Karanlıkta Bir Adım

Öfkeyi düşman sanar idim, ardı üzüntü imiş
İnsan para peşinde diye, kör der durur idim
Şan şöhret hikaye, tek derdi var olmak imiş

Yol biter sandım idi, ucu bucağı yok imiş
Derdimi dünya sanır, mal edinmek ister idim
Mal mülk yalan, tek ihtiyaç sevgi imiş

İnsan karışık sanar idim, aslında basit imiş
Aradığım zihinde sanır, fikir bakar durur idim
Fikir zikir altında yatan, cevaplar kalpte imiş

Meyvem insan için sanar idim, aslında değil imiş
İnsanı hoş etmek gerek diye, meyvemi yadırgar idim
Acı tatlı fark etmez, meyvenin kendisi yeter imiş

Yamyam

Hatırladığım ilk anı, çocukken ormanın içindeki kimsenin henüz keşfetmediği ince akarsuya gittiğimdi boş zamanlarımda. Adanın sınırında ise bu suyun gözlerimin alamadığı kadar devasa hali vardı. Fakat o kadar geniş alanlara yayılmış su beni boğuyordu. Boğazımı birinin sıkar gibi olduğunu hatırlıyorum. O el kadar genişlikte akan su ise çok daha ilginçti. Suyun akışını, bulutlar kızdıktan sonraki günlerde daha doygun bulurdum. Yere çömeldikten sonra iki elimi dizime koyar ve ellerimin arasından akan suyu izlerdim. Bazen o kadar dalardım ki ona, uyanırken evimize uğrayıp, çalışırken bize ve toprağımıza yaşam veren, biz yorulunca ise (etrafın karanlığa büründüğü vakitlerde) rengini kızıla döndürüp uzaklaşan tanrının gitme vaktini kaçırıyordum. Okumaya devam et “Yamyam”