.google.com/search?q=%C4%B1%C5%9F%C4%B1%C4%9F%C4%B1n+sudaki+ve+camdaki+h%C4%B1z%C4%B1&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&oq=%C4%B1%C5%9F%C4%B1%C4%9F%C4%B1n+sudaki+ve+camdaki+h%C4%B1z%C4%B1&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIKCAEQABiABBiiBDIHCAIQABjvBTIHCAMQABjvBTIHCAQQABjvBTIKCAUQABiABBiiBNIBCTEwMDY2ajBqN6gCCLACAfEFlOoaoWkgpOU&sourceid=chrome&ie=UTF-8
(#3) https://blog.metu.edu.tr/caglart/2026/05/02/deney-ve-tam-bilim/
(#4) https://www.google.com/search?q=evrenin+k%C3%BCtle+yo%C4%9Funlu%C4%9Fu&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&oq=evrenin+k%C3%BCtle+yo%C4%9Funlu%C4%9Fu&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIHCAEQIRigATIHCAIQIRigATIHCAMQIRiPAjIHCAQQIRiPAtIBCTEwMTIyajBqN6gCALACAA&sourceid=chrome&ie=UTF-8
Ayrıca;
https://www.google.com/search?q=proton+k%C3%BCtlesi&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&oq=proton+k%C3%BCtlesi&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyCQgAEEUYORiABDIICAEQABgWGB4yCAgCEAAYFhgeMggIAxAAGBYYHjIICAQQABgWGB4yCAgFEAAYFhgeMggIBhAAGBYYHjIICAcQABgWGB4yCAgIEAAYFhgeMgoICRAAGAoYFhge0gEINjU4MWowajeoAgCwAgA&sourceid=chrome&ie=UTF-8

Bazı minik itirazlar!

1. İTİRAZ:
Evrimden söz edilirken hep hayvan türlerinin kökeninden söz edilir, bitkiler anılmaz.

Zigot ile spermden başlayıp, evrimin tartışıldığı zamana geliş sanki hiç olmamıştır.

“Yaşayış (yaş alış) tamı tamına evrimdir.” kim farkında?

2.İTİRAZ

“Filozoflar dünyayı yalnızca çeşitli biçimlerde yorumladılar, oysa asıl mesele onu değiştirmektir.” Karl Marx

https://www.google.com/search?q=Filozoflar+d%C3%BCnyay%C4%B1+yaln%C4%B1zca+%C3%A7e%C5%9Fitli+bi%C3%A7imlerde+yorumlad%C4%B1lar%2C+oysa+as%C4%B1l+mesele+onu+de%C4%9Fi%C5%9Ftirmektir&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&oq=Filozoflar+d%C3%BCnyay%C4%B1+yaln%C4%B1zca+%C3%A7e%C5%9Fitli+bi%C3%A7imlerde+yorumlad%C4%B1lar%2C+oysa+as%C4%B1l+mesele+onu+de%C4%9Fi%C5%9Ftirmektir&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIHCAEQIRiPAjIHCAIQIRiPAtIBCDE1NzhqMGo3qAIIsAIB8QWN-8urluPvbw&sourceid=chrome&ie=UTF-8

ODTÜ Marx’ı destekliyor.

Lâkin zahmete gerek yok ki! Dünya kendiliğinden değişiyor. Hem de durdurulamaz biçimde.

Son iş!

“Neredeeeen nereye!” başlıklı yazıda (bkz., https://blog.metu.edu.tr/caglart/2026/04/26/neredeeeen-nereye/) sözü edilen işin türlü çeşitli sınamaları, testleri de bitti. Anlık veri (‘tick data’) kullanan gayet başarılı bir botumla gayet uyum içinde çalışan yine anlık veri kullanan yeni botumu birlikte, XAUUSD, XAGUSD, WTIUSD (USOIL), BRENT (UKOIL) üstünde çalıştırarak başarı parlaklığını fevkaladenin fevkine yükseltmek mümkün oldu.

