Majors are cleaned, sealed, cocked, and delivered… Safely – Yağız Demir

Posted on 13 Ocak 2026 Posted in 2025 DEEPTRACE Pasifik Seferi

Araştırma gemisinde bilim, anlık ilhamla değil; düzen, iş bölümü ve tekrar eden kontrol listeleriyle yürüyor.

Merhaba, ben Yağız. Bu yazıda Atlantis’te günlerin nasıl geçtiğini anlatmak istiyorum. Dalışlar elbette en önemli operasyon ama gemideki düzeni görünce şunu fark ettim: o dalışları ve araştırmayı mümkün kılan şey sistematik çalışma ve günlük rutinler.

Atlantis’e çıktıktan sonra baş araştırmacılar (PI’lar) kısa bir toplantı yapıp tüm bilim ekibini; uzmanlık alanına ve pratik becerilerine göre takımlara ayırdılar. Bu noktada küçük bir gerçeği not düşeyim: Araştırma gemisinde iş hiç bitmez. Gece-gündüz fark etmeksizin araştırma devam eder. Bir şey biter, diğeri başlar; bazen de aynı anda başlar. O yüzden iş bölümü şart.

Benim ana görevim, Alvin’in hidrotermal bacalardan örnek alırken kullandığı major sampler denen titanyum örnekleyicilerin bir sonraki dalışa hazırlanması. Bu iş için gereken en kritik yetenek, çok da narin olmayan bir burun: çünkü derin deniz canlılarının kemosentezde kullandığı hidrojen sülfür gerçekten kötü kokuyor. Çürük yumurta benzetmesi kibar kalabilir. Bir de tornavida tutabilmek gerekiyor; çünkü temizleyebilmek için en ufak parçasına kadar söküp takmak gerekiyor. Örnekleyici hem mekanik olarak dayanıklı olmalı hem de kimyasal kalıntı taşımamalı.

Major dediğimiz aparatlar aslında bir şırıngaya çok benziyor; titanyumdan yapılmış olmaları ve hacimlerinin 750 mL olmasıyla ayrılıyorlar. Ana parçaları fotoğraflarda görebileceğiniz gibi şöyle sayabiliriz: baca çıkışlarından hassas örnekleme yapabilmek için bir boru (nozzle), örneğin doldurulacağı örnek haznesi (main cylinder), örnekleme işlemini başlatan ateşleme mekanizması (valve cylinder) ve örnek çekme işlemini yapan pistonu hareketlendiren büyük yay (large spring) ve Alvin’in robot koluna uygun tutacak (T-handle). Her major çift olarak hazırlanıyor. Her çift bir termometre ve bir T-handle paylaşır. Böylece aldığımız örnekler her seferinde iki kopya olmuş oluyor. Alvin’in sepetine 6 çift major sığıyor. Yani dalış ve örneklemelerde her şey yolunda giderse toplamda 9 litre kadar örnek alabiliyoruz.

Majorları dalışa hazırlamak için önce en son vidasına kadar söküyoruz. Sonra her parçayı hassas bir şekilde %10’luk hidroklorik asit ve saf su ile temizliyoruz. Örnek haznesinin temizliği tamamlanır tamamlanmaz, kontaminasyondan kaçınmak için birleştirme tezgahına getirilip hemen kapatılıyor (sealed!). Temizlenen diğer parçaları da takarak temizlik aşamasını tamamlıyoruz. Bu şekilde hazırlanan 6 çift major şafak vaktini bekliyor.

Dalış öncesi majorların son hazırlığı ise ateşlenmek üzere kurulması (cocking). Sabah 8’deki dalıştan önce sabaha karşı uyanıp majorları kurmak üzere laboratuvara gidiyorum. Çünkü mühendis ekibinin Alvin’i hazırlaması için majorların en geç 6’da teslim edilmiş olması gerekiyor. Bu kurma işlemi büyük yayı sıkıştırmak ve ateşleyici piston ile kilitlemek aşamalarından oluşuyor. Çok uzun bir vida yardımı ile bu güçlü yayı ittirerek sıkıştırıyoruz. En son Alvin ekibine temizlenmiş ve kurulmuş majorları teslim edip dalış saatini beklemeye başlıyorum.

