Kelek

Kalanı söyle yürekten
Ermiş ayıklar elekten
İnsan ibaret gerçekten
Tanrı sureti kelekten

Tanrı Tanı

Sahte mümin, tanrı tanıtmaktır
Sabah akşam, tanrı anmaktır
Seferinin dili, tanrı tanımazdır
Yegane gaye, tanrı tanımaktır

Şeytan

Şeytan iki yüzlülük der diye onu öyle sanır
Yanlış bilir mahluklar, iki yüzlü olan insandır
İnanamaz, olmadığına rağmen gözlerim ermiş

Yemin eder, şeytandan dürüstünü görmemiş

Bir gün özlemle ararsam, özü sağlam olan
Vücut bulsa da zuhur etse huzuruma şeytan
Dostumdan iyi ağırlamazsam namerd olam
Şundan ki, tek odur Tanrıya ettiği yemini tutan

Yakarış

Madem sorgulatacaksın illa ardını
Ne diye yaratırsın bu boş alemi
Kötülük mü yaptım sana ey Tanrı

Ne diye izletirsin bana bu elemi

Tanrı ile Sohbet

Elçine bile şüphe ekersin, ben edince cehenneme
Senin aracından bir sual geldi, niçin edersiniz şüphe
Gün oldu devran döndü, elçiyim diyen tımarhaneye

Şimdi sual sırası bana geldi, nasıl etmeyelim şüphe

Kara kalpliler beni dinsiz imansız diye taşlarlar
Şeytana kul olunup, secdeden kalkmaz başlar
Sen de beni sual ederim diye yakacaksan eğer

Kabul ederim, sevgin yalnız elçineymiş meğer

Var mısın yok musun belli değil, beni bul dersin
Nereden bilsin ki bu varlık, bulduğu şey sen misin
Kime vaaddir cennet, sen sanıp başını kaldırmayana mı

Ömrü boyunca putlara baş kaldırıp da seni arayana mı

Ne bu eziyet ey Tanrı, garezin mi vardır bana
İstemem gayrı, yemek için zaman bile, aşımı
Kara melek musallat et, gene de kızmam ama

Tek koyar bana, anlamadan kesersen başımı

Yalnızlık

Oku diye emrettiğin ümmete bak, okumuştan korkmuş
Beni bulur diye ümit ettiğin kullar, şarapla kafayı bulmuş
Sana gönderdiğimiz kara kalpler, cehennemine yarasın
Kusura bakma ey Tanrı, bu gidişle cennetinde yalnızsın

Yolculuk

Ben bir delilik edip, içeru yola çıkmışam
Meşalem kitab idi, okuyup durmuşam
Ruh ilmine hakim, dediğim idi yoldaşım

Yolda yürüdükçe, köhne olmuş, yoldaşım

Her yoldaş şeyh idi, huzuruna varmışam
Hakikatim o idi, kör göz ilen vurulmuşam
Beni bilir benden iyi, dediğim idi yoldaşım

Yolda yürüdükçe, köhne, olmuş yoldaşım

Fikir dergahına varıp da, demişim dervişem
Gözde noksan görünce, şeyhimi devirmişem
Fikir etmeyeni hor görüp zorladım nefsim ilen

Hayyam der ki, izle şu hengameyi bir köşeden

Bu rubaide hisar ilen fikri teşbih yapmışam
Hisarın heybetiyle övünür, sanardım işim iş
Yılların inşa ettiğini, kendi elim ilen yıkmışam

Yol çizmek, kumdan kaleler yapmak işi imiş

Dün hakikat dediğime, bugün yalan demişem
Bunu duyan dostun fikrinde, bir yalancı imişem
Hor görme ey dost, ben hakikati arayan bir seferi

Elbet gelir bir dalga, yıkar gider kaleyi değil ebedi

Azrail kapıda, vakit akar diye na’ab olmuşam
Nasıldır bilinmez, sonunda farkına varmışam
Gözlere tahir ağızlara murdar olurmuş aşım

Kendi münazara ateşimde, pişmezse başım

Vakit gelir şimdiye, avuç içinde kaybolmuşam
Vücut benim evim, memleketimde el olmuşam
Şehri tasvire kalksam, bana yardım edemez
Nice şeyhleri devirdi bu dil, kendine yetemez