Yamyam

Hatırladığım ilk anı, çocukken ormanın içindeki kimsenin henüz keşfetmediği ince akarsuya gittiğimdi boş zamanlarımda. Adanın sınırında ise bu suyun gözlerimin alamadığı kadar devasa hali vardı. Fakat o kadar geniş alanlara yayılmış su beni boğuyordu. Boğazımı birinin sıkar gibi olduğunu hatırlıyorum. O el kadar genişlikte akan su ise çok daha ilginçti. Suyun akışını, bulutlar kızdıktan sonraki günlerde daha doygun bulurdum. Yere çömeldikten sonra iki elimi dizime koyar ve ellerimin arasından akan suyu izlerdim. Bazen o kadar dalardım ki ona, uyanırken evimize uğrayıp, çalışırken bize ve toprağımıza yaşam veren, biz yorulunca ise (etrafın karanlığa büründüğü vakitlerde) rengini kızıla döndürüp uzaklaşan tanrının gitme vaktini kaçırıyordum. Okumaya devam et “Yamyam”

Köyün Portakal Ağacı

Gençliğime dair pek de bir şey hatırlamıyorum. Çok eskiye dair hatırladığım tek şey; koyu renkli, iri gövdeleri olan yüzünde şekil şemal kalmamış yaşlılar arasında büyüdüğümdü. Artık su içip yemek yiyemeyen çürümüş ve kurumuş kökleri, topraktaki tüm yemekleri benim yememi sağlıyordu. Bazılarının gözlerinin ışığı sönmüş, sanki “Bu dünyaya olan hizmetimi yeterince verdim, artık yolculuk vakti.” diyordu. Onların elinde ve onların bilgeliğinde büyüdüm. Dilleri vardı ama hiç konuşmazlardı. Lakin o sessizlik içinde bile bana birçok şey öğrettiler. Onların dallarını nereye uzattıkları, ne zaman meyve verdikleri, misafirleri nasıl karşıladıkları, rüzgarlara nasıl direndikleri benim olgunlaşmamı sağlayan şeylerdi. Onların yaşadığı çoğu şeyi yaşamamıştım henüz ama onların hayatı geleceğimin habercisi gibiydi. Bana ait yazılmış kaderin birer ön gösterisi gibiydiler. Okumaya devam et “Köyün Portakal Ağacı”

Usul

Bilirim zihnin darma duman olunca
Gözün arar durur yanıtları etrafta

Sana yön veren histir, zihindeki fikir değil
Dinleyeceğin gönül sesidir, konuşmalar değil

Aç gözünü kulağını, fikrin yatağı histir
Onarman gereken şey fikir değil histir

Olumsuz hisler kara buluttur gözün önündeki
Savaştığın insan değil, hayalettir boşluktaki

Cevaplar sende saklı, bak geçmişine
Vardır hikayesi, konuş çocuk halinle

Aradığın kalptedir kapıyı açabilene
Anahtarsa sualdir, doğru sorabilene

Kapıyı açmaz ise canın, sakın acele etme
Tohum tek suya çıkar mı toprak yüzüne?

Sual sorup cevap bulmakla bitmez iş
Dile döküp itiraf etmek ise en zor iş

Sakladığını dök dile, azalt iyice yükünden
Kim bilir, belki birikenler akar gözünden

Sanma ki dile dökmek başkasına, yalnız kendine
Düşünce olan yara da aynıdır, anca kendi kendine

Bilirim, gün boyu tadını kaçırır ama
Karşı çıkmaz isen huzur gelir ardına

Atacağın küçük bir adım, gerisi gelir
Yarının birikimi, bugünler değil midir

Tanımak / Tanımlamak

Doğdum, bereket dağında konumlandım
Sonra dünyayı tanıdım, tanımlara takıldım
İnsanı insan yapan tanımıdır sandım
Kendimi tanıtmak için tanımları kuşandım

İnsan tarafından, tanımlar ile tartıldım
Sıfattan yoksun olunca bir kenara atıldım
İnsanı tanımlarıyla andım
Sıfatları sayfalar sürenin karşısında yıkıldım

Kimi zaman dar ağacında asıldım
Yıllandım, nihayetinde kendimi tanıdım
Çamur kaplı altındı, önce tanımlardan sıyrıldım

Kelek

Kalanı söyle yürekten
Ermiş ayıklar elekten
İnsan ibaret gerçekten
Tanrı sureti kelekten

Asıl Olay ve Arif Olmak

Ortada aynı olay, her insana ayrı olan
Ayrı olması ayrı olay, özünde hayrı olan
Özü görmek de olay, yalnız arife nail olan
Arif olmak da kolay, mesele, ortada olan

Hayat ve Ölüm

İmanı var olana, hayat arasıdır iki ezan
Nere gider bilinmez, cihandan çıkan insan
Hayat dediğin ki, saçma sapan bir roman
Ölüm nedir ki, zamandan bir başka ziyan

İnsan

Devasa bir krallıktır insanın kendisi
Halkların çatışmasından ibaret kimisi
Yetkisi olmadığını sansa da kendisi

Sözünü geçirirse odur tek efendisi

Alabildiğine çeşitli halklar vardır krallıkta
Kimisi ihtiyaç tutkunu, kimisi toplumun kulu
Haklıdır hepsi kendine göre bir bakıma
Yalnız dengeyi sağlayan olabilir mutlu