Sen bir keman misali, nota ve arşe ötürü
Notan bir harmoni olsa, arşesiz neye yarar
Arşen pürüzsüz olsa da, notasız neye yarar
Nota senin içindir, arşen ise dışın
Biri can ateşindir, diğeri ise ışığın
Seni ala yapan, ahengidir müziğin

I applied my heart to know wisdom, and to know madness and folly. I perceive that this also was a chasing at the wind. For in much wisdom, is much grief. And he that increaseth knowledge, increaseth sorrow. Ecclesiastes 1:17-18
Sen bir keman misali, nota ve arşe ötürü
Notan bir harmoni olsa, arşesiz neye yarar
Arşen pürüzsüz olsa da, notasız neye yarar
Nota senin içindir, arşen ise dışın
Biri can ateşindir, diğeri ise ışığın
Seni ala yapan, ahengidir müziğin
İç donduran bir Aralık gecesiydi. St. Petersburg’dan Moskova’ya yol alan bir yolcu trenine binmiştim. Elimde siyah, birkaç cebi olan çantam ile en arka vagonun pencere kenarına oturmuştum. İkili ikili birbirlerine bakan oturaklara sahipti vagon. Karşımda beresini giymiş, sıkıldığını belli ederek camdan dışarıyı seyreden sekiz yaşlarında bir çocuk oturuyordu. Yanında ise elinde paketi açılmış ve yarısı bitmiş kurabiyeleri tutan annesi duruyordu. Kafamı dışarıya çevirdiğimde ise gardan ayrılırken tren yolunu aydınlatması için dikilen sarı lambalar ilişti gözüme. Yavaş yavaş yağmaya başlayan kar taneleri pencerenin camına dokunuyordu. Soğuyan hava ile birlikte camın üzeri ancak dikkatli bakıldığında görülebilecek kristal şekilleriyle doluydu. Gevşeyen vidalar, tren açık araziye geldiğinde yanlardan vuran rüzgârı kaçırmasına sebep oluyordu pencerenin. Okumaya devam et “Bir Tren Penceresi”
Yolda yürüdükçe, köhne olmuş, yoldaşım
Yolda yürüdükçe, köhne, olmuş yoldaşım
Hayyam der ki, izle şu hengameyi bir köşeden
Yol çizmek, kumdan kaleler yapmak işi imiş
Elbet gelir bir dalga, yıkar gider kaleyi değil ebedi
Kendi münazara ateşimde, pişmezse başım