Ama gemide iş hiç bitmez derken, görevim bununla sınırlı değil tabii. ODTÜ ekibi olarak, Alvin’den gelen örneklerin kimyasal içeriklerinin daha alınır alınmaz ölçülmesinden de sorumluyuz. Benim payıma da yine az önce bahsettiğim hidrojen sülfür düştü. Çürük yumurta kokusundan kaçış yok. 🙂

Ölçümde kullandığım yöntem “spektrofotometri” — kulağa havalı geliyor ama aslında çok temel bir prensibe dayanıyor. Hedef bileşikle seçici şekilde reaksiyona girip renk oluşturan bir reaktif kullanılıyor; cihaz da bu rengin yoğunluğunu ölçerek sana konsantrasyon hakkında bilgi veriyor. Hatta bazı kurulumlarda cihaz neredeyse bilgisayara bağlanan bir cep telefonu kadar küçük olabiliyor. Basit, evet; ama denizde, zaman baskısı altında, hızlı ve güvenilir bir yöntem.

Alvin okyanusun tabanında bizim için örnek toplarken (eğer o gün ben içinde değilsem) önceki günün örneklerini renklendirip ölçüyorum. O gün gelecek örnekler için de hazırlık yapıyorum. Hidrojen sülfür, alınan örneklerin içinde çözünmüş bir gaz. Gazlı içeceklerdeki gaz gibi sıvı içinde çözünmüş halde bulunuyor. Ama çok uçucu bir gaz olduğu için çok hızlı bir şekilde bir bileşik halinde çöktürülmesi gerekiyor. Bunun için de örnekleme yapılacak tüplere dalış kodu ve örnekleme bölgesinin adı yazıldıktan sonra çinko asetat ve sodyum hidroksit ekliyoruz. Bu sayede hidrojen sülfürü yakalıyor ve ertesi gün ölçmek üzere çöktürüyoruz.

Alvin’in dalışı bitip yükselmeye başladığında dalış ekibinden bilimsel rapor gönderiliyor. Raporda hangi majorun en güvenilir örneklemeyi yaptığı, hangisinin çalışmadığı, hangisinin kaç derece sıcaklıktan örnek alındığı gibi detaylar yer alıyor. Seferin başında ateşlenemeyen major sayısı 1-2 tane olurken sefer ilerledikçe ve majorlar elimizden geçip biraz “şefkat” görünce hepsi tıkır tıkır çalışmaya başladı. Alvin güverteye gelip hangara alındığında artık örnekler alınabilir oluyor. Majorları alıp örnekleri laboratuvara getiriyorum. Örnekler, her gruptan örnek almakla görevli kişilere veriliyor. En sonunda elimizde 6 tane çok kötü kokan major kalıyor ve rutinim baştan başlıyor.

Kısacası, günüm bazen titanyum parçalar söküp takarak, bazen de küçük bir cihazla renk ölçerek geçiyor. Dışarıdan bakınca “aynı işin tekrarı” gibi görünebilir; ama her dalış farklı, her örnek farklı, her günün sürprizi ayrı! Okyanus tabanında gerçekleşen volkanik patlama yazısına da bir bakın derim.

Şimdilik benden bu kadar. Bir sonraki yazıda, Alvin’in dalıştan dönmesini beklerken yaptığım bir başka rutin hazırlık olan nanopartikül örneklemelerinden ve bu partiküllerin dünya dışı yaşam arayışında bize nasıl yol gösterebileceğinden bahsedeceğim.

“Majors are cleaned, sealed, cocked, and delivered… Safely.”

