NOT 60 ALTIN hakkında

Üstteki günlük logaritmik grafik incelendiğinde, Altın Ons’un (XAUUSD) geri çekilme ve dinlenme aşamasında olduğu görülebilir. Yeniden tırmanmaya başlayacağı dönem, önceki ilişkili bazı yazılarımızda değindiğimiz yöntemlerle öngörülebilir.

Alttaki aylık logaritmik grafik incelendiğinde ise, Altın Ons ile vedalaşmak için henüz erken olduğu öngörülebilir.

Evren (her yönde) genişliyor ol_MAY_abilir.

Evrenin (her yönde) genişliyor olabileceği ya da ol_MAY_abileceği, hakkında hoş lâkırdılar sarf etmek için gayet uygun konulardır. Evrenin sınırından söz edilmekte ama elde pek de fazla bulgu (‘evidence’) yoktur aslında, sağlamca bir kanıya varabilmek için. Şöyle bir kıyaslama yapalım; evrenin genişlemesi hakkında sahip olunan veri oranında bir hekim bir hastası hakkında bilgiye sahip olsa, tanı koyabilir mi? Dikkate şayândır; baş ağrılarının ancak üçte birinin sebebi bilinmekte; bunların da üçte birinin göz ile ilgili olduğu bilinmekte. (*)
Evren genişlemesi kuramına payanda olsun diye ileri sürülen Büyük Patlama kuramı da gayet eğlencelidir. Cep telefonlarında kayıtlı olan numaraları ezberden söyleyemeyecek, hatta şifre, kod, parola adı altında telefonlarına gelen 6 haneli (rakamlı) sayıları bir bakışta ezberleyip kullanabilecek durumda olmayan kim bilir kaç bilimci üstte anılan konularda spekülasyon yapmaktadır acaba?
Tabii ki Bilim Tarihi’nde Ölümsüzlük Suyu (‘ÂB-ı HAYÂT’) (**), her malzemeyi özellikle de Kurşun’u Altın’a dönüştürebilecek Felsefe Taşı gibi bugün bize ‘uçuk’ görünen konular, zamanında gayet hararetle araştırılmakta ve tartışılmaktaydı. Bugün, Bilim Tarihi’nin çöplüğünde duran bu konuların Kimya Bilimi’nin kaynaklarından olduğu bilinmektedir. Ama, hiçbir işe yaramaksızın bomboş lâkırdılar silsilesi halinde üretilmiş pek çok fikir, kuram ve benzeri insan aklının ürününü de anılan çöplükte bulmak mümkündür.

Şimdilik, genişleme kuramındaki krizlerden birinin şu olduğunu not etmekte yarar var: Uzak galaksiler uzaklaştıkça hızlanmakta ve güncel hesaplara göre bazılarının ışık hızı limitine erişmiş olması gerekiyor. Bu da, ‘sonsuz’ enerji gerektiriyor. (***)

Kendi adıma, bu konularda daha derin işler için zaman ayırmaya niyetli olanların önce şu sınamadan alnının akıyla geçip geçmediğine bakılmasının gerek olduğunu söyleyebilirim: Hemen önceki beş dakika, bir dakikada, otuz saniyede, .. neler olduğunu notlayıversinler bir kenara.
Evrenin tamı tamına ‘deterministic’ olup olmadığını bile henüz bilmiyoruz. (****) Sahi, herhangi bir organik yahut yapay (veyahut, ileride inorganik) zekâ, herhangi bir futbol maçının herhangi bir ‘an’ından hemen sonra ne olacağını öngörebilir mi acaba? Hele hele, herhangi bir futbol maçı seyrinden pek farklı olmayan ekranda oynatmalar (‘simulation’) mümkün olacak mıdır acaba?
Olursa, işte artık Genişleyen Evren ve Büyük Patlama gibi konulara cidden eğilmenin zamanı da gelmiş olabilir.

(*) https://www.google.com/search?q=ba%C5%9F+a%C4%9Fr%C4%B1lar%C4%B1&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&oq=ba%C5%9F+a%C4%9Fr%C4%B1lar%C4%B1&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyCQgAEEUYORiABDIHCAEQABiABDIHCAIQABiABDIHCAMQABiABDIHCAQQABiABDIHCAUQABiABDIHCAYQABiABDIHCAcQABiABDIHCAgQABiABDIHCAkQABiABNIBCDEyODZqMGo3qAIAsAIA&sourceid=chrome&ie=UTF-8
(**) https://islamansiklopedisi.org.tr/ab-i-hayat
(***) https://www.google.com/search?q=%C4%B1%C5%9F%C4%B1ktan+h%C4%B1zl%C4%B1+uzakla%C5%9Fan&sca_esv=af47de9c40b911ed&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&ei=tFzCaIHlELeVxc8PuciW0AQ&ved=0ahUKEwiBj7fY-8-PAxW3SvEDHTmkBUoQ4dUDCBA&uact=5&oq=%C4%B1%C5%9F%C4%B1ktan+h%C4%B1zl%C4%B1+uzakla%C5%9Fan&gs_lp=Egxnd3Mtd2l6LXNlcnAiHcSxxZ_EsWt0YW4gaMSxemzEsSB1emFrbGHFn2FuMgUQIRigATIFECEYoAEyBRAhGKABMgUQIRigATIFECEYoAFIniZQxw9YzhpwAXgAkAEAmAHaAaAB7AWqAQUxLjMuMbgBA8gBAPgBAZgCBqACigbCAggQABiwAxjvBcICCxAAGLADGKIEGIkFwgILEAAYgAQYsAMYogSYAwCIBgGQBgWSBwUxLjQuMaAH_ByyBwUwLjQuMbgHgwbCBwUwLjQuMsgHFQ&sclient=gws-wiz-serp
(****) https://blog.metu.edu.tr/caglart/2025/01/13/matematik-fizik-futbol-maci-ve-tarih-c/

Evren (her yönde) genişliyor olabilir.

Evren (her yönde) genişliyor olabilir. Yegâne sebep olarak