Monthly Archives: May 2026

ÇTÜ 2: Toplantı

Of anam of!
Ellerim halâ titriyor. İki günde otuz saat uyku uyunur mu? Uyunursa böyle olur işte! On, on beş bardak çayı da cabası. Bu koltuk büyümüş adeta, pabuçlar da bir iki numara bol.
Epeyi kilo vermişim anlaşılan. Nasıl vermeyeyim? Günler boyu bir iskemle görmedi ki mabadım. Dinel dur! Sabahın köründen taa gece yarılarına. Çay demle, kahve pişir! Çay demle, kahve pişir! Hay eşek arısı sokaydı dilimi de o lâf çıkmayaydı ağzımdan. Sana ne lan! İster toplantı yapar ister yapmaz. Ne karışırsın adamın işine! Koskoca dekan! Sana mı soracak? Bi daa adam hakkında lâf edersem şart olsun!
Yarın bakalım ne olacak. Çay kahve faslı gene başlarsa yandım! Onlara göre hava hoş! Oturdukları yerden salvo! “-Memet efendi çay getir! Memet efendi çay ver, açık olsun! İki sade bir orta Memet! Duydun mu beni? İkidir söylüyorum.” Tam bir hengâme yahu! Otuz kırk kişi sığar mı o odaya? Tamam dekan odası diye büyük, büyük olmaya. Ama, o kadar insanın, sandalyesi, koltuğu!
Bi de hiyerarşi meselesi var. Herkesi titrine göre oturtatacaksın. Doçenti koltukta, kanepede; profu iskemlede oturtamazsın ki. O odadan bu odaya taşımak da var onca koltuğu kanepeyi. Ben çaycıyım, benim işim değil! Ama ne yapacaksın ki seslendiler mi “-Memet efendi!” diye. Hoş, bizim fakülteden olanlar dekanın bozulduğunu bildiğinden fazla ses çıkarmadılar ama başka fakültelerden gelenler de var! Bilgisayar Bilimleri Bölümü bizim fakülteye bağlı ya! O bakımdan işte, koskoca teknik üniversitenin her dekanı, dekan yardımcısı, bölüm başkanı, senato üyeleri, yönetim kurul üyeleri… Hınca hınç doldurdular billahi bizim dekanın odasını. Nefes alacak hava bile kalmadı da yüklen klimaya! Pencereleri açamadı bile garibim. Gizliymiş sözüm ona toplantı! Neler olup bittiği duyulmamalı, anlaşılmamalıymış.
Önce beni bile almadılardı. Ama sonra baktılar getir götürle olmuyor bu iş! Hemen Fizik Bölümü atölyesindekiler tekerlekli bir çek çek kaynaklayıverdiler de şıpın işi, benim emektar semaveri seyyar semaver yapıp soktuk dekan odasına. İyi oldu aslında, odamdan odaya koşturmaktan kurtuldum.
Ama demlikler büyük değil ki, herkesin çayına yetişsin. O yüzden dayan açık kahveye.
İşin en pis tarafı da fincanları bardakları temizlemek, yani bulaşık yıkamaktı milletin gözü önünde. Kampus marketten satın alınan fincanlar bardaklar da pırıl pırıl yıkandı çayhanede ilkin. Ama herkese yeterli gelmedi tabii ki. Bana sorarsanız, çayı kahvesi beleş diye bol keseden içi içiverdi hocalar! Neyse ki, az sonra bir tepsiyle dışarı çıkarıp çay odasında yıkatmayı akıl ettik boş bardakları fincanları da milletinin ağız tadı pek bozulmadı.
Rektör Aydın Yaramaz Hoca Bey talimat vermiş, “-Herkesi elden geçirin.” demiş. “-Ucu kime dokunursa dokunsun. Bakın bakalım bizde de sahte diplomalı eleman var mı?”
Görüyorsunuz işte! Akılsız başın cezasını ayaklar çekmiyor sadece! Taa öbür üniversitedeki elemanlar da çekiyor.
Gerçi ben tanımam etmem ama; duymuşsunuzdur, okumuşsunuzdur. ÇÖMÜ’de uyanık bir hademe, bilgi işlem sistemine sızarak sahte öğrenci kaydı ve diploma oluşturmuş. Bu yolla memur statüsü kazanmış. Durum fark edilince de tutuklanmış. Sonra da geçen değil bir önceki Perşembe, yani 7 Mayıs 2026’da serbest bırakılmış. Ben de hikâyenin tamamını gazetelerde okudum. Buyrun siz de okuyun. (*)
Benim merakım, bakalım yarın ne olacak? Dekanlıktaki toplantılar kaldığı yerden devam mı? Hocaların hepsi uyanık valla! Saat beşten sonraya toplantı uzayınca, ek ders yazıyorlar kendilerine. İş bu fakir çaycıya gelince avucunu yala. Ama yarın diyecem; bana da bir sakal atın! Hiç değilse, bir hafta on gün ücretli izin yazın da, kendime geleyim. Yoksa telef olup gidecem o hay huy arasında!
Ne olur ne olmaz! Çayhanemi toparladım yarın için!..
Gidip kestireyim bakalım, sabah kalkabilecek miyim erkenden?..
Ahh haaa! Vallahi tutulmuş her yanım! Çatur çutur!

