Yamyam

Hatırladığım ilk anı, çocukken ormanın içindeki kimsenin henüz keşfetmediği ince akarsuya gittiğimdi boş zamanlarımda. Adanın sınırında ise bu suyun gözlerimin alamadığı kadar devasa hali vardı. Fakat o kadar geniş alanlara yayılmış su beni boğuyordu. Boğazımı birinin sıkar gibi olduğunu hatırlıyorum. O el kadar genişlikte akan su ise çok daha ilginçti. Suyun akışını, bulutlar kızdıktan sonraki günlerde daha doygun bulurdum. Yere çömeldikten sonra iki elimi dizime koyar ve ellerimin arasından akan suyu izlerdim. Bazen o kadar dalardım ki ona, uyanırken evimize uğrayıp, çalışırken bize ve toprağımıza yaşam veren, biz yorulunca ise (etrafın karanlığa büründüğü vakitlerde) rengini kızıla döndürüp uzaklaşan tanrının gitme vaktini kaçırıyordum. Okumaya devam et “Yamyam”

Küçük Pencereler

“Bir evin ne kadar büyük penceresi olursa o kadar ufku açık olur o ailenin.” diye bir varsayım var. Oldu olacak evin tüm duvarlarını da cam yaptırsınlar! Her gün, her saniye görürsek ne değeri kalır ki ışığın? Hiç sıkılmaz mı insan, gölgesi gibi yanında gezen bir sevgilisi olduğunda? Sıradanlaşmaz mı artık? Küçük pencere umuttur. Canın sıkıldığında gidebileceğin yegâne uğrak noktasıdır o pencere. Yokluk içinde imkân bulmak gibidir. Tüm manzara, karşısında belirmez insanın bir anda. Sokağın başından itibaren yürüyen yaşlı amcanın nereye gittiğini görmek için az daha yaklaşmayı gerektirir. Okumaya devam et “Küçük Pencereler”

Asıl Yolumuz

Sabbah’tan dem vurduk diye
Sanmasınlar onunla yoldaşız
Bu kalp kıran yaftalar ne diye

Farklılığı hoş görmek amacımız

Siyasi bir söze, felsefi bakış bizimkisi
Bomba yaptıran kumandanı değil de
Atoma ilgili fizikçiyi suçlamak sizinkisi

Kitleler arkamda baş kaldırmak değil de

Karşısına geçip bir ayna olmak amacımız
Kendine bakınca kusrunu görsün de
Konuşmaktan yarılsın isterse dudağımız
Amacımız, bundan gayrı akmasın kanımız

Asıl Olay ve Arif Olmak

Ortada aynı olay, her insana ayrı olan
Ayrı olması ayrı olay, özünde hayrı olan
Özü görmek de olay, yalnız arife nail olan
Arif olmak da kolay, mesele, ortada olan

Hakikat Mi? İnanç Mı?

Bugünün doğrusu yarının yanlışı
Doğru kılan yalnız kişinin bakışı
Ne hayatlar adanır hakikat diye
Geçebilir mi ki inançtan öteye?