Göz alıcı iki başarıdan ilki, bu iki botun birbirini engellemeden, kesmeden birlikte çalışabiliyor olması nedeniyle; olur a, bir bot ‘liquidity provider’ veya ilgili kurum tarafından saptanıp engellense ve hatta bozulsa bile, diğeri tıkır tıkır çalışmaya devam edecektir. Diğer başarı ise, anılan botların ikisinin de çalkantısı (‘volatility’) hayli yüksek finans araçları üstünde çalışıyor olmalarıdır.

Futbol maçı ve Matematik

Herhangi bir futbol maçının herhangi bir bölümünü vidyo (dilediğiniz kadar çok sayıda olabilir) kaydına aldığınızı varsayalım. İster pek çok kez tekrarlaya tekrarlaya izleyerek ister de bir tanesini izleyerek anlatmaya çabaladığınızı varsayalım. Anlattığınız ile gerçek olayların örtüşme oranı ne kadardır sizce? En fazlası, ne kadar olabilir?

Matematik ile ilgili Fizik olayları arasındaki örtüşme oranı daha mı fazladır sizce?

Deney ve tam Bilim

Birkaç yazıda, herhangi bir kuramı kanıtlamak için kaç kez deney yapılması gerektiğinin belirsiz, tanımsız olduğundan söz etmiş idik. Bir tek olgu, herhangi bir kuramı kanıtlamaya yeterli olur mu? Higss bozonu tespiti için kaç adet fotoğraf çekilmiştir acaba? Einstein kuramınca Güneş’in uzayı bükerek arkasındaki bir yıldızdan gelen ışığı çektiği de kaç kez gözlemlenmiştir?

Aynı konuyu K. Poper ağzınden dererlendirerek, “Güneş’in sabahları kaç kez doğuşu, ertesi gün de doğacak olduğuna kanıt teşkil edebilir?” sorusunu yinelemiştik. Konunun püf noktası ise, Güneş doğuşunun tanımsız oluşudur.(*) Yani, örneğin yarın Güneş saat tam kaçta doğacak acaba, sizin konumunuza göre? Saat, dakika, saniye derken hangi hassalığa dek (sonuçtaki en kısa süre birimi cinsinden) inilebilir dersiniz? Falanca basamağa dek sizin rapor edeceğiniz zaman için herhangi bir başka gözlemci onay ya da ret verebilir mi? Nasıl?

(*) Müsaadenizle dikkatiniz çekeyim; Geride bırakılan Güneşli sabahların sayısı arttıkça, aslında Güneşsiz sabahlara yakınlaşılmaktadır.

3. ne olabilir?

Bilim (Fizik) bilgimizin tam gelişebilmesinin önündeki 3 engelden biri insan zekâsının (zihin, anlak, dimağ) yetersizliği. Pek çok kez değinmiş olduğumuz gibi; sayıları, nokta, çizgi gibi geometrik şekilleri gerçek sananımız çok. Evrende SONSUZ enerji yokken fizik denklemlerinde SONSUZ enerji gani gani kullanılmakta. Dünyanın yarısında anlı şanlı Matematik Prof.ları 0,999… sayısının 1 sayısına eşit olduğuna inanmakta, anlı şanlı ‘uluslararası ve hakemli’ Matematik dergilerinde sayısız sözüm ona kanıtını yayımlamakta, derslerde belletmekte, buna göre de sınav yapmakta; yani, gençleri elemekte. (*)

İkincileyin Bilim bilgisinin ölçüme yani niceliğe dayalı olma zorunluluğu varken, hassalıklı ve kesinlikli ölçüm yapmak olanaksızdır. Çünkü, evrenin her unsuru diğer unsurlarıyla karşılıklı etkileşmekte (‘mutual interaction’). Ne ölçümcü sabit, ne ölçüm aygıtı ne ölçümü yapılacak olan unsur.

Bütün bunlar yetmezmiş gibi, üçüncü sebep de var.

Pekiii, 3. nedir, ne olabilir?

(*) 0,999… sayısı 1 sayısına eşit olsa, her ikisine A gibi herhangi bir sayı ekleyerek pek çok yanlış ‘sözüm ona’ eşitlik elde edilebilir. Örneğin 2,999… sayısı da 3 sayısına eşit olurdu. Bu durumda, arzu edildiği kadar çok sayının başka sayılara eşit olma gereği ortaya çıkar ki, bu da sayı sistemini kullanıl_A_maz hale çevirir.