Yağız

20 Yıl Sonra Gelen Patlama – Nimet Alımlı

Posted on 13 Ocak 2026 Posted in 2025 DEEPTRACE Pasifik Seferi

Önceki yazılarımızda dalış günümüzün nasıl geçtiğini bahsetmiştik. Dalışımız olmadığı günler oldukça rutin bir hale dönmüştü. Sabahları laboratuvarda örnekleme için hazırlık yaparak başlayan günü kahve molaları, öğle yemeği ve müzik eşliğinde uzun süren yıkamalartakip ediyordu.  Öğleden sonra 4 civarında Alvin’den gelen bilimsel rapor ile alınan örnekler netleşiyordu, böylece etiketleri ve metadatalarımızı düzenliyorduk. 5 gibi tüm hazırlıkları tamamlayabildiysek Alvin’in yüzeye çıkışını izlemek için burunda yerimizi alıyorduk. Rutinimiz artık belliydi. Günler dalış numaralarıyla eşleşmiş haftanın hangi gününde olduğumuzu unutuyorduk. Farklı olan tek şey o gün ne tür kayaç ve biyolojik örneklerin geleceği olmuştu. Alvin’in gelişiyle birlikte akşamlarımız laboratuvarda geçiyordu.  Örnekler gelir hızlıca alt-örneklemeler ayrılır, ölçüm yapılacak parametreye göre ön işlemler yapılır ve kaldırılır. Bu sırada akşam yemeği saatini kaçırmak çok muhtemel, laboratuvardaki işin uzun sürecekse birisinden yemek ayırmasını istemek kritik. Örneklerin ön işlemleri yapıldıktan sonra koşturma durur ve yemek yiyebilme vakti gelirdi. Yemekten sonra yeşil flaş olursa kaçırmamak için kıç tarafta toplanıp gün batımını izlerdik. Yeşil flaş gün batarken/doğarken ufuk çizgisinde son anda güneşin yeşil renkte görülmesi olayı. Nadiren görüldüğü ya da hiç görülmediği de söyleniyor ama görmek için ihtimalin en yüksek olduğu yer okyanus ortasıymış. Bu moladan sonra gemide ölçümü yapılan parametreler için laboratuvara geri dönüyorduk.

28 Nisan itibariyle evlerimizden ayrılalı tam bir ay olmuştu, 15. Alvin dalışı gerçekleşmiş ve seferin sonlarına doğru yaklaşıyorduk. Gemiye taşıdığımız laboratuvar malzemelerimizin azalmasıyla bir sonraki dalışların öncelik sıralamasına göre hangi örneklemelere öncelik vermeliyiz gibi sarf hesaplamalarına başlamıştık. Aramızda örnek tüpü pazarlıkları dönüyordu.

28 Nisan günü Alvin dalışı Tica’ya yapılmıştı. Tica’yı sefer boyunca sıkça ziyaret ettik, kendi dalışım da 9 gün önce yine Tica’ya olmuştu. Tica, tüplü solucanlarla (Riftia) dolu, yüksek sıcaklıkta baca alanlarının ve daha düşük sıcaklıkta karışım alanlarının olduğu önemli bir alan. 28 Nisan dalışı da pilot eğitimleri için ayrılan dalışlardandı. Pilot eğitim dalışları her 5. Dalış olarak yapılıyor. Diğer dalışlarda 2 bilim insanı bir pilot ekibi oluştururken eğitim dalışlarında bir bilim insanı, bir eğitim alan pilot adayı ve bir de pilottan oluşuyor. Bu dalışın bilim insanı ise bizim ekibimizden Suna’ydı. Dalışları başarılı geçmişti. 9 gün önce kendi dalışımda gördüğüm ve boynu bükük gibi dursa da muhtemelen diğer riftialar arasında en avantajlı yeri kapmış olan riftia dikkatimi çekmişti. Boynunu baca suyunun akışına bırakmış dans eden bir riftiaydı. Dalış sonrası pilot adayı ile o boynu bükük riftiayı konuşmuştuk. Hala orada öyle dans ediyormuş. Ama onu bir daha gören olmadı. Yukarıda uzun uzun bahsettiğim günlük rutinimiz de seferin geri kalanında aynı olmadı.

29 Nisan sabahı biriken yorgunluktan olsa gerek, Alvin’in dalışını izlemek için uyanmayı artık bırakmıştım. Sabah uyandıktan sonra dalışla ilgili konuşurken dalışın biraz gecikmeli olduğunu öğrendik. Yüzeyde bir şamandıra belirdiği için gemiye şamandırayı çektikten sonra dalış başlamış. Dalışın bilim ekibinde seferin baş uzmanı Andrew ve öğrencisi Alyssa vardı, alanları ise önceki günkü gibi Tica’ydı. Bir saat sonraydı belki, ana laboratuvardaki Alvin’in konum ve derinliğini takip edebildiğimiz ekranın önünde bir kalabalık vardı. Dalış saati üzerinden <şu an dipte olması gerekirdi ama hala dibe 200 metre uzaklıktalar> gibi sıra dışı bir durumu işaret eden hesaplamalar yapılıyordu.  Derinliğin azaldığına emin olmamızla birlikte Alvin’in yüzeye doğru geldiğini anladık.  Henüz öğlene yaklaşan saatler için bu şaşırtıcıydı. Bir terslik olduğunu düşünmeye başladık. Ardından Alvin ekibinin lideri (expedition leader) laboratuvara geldi. Bilim ekibine dipte bir aktivite tespit edildiği için Alvin’i gemiye çağırdıklarını, deniz altındaki herkesin iyi olduğu ve güvenliklerinde bir sorun olmadığı bilgisini verdi. Alvin gemiye geldiğinde daha detaylı bilgi edinebilecektik. Benim kafamda ise şu cümle yankılanmaya devam etti “AŞAĞIDA BİR AKTİVİTE TESPİT EDİLDİ”. Sanırım beklenen o an gelmişti ve EPR eruption’ı – plaka sınırında beklenen patlama — biz oradayken gerçekleşiyordu.

East Pacific Rise (EPR) – Doğu Pasifik Sırtı birbirinden uzaklaşan plaka sınırlarının oluşturduğu bir yapı. Bu yüzden ortalama 15-20 yıllık periyotlarla yeni bir patlama ile var olan bacaların yok olup yeni bacaların oluştuğu bir döngü gerçekleşiyor. En son patlamanın 2005-2006 yıllarında tespit edilmiş olmasıyla birlikte yeni bir patlama dönemi halihazırda bekleniyordu. Ancak patlama dönemine -hatta gününe- denk gelmek, akıl almaz bir ihtimaldi.  Neredeyse bir aydır o bölgedeydik ve patlamanın olacağını gösteren gözle görülür bir ibare yoktu. Dahası bir önceki gün aynı alana dalış yapılmıştı ve aşağısı oldukça stabil görünüyordu, anormal bir şey görülmemişti.

Eğer gerçekten patlama olduysa, elimizde patlamadan hemen önceki bir aylık sürecin verisi vardı ve patlama sonrası sıcağı sıcağına daha fazla veri toplayabilirdik.

Kafamda canlandırmaya çalışıyordum. Aşağıda ne gördüler? Ne fark ettiler? Bir tektonik plaka sınırındaki patlama yakından nasıl görünür ki? 2.5km suyun altında bir volkan patlaması gibi saçılan lavlar olmayacağını düşünüyordum. Aklımdan bir sürü sahne geçiyordu; suda saçılan kırık baca kaya parçaları, devrilmiş bacalar, puding gibi akan ve soğuyup yastıklar oluşturan lavlar… Tabi bu sahnelerin hepsinde Alvin ve içindekiler, Tica’nın üzerinde güvenli mesafeden süzülerek kuş bakışı izliyor. Henüz Alvin gemiye gelmeden ve ekip ne gördüklerini aktarmadan ben çoktan ikna olmuştum. Tarihi bir ana tanıklık ediyorduk. Belgesellerde izleyeceğimiz türden bir olay! Herkes şaşkın, ne düşüneceğini dahi bilmiyor. Kimisi soğuk kanlı, bu haber bir etki yaratmamış. Bense gülümsememi ve heyecanımı suratımdan silemiyorum. Mustafa Hoca kamerasıyla ilk tepkilerimizi çekti. Asıl merakla beklediğimiz ise Alvin kamerasının kayıt altına aldıklarıydı. Bu videolara genelde dalışın ertesi günü ulaşılabiliyordu.

Alvin’in yüzeye çıkmasına yakın hepimiz burundaki yerimizi aldık ve heyecanla beklemeye başladık. Vakit geçmek bilmedi. Alvin’e yüzücüler ulaştı, etrafında rutin yapılması gerekenleri yaptılar ve Alvin gemiye doğru çekilmeye başladı. Bir yandan ilk dalışı olduğu için Alyssa’nın soğuk su dolu kovası hazırlanmıştı.

Nihayet Alvin gemide!

Dalış ekibinden ilk dalışı olan Alyssa çıktı ilk. Herkes kıç tarafta toplanmış dalıştan gelenlerin ağzından çıkacakları bekliyordu. Ardından Andrew ve son olarak da pilot çıktı. Hepsi iyiydi ama apaçık bir şekilde yaşadıkları şokun içindelerdi. Hemen baş uzman Andrew’ın etrafında bir kalabalık toplandı. Seferin kalanı boyunca ağzımıza yapışan ve çeşitli şakalara malzeme olacak o cümleyi söyledi: “Tica is gone!” –“Tica artık yok!”. Sonradan bunun Alvin pilotunun patlama ile ilgili gemiye verdiği raporda söylediği ilk cümle olduğunu öğrendik.

“Tica is gone!”

Boş yere heyecanlanmamışım gerçekten eruption gerçekleşmiş! Ama o boynu bükük riftia muhtemelen artık yaşamıyor ☹

Video: Andrew Wozniak (Delaware Üniversitesi); Alvin Ekibi; Destekleyen: NSF © Woods Hole Oşinografi Enstitüsü

Ekibin anlattığına göre dibe ulaşıp Tica’ya doğru ilerlemeye başladıklarında daha önce görmedikleri yoğunlukta bir bulanıklık hakimmiş. Ayrıca dipteki sert kayalardan oluşan okyanus tabanı önceki dalışlarda görmedikleri kadar parlak ve koyu renkliymiş – son patlamadan bu yana genç kayaçların üzeri çökelti ile kaplandığı için çok parlak değillerdi. Dipte 2500 metredeki suyun sıcaklığını normalin 0.2 – 0.3 C (evet çok az görünse de anomali diyebileceğimiz bir artış) üstünde okumaya başlamışlar. Temkinli bir şekilde ilerledikten sonra Tica’nın tam konum koordinatlara ulaştıklarında ise bulmayı bekledikleri tüplü solucanlarla kaplı devasa bacaların yerinde hiçbir şeyin kalmadığını görmüşler. Gemiye hızlıca rapor geçen Alvin pilotu durumu şöyle özetlemiş: “Tica is gone!”. Gemiye bildirmesiyle birlikte yukarı çıkışı başlamış. Çıkarken hızlıca niskin şişelerini (orta sıcaklıktaki suyu örneklemek için kullandığımız şişeler) tetikleyip patlamadan etkilenen deniz suyunu da örnekleyip gelmişler.

Baş uzman Andrew Wozniak dalış sonrası patlamaya dair gördüklerini bilim ekibine aktarırken

E tabi bize lab yolu göründü; hızlıca örnekler alındı. Bilim ekibi liderleri, dalış ekibi ve Alvin ekibi toplantıya girdi. Seferin geri kalanındaki Alvin dalışları iptal edildi. Kalan 3 seferde ilk dalışını yapacak olanlar da maalesef bu deneyimden mahrum kalmış oldu. Seferin geri kalanında örneklemeler için yol haritası konuşulmaya başlandı; bir de tabi “diğer baca alanlarında da patlama oldu mu acaba?” soruları. Patlamaya dair bilimsel verileri de merak ediyorsanız makalemiz için takipte kalın. Ama ondan önce seferimizin New York Times’da çıkan haberine ve diğerlerine bakabilirsiniz.

Bilimle kalın,

Nimet

Patlama ile ilgili detaylı bilgi için;

https://www.nytimes.com/2025/05/02/science/deep-ocean-volcanic-eruption-pacific.html

https://www.whoi.edu/press-room/news-release/scientists-in-alvin-witness-seafloor-eruption-on-the-east-pacific-rise/

https://www.denizbulten.com/pasifikte-arastirma-yapan-odtu-ekibi-nadir-volkanik-patlamaya-taniklik-etti-57550h.htm

Tica’da Son Gün – Suna Tüzün

Posted on 13 Ocak 2026 Posted in 2025 DEEPTRACE Pasifik Seferi

Tarih 28 Nisan 2025. Tica’da sıradan dalışlardan birini yapacağımızı düşünüyorduk. Takvimde işaretli, planı yapılmış, defalarca benzerini yaşadığımız günlerden biriydi. Bunun Tica’yı o haliyle son görüşümüz olduğunu ancak sonradan anlayacaktık.

Artık tanıdık gelen bir heyecanla uyanıyorum: dalış günü heyecanı.

Saat 5 gibi laboratuvara girip Mustafa Hoca ile elektrokimyasal analiz cihazımızı (e-chem) hazırlıyor ve Alvin ekibine teslim ediyoruz. Onlar da cihazı Alvin’in sepetine uygun bir şekilde sabitliyor. Bu cihaza dalışta ihtiyacımız olacak; özellikle Riftia tüp solucanları ve Bathymodiolus midyeleri arasında ölçümler yaparak sudaki sülfür bileşiklerinin dağılımını görmek istiyoruz. O an için hedeflerimizden biri bu: canlılarla çevrili bir hidrotermal alanın kimyasını anlamak.

Dalış planını gözden geçiriyorum. Bugün pilot ve benim dışımda, üçüncü kontenjanımız bir pilot adayının eğitimi için ayrılmış durumda. Gelenek olarak her beş dalışta bir, eğitim amacıyla pilot adaylarından biri dalışa katılıyor; dolayısıyla bu tür dalışlarda bilim ekibi yalnızca bir kişiden oluşuyor. Bilimsel görevlerin yerine getirilmesinden sorumlu kişi olarak, aşağıda yapacaklarımızı adım adım gözden geçiriyorum. Not tutma ve kamera kontrolü gibi konularda yardım alamayacak olmamın bilinci, beni biraz daha kontrollü ve temkinli (ve hafif gergin) olmaya itiyor. Bugün yapılacak her ölçüm, her örnek tamamen benim takibimde olacak.

Molly ve Rick eğitimde olduklarından iki taraftaki kameraların kontrolü ve not tutma işi bana düşüyor.

Görevlerimiz arasında Tica bölgesinde nispeten düşük sıcaklıklı (30–50 °C) bacalardan su örnekleri toplamak, e-chem ile farklı habitatlarda yerinde kimyasal ölçümler yapmak ve biyolojik örnekler almak var. O an için bunlar, defalarca yaptığımız işlerin bir devamı gibi duruyor.

Sabah saat 10 gibi dalışa başlıyoruz. Pilotumuz Rick, yerini pilot adayı Molly’e bırakıyor. Molly, kağıt üzerinde defalarca çalıştığı Alvin’i dalışa hazırlama, gemideki ekiple haberleşme ve alçalma protokollerini bir bir yerine getirirken Rick onu izliyor; gerekli yerlerde yönlendirmeler yapıyor, bilgi veriyor. Bu, Molly’nin ilk gerçek dalışı. Şimdiye kadar öğrendiklerini uygulamak için önemli bir fırsat ve heyecanlı olmasına rağmen bu fırsatı çok iyi değerlendiriyor. Rick’ten gelen her bilgiyi adeta emiyor.

Pilot adayı Molly’nin eğitimi Alvin’e girer girmez başlıyor.

Bizi güvenli bir şekilde deniz tabanına indiriyor. Dipte Alvin’in yüzerliğini dengeledikten sonra Tica’ya doğru yöneliyoruz. Tica, karmaşık yapısı ve ciddi kot farklılıkları nedeniyle zorlu bir alan. Bu yüzden burada kumandayı tecrübeli pilotumuz Rick devralıyor. O an bunun sadece teknik bir tercih olduğunu düşünüyoruz.

Burası biyolojik çeşitliliği ve canlı yoğunluğu ile biliniyor. Geniş bir alan tüplü kurtlar ve midyelerle kaplı; etraflarında da bu habitatlarda beslenebilen çeşitli derin deniz canlıları var. Yengeçler, karidesler, yılan balıkları, anemonlar bunlardan sadece birkaçı. Her şey hareketli, üretken ve yerleşik görünüyor. Hiçbirimizin farkında olmadığı şey ise, Tica’yı bu hayat dolu haliyle son kez görüyor olduğumuz gerçeği.

