Ölürcesine Eğlenmek

Neil Postman‘dan düşünceler,

Stuart McMillen‘dan çizgiler : Ölürcesine Eğlenmek

Arka Kapaktan: Televizyon bir cazibe merkezi olarak hayatımızın başköşesine kuruldu. Yirmi dört saat yayın yapan kanallarla tam bir görüntü sarhoşluğu yaşıyoruz. Alışkanlıklarımız, konuşma biçimimiz, ilişkilerimiz televizyona endekslendi sanki. ‘Eğlenceli’, ‘renkli’ bir hayat yaşamaya başladık. Resmi ideolojinin yasaklıları, toplum kıyısında yaşayanlar bütün ‘giz’leriyle evlerimizde artık. Kameralar pervasızca mahremiyetimizin en ücra köşelerine giriyorlar. Şiddetin bütün türleriyle tanıştık. ‘Reality show’larla kan ve acının da bir satış değeri olduğunu, reklam alabileceklerini öğrendik. Kapitalizmin en temel özelliği olan rekabetin insanları nasıl vahşileştirdiğini, iğrençleştirdiğini gördük. Duygularımız, tepkilerimiz, duyarlılıklarımız törpülendi…

Tek sesli devlet televizyonunun ardından gelen bu denli çok seçenek karşısında nihayet ‘demokratikleştiğimize’ inandık; uzaktan kumanda aletini ‘özgürce’ kullanma hazzıyla kendi ‘gücümüzün’ farkına vardık. Peki, hayatımızı böylesine değiştiren televizyon nedir? İletişim kuramcısı Neil Postman on beş bin radyo ve televizyon kanalına sahip televizyon çılgını ABD’den hareket ederek söz ve yazı merkezli dönemlerle görüntü merkezli dönem arasındaki kültürel farklılıkları ‘hakikat’ ve ‘kamu söylemi’ açısından ele alıyor. Ona göre, kitabın nitelikli bir kamusal söylem için etkin bir rol oynadığı, düşünmeyi derinleştirdiği, ciddilik, tutarlılık, süreklilik ve bütünlük gibi kavramların yaşama imkânları bulduğu Yorum Çağı daha hakiki.

Gösteri Çağı ise ideolojinin yerine kozmetiğin geçtiği, hakikatin imaja yenik düştüğü, her şeyin ‘eğlenceli’ bir biçimde sunularak içeriksizleştirildiği, müthiş bir enformasyon bombardımanının insanları parçalara ayırarak tepkisizleştirdiği, hafızanın kaybolduğu, algılamanın ve muhakeme yeteneğinin azaldığı bir dönem. Hayatımız hakkında karar verilen yer olduğu için çok ciddiye alınması gereken politika artık fikre değil görüntüye dayandırılıyor (ABD eski başkanlarından Richard Nixon seçimi makyajcısının sabotajı yüzünden kaybettiğini söylemiş) ; halkın zihnine kazınacak görüntüleri tasarlayan imaj yöneticisinin cilaladığı ‘şovmen politikacı’ tipi, partinin yerine geçiyor…

Postman bizi, duygularımızı ehlileştiren renklerin ötesine, eğlendiğimiz şeyin ne olduğunu düşünmeye çağırıyor. DÜŞÜNMEYE! O kadar! Yeter çünkü!

 

Recent Posts

“Öykü Kurgusu ve Kurmaca” dersi

6420319 kodlu “Öykü Kurgusu ve Kurmaca” dersine kayıt yapmak isteyen öğrencilerin ilk derste (3 Şubat 13.40’ta M106’da Matematik Bölümü) yapılacak toplantıya katılmaları gerekmektedir. Toplantı öncesinde ders kayıtlara kapalı olacaktır; toplantıya katılan ve  seçilen öğrenciler derse devam edecek ve ekle-bırak haftasında kayıt yapabilecektir.

  1. Söyleşi / ODTÜ Kitap Topluluğu Leave a reply
  2. Vedat Türkali’yi kaybettik… Leave a reply
  3. Edebiyat ve Sinema Dersi Leave a reply
  4. Yaşar Kemal Leave a reply
  5. Kitap: Büyük Bir Buluş Leave a reply
  6. Yüzyıllık Yalnızlık’tan Leave a reply
  7. İzliyoruz Leave a reply
  8. Söyleşi Leave a reply
  9. “Dil ve Düşünce” için Godard’ın “Vivre sa vie” Filminden Bir Sahne Leave a reply