İki minik soru

Hemen alttaki resimde ne görüyorsunuz? Bkz., https://www.instagram.com/reels/DZEb3-ZOVis/

Peki ya şu en alttakinde, yazar listesinde? Bkz., https://www.kitantik.com/product/Bu-Koy-Hepten-Delirdi-mi_1br9qfwlmqoysm41lyj?srsltid=AfmBOorNR645ESCms58Wc_hgOrdOTLkSzO8aH9F9dKPLQF5cS0AU-4Fx

Müzik ile Fizik

Derslerimde de pek çok kez konu edinmiş idik: Arap Müziği’nde, oyun havalarında bile alttan alta deve yürüyüşü işitilir. (#1) İspanyol Müziği’nde at yürüyüş ya da koşu adımları alttaki ritimdir. ABD (özellikle erken) Jazz, Soul, Blues Müziğinde tren sesi, tren düdüğü ritmin kaynağıdır. Türk Sanat Müziğimizde ise, şadırvan, su sesi pek çok eserde işitilir. (#2)

Müzik anlayışlarındaki bu ayrımlar tabii ki, insanların birey değil grup halindeki davranışının ürünleridir. En yakındaki yaygın periyodik seslerin o toplum müziğinin ritmi olması doğaldır.

Bu konunun Fizik ile ilgisi de şudur: Acaba biz insanların evren anlayışı da biz insanların akıl (zeka, zihin, anlak) yapısı tarafından da biçimleniyor (filtreleniyor) olabilir mi? (#3) Yani biz insanlar böyle olduğumuz için mi evren anlayışımız öyle?

(#1) arama sözcüğü: Arap Müziği



(#2) https://www.google.com/search?q=jazz%2C+soul%2C+blues+m%C3%BCzi%C4%9Finde+tren+sesi%2C+tren+d%C3%BCd%C3%BC%C4%9F%C3%BC&sca_esv=d42cd806acf66ebe&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&sxsrf=APpeQntNLawFaMTZk8P5zztdw6KI5HvdUw%3A1782079635101&fbs=ABfTbFVyMZGZf1hfvX9uKjN_-G8cxpBkeIeqYwoCbfNVc4vKE7plZzta63Pe5DpJ3XFR9XzI_yj6fb6bfPt1x_5u3nRcvq4bRLsnJ59QppoKXKFS-HVx61oR5rPMrBMMVehYsv2nvaBrburnF_gFzuCqsmICSxrrCtVtlg5RD6SjyUUCp4I5GjI8iaHA6_HPoIVbytobJLeEkD4UjF56y0uWDpbq_ZN4ag&aep=1&ntc=1&sa=X&ved=2ahUKEwjpgfL8q5mVAxVkQvEDHQ0kM7AQ2J8OegQIEBAD&biw=1242&bih=583&dpr=1.1&mstk=AUtExfCdr5WiJWlo0P9FF_2flDmtNbFJ6PcV4hx90XDNDSKHdjy_AOw8cB52lZnwrgoaK20oNeke3ubIVALwWegh2Et17lxUfg4Wk2BSi8ew6o6gFAcziLYJw2yrlVP7tpD9oAv8TbDLOWQ_Wryp5_F0NAxWWLYE2w5MUUBjFSZl3ACLGsja2nZVwTv6buclZo_nCVvZeoX0e8jJ6ZY99-aSpS-J1GtkiTQWQ_fApkRaJq8UYs0ZECnDNYJc3Th677N8-9FTudEGNZ77WdLJ3SreqLor7bYzt-89w8Q2GyBq6DQFOVbRS5v4Pr2VQIjrPHMUEVpRp-wJtGcxbQ&csuir=1&mtid=lWA4aoXuL7Odi-gP1Krg8QY&udm=50

(#3) Bu konuda araştırma olup olmadığı bir yana fark etmişlik bile yok, bildiğim kadarıyla.

Fizik ile Müzik

kafiyeli sözcükler olmasının ötesinde gayet yakın anlamlar taşır, yaygınca bilindiği gibi. Bundan sonraki sayfalarda, işte bu anlamlara da değineceğiz. Örneğin, hemen bir önceki yazıda yer verdiğimiz Halk Müziğimiz’de Maurice Ravel’in Bolero’sunu anıştıran bazı parçaların varlığına dair olan notumuzu genişletip değerlendireceğiz.