(*) https://halktv.com.tr/turkiye/comudeki-skandalda-hademe-serbest-birakildi-okul-sistemine-sizip-kendini-yonetici-yapmisti-1029251h

Trump ne diyor, EURUSD ne diyor?

DJ Turmp ve Trump’ı yönetenler ve Trump’ın yönettiği bazı kişilere göre, önlerinde erişilmesi elzem olan 3 hedef vardı. 1) Çin’e kıyasla geride kalan ABD sanayisini ve dolayısıyla ekonomisini, yeni bir atılımla öne çıkartmak. Bu maksatla, yani amaca giden her yol mubah deyip haydutluk, kolonileştirme ve hırsızlık gibi yolları kullanmak dahil; hak, hukuk adalet tanımaz operasyonlara giriştiler. İlk hedef, küresel enerji piyasasını denetim altına almaktı. 2) ABD gayrisafi yurtiçi hasılasının yaklaşık %120’sine yani kolaylıkla ödenemeyecek yüksek düzeylere erişen toplam ulusal borcu azaltmak. (#1) Bu amaçla USD’nin başka paralar ve özellikle YEN ile EUR karşısındaki değerini düşürmek gerekiyordu. 3) 6,7trilyon USD dolayındaki FED bütçesini küçültmek. (#2) Bu amaçla global piyasada USD miktarını azaltmak gerekir ki, bu durum yani USD’ye talebin artırılıp arzının azaltılması kaçınılmaz olarak USD’nin başka paralar ve özellikle EUR karşısındaki değerini yükseltmek demektir. (#3)
Yukarıdaki politikanın, diğer özellikleri bir yana, kolay başarılabilir olmadığı ortada! Şimdilik elde avuçta sadece Çin’e satıldığı iddia edilen 200 Boeing var. Geri kalan ise, lâfla yürüyeceği umut edilen peynir gemisinde.
Iran saldırıları sonrası ABD’de benzin fiyatlarının eyaletten eyalete 4 hatta 5 kat artışı, önümüzdeki Kasım’daki ABD kısmi seçimleri ile birlikte yukarıdaki tabloyu daha da karartmaktadır.
Hülasa; sebep(ler)ini şimdilik öngöremesem de, çok güvendiğim özgün teknik analiz sonuçlarına göre USDTRY’nin hayli uzun (önümüzdeki bir yılı kapsayacak) bir erimde ucuzlayacağı kanısındayım.

(#1) https://www.google.com/search?q=abd+borcu&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&oq=abd+borcu&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyCQgAEEUYORiABDIHCAEQABiABDIICAIQABgWGB4yCAgDEAAYFhgeMggIBBAAGBYYHjIICAUQABgWGB4yCAgGEAAYFhgeMggIBxAAGBYYHjIICAgQABgWGB4yCAgJEAAYFhge0gEIMjIzNWowajeoAgiwAgHxBQKJZVwmtChu&sourceid=chrome&ie=UTF-8
(#2) https://tr.investing.com/economic-calendar/feds-balance-sheet-2145
(#3) https://www.bloomberght.com/fedbarr-bilanco-kucultme-finansal-istikrari-tehdit-edebilir-3777801

Ons Gümüş’ü (XAGUSD) incele önerisi

Mahmut bey bilader kardeşimiz tatilde olduğu için, öneriyi incelemek okuyucuya kalıyor.

Mahmut’u, işine karıştığım için kızdırmak bahasına şu ipucunu verivereyim: Ons Gümüş bugün 17:10 (TR saati) dolayında hem direnç hem de destek konumunda. Bakalım hangi yöne evrilecek.

Bu notla, bir önceki yazının başlığını da “İncele önerisi: DXYZ” şekline düzeltiyorum.

