Şunun Bunun İlen Değül

Kitapla yatıp, bilgisizi hor göreni de var
Kitap görmemiş, kusru hoş göreni de var
Bu mevzu, ezber çoğu ilen değül

Kürk palto giyip iğrendireni de var
Çaputla şalvarla sevindireni de var
Bu mevzu, giyim kuşam ilen değül

Fırıncı olup evsizi aç bırakanı da var
Evsiz olup ekmeğini paylaşanı da var
Bu mevzu, hirfet heybeti ilen değül

Seccadeye sarılıp, ahkam keseni de var
Dinsiz olup, merhamet edeni de var
Bu mevzu, tek secde ilen değül

Asıl sadakat, sonuna kadar özgür iken bağlanmak idür
Asıl arif, en acımasız savaşçı iken barışı seçmek idür
Ve asıl huzur, tüm eleme rağmen güzeli görmek idür

Usul

Bilirim zihnin darma duman olunca
Gözün arar durur yanıtları etrafta

Sana yön veren histir, zihindeki fikir değil
Dinleyeceğin gönül sesidir, konuşmalar değil

Aç gözünü kulağını, fikrin yatağı histir
Onarman gereken şey fikir değil histir

Olumsuz hisler kara buluttur gözün önündeki
Savaştığın insan değil, hayalettir boşluktaki

Cevaplar sende saklı, bak geçmişine
Vardır hikayesi, konuş çocuk halinle

Aradığın kalptedir kapıyı açabilene
Anahtarsa sualdir, doğru sorabilene

Kapıyı açmaz ise canın, sakın acele etme
Tohum tek suya çıkar mı toprak yüzüne?

Sual sorup cevap bulmakla bitmez iş
Dile döküp itiraf etmek ise en zor iş

Sakladığını dök dile, azalt iyice yükünden
Kim bilir, belki birikenler akar gözünden

Sanma ki dile dökmek başkasına, yalnız kendine
Düşünce olan yara da aynıdır, anca kendi kendine

Bilirim, gün boyu tadını kaçırır ama
Karşı çıkmaz isen huzur gelir ardına

Atacağın küçük bir adım, gerisi gelir
Yarının birikimi, bugünler değil midir

2015’ten Bir Şiir [2]

Olmaz ızdırap çeken aklını ıslah eden
Hazır ıslah bekleyen görür cefayı ebediyen

Akıl mahkemesi olana ne mutlu
En azından var bir öte korkusu

Zikri fiili olmayana, zikri yere bakana
Böyle zikri fikretmeye gerek yok akla

Akla mukayet Rabb’dan hacet
Ama nice kullara da akıl hacet

Aça medetsiz açığa yok ötede medet
Gün geldiğinde neye yarar medet

2015’ten Bir Şiir

Varlığını inkar eden absürdlüğün ehli
Seni hatırlatan olacaktı mutabık sevgili
Gel gör ki anılır deli diye kendisi
Bir dili var ki bitiremedi bahsini

Düşünceler var ki der sen yoksun
Onu fikredenin aklı akıldan yoksun
Doğrusu bu fikrin işte sen bir feride
Diyarındaki de zikretmeli, seferi de

Son!

Senelerin sonu, sonuç ki varılan
Mutsuzluk bir seçim imiş yapılan
Mutluluk, yağmur değilmiş yağan
Olmak için üretmeliymiş onu insan

Mutsuzluk, kalbi kapkara eden bir kömür
Meğer kötü bir alışkanlıkmış tekrarlanan
Derin düşünmek ziyanmış, var yok bir ömür
Yalnız eğlence olmalıymış peşinde koşulan
Güzel bakmak kararmış, insanı kılan özgür

Tanımak / Tanımlamak

Doğdum, bereket dağında konumlandım
Sonra dünyayı tanıdım, tanımlara takıldım
İnsanı insan yapan tanımıdır sandım
Kendimi tanıtmak için tanımları kuşandım

İnsan tarafından, tanımlar ile tartıldım
Sıfattan yoksun olunca bir kenara atıldım
İnsanı tanımlarıyla andım
Sıfatları sayfalar sürenin karşısında yıkıldım

Kimi zaman dar ağacında asıldım
Yıllandım, nihayetinde kendimi tanıdım
Çamur kaplı altındı, önce tanımlardan sıyrıldım

Kelimeler

Doğar doğmaz dile vardım
Büyüdüm, kelimelere geçtim
Bir müddet kelimelerden geçtim
Nihayetinde kelimeleri geçtim

Kelek

Kalanı söyle yürekten
Ermiş ayıklar elekten
İnsan ibaret gerçekten
Tanrı sureti kelekten

Tanrı Tanı

Sahte mümin, tanrı tanıtmaktır
Sabah akşam, tanrı anmaktır
Seferinin dili, tanrı tanımazdır
Yegane gaye, tanrı tanımaktır

Şeytan

Şeytan iki yüzlülük der diye onu öyle sanır
Yanlış bilir mahluklar, iki yüzlü olan insandır
İnanamaz, olmadığına rağmen gözlerim ermiş

Yemin eder, şeytandan dürüstünü görmemiş

Bir gün özlemle ararsam, özü sağlam olan
Vücut bulsa da zuhur etse huzuruma şeytan
Dostumdan iyi ağırlamazsam namerd olam
Şundan ki, tek odur Tanrıya ettiği yemini tutan