Şimdilik, Yine Dertli Dertli (Turnalar Semâhı/Sivas) ve Yine Dertli Dertli İniliyorsun ve benzeri adlarla anılan türkümüzle kulaklarımızın pasını silebiliriz biraz biraz; bkz., solo söylenişi için https://www.youtube.com/watch?v=nQbhVs2AnQY ve koro söylenişi için https://www.youtube.com/watch?v=JoEvXkD2qT4

Tam Bilim ya da Bilimlerin Birleştirilişi (‘unification’) -1-

Hemen belirtelim, özellikle Rudolf Carnap’ın çabalayıp bir sonuca bağla(ya)madığı Bilimlerin Birleştirilişi (#1) konusu, abesle iştigaldir. İnsan tarihinde sıkça görüldüğü gibi, piramiti tepesi üstüne kurmaya çalışmaktan ibarettir. Sanki pek çok bilim var imiş de, bunların birleştirilmesi (‘integration’) iyi olur imiş de, evrenin bir dili var imiş de, ve saire, ve saire, ve saire. (#2)

Hoş “Matematik, evrenin dilidir.” diyen de çok çıkmıştır Yer üstünde. Benzeri daha pek çok şatafatlı, çatapatlı, cafcafalı, janjanlı kelâm da mevcuttur ilgili kitap ve makale sayfalarında.

Oysa, pek çok kez değindik, bırakın Matematiğin evrenin dili olmasını, (bilebildiğimiz, gözleyebildiğimiz) evrene bile ait değildir Matematik. Evrende Matematik yoktur. Matematik, evrendeki bazı düzenlilikleri (#3) izah için biz insanların uydurduğumuz, tümüyle hayâli bir kurallar silsilesidir. Hani, mesela derler ya “–Satranç’ın da bir matematiği var.” İşte bu kelâm doğrudur. Çünkü, ikisi de biz insanların koyduğu kurallar silsilesine sahiptir.

Sadede gelecek olursak; Tam Bilim Bilgisi kuruluşundaki engellerden birinin insanlığın zekâ (zihin, anlak) düzeyinin düşük oluşu gerçeğini dile getirmiştik. Bakınız, şimdi bir örnek daha verelim: Nobel Ödülü sahibi bilimcilerin IQ’ları 125-150 ortalamasıyla yaklaşık 135 diyelim. Bu şahıslar dahil, herkes için çevrilen filimler, yazılan ve sergilenen tiyatro oyunları kadrosu 15_20’yi geçmez. Niçin? Niçin mesela, 150 oyunculu film çekilmez, tiyatro oyunu yazılıp sergilenmez? Yanıt açık; çünkü, o sayıda karakteri, tipi, figürü bile insan zekâsı, anlağı izleyebilemez. Bir de bunun yanında, herhangi birindeki entrika (dolantı) çeşitliliğinin yoğun olduğunu var sayalım. Durum tam bir kâbusa, karabasana benzemez mi?
En iyi teatral temalar, en yalın olanlardır. Düşman iki ailenin çocuklarının aşkı gibi.

Oyuncu sayısı 150_200’cük kadar olan filim, tiyatro izleyemeyen, dizi filimlerin her bölümü öncesi illâ ki, özet bölümü isteyen biz nâdan Dünyalılar mı tüm evreni tam anlayacak da Tam Bilim Bilgisi’ni kuracak?

İkinci engeli de kesin ölçüm yapamayışımız ve herhangi bir teoriyi kanıtlamak için kaç deney yapılması gerektiğini bil(E)meyişimizdi. Örneğin, K. Popper’ın “Güneş’in her sabah doğmuş olması, yine doğacağının kanıtı olamaz.”ına pek çok kez değinmişdik.

Bu konulara, Bolero misali, ileride de döne duracağız. (#4) Şimdilik Ludwig Wittgenstein merkezli şu değerlendirmeyi gözler önüne sermekle yetinelim. (#5)

(#1) https://www.google.com/search?q=Rudolph+Carnap+unification+of+science&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&oq=Rudolph+Carnap+unification+of+science&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIICAEQABgWGB4yCggCEAAYgAQYogQyBwgDEAAY7wUyCggEEAAYgAQYogQyCggFEAAYgAQYogTSAQgxMzAzajBqN6gCALACAA&sourceid=chrome&ie=UTF-8
Ayrıca:
https://www.routledge.com/The-Unity-of-Science-Routledge-Revivals/Carnap/p/book/9780415679701

(#2) Yul Brynner, “The King and I” filminden.

(#3) Hadi bakalım, buyrun! “Evren tümüyle rassal olduğu için, sergilediği bazı düzenlilikler de rassaldır, yani raslantı sonucudur. Düzenlilikler de raslantı sonucu oluşur.” desem, siz ne dersiniz?

(#4) Halk Müziğimiz’de de bolerolar var. Belki ileride değiniriz bu konuya.

(#5)
https://www.google.com/search?q=vittenstain+filizof&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIHCAEQABjvBTIHCAIQABjvBTIHCAMQABjvBTIHCAQQABjvBTIHCAUQABjvBdIBCTUzNzk1ajBqN6gCCLACAfEFIc-Oa4dd7qI&sourceid=chrome&ie=UTF-8&udm=50&fbs=ADc_l-aN0CWEZBOHjofHoaMMDiKpaEWjvZ2Py1XXV8d8KvlI3p-ML-906rRL_m6h4jR-tdCeKIwp94h-QiJ4lJfObsqU79yRFgWBtc5FGpXu1cRl7ZgTFhVm8qygFNRRug_YO90BDK6YW9Yj42jm00JNq16qI3512riNNnuBqroShMfWqIIZ9Nr2UqBsNV0P8Rr6KG1DJQ0F6JUd2RSQPayaONGIZGnMJg&aep=10&ntc=1&mstk=AUtExfDAUp6EfDqWfn7GmPtHj3VcFdE_6T256ruXeVtm7rLwRahFpYRQvSkzAmExyAMfgQEZ9cBZe1llWnhmWrFGcNfG-I835HYr5DbqoKnwPHTkvg67uahAhlBCm4mDYD2VgDbPumNnSWf9VhqkHzseYIssffkSb-SAc-sWptT6mQqK0Jiyk1fkaovitrx0gxHWL5ZvEqGv74l7C2frB7SUQXwvrnR4iIEC1e4lLRDt9W0rx-hMQIrXhLO8RJVjPyM9LJTWfbGXCI0GdpefphS1E0FMW40C5Q4JhgN5dAJtHJeFl03aB-izQh-WBk_aGyz1en9VpWhFuyBiv0jBDdZFxu3WcYUPTRiHSCIYfYSbmsawSy2pRUjw4Zg&aioh=3&csuir=1&cs=0&mtid=Ul00av25Ab-H9u8PxOK8mAo

Düzelti

Hemen bir önceki İnce işler 4 bkz., https://blog.metu.edu.tr/caglart/2026/06/19/ince-isler-4/ yazımızda “yerel tepe (‘local maximum’)” ve “yerel dip (‘local minimum’)” ifadeleri mevcut. Aynı ifadeleri yıllardır pek çok herkese açık (‘public’) ve kişiye/kuruma özel (‘under contract’) makalelerimde de kullanmıştım. Ne ki, hiç uyarı almamıştım. Ben de dün geceye dek fark etmemiştim ki, o tanımlar yanlış! Şu nedenlerle:

1) Verinin periyodu belirtilmedikçe, yerel tepe veya dip tanımlanamaz. Çünkü, örneğin 5dkk periyotlu zaman serisinde yerel uç değerler (max. ve min.) daha uzun periyotlu örneğin 1saat zaman serilerinde görünmeyebilir.

2) Söz konusu dip ve tepelerin hangi zaman diliminde belirdiği de belirtilmiş olmalıdır. Çünkü, herhangi bir periyoda sahip zaman serisinin kısa bir parçasındaki uç değerler ile, aynı dilimin aynı uzunluktaki komşu dilimi de göz önüne alındığındaki uç değerler aynı olmayabilir.

Hayretlere şayân! Hani bir avuç leblebiyi ağzınıza attığınızda sert taneler sona kalır ya çiğnerken; mental manada buna çok alışkınımdır. Pek çok benzeri örnek, pek çok kez gece yastığa baş koyduğumda ya da gündüz gözüyle de kafama dank edivermiştir. Ama, şimdiye dek hiç yukarıdaki kadar uzun sürmemişti her hangi bir aymazlığım.

