Kalpten Bir Soru

Telefonumu ve kulaklığımı aldım. Usulca kapıyı açtım ve dama giden merdiven basamaklarını teker teker çıktım. Bu esnada kimse benim orada olduğumu bilmiyordu. Çünkü bütün o karmaşa ve gerginliğin içinde karşısındakini dahi göremeyen insanlar, nasıl olup da arka planda bir sinek gibi hareket eden önemsiz bir detayı görecekti. Onların sesleri kulağıma geliyordu fakat hiçbir yorum katılmadan diğer kulağımdan çıkıyordu. Dama çıktım. Zaten var olan sandalyemi gölgeye çektim. Azıcık eğildiğim zaman yatabileceğim bir duvar ve masmavi gökyüzü altında birkaç ev ile süslenmiş koyu yeşil bir dağ vardı karşımda. Söğüt ve dut ağaçlarının yanında, evimin dışında ama yakınında bulunan çiçekler ve çim de vardı manzaramda. Rüzgârın hafif esintisi her bir yaprağı, her bir yaprak bir dalı, her dal ise bütün gövdeyi hafifçe oynatıyordu. Küçükken yumuşak halılara yatıp da üstünde oynadığımız gibi rüzgâr da yerdeki çimleri okşuyor ve geçiyordu. Kulaklığımı taktım. Telefonumdan, hareketli ama kurdurduğu hayaller ile mutluluğa özlemle baktırabilecek bir müzik açtım. Duvara kollarımı yatırdım ve kafamı üstüne yan koyarak hem rüzgârı vücudumda hissettim hem de o yeşil mi yeşil dağları seyre koyuldum. Hayal dünyası ile karşımdaki dünya arasında git gel yaparak bir müddet vakit geçirdim. Bir tarafta gezip tozup eğlendiğim, yüzümden gülümsemenin eksik olmadığı bir yaşam; diğer tarafta ise suçlanmanın ve yenik düşmenin baş yapıtı olan bir yaşam duruyordu. Sordum kendime: Neden ikisi de farklı uçlarda? Rüzgârın tonunu yükseltmesiyle anladım ki, rüzgârın bana söylemek istediği bir şey vardı. Onun dili yoktu tabi ki, onu hissetmem lazımdı ne dediğini anlamaya çalışmak için. Gözlerimi kapattım ve kollarımda ve yüzümde rüzgârın uyguladığı masaj gibi baskıyı hissettim. Sükûneti gördüm orada. Aslında burada. Burada ve şimdi. Bedenime dokunuşlarıyla içimi huzur kaplatan rüzgârı hissettim. Sonra huzuru hissettim, sanki kurduğum hayallerdeki gibi. Ve bütün kalbim beni uyandırmaya çalışır gibi derinlerden şu soruyu sordu bana: Bütün bunlar neyin kavgası?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir