Neden gözümüzü kırparken görme algısı kesintiye uğramaz?

Views: 3191

Her birkaç saniyede bilinçsizce gözlerimizi kırparız. Göz kapaklarımız kapanırken göz küresi göz çukurunun içinde geriye doğru çekilir. Birkaç yüz milisaniye sonra göz kapakları açılırken göz küresi de yeniden ileri doğru hareket eder.

Göz kırpanın, göz sağlığı için çok önemli iki işlevi vardır.

  • İlk olarak, göz kapağının kapanması sırasında gözyaşı bezlerinden emilen su, göz küresinin tamamının nemlenmesini sağlar ve böylece gözün kurumasını engeller.
  • İkinci olarak, göz kırpması gözü tahriş edici maddelerden de korur. Ayrıca göz kırpasının hareket sırasında gözün bir noktaya odaklanmasına yardımcı olduğu da düşünülüyor.

Göz kırpma sıklığı yaşa, cinsiyete göre değişir. Küçük çocuklar dakikada 1-2 kez gözlerini kırparken; yetişkinler dakikada ortalama 10 kez gözlerini kırpar. Sağlığı bozuk insanların göz kırpma sıklığı sağlıklı insanlarınkinden farklı olabilir. Örneğin, sinir sistemindeki sorunlar, takıntılı bir şekilde sürekli göz kırpmaya sebep olabilir. Parkinson hastalarının göz kırpma sıklığıysa sağlıklı insanlarınkinden düşüktür. Uzun süre bir şeye odaklanarak bakmak gözlerin normalden daha az kırpılmasına sebep olabilir. Örneğin kitap okurken göz kırpma sıklığının dakikada 3-4’e kadar düşmesi gözlerin kurumasına ve yorulmasına neden olur. Gözlerimizi kırparken kısa bir süre için göze ışık giremez. Ancak hepimizin gayet iyi bildiği gibi bu durum görme algımızın kesintiye uğramasına neden olmaz. Beyin çeşitli karmaşık süreçler sonucunda kırpma öncesi ve sonrası görüntüleri birbirine uydurur. Yakın zamanda yapılan araştırmalar, bu süreçlerin tahmin edilenden de çok daha karmaşık olduğunu gösteriyor.

Göz kapakları kapanırken geriye doğru giden göz küresi, göz kapakları açıldıktan sonra her zaman aynı noktaya geri dönmez. Dr. Gerrit W. Maus ve arkadaşlarının yakın zamanda Current Biology’de yayımladıkları makaleye göre, beyin gözlerin kırpma sonrası odaklandığı noktayı kırpma öncesiyle aynı yapmak için göz kaslarını harekete geçiriyor. Araştırma ekibinin lideri Prof. Patrick Cavanagh, gözlerin çalışmasını modern film kameralarınınkine benzetiyor. Kameraların film çekimleri sırasında çoğu zaman hareket etmeleri gerekir. Bu sırada yaşanan ufak sarsıntılar kameranın odaklandığı görüntünün değişmesine neden olur. Ancak kaydedilen görüntülerde bu sarsıntıları göremezsiniz. Çünkü kameraların kullandığı karmaşık yazılımlar kaymaları yok ederek net görüntüler oluşmasını sağlar. Göz kırpma sırasında odaklanan noktanın değişmesi de kameraların sallanmasına benzetilebilir. İnsan beyni de tıpkı karmaşık kamera yazılımları gibi birbirleriyle tam olarak eşleşmeyen görüntüleri bir araya getirmeyi başarıyor.

Deneyler sırasında katılımcıların uzun süre karanlık bir odadaki ekranın üzerindeki noktaya odaklanmaları istenmiş. Katılımcılar gözlerini her kırptığında nokta bir santimetre sağa kaydırılmış. Her ne kadar kaymalar katılımcıların farkına varamayacağı kadar küçükse de beyinleri her seferinde gözlerini noktanın yeni konumuna odaklamış. Üstelik yaklaşık 30 kırpmadan sonra beyin otomatik olarak noktanın yeni konumunu tahmin etmeye ve gözleri bu bölgeye odaklamaya başlamış. Dr. Maus, katılımcıların noktanın konumundaki kaymaların bilincinde olmadığını, ancak buna rağmen beynin bu kaymaları fark ederek kaydettiğini ve daha sonra hafızasındaki bilgileri kullanarak tahminler yapmaya başladığını söylüyor.


Yazar: Dr. Mahir E. Ocak, TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Mart 2017, s.136.

Gizli İşitme Kaybını İnternetten Test Edin!

Views: 174

Kalabalık ve gürültülü mekânlarda söylenilenleri anlamakta zorlanıyorsanız, gizli işitme kaybı yaşıyor olabilirsiniz. Peki, sebebin gerçekten bu olup olmadığını nasıl anlayacaksınız? Miami Üniversitesi’nde yer alan Mailman Center of Child Development ve Associated Press, gizli işitme kaybını tespit edebilmek için internet üzerinden kolayca uygulanabilen bir test geliştirmiş. Yaklaşık 2 dakikalık ses kaydından oluşan bu test, size İngilizce basit cümleler söyleyerek duyduklarınızı tekrar etmenizi istiyor. Her yeni cümlede sözcüklerin arkasındaki gürültü biraz daha artıyor ve belirli bir yerden sonra söylenenleri duymak iyice zorlaşıyor. Eğer başlarda söylenilenleri anlamakta zorlanıyorsanız, gizli işitme kaybı yaşıyor olabilirsiniz. Söz konusu testi dinlemek için http://bit.ly/hearlost adresini ziyaret edebilirsiniz.


Yazar: Levent Daşkıran, TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Nisan 2017, s.14.

Mürekkep Yerine Işık

Views: 47

Bilim insanları, mürekkep yerine ışık kullanarak çıktı almanın bir yolunu keşfetti. Çin’deki Handong Üniversitesi’nden, Riverside Kaliforniya Üniversitesi’nden ve Lawrance Berkeley Ulusal Laboratuvarı’ndan bir grup bilim insanı Nano Letters dergisinde yayımladıkları araştırmada özel nano parçacıklar geliştirdiklerini duyurdu. Normal bir kâğıt bu nano parçacıklarla kaplanıyor ve bu parçacıklar UV ışığa maruz kaldıklarında renk değiştiriyor. Kaplama 120 santigrat dereceye ısıtıldığında renk değişimi tersine çevirilebiliyor ve aynı kâğıda 80 kez çıktı alınabiliyor. Bu yeni yöntem özellikle gazete basımında kullanılan büyük ölçekli yazıcılar için çok uygun. Fazla kâğıt kullanımı ormanların yok olmasının ana sebeplerinden biri. Ayrıca kâğıt üretimi süreci de çok fazla su tüketimine ve önemli derecede çevre kirliliğine neden oluyor. Kâğıt kullanıldıktan sonra ya atılıyor ya da geri dönüştürülüyor. Geri dönüştürme işlemi de çevre kirliliğine yol açıyor. Mürekkep ve kâğıdın çevre dostu olmaması geliştirilen bu yeni yöntemin önemini daha da artırıyor.


Yazar: Dr. Özlem Ak, TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Mart 2017, s.9-10.

Farklı Renkteki Yumurtalar Gerçekten Farklı Mı?

Views: 171

Yumurtalar pek çoğumuz için kahvaltının ve hamur işlerinin vazgeçilmezidir. Kahvaltılık alışverişi için markete gittiğimizde çeşitli yumurta seçenekleri ile karşılaşırız. Organik yumurta, çift sarılı yumurta, büyük yumurta, daha küçük yumurta, kahverengi yumurta, beyaz yumurta gibi birçok seçenek arasından birini almaya karar veririz. Peki, yumurtanın kabuk renginin yumurta seçimimizde ne kadar etkili olduğunu düşündünüz mü hiç? Hatta ondan da önce, yumurta kabuk renklerinin neden farklı olduğunu?

Kahverengi yumurtaları poğaçalarda kullanmak daha uygunken, keklere beyaz yumurtalar iyi gider. Kahverengi yumurtaların besin değeri yüksekken, beyaz yumurtalarınki daha azdır. Buna karşın beyaz yumurtalar daha uzun süre dayanabilirken, kahverengiler daha kısa zamanda bozulur. Kahverengi yumurtalar… Yok yok, daha fazla devam etmeyeceğim. Çünkü kahverengi ve beyaz yumurtaların farkına dair yazdıklarımın hepsi aslında birer efsane. Şimdi gelin, yumurtaların rengiyle ilgili gerçeklere bir bakalım.

Öncelikle farklı renkteki yumurtaların besin değerleri ve tatları arasında bir fark yok. Çünkü yumurtaların lezzeti kabuk rengiyle değil tavuğun neyle beslendiği ile ilgili. Kabukların kalınlığına gelirsek, yumurtaların kabuk kalınlığı tavuğun yaşına göre değişir. Buna göre genç tavukların yumurtası genellikle daha serttir. Bu durum farklı renkteki tüm yumurtalar için geçerlidir.

Peki, yumurtaların rengi nereden gelir? Yumurtanın kabuğunun rengi tavuğun cinsine bağlıdır. Bu da tavuğun kulakçık rengiyle ilgilidir. Ancak şunu hemen belirtelim ki kulakçık rengi tavuğun tüy rengiyle aynı olmak zorunda değil. Kulakçık rengini, tıpkı insanların deri rengini belirlediği gibi kalıtsal özellikler belirler. Buna göre beyaz yumurtalar genellikle açık renkli ya da beyaz kulakçığı olan tavuklardan çıkarken; kahverengi yumurtalar kırmızı kulakçıklı tavuklar tarafından yumurtlanır. Uzun lafın kısası, yumurta alırken görüşüne aldanmamak gerekir.


Yazar: Pınar Dündar, TÜBİTAK Bilim ve Teknik Dergisi, Şubat 2017, s.63.