Kim bilir, geçmişten süregelen daha nice aymazlıklarım da vardır.

Hamiş: İşbu örnekle, maddi hataların düzeltilmesi dışında önceki yazılarımızda asla değişiklik yapılmadığını da notlamış olayım.

İnce işler 4

Finans piyasalarında al/satçılar (‘trader’) için yararlı takiplerden biri de momentumdur, genelde bilindiği gibi. Momentum takibinden kasıt, ilgili fiyatların hiç değilse bir kaç saat ama genellikle de birkaç gün süreceği beklentisidir. Haftayı aşan momentum sürekliliği sıkça görülmez.
Buradaki temel dinamik (‘underlying mechanism’) alışların ya da satışların bir kaç saat ya da bir kaç gün sürdürülecek oluşudur.
Gelgelelim, genellikle mal çıkmak için de, özellikle küçük sermayeli şirket paylarında yukarı yönlü momentum yapay olarak yaratılabilmektedir.
Buradaki can simitlerinden biri, ilgili hareketi destekleyen haber(ler), gelişme(ler) olup olmadığını araştırmaktır. Hoş, bir sürelik yukarı (aşağı) hareketten sonra iyi (kötü) haber geldiği de olur ki, yapanlar için ilk kuşkulanılacaklarım sermayeye yakın kişiler ya da içeriden haber alanlar (‘insider trader’) olur.
İkinci can simidi ise, küçük sermayeli şirket paylarından uzak durmak ve özellikle endeks çalışmaktır. Dahası, küçük sermayeli şirket payları için varant yoktur.

Yukarıdaki konuya ek olarak 5 yaşındaki çocuk finansal AL/SAT yapabilir mi? https://blog.metu.edu.tr/caglart/2026/06/14/5-yasindaki-cocuk-finansal-al-sat-yapabilir-mi/ yazımızda belirttiğimiz grafiklerdeki özel ve özgün formül eğrilerinin önceliğinin zararsız işlem, sonra kazançlı işlem ve en sonunda yerel tepeye (‘local maximum’) yakın satış ve yerel dibe (‘local minimum’) alış yapması olduğunu notlayayım. Oran vermeyeyim ama zararlı işlemin ihmal edilebilecek kertede olduğunu söyleyeyim. Yerel tepe ve yerel diplerden veya bunların çok yakınlarından işlem yapış oranı ise %50 dolayında.

Dikkat buyurunuz! Burada herhangi bir dışarıdan habere veya bilgiye hatta içeriden haber almaya bile gerek kalmaz.
Eh, “—Bundan iyisi, Şam’da kayısı!” dense yeridir.
“Bahçede mişmil, sararıp yere düşmüş” (*)

(*) arabım fellahi https://www.google.com/search?q=arab%C4%B1m+fellahi+s%C3%B6zleri&oq=arab%C4%B1m+fellahi+s%C3%B6zleri&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIKCAEQABgTGBYYHjIKCAIQABgTGBYYHjIKCAMQABgTGBYYHjIKCAQQABgTGBYYHjIKCAUQABgTGBYYHjIHCAYQABjvBTIKCAcQABiABBiiBDIHCAgQABjvBdIBCDExMjhqMGo3qAIIsAIB8QV7lJIn1R05tfEFe5SSJ9UdObU&sourceid=chrome&ie=UTF-8

Bu bir yatırım tavsiyesi değildir!

Yatırım tavsiyesi verebilecek kişilerin kapsamı genişletilecekmiş! Yani, sadece fon veya kurum uzmanları değil, benzer işler yapan (bencileyin) kişiler de yatırım tavsiyesi verebilecekmiş.

Bu konuyla ilintili olarak ezelden beri anla(YA)madığım 2 husus var:

1) Parayı (çalıştırmak, işletmek) yerine, niçin yatırasın ki? Bir de bu yönde tavsiye mi verile?

2) Velev ki, yatırım tavsiyesi işe yaraya, kazanç sağlaya. E, o zaman veren niye vere? O özbeöz tavsiyesini kendisi tutsa uygulasa da, kazanç sağlasa da, başkalarına tavsiye vererek kazanç sağlamaya çalışmasa? Olma mı?

Şükür, posta kutuma gelen tavsiyeleri açmazam. İşe yarayacak olsa, kendileri kazanç sağlar, bana niçin göndersinler?