Kalpten Bir Soru

Telefonumu ve kulaklığımı aldım. Usulca kapıyı açtım ve dama giden merdiven basamaklarını teker teker çıktım. Bu esnada kimse benim orada olduğumu bilmiyordu. Çünkü bütün o karmaşa ve gerginliğin içinde karşısındakini dahi göremeyen insanlar, nasıl olup da arka planda bir sinek gibi hareket eden önemsiz bir detayı görecekti. Onların sesleri kulağıma geliyordu fakat hiçbir yorum katılmadan diğer kulağımdan çıkıyordu. Dama çıktım. Zaten var olan sandalyemi gölgeye çektim. Azıcık eğildiğim zaman yatabileceğim bir duvar ve masmavi gökyüzü altında birkaç ev ile süslenmiş koyu yeşil bir dağ vardı karşımda. Söğüt ve dut ağaçlarının yanında, evimin dışında ama yakınında bulunan çiçekler ve çim de vardı manzaramda. Rüzgârın hafif esintisi her bir yaprağı, her bir yaprak bir dalı, her dal ise bütün gövdeyi hafifçe oynatıyordu. Okumaya devam et “Kalpten Bir Soru”

Karanlıkta Bir Adım

Öfkeyi düşman sanar idim, ardı üzüntü imiş
İnsan para peşinde diye, kör der durur idim
Şan şöhret hikaye, tek derdi var olmak imiş

Yol biter sandım idi, ucu bucağı yok imiş
Derdimi dünya sanır, mal edinmek ister idim
Mal mülk yalan, tek ihtiyaç sevgi imiş

İnsan karışık sanar idim, aslında basit imiş
Aradığım zihinde sanır, fikir bakar durur idim
Fikir zikir altında yatan, cevaplar kalpte imiş

Meyvem insan için sanar idim, aslında değil imiş
İnsanı hoş etmek gerek diye, meyvemi yadırgar idim
Acı tatlı fark etmez, meyvenin kendisi yeter imiş

Usul

Bilirim zihnin darma duman olunca
Gözün arar durur yanıtları etrafta

Sana yön veren histir, zihindeki fikir değil
Dinleyeceğin gönül sesidir, konuşmalar değil

Aç gözünü kulağını, fikrin yatağı histir
Onarman gereken şey fikir değil histir

Olumsuz hisler kara buluttur gözün önündeki
Savaştığın insan değil, hayalettir boşluktaki

Cevaplar sende saklı, bak geçmişine
Vardır hikayesi, konuş çocuk halinle

Aradığın kalptedir kapıyı açabilene
Anahtarsa sualdir, doğru sorabilene

Kapıyı açmaz ise canın, sakın acele etme
Tohum tek suya çıkar mı toprak yüzüne?

Sual sorup cevap bulmakla bitmez iş
Dile döküp itiraf etmek ise en zor iş

Sakladığını dök dile, azalt iyice yükünden
Kim bilir, belki birikenler akar gözünden

Sanma ki dile dökmek başkasına, yalnız kendine
Düşünce olan yara da aynıdır, anca kendi kendine

Bilirim, gün boyu tadını kaçırır ama
Karşı çıkmaz isen huzur gelir ardına

Atacağın küçük bir adım, gerisi gelir
Yarının birikimi, bugünler değil midir

Tanrı ile Sohbet

Elçine bile şüphe ekersin, ben edince cehenneme
Senin aracından bir sual geldi, niçin edersiniz şüphe
Gün oldu devran döndü, elçiyim diyen tımarhaneye

Şimdi sual sırası bana geldi, nasıl etmeyelim şüphe

Kara kalpliler beni dinsiz imansız diye taşlarlar
Şeytana kul olunup, secdeden kalkmaz başlar
Sen de beni sual ederim diye yakacaksan eğer

Kabul ederim, sevgin yalnız elçineymiş meğer

Var mısın yok musun belli değil, beni bul dersin
Nereden bilsin ki bu varlık, bulduğu şey sen misin
Kime vaaddir cennet, sen sanıp başını kaldırmayana mı

Ömrü boyunca putlara baş kaldırıp da seni arayana mı

Ne bu eziyet ey Tanrı, garezin mi vardır bana
İstemem gayrı, yemek için zaman bile, aşımı
Kara melek musallat et, gene de kızmam ama

Tek koyar bana, anlamadan kesersen başımı

Eserinin Ötesinde, Sen Nesin?

Kanıtını göster bana var olduğunun
Dersin ki beni ben yapan benim eserim
Farkında mısın sorduğum sorunun

Maymun da bağırır, bu benim eserim

Nesin sen eserinin ötesinde
Gördüğüm tek şey mi madde
Ardındakine mi demişler irade
Asla bilemeyeceğim herhalde

Paranoya

Saplantılı düşüncelerin birer savaşıyız biz
Sorular çoğaldığında, cevaplar tatminsiz
En çok acı veren yanı da olmasıdır belirsiz
Konuşan ben değil, beni saymazsan sekiz

Olma Yolunda

Tek bir sualdir değişimi başlatan
Ardından gelecek şeydir isyan
Niye böyle diye didinip durursun
İşin aslını anladığında sen, olursun