Telefonumu ve kulaklığımı aldım. Usulca kapıyı açtım ve dama giden merdiven basamaklarını teker teker çıktım. Bu esnada kimse benim orada olduğumu bilmiyordu. Çünkü bütün o karmaşa ve gerginliğin içinde karşısındakini dahi göremeyen insanlar, nasıl olup da arka planda bir sinek gibi hareket eden önemsiz bir detayı görecekti. Onların sesleri kulağıma geliyordu fakat hiçbir yorum katılmadan diğer kulağımdan çıkıyordu. Dama çıktım. Zaten var olan sandalyemi gölgeye çektim. Azıcık eğildiğim zaman yatabileceğim bir duvar ve masmavi gökyüzü altında birkaç ev ile süslenmiş koyu yeşil bir dağ vardı karşımda. Söğüt ve dut ağaçlarının yanında, evimin dışında ama yakınında bulunan çiçekler ve çim de vardı manzaramda. Rüzgârın hafif esintisi her bir yaprağı, her bir yaprak bir dalı, her dal ise bütün gövdeyi hafifçe oynatıyordu. Okumaya devam et “Kalpten Bir Soru”
Usul
Bilirim zihnin darma duman olunca
Gözün arar durur yanıtları etrafta
Sana yön veren histir, zihindeki fikir değil
Dinleyeceğin gönül sesidir, konuşmalar değil
Aç gözünü kulağını, fikrin yatağı histir
Onarman gereken şey fikir değil histir
Olumsuz hisler kara buluttur gözün önündeki
Savaştığın insan değil, hayalettir boşluktaki
Cevaplar sende saklı, bak geçmişine
Vardır hikayesi, konuş çocuk halinle
Aradığın kalptedir kapıyı açabilene
Anahtarsa sualdir, doğru sorabilene
Kapıyı açmaz ise canın, sakın acele etme
Tohum tek suya çıkar mı toprak yüzüne?
Sual sorup cevap bulmakla bitmez iş
Dile döküp itiraf etmek ise en zor iş
Sakladığını dök dile, azalt iyice yükünden
Kim bilir, belki birikenler akar gözünden
Sanma ki dile dökmek başkasına, yalnız kendine
Düşünce olan yara da aynıdır, anca kendi kendine
Bilirim, gün boyu tadını kaçırır ama
Karşı çıkmaz isen huzur gelir ardına
Atacağın küçük bir adım, gerisi gelir
Yarının birikimi, bugünler değil midir
Yolculuk
Yolda yürüdükçe, köhne olmuş, yoldaşım
Yolda yürüdükçe, köhne, olmuş yoldaşım
Hayyam der ki, izle şu hengameyi bir köşeden
Yol çizmek, kumdan kaleler yapmak işi imiş
Elbet gelir bir dalga, yıkar gider kaleyi değil ebedi
Kendi münazara ateşimde, pişmezse başım