Yaklaşık 24 saat sonra, aşağıda kaynamaya başlayan magma tabakası bir patlama ile yüzeye çıkacak ve bu alanın tamamı bazaltla kaplanacaktı. Ne tüplü kurtlardan ne de midyelerden geriye bir şey kalacaktı. Tabii biz bunu bilmiyorduk.

Tica’da her yerde sıcak su çıkışları var. Suyun bulanık görünümünden bunu anlamak mümkün, ancak tek tek kaynakları bulmak her zaman kolay değil. Üstelik yalnızca bu görüntüye bakarak çıkış sularının sıcaklığını tahmin etmek imkansız. Acemi bir pilot için burayı zorlaştıran etkenlerden biri de bu; sıcak su çıkışlarının yanı sıra, her yerden aniden yükselen yapılar da sürekli dikkat gerektiriyor. Rick bu yüzden ikimizden de yardım alıyor. Kendi pencerelerimizden dışarıyı gözlemleyip ona sürekli bilgi veriyoruz.

İlk işimiz, uygun sıcaklıkta (40–50 °C) bir kaynak bulup su örneği toplamak. Umut verici görünen çıkışları tespit ediyor, sıcaklık sensörümüz ile kaynakları tek tek ölçüyoruz. Çoğu zaman yanıldığımızı görüyoruz: güçlü ve sıcak görünen çıkışlardan gelen sular 8–10 °C çıkabiliyor. Yani ortada bir hidrotermal kaynak var, ama bizim aradığımız aralığın altında. Sabırla aramaya devam ediyoruz.

Tica’nın meşhur inaktif dev bacası

En sonunda aradığımız sıcaklıkları, alandaki ana yapı kabul edilen, her yanı tüp solucanlarıyla kaplı ve aktivitesini büyük ölçüde yitirmiş dev bacanın tepesine yakın bir noktada buluyoruz. Rick burada Alvin’i suda asılı kalacak şekilde uygun pozisyona sabitliyor ve robotik kol ile su örnekleyicilere uzanıyor. İki örnekleyiciyi doldurduktan sonra, kalan ikisini doldurmak için yeni bir kaynak arayışına giriyoruz. O an bunun, belki de bu bacadan alınacak son örnekler olduğunu bilmiyoruz.

Yapının üst kısımlarındaki sıcak su örneklemesinden bir görüntü

İkinci kaynağı bu kez tabanda buluyoruz. Tabanı gözlemlediğimde, midye ve tüplü kurtlardan fırsat kalan alanlarda ot benzeri yapıların her yeri sardığını fark ediyorum. Türünden emin olamadığımız için, dalışın sonlarına doğru küçük bir kümeyi örnek olarak Alvin’in sepetine koymayı planlıyorum. Tabandaki sıcak su kaynağından kalan iki örnekleyicimizi de doldurduktan sonra, elektrokimyasal ölçümler yapmak üzere cihazımızı sepetteki yerinden çıkarıyoruz.

Riftia solucanları ve Bathymodiolus midyeleri, vücutlarında barındırdıkları bakteriler sayesinde hidrotermal ventlerde yaşayabiliyor. Bu bakteriler, bacalardan çıkan sülfür gibi kimyasalları enerjiye dönüştürür; karşılığında ev sahibi canlılar onlara güvenli bir yaşam alanı ve gerekli bileşenleri sağlar. Biz de özellikle sülfür bileşiklerinin sudaki konsantrasyonlarını ölçmekle ilgilendiğimiz için, bu canlıların yoğun olduğu bölgelerde yerinde ölçümler yapıyoruz. Sonuçları ancak dalış bitiminde, cihazın verilerini bilgisayar ortamına aktardıktan sonra görebileceğiz.

Bathymodiolus midyeleri civarında yaptığımız elektrokimyasal ölçümlerden bir kare

İşlerimizi bitirdiğimizde dönüş vakti de yaklaşmış oluyor. Unutmadan Rick’ten, her yerde gördüğüm bitki örtüsü benzeri canlılardan bir küme alıp sepete koymasını rica ediyorum. Sonradan laboratuvarda incelediğimde, bunların sülükayaklılar grubundan koloni oluşturan bir tür olduğunu anlıyorum (İngilizce “stalked barnacle”). Şimdi dönüp bakınca, iyi ki örnek almışız diyorum; büyük ihtimalle onların da üzeri kısa süre sonra bazaltla kaplandı.

