Işınların demet halinde çizgiler izleyerek davrandığı Geometrik Optik kapsamındaki olayların tersinir olduğu bilinmektedir. Yani, aynadan yansıyan, mercek ya da prizmadan geçen, suda kırınan ışının kaynağı ile hedefi (örneğin, hedef ekranı) yer değiştirildiğinde izlenen yörünge aynı kalır. Dahası, ışın kaynağının ve hedefin gösterilmediği fotoğraflara bakarak ışığın yayılma yönü saptanamaz. Kimya’da da bazı tepkimelerin tersinir olduğu bilinmektedir. Keza, bazı Isıldevinim (“Thermodynamics”) süreçlerinin de tersinir türden olduğu bilinmektedir.
Biraz da bu bilgilerden kaynaklı olsa gerek, “zamanda yolculuk” konusu da hayli ilgisini çekegelmiş insanlığın. Lâkin, geleceğin henüz oluşmadığının fikriyle, sadece zamanda geriye yolculuktan söz edilmekte, şimdilik. Ama, bu geriye yolculuğun an be an sürekli olarak mı gerçekleşeği umulmakta, yoksa anlık zıplama biçiminde mi gerçekleşeği umulmakta; işte burası belirtilmez çoğu kez. Yine de “Hele bir geriye zıplamayı becerelim, sonrasında sürekli biçimde geriye gitmeyi de umabiliriz.” diye düşünmek mümkündür.
Fizik çerçevesinde ise, Pozitron gibi bir Zıttaneciğin (“Antiparticle) Elektron’a göre (bize göre de) zamanda geriye gittiği düşünülmektedir. Bu özellik salt Elektron_Pozitron çiftine değil tüm Zıttaneciklere özgüdür.
Pozitronun da Elektronun da bilinmediği bir çağda, zaman (yani bize göre) ilerlerken zamanda geriye gidişin şimdiyi ve geleceği nasıl etkilediği, nam_ı diğer, Nedensellik yani Sebep_Netice ilişkisini (“Causality”) gözler önüne seren kişi Sofokles’tir. (#1) Dikkatli okuyucu fark etmiş olabilir ki, Sofokles’in bu anılan Kral Ödip adlı Tragedya’sında zaman kâh zıplamalarla kâh kısa bölümler içinde süreklilik hâlinde geriye gider, gelir.
Bir başka dikkat çekici nokta şudur: hiç kimse alabildiğine geri gidip en baştaki “Trajik Hata”yı (“hamartia” (#2)) yani olayları başlatan ilk kehâneti, yani minik bir yavrunun ileride babasını öldürüp yerine geçerek kral olacağını ve annesi ile evleneceğini söyleyen kâhini, bunları söylemesinden evvel öldürmek arzusu duymaz. (Böyle olsa zaten tragedya olmazdı. Şaka, şaka!)
Gelgelelim, Richard Feynman adıyla yayımlanmış şu vidyonun 8:53 zamanında sözü edilen bir paradoksta zamanda geriye gidip dedesini öldüren bir şahsın, öz babasının ve dolayısı ile bizzat ve bizatihi kendisinin doğumunu engelleyebilmesinin olanaklı olup olmadığı tartışılır. (#3)
Bu anılan vidyodaki sözler ve fikirler gerçekten Feynman’a mı aittir? Kuşkuluyum. Zira, aynı vidyonun az öncesinde yani 8:14 zamanında evrende sonsuz enerji olmadığından söz edilir. Önceki pek çok yazımızda da belirtmiş idik; evrende enerji yoktur ama Maxwell–Boltzmann İstatistiği’nde, Max Plank Karacisim Denlemi’nde, Albert Einstein Isı Sığası denkleminde enerji hep ’a gider. Bu nasıl olur? Nasıl olur da Feynman, Maxwell–Boltzmann İstatistiği’ne, Max Plank Karacisim Denlemi’ne, Albert Einstein Isı Sığası denklemine itiraz etmez?
Zaten, aynı vidyonun 5:50 zamanı dolayında şunları söylüyor Feynman: Zaman makinesi ile zamanda 10 dakika geri gidip makinenizden dışarı adım attığınızda (…) uzayın boşluğuna basarsınız. Havasızlıktan boğulur, donar ve ölürsünüz. Çünkü 10 dakika önce Dünya bam başka bir konumda idi. “—Geriye gitmek için Dünya’nın 10 dakika önceki tam konumunu hesaplamanız gerekir.”
Bu denli dolambaçlı gerekçelere gerek yok aslında. Kestirmeden söyleyeyim: Zamanda geriye gidip dedenizi öldüremezsiniz. Çünkü, o zamanda, gelecekten gelip dedesini öldürmüş bir kişi (yani siz) yok idi(niz). Dolayısı ile, öyle bir ana, yani denizi öldürdüğünüz ana gidemezsiniz, çünkü öyle bir an hiç olmadı. Daha da özeti; geçmişin hiçbir anına gidemezsiniz çünkü o anda gelecekten gelmiş bir kişi (yani siz) yok idi(niz), öyle bir an hiç olmadı idi.
(#4)
(#1) https://blog.metu.edu.tr/caglart/?s=%C3%96dip
(#2) https://www.google.com/search?q=Trajik+Hata&rlz=1C1CHBF_enTR866TR866&oq=Trajik+Hata&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIICAEQABgWGB4yCAgCEAAYFhgeMgcIAxAAGO8FMgcIBBAAGO8FMgcIBRAAGO8F0gEIMTcwOGowajeoAgiwAgHxBf0uVQJ1cixo&sourceid=chrome&ie=UTF-8
(#3) https://www.youtube.com/watch?v=9srHbolzwf8
(#4) Kim bilir, şu kelâm ileride gayet meşhur olabilir: “Past is not penetrable!”