ÇTÜ 1: Çaycı

Merhaba!
Fen Fakültesi’nin çaycısıyım. Daha önce de Çanakkale 18 Mart Üniyersite’sinde çalışırdım. Orada da çaycıydım. ÇTÜ açılınca, oradan ayrılıp, evime yakın diye ÇTÜ çaycılığı için müracaat ettim. Kabul ettiler, Allah razı olsun! Şimdi evden çıktım mı, iki adımda inerim nizamiyeye. Öyle, ÇOMÜ zamanındaki gibi günde iki posta dolmuş parası vermekten de kurtuldum doğrusu. Benim için önemli tabi, önemli olmaz mı? Çoluk çocuğun nafakası.
Bir de tabii, burada telefon var. Büyük rahatlık. Üniversite, her hocaya da her çalışana da cep telefonu hediye etti. Yeni kuruldu ya, o bakımdan. Ama kampus harici kullanmak yasak. Dışarıda sinyal verirse yandın. HTS ile tespit ediyorlar. Ossaat yapıştırırlar cezayı. Sen ne bahane bulursan bul! Dinleyen kim?
“-Alo Memet effendi! Misafirim var! İki demli çay lütfen!”
“-Merhaba Mehmet abi! Bana bi koyu espresso!”
Mehmet bey diyen de var. Melâhat hoca mesela! “Mehmet bey! İki az şekerli, bir de bana üç kahve rica edeceğim. Üç de soğukça su lütfen!” Hiç değişmez, “-Bana” dediği, şekersiz, sade kahve.
“Yuvarlanıp gidiyoruz, işte!” diyeceğim ama ciddi bir müşkülüm var burada. Bizim dekanla aramız biraz limoni. Çünkü, çay da sevmez kahve de. İçtiğine şahit olmadım bu zamana dek. Konuğu geldiğinde çay kahve siparişi verir ama özel bir kupası var. Onunla getiririm. Üstü cam altı seramik. Salladıkça üstteki çay kahve dibe çöküyor. Karşıdaki de sanıyor ki, dekan çay kahve içiyor. Bir de kapı üstüne kırmızı yanan bir lamba yaptırdı geçenlerde. Yandığı zaman, “TOPLANTI VAR” yazıyor. Ama toplantı falan olduğu yok, hiç görmedim. Hep öğle yemeği sonrası bir saatliğine toplantı mı olurmuş! Ama ne demişler, “Emir demiri keser!” O lamba yandığı zaman, gürültü çıkarmak, kahkaha şöyle dursun telefonda falan yüksek sesle konuşmak bile yasak!
Ah, diyeceksiniz ki, “Odasına kimler girip çıkıyor o saatlerde?” de toplantı yapılıyor. Giren çıkan yok tabii odaya. Toplantı sanal olarak, bilgisayar veya telefon üstünden yapılıyormuş. Öyle diyorlar!
Hem bana ne canım! Kim ne istyorsa yapsın! Üstüme vazife değil a!
Dekanla aramın limoni olmasının bir nedeni daha var! Onun da adı Mehmet! Asıl neden de bu zaten! Bir çalışanı neyse de, çaycısıyla adaş olmayı bir türlü hazmedemiyor anladığım. “Memet effendi!” sesini her işittiğinde tüyleri diken diken oluyordur eminim.
İlk günlerde bir iki, “Sen değiştir ismini!” demeye gelecek lâkırdı ettiydi. Ama ben de benim adım Mehmet değil, diyemedim. Benim adım Çağlar! Dedemin adı! Çağlar Tonozcugil. Taa Bin Dokuz Yüz Doksan Beş’de ÇOMÜ’ye çaycı, daha doğrusu çaycı çırağı olarak girdiğimde ustam “-Ülen, Çağlar diye çaycı mı olur len!” diye şarladıydı da bir iki gün sonra “-İyisi mi sen adım Memet de! Kim bilecek!” tesellisiyle orta yolu bulmuştuk.
İşte o gün bugündür, “Mehmet”lik ederek geçirmekteyim günleri. Gece, evde Çağlar’ım ama!
Yine de zoruma gidiyor! Yakındır, bir ara çıkacam karşısına dekanın ve diyecem ki, “-Sen benim kim olmadığımı biliyor musun?”

Yeni öykü dizisi: Çanakkale Teknik Üniversitesi (ÇTÜ)

Ünlü ünsüz, yerli yabancı yazarların kendi hakkındaki açıklamaları gayet ilgi çekicidir. Örneğin, Honoré de Balzac’ın borçlarını ödemek için yazdığını söylediği bilinmektedir. Diğerleri için bkz., https://www.facebook.com/groups/100290860352469/posts/2762007277514134/ . Ayrıca bkz., https://www.google.com/search?q=delirmemek+i%C3%A7in+yaz%C4%B1yorum&rlz=1C1CHBF_enTR1209TR1209&oq=delirmemek+i%C3%A7in+yaz%C4%B1yorum&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIHCAEQIRigATIHCAIQIRigATIHCAMQIRigATIHCAQQIRiPAjIHCAUQIRiPAtIBCDEwMTBqMGo3qAIIsAIB8QWus-nijD2GHQ&sourceid=chrome&ie=UTF-8

Bendenizi sual edecek olursanız, hemencecik derim ki, “-Neş’elenmek için! Çocukluğumdan beri şiarımdır, “Neş’eli ol ki, genç kalasın!”

Bu yöndeki çabalarımı kesintisiz, halen de sürdürmekteyim. Hani derlar ya, 7/24. Böyle işte! Rüyalarım dahil!

Neyse,sözü uzatmak yerine, ilk öyküye başlayayım. Bakalım ne zaman biter.

Üç minik soru!

Üstteki grafik bir BIST şirketinin fiyatlarının son halini göstermektedir. Gösterilmeyen fiyat ekseni, başlıkta belirtildiği gibi logaritmiktir.

SORU 1: Fiyatlar üstteki düz kırmızı çizgiye ulaşır mı?
SORU 2: Fiyatlar üstteki düz kırmızı çizgiyi aşıp, önceki yazılarımızda örneklediğimiz EREGL ve KRDMD misali hayli sert yükseliş sergiler mi?
SORU 3: Söz konusu fiyatlar hangi şirketin paylarına aittir?

Arayan bulsun, bulan değerlendirsin. Bu fakir de “-Blogunda hisse tavsiye ediyor!” töhmeti altında kalmasın.

Beşer şaşar!

Dairenin uzunluğu olmaz, tanımlı değildir. Çemberin de alanı olmaz.

Üçüncü dakika dolayı: Alan, tanım değildir, fiziki gerçekliktir. Kapalı bir eğrinin, bir yüzey üzerinde (“üstünde” değil) kapadığı yer miktarıdır. Örneğin, bir dik dörtgenin alanı kenar uzunluklarının çarpımı kadardır. Burada tanım gereği olan bu alanın nasıl hesaplanacğı değildir. Bir dik dörtgenin alanının nasıl hesaplanacağı doğrudan doğruya dik dörtgenin kuruluşundan, yapısından kaynaklanır. Burada, tanım gereği olan sadece kenar uzunluklarının ne ile ölçülü olduğudur. Ben elimin karışını kullanırım, sen adım uzunluğunu kullanırsın, şu metre kullanır, bu da inç kullanır, örneğin. Daha incelikli söyleyecek olursak, metreyi, inçi nasıl tanımladığımızı belirtmemiz gerekir. Örneğin, ben karış kullanırken tanımlıyorum; “elimin karışı” diye.

Benzer olarak; uzunluk da fiziksel gerçekliktir. Ama, herhangi bir uzunluğun, uzaklığın nasıl ve ne ile ölçüldüğü tanım gerektirir.

Zaten bu nedenlerle alan ve uzunluk değerleri yanına birim cinsi de yazılı olarak kullanılmaktadır.

Aynı vidyoda başka hatalar, yanlışlıklar var mıdır? Ne dersiniz?

Takke bilmecesi

Üstteki vidyoyu izlerken, ilk yazdığım ve ilk ödül aldığım “Maviş’in Bebekler” adlı tiyatro oyununda kullandığım şu bilmece aklıma geldi:

https://www.google.com/search?q=%C3%BC%C3%A7%C3%BC+siyah+ikisi+beyaz+takke+bilmecesi&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&oq=%C3%BC%C3%A7%C3%BC+siyah+ikisi+beyaz+takke+bilmecesi&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIHCAEQABjvBTIHCAIQABjvBTIHCAMQABjvBTIKCAQQABiABBiiBDIHCAUQABjvBdIBCDExNjdqMGo3qAIIsAIB8QVQ99nb1yn29vEFUPfZ29cp9vY&sourceid=chrome&ie=UTF-8

Aynı bilmece, 3 değil de daha kalabalık bir grup (N katılımcı) için nasıl olurdu?