Sülükayaklı kolonisinin (stalked barnacle) yakından görünümü. Birbirlerine benzemeseler de bu canlılar yengeç ve ıstakozlar ile akrabalar.

Böylece, son görüşümüz olduğunu bilmeden Tica’ya veda ediyoruz. Dönüş yolunda Rick ve Molly eğitimlerine devam ederken, ben de dalış raporumuzun kısa bir özetini yazmaya başlıyorum. Ardından gemi ekibini arayıp, hazırlıklara başlayabilmeleri için neler örneklediğimizi “yukarıya” bildiriyorum.

Uzun bir yolculuk olduğu için, görevi tamamlamış olmanın verdiği rahatlamayla müzik eşliğinde sohbet ediyoruz. Ben de bu sırada Alvin’le ilgili merak ettiğim birkaç soruyu sorma fırsatı buluyorum. Molly’nin keyfi yerinde; harika bir iş çıkardı. İlk dalışını, uzaylı gibi görünen dev tüp solucanları ve envai çeşit canlı barındıran Tica’ya yaptığı için şanslı. Biz ise, o halini son gören insanlar olarak, bunun ne anlama geldiğini ancak sonradan anlayacak kadar şanslıydık.

Ben ve Molly, ertesi gün Tica’da olacaklardan habersiz, dönüş yolunda.

Suna Tüzün

Sonraki sayfa »
ARAŞTIRMA GRUBU WEBSİTESİ

Araştırma Seferleri

  • 2017 Alvin Pasifik Seferi
  • 2018 Atlantik Seferi
  • 2021 DEEPREDOX Seferi
  • 2025 DEEPTRACE Pasifik Seferi

İstatistikler

  • 40.595
  • 20.179

Son Yazılar

  • Majors are cleaned, sealed, cocked, and delivered… Safely – Yağız Demir
  • 20 Yıl Sonra Gelen Patlama – Nimet Alımlı
  • Tica’da Son Gün – Suna Tüzün
  • Araştırma Gemisi Atlantis’e Hoş Geldiniz! – Hilal Cura
  • 2500m’ye daldıktan sonra kendisi artık Hilallella Curis! – Hilal Cura (27.04.2025)
  • Okyanusun 2563 metre derinliğinden Dünya’ya döndüm! – Yağız Demir (26 Nisan 2025)
  • Bir İlk Dalış Macerası Daha Sizlerle – Nimet Alımlı (19.04.2025)
  • Bir Türk Kadın Araştırmacı İlk Kez Pasifik Okyanusu Derinliklerinde! – Suna Tüzün (16.04.2025)
  • Pasifik 2025 Seferinin İlk Dalışı: 8 Yıl Sonra Derinlere Dönüş – Mustafa Yücel (11.04.2025)
  • Atlantis Gemisinde Buluşma ve Çalışma Alanına Seyir: Hazırlıklar Başlıyor

Son yorumlar

  • 3 hidrotermal baca, 12 Riftia ve 2500 metre: Alvin’in 4880’inci, benim birinci dalışımdan gözlem notları için hilal cura
  • Derin denizlerde yaşayan sıcaklık rekortmeni: Pompei Solucanı için ahmet
  • Sıra bizde: Seferin üçüncü dalışını Batuhan ve Mustafa yaptı! için Baris Ozalp
  • İşaretleyicilerimiz okyanus tabanında! için Nilüfer Ağırdır
  • Deniz tabanında bir araştırma laboratuarı için Alper GİRGEÇ
  • Deniz tabanında bir araştırma laboratuarı için Serdar SAKINAN
  • Sıra bizde: Seferin üçüncü dalışını Batuhan ve Mustafa yaptı! için Caner PENSE
  • 3 hidrotermal baca, 12 Riftia ve 2500 metre: Alvin’in 4880’inci, benim birinci dalışımdan gözlem notları için Münevver Nehir
CyberChimps ©2026