Derin Atlantik’e Yolculuk ve ROV Victor’a Genel Bir Bakış

L’Atalante ile buluşmamızın üzerinden çok geçmeden Atlantik okyanusuna açıldık. Rainbow hidrotermal alanına yolculuğumuz yaklaşık olarak 1,5 gün kadar sürdü. İlk kez bir gemi yolculuğunu deneyimleyen biri olarak başta bazı korkularım vardı fakat neyse ki gemiye alışmam beklediğimden daha az zaman aldı. Bu süreçte yapılan seri toplantılarla seferin bilim ekibinin tamamıyla tanışma fırsatım oldu. Hepsi farklı bir bilimsel disiplinde uzmanlaşmış insanlar veya onların öğrencileri. Dünya’nın farklı yerlerinden gelmiş olsak da bilimin birleştiriciliğinde buluşmak ve benzer bilimsel arzuları paylaşmak çok iyi hissettirdi.

Gemide yolculuk sırasında dikkatleri en çok üstüne çeken şey şüphesiz ki ROV Victor’du. Victor yaklaşık 2,5 metre boyunda 6000 metre derinliğe dalabilen bir kâşif. Sefer sırasında derin deniz dalışlarını onun yardımıyla yapıyoruz. Temel olarak hidrotermal bacaların içinden ve çevresinden toplayacağımız kimyasal ve biyolojik örnekler için örnekleyicilerimiz var ve bunları Victor’un sepetine dalıştan önce hazır hale getirip yüklüyoruz. Sonrasında, o sahip olduğu robotik kollar sayesinde sepetine koyulan deney malzemelerini gereken derinlik ve alanda efektif bir şekilde aktif hale getirip örneklemeyi gerçekleştirebiliyor. 36 saate kadar su altında aralıksız çalışabilen Victor’un bir de asansör düzeneği var. Bu düzenek sayesinde Victor derinlerde çalışmasını sürdürürken bizler gemide asansör vasıtasıyla getirilen onun topladığı örneklere erişebiliyor ve hemen çalışmaya başlayabiliyoruz.

Victor çok ağır bir makine olduğu için gemiden suya “A Frame” (üstte) adı verilen özel bir vinç sayesinde indiriliyor. Onun suya indirilişini izlemek çok ayrı bir heyecan çünkü o çevresine konuşlandırılmış kameraları sayesinde sizi görülmeyeni görmeye ve bir insanın ulaşamayacağı yerlere ulaşmaya davet ediyor her seferinde. Sizin için derinlere dalıyor, aralıksız uzun saatler çalışıyor ve sizin için örnekler topluyor, ona ne kadar minnettar olsak az.

Tabi ki Victor bunları tek başına yapmıyor. Arkasında çok çalışan bir teknik ekip, onun pilotları ve pilotlara rehberlik eden bir bilim ekibi var. Victor suya indiği andan itibaren gözlem odasında gece gündüz demeden bilim ekibinden iki kişi, iki pilot ile birlikte dörder saatlik vardiyalar halinde Victor’u yönlendiriyor ve gereken örneklemelerin yapılmasını sağlıyorlar. Bu gözlemlere ben de aktif olarak katılma şansı buldum ve tek kelimeyle harika bir deneyimdi.

Şu sıralar Rainbow hidrotermal alanında çalışmaya devam ediyoruz ve fırsat buldukça sizlerle daha çok ayrıntı paylaşmaya çalışacağız.

Takipte kalın!

– Serhat

Sefer ile ilgili görsellerin tüm hakları IFREMER’ e aittir.

Horta’ya Ulaştık!

Merhabalar!

ODTÜ Ankara kampüsü ve Mersin Deniz Bilimleri enstitüsünden başlayarak önce İstanbul’a, oradan Lizbon’a ve Lizbon’dan da pek rahat geçmeyen bir yolcuğun ardından sonunda Horta’ya ulaştık. Horta şehri Kuzey Atlantik’teki Faial adasında bulunuyor. Bu bölgede Faial gibi çok sayıda değişik volkanik ada mevcut ve bu adaların geneline “Azor Adaları” adı verilmiş. Hava sandığım kadar yorucu değil fakat zaman zaman nem can sıkıcı seviyelerde olabiliyor. Bitki örtüsü bakımından beklediğimden daha canlı bir yer ve kuş sesleri Atlantik’in rahatlatıcı maviliğiyle birlikte güzel bir harmoni oluşturuyor. Burada her yer bazalt! Evlerin duvarlarından, kaldırım taşlarına kadar tüm ada bazalt ile bezenmiş durumda. Bu ayrıntılar bir yana bırakırsak, şu an pratikte bir okyanusunun ortasında ve Orta Atlantik Sırtının üzerindeyim. Bir jeolog için bunu tecrübe etmek paha biçilemez olmalı!

Dün sefer ekibinin büyük çoğunluğuyla tanışma fırsatım oldu. Seferin yöneticisinden, seferde görev alacak diğer bilim insanlarına, L’Atalante’ın kaptanından ROV Victor’un teknik ekibine herkes çok yapıcı ve eğlenceli. Aralarda edilen muhabbetlerden bahsetmiyorum bile! Henüz seferin çok başındayız fakat o muhabbetlere konuk olmak benim için harika ve fazlasıyla öğretici bir tecrübe olmaya başladı bile! Bugün kaldığımız otelden gemiye geçerek sefer için son hazırlıkları ve deney malzemelerinin kurulumunu yapıp, yerleşeceğiz. Yarın ise sefer başlıyor ve Atlantik’e açılıyoruz.

İlk durağımız Rainbow hidrotermal alanı olacak. Orada yaklaşık 2300 metreye yapılacak ROV dalışları ile haritalama ve örnekleme çalışmaları yapacağız. Sonrasında ise sırasıyla Lost City ve Broken Spur alanlarında araştırmalar yapmak öngörülüyor. İlerleyen yazılarda bu sistemler hakkında daha ayrıntılı bilgileri paylaşmaya çalışacağım.

Takipte kalın!

 –  Serhat

2018 Atlantik Derin Deniz Seferi

Merhabalar,

Derin okyanuslar hala keşfedilmeyi bekleyen, adeta ‘yeni bir gezegen’ gibi. Geçtiğimiz yıl ODTÜ Deniz Bilimleri derin deniz ekibi olarak  katıldığımız Alvin denizaltı seferi ile Pasifik Okyanusu’ndan sizlerle ulaşmıştık.  Şimdi de, 7 Temmuz – 5 Ağustos arası, Atlantik Okyanusu’nun derinlerinde yatan sırlarını keşif için ODTÜ Ankara ve Erdemli kampüslerimizden yola çıkıp Portekiz’in Azor adalarına ulaştık.
     
Bizler iki ODTÜ araştırmacısıyız. Birimiz ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitü’sünde öğretim üyesi, hayatının 13 ayı açık denizlerde geçmiş ve 5 denizaltı dalışına katılmış  Mustafa Yücel, ekibin diğer üyesi de okyanus bilime yeni adım atan çiçeği burnunda öğrencimiz, ODTÜ Jeoloji Mühendisliği’nin 2018 birincisi Serhat Sevgen.
İkimiz de bilimsel makaleler, izlenimler ve gözlemlerimizle karşınızda olacağız.

Dünya’nın okyanuslarından okyanus-dünyalara

Bir seferin de sonundayız ve artık dönüş yolundayız. İşte yaklaşık üç hafta boyunca beraber çalıştığımız bilim ekibi, Alvin ile beraber:

Bu sefer, gezegenimizi şekillendiren süreçleri anlama yolunda sadece bir damla görevi görecek, daha keşfedecek çok şey var. Derin okyanus tabanını keşfedip anlamak belki daha yüzyıllar alacak, zira Yeryüzü’nün üçte ikisini kaplayan çok geniş bir habitat ve sadece tüm dünyada bile bir avuç sayılabilecek bir araştırmacı grubu tarafından çalışılıyor.

Okumaya devam et “Dünya’nın okyanuslarından okyanus-dünyalara”

İşaretleyicilerimiz okyanus tabanında!

Mustafa

10 Nisan günü bu seferde ikinci bir dalış şansım oldu: Alvin’in 4886 nolu dalışında bu sefer University of Delaware doktora öğrencisi Julia Guimond ile çalıştık.  Bu dalış sırasında Türkiye’deyken yanımızda getirdiğimiz ODTÜ ve University of Delaware işaretleyicilerini Tica adı verilen ve Riftia kolonilerinin yoğun bir biçimde bulunduğu kemosentetik habitatlara bıraktık (2510 m).   Bu alanda sefer sırasında gözlemlediğimiz en sağlıklı kolonilerden birisi bulunuyor, heniz midyeler alanı ele geçirememiş. Detaylı sensör ölçümleri ve örneklemeler yaptık, görüntü aldık. Böylece işaretleyicilerimizle konumunu belirlediğimiz bu alanın nasıl değiştiğini –umarız- bölgeye tekrar çalışmak için geldiğimizde rahatlıkla takip edebileceğiz.

Okumaya devam et “İşaretleyicilerimiz okyanus tabanında!”