Category Archives: Genel
GROK şunları da yumurtlamış:
* Her finans modeli gibi geçmiş veriye uydurma (overfitting) riski taşır.
Doğrudur!
Yakında yazıp yayımlamayı planladığım bir yazıda, Fizik Bilgisi’nin de tıpatıp bu fakirin modellemelerinde kullandığı ‘geçmiş veriye uydurma’ yöntemini izlediğinden söz edecek idim. Çünkü her teori, önceki deneylere dayalıdır ve yeni deneylerle sınanarak ilerleyiş sağlanır. (#1)
Yani, ‘geçmiş veriye uydurma (overfitting)’ olayı(<–bilerek seçilmiş bir sözcük) finans modellerinde olduğu kadar tüm Bilim Bilgisi modellerinde de mevcuttur. Eh, ne yapalım ki, bu nâdan insanların zekâsı ancak buna yetiyor.
(#1) Dikkatlere şâyandır; Bilim Bilgisi’nde tek bir aykırı sonuç veren deney kuramı çökertebilirken, finans alanında bu ZARAR demektir ve lâkin sineye çekilip devam edilir. Finans alanında gol yemek çok da önemli değildir. Elverir ki, maçı kazanasın ve hele hele ligi şampiyon olarak tamamlayasın.
Arşın burada, Halep nerede?
https://x.com/alarTuncay2 adresli bir ortamı (yeniden) kullanmaya başladım. Önceki gönderilerimi sildim. Bundan sonraki dönemin ilk mesajı alttaki gibidir.
Resim açıklaması:
GROK’un bazı konulardaki açıklamaları içeren ekteki notların bir bölümü tam doğru değil. Örneğin, GROK demiş ki, “Hiçbir model %100 güven vermez.”
Bak hele!
Bir saniye sonra yaşıyor olacağının %100 güveni var mı?
Dahası, velev ki %100 değil ama %99. Kısacası, “GROK’un sözleri kendi kulağına gitmiyor.”
Neyse, çok kızdım!
Bu nedenle burada bir botumun GARAN ve XU030 üstünde verdiği AL ve SAT sinyallerini, bu sinyallerin oluşmasından mümkün olan en kısa sürede, burada yayımlayacağım. Bakalım bakalım, GROK mu haklı, bu fakir mi?
SONRADAN NOT: https://x.com/alarTuncay2 yüklediklerim her nasılsa ve her ne içinse https://x.com/KarsiyakaYaka hesabında beliriyor. Ayrıca bu ortamlarda önceki günlerdeki yüklemelerin saati belirtilmiyor. Oysa WhatApp’da var! Bu nedenle WhatApp’ı da teyit maksatlı kullanmakta yarar var.
Fiyat bölü fiyat = ?
Biz Yer üzerinde yaşıyoruz, üstünde değil. Ama XU100 üstünde getiri sağlayabilecek hisseler olabilir ve lâkin hiçbir hisse endeks üzerinde getiri sağlayamaz.
Herhangi bir hissenin herhangi bir endeksten daha fazla getiri sağlama potansiyelini ölçmenin yollarından biri fiyatlarını aritmetiksel olarak bölmektir; tabii ki, birimlerinin aynı olması (‘Local Currency Unit’) koşuluyla.
Örneğin, pek çok yakın zamanlı raporda BIMAS’ın XU030’dan daha yüksek getiri sağlamasının beklendiği yazılıdır. Hemen alttaki grafiklere (XU030/BIMAS solda, BIMAS/XU030 sağda) dayalı olarak BIMAS’ın gerçekten de XU030’dan daha yüksek getiri sağlamış olduğu görülebilir. Dahası, bu eğilimin önümüzdeki günlerde süreceği barizce beklenir.
Yukarıdaki yaklaşımı XAGUSD ve WTIUSD çiftine uygulasak ne görürüz dersiniz?
Alttaki grafiklerde (WTIUSD/XAGUSD solda, XAGUSD/WTIUSD sağda) görüleceği gibi Gümüş ve Crude fiyatları son aylarda birbirini ezmeden çalkalanmış ve lâkin Gümüş fiyatları neredeyse beş yıllık dönemlerle petrol fiyatlarını hem de giderek ivmelenip ezip durmuş. Dahası, ayan beyan ortada ki, XAGUSD/WTIUSD 0.25 değerine (ki, bu değerin birimi yoktur) yaklaştığında Gümüş AL zamanı yaklaşmış demektir.
İki minik soru
Müzik ile Fizik
Derslerimde de pek çok kez konu edinmiş idik: Arap Müziği’nde, oyun havalarında bile alttan alta deve yürüyüşü işitilir. (#1) İspanyol Müziği’nde at yürüyüş ya da koşu adımları alttaki ritimdir. ABD (özellikle erken) Jazz, Soul, Blues Müziğinde tren sesi, tren düdüğü ritmin kaynağıdır. Türk Sanat Müziğimizde ise, şadırvan, su sesi pek çok eserde işitilir. (#2)
Müzik anlayışlarındaki bu ayrımlar tabii ki, insanların birey değil grup halindeki davranışının ürünleridir. En yakındaki yaygın periyodik seslerin o toplum müziğinin ritmi olması doğaldır.
Bu konunun Fizik ile ilgisi de şudur: Acaba biz insanların evren anlayışı da biz insanların akıl (zeka, zihin, anlak) yapısı tarafından da biçimleniyor (filtreleniyor) olabilir mi? (#3) Yani biz insanlar böyle olduğumuz için mi evren anlayışımız öyle?
(#1) arama sözcüğü: Arap Müziği
(#2) https://www.google.com/search?q=jazz%2C+soul%2C+blues+m%C3%BCzi%C4%9Finde+tren+sesi%2C+tren+d%C3%BCd%C3%BC%C4%9F%C3%BC&sca_esv=d42cd806acf66ebe&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&sxsrf=APpeQntNLawFaMTZk8P5zztdw6KI5HvdUw%3A1782079635101&fbs=ABfTbFVyMZGZf1hfvX9uKjN_-G8cxpBkeIeqYwoCbfNVc4vKE7plZzta63Pe5DpJ3XFR9XzI_yj6fb6bfPt1x_5u3nRcvq4bRLsnJ59QppoKXKFS-HVx61oR5rPMrBMMVehYsv2nvaBrburnF_gFzuCqsmICSxrrCtVtlg5RD6SjyUUCp4I5GjI8iaHA6_HPoIVbytobJLeEkD4UjF56y0uWDpbq_ZN4ag&aep=1&ntc=1&sa=X&ved=2ahUKEwjpgfL8q5mVAxVkQvEDHQ0kM7AQ2J8OegQIEBAD&biw=1242&bih=583&dpr=1.1&mstk=AUtExfCdr5WiJWlo0P9FF_2flDmtNbFJ6PcV4hx90XDNDSKHdjy_AOw8cB52lZnwrgoaK20oNeke3ubIVALwWegh2Et17lxUfg4Wk2BSi8ew6o6gFAcziLYJw2yrlVP7tpD9oAv8TbDLOWQ_Wryp5_F0NAxWWLYE2w5MUUBjFSZl3ACLGsja2nZVwTv6buclZo_nCVvZeoX0e8jJ6ZY99-aSpS-J1GtkiTQWQ_fApkRaJq8UYs0ZECnDNYJc3Th677N8-9FTudEGNZ77WdLJ3SreqLor7bYzt-89w8Q2GyBq6DQFOVbRS5v4Pr2VQIjrPHMUEVpRp-wJtGcxbQ&csuir=1&mtid=lWA4aoXuL7Odi-gP1Krg8QY&udm=50
(#3) Bu konuda araştırma olup olmadığı bir yana fark etmişlik bile yok, bildiğim kadarıyla.
Taze ek bilgi ile destek
1 minik gözlem https://blog.metu.edu.tr/caglart/2026/06/13/1-minik-gozlem/ yazısında İsmet İnönü hakkındaki bilgiye destek için bkz.,
Fizik ile Müzik
kafiyeli sözcükler olmasının ötesinde gayet yakın anlamlar taşır, yaygınca bilindiği gibi. Bundan sonraki sayfalarda, işte bu anlamlara da değineceğiz. Örneğin, hemen bir önceki yazıda yer verdiğimiz Halk Müziğimiz’de Maurice Ravel’in Bolero’sunu anıştıran bazı parçaların varlığına dair olan notumuzu genişletip değerlendireceğiz.
Şimdilik, Yine Dertli Dertli (Turnalar Semâhı/Sivas) ve Yine Dertli Dertli İniliyorsun ve benzeri adlarla anılan türkümüzle kulaklarımızın pasını silebiliriz biraz biraz; bkz., solo söylenişi için https://www.youtube.com/watch?v=nQbhVs2AnQY ve koro söylenişi için https://www.youtube.com/watch?v=JoEvXkD2qT4
Tam Bilim ya da Bilimlerin Birleştirilişi (‘unification’) -1-
Hemen belirtelim, özellikle Rudolf Carnap’ın çabalayıp bir sonuca bağla(ya)madığı Bilimlerin Birleştirilişi (#1) konusu, abesle iştigaldir. İnsan tarihinde sıkça görüldüğü gibi, piramiti tepesi üstüne kurmaya çalışmaktan ibarettir. Sanki pek çok bilim var imiş de, bunların birleştirilmesi (‘integration’) iyi olur imiş de, evrenin bir dili var imiş de, ve saire, ve saire, ve saire. (#2)
Hoş “Matematik, evrenin dilidir.” diyen de çok çıkmıştır Yer üstünde. Benzeri daha pek çok şatafatlı, çatapatlı, cafcafalı, janjanlı kelâm da mevcuttur ilgili kitap ve makale sayfalarında.
Oysa, pek çok kez değindik, bırakın Matematiğin evrenin dili olmasını, (bilebildiğimiz, gözleyebildiğimiz) evrene bile ait değildir Matematik. Evrende Matematik yoktur. Matematik, evrendeki bazı düzenlilikleri (#3) izah için biz insanların uydurduğumuz, tümüyle hayâli bir kurallar silsilesidir. Hani, mesela derler ya “–Satranç’ın da bir matematiği var.” İşte bu kelâm doğrudur. Çünkü, ikisi de biz insanların koyduğu kurallar silsilesine sahiptir.
Sadede gelecek olursak; Tam Bilim Bilgisi kuruluşundaki engellerden birinin insanlığın zekâ (zihin, anlak) düzeyinin düşük oluşu gerçeğini dile getirmiştik. Bakınız, şimdi bir örnek daha verelim: Nobel Ödülü sahibi bilimcilerin IQ’ları 125-150 ortalamasıyla yaklaşık 135 diyelim. Bu şahıslar dahil, herkes için çevrilen filimler, yazılan ve sergilenen tiyatro oyunları kadrosu 15_20’yi geçmez. Niçin? Niçin mesela, 150 oyunculu film çekilmez, tiyatro oyunu yazılıp sergilenmez? Yanıt açık; çünkü, o sayıda karakteri, tipi, figürü bile insan zekâsı, anlağı izleyebilemez. Bir de bunun yanında, herhangi birindeki entrika (dolantı) çeşitliliğinin yoğun olduğunu var sayalım. Durum tam bir kâbusa, karabasana benzemez mi?
En iyi teatral temalar, en yalın olanlardır. Düşman iki ailenin çocuklarının aşkı gibi.
Oyuncu sayısı 150_200’cük kadar olan filim, tiyatro izleyemeyen, dizi filimlerin her bölümü öncesi illâ ki, özet bölümü isteyen biz nâdan Dünyalılar mı tüm evreni tam anlayacak da Tam Bilim Bilgisi’ni kuracak?
İkinci engeli de kesin ölçüm yapamayışımız ve herhangi bir teoriyi kanıtlamak için kaç deney yapılması gerektiğini bil(E)meyişimizdi. Örneğin, K. Popper’ın “Güneş’in her sabah doğmuş olması, yine doğacağının kanıtı olamaz.”ına pek çok kez değinmişdik.
Bu konulara, Bolero misali, ileride de döne duracağız. (#4) Şimdilik Ludwig Wittgenstein merkezli şu değerlendirmeyi gözler önüne sermekle yetinelim. (#5)
(#1) https://www.google.com/search?q=Rudolph+Carnap+unification+of+science&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&oq=Rudolph+Carnap+unification+of+science&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIICAEQABgWGB4yCggCEAAYgAQYogQyBwgDEAAY7wUyCggEEAAYgAQYogQyCggFEAAYgAQYogTSAQgxMzAzajBqN6gCALACAA&sourceid=chrome&ie=UTF-8
Ayrıca:
https://www.routledge.com/The-Unity-of-Science-Routledge-Revivals/Carnap/p/book/9780415679701
(#2) Yul Brynner, “The King and I” filminden.
(#3) Hadi bakalım, buyrun! “Evren tümüyle rassal olduğu için, sergilediği bazı düzenlilikler de rassaldır, yani raslantı sonucudur. Düzenlilikler de raslantı sonucu oluşur.” desem, siz ne dersiniz?
(#4) Halk Müziğimiz’de de bolerolar var. Belki ileride değiniriz bu konuya.
(#5)
https://www.google.com/search?q=vittenstain+filizof&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIHCAEQABjvBTIHCAIQABjvBTIHCAMQABjvBTIHCAQQABjvBTIHCAUQABjvBdIBCTUzNzk1ajBqN6gCCLACAfEFIc-Oa4dd7qI&sourceid=chrome&ie=UTF-8&udm=50&fbs=ADc_l-aN0CWEZBOHjofHoaMMDiKpaEWjvZ2Py1XXV8d8KvlI3p-ML-906rRL_m6h4jR-tdCeKIwp94h-QiJ4lJfObsqU79yRFgWBtc5FGpXu1cRl7ZgTFhVm8qygFNRRug_YO90BDK6YW9Yj42jm00JNq16qI3512riNNnuBqroShMfWqIIZ9Nr2UqBsNV0P8Rr6KG1DJQ0F6JUd2RSQPayaONGIZGnMJg&aep=10&ntc=1&mstk=AUtExfDAUp6EfDqWfn7GmPtHj3VcFdE_6T256ruXeVtm7rLwRahFpYRQvSkzAmExyAMfgQEZ9cBZe1llWnhmWrFGcNfG-I835HYr5DbqoKnwPHTkvg67uahAhlBCm4mDYD2VgDbPumNnSWf9VhqkHzseYIssffkSb-SAc-sWptT6mQqK0Jiyk1fkaovitrx0gxHWL5ZvEqGv74l7C2frB7SUQXwvrnR4iIEC1e4lLRDt9W0rx-hMQIrXhLO8RJVjPyM9LJTWfbGXCI0GdpefphS1E0FMW40C5Q4JhgN5dAJtHJeFl03aB-izQh-WBk_aGyz1en9VpWhFuyBiv0jBDdZFxu3WcYUPTRiHSCIYfYSbmsawSy2pRUjw4Zg&aioh=3&csuir=1&cs=0&mtid=Ul00av25Ab-H9u8PxOK8mAo
Düzelti
Hemen bir önceki İnce işler 4 bkz., https://blog.metu.edu.tr/caglart/2026/06/19/ince-isler-4/ yazımızda “yerel tepe (‘local maximum’)” ve “yerel dip (‘local minimum’)” ifadeleri mevcut. Aynı ifadeleri yıllardır pek çok herkese açık (‘public’) ve kişiye/kuruma özel (‘under contract’) makalelerimde de kullanmıştım. Ne ki, hiç uyarı almamıştım. Ben de dün geceye dek fark etmemiştim ki, o tanımlar yanlış! Şu nedenlerle:
1) Verinin periyodu belirtilmedikçe, yerel tepe veya dip tanımlanamaz. Çünkü, örneğin 5dkk periyotlu zaman serisinde yerel uç değerler (max. ve min.) daha uzun periyotlu örneğin 1saat zaman serilerinde görünmeyebilir.
2) Söz konusu dip ve tepelerin hangi zaman diliminde belirdiği de belirtilmiş olmalıdır. Çünkü, herhangi bir periyoda sahip zaman serisinin kısa bir parçasındaki uç değerler ile, aynı dilimin aynı uzunluktaki komşu dilimi de göz önüne alındığındaki uç değerler aynı olmayabilir.
Hayretlere şayân! Hani bir avuç leblebiyi ağzınıza attığınızda sert taneler sona kalır ya çiğnerken; mental manada buna çok alışkınımdır. Pek çok benzeri örnek, pek çok kez gece yastığa baş koyduğumda ya da gündüz gözüyle de kafama dank edivermiştir. Ama, şimdiye dek hiç yukarıdaki kadar uzun sürmemişti her hangi bir aymazlığım.
Kim bilir, geçmişten süregelen daha nice aymazlıklarım da vardır.
Hamiş: İşbu örnekle, maddi hataların düzeltilmesi dışında önceki yazılarımızda asla değişiklik yapılmadığını da notlamış olayım.




