Anladım ki, gençlik dönemim sona eriyor ve deneyimli gençlik dönemime geçiyorum ağırdan ağırdan(!)
Nasıl mı anladım?
Önce, Teşekkür AI! https://blog.metu.edu.tr/caglart/2026/06/07/tesekkur-ai/ adresteki çocuk oyunuma raslayınca hayli müteahhis oldu idim. Üstüne de, gezinirken rasladığım şu sayfa işin tuzu biberi oldu.
https://www.facebook.com/watch/?v=1123798628266825
Efen’im, orta okul ve lise müzik öğretmenimiz, Türkiye Güzelimiz Aydan Şener’in babası Nezir Şener idi. Bu delikanlı da, Nezir beyin özel müzik kurslarının gitarlı müdavimlerinden idi. Mudanya Burgaz’dan (Güzelyalı) İlhan İrem ile arkadaş da olduğu için, Milliyet Gazetesi’nin eki olarak yayın hayatına başlayıp hemencecik müzik dergisi oluveren HEY’in açtığı Liselerarası Müzik Yarışması’na bin heves ile hazırlanmakta idi (bir üst sınıftan) Oğuz Durumeriç ile. İşte, Nezir beyin Aydan’ı da getirmekte olduğu Cumartesi günlerinden birindeki çalışmaya kapkalın tokalı kemeri ile bir misafir de dahil olmuş idi. Yeni bestesini çaldı söyledi. Kendi grubunu kurmaktan söz etti. Oğuz’la ben katılmadık. ‘Dersleri etkiler.’ gerekçesiyle ailelerimiz, HEY yarışmasına katılmamıza da izin vermedi. O heves içimizde kurudu kaldı. Bu fakir mâlum, Oğuz ABD’de matematikçi. O Cumartesi günkü kapkalın kemer tokalı misafirimiz de Suavi Karaibrahimgil idi, Nezir beye çaldığı parçanın adı Naz idi.
Hani derler ya, “Gemiş zaman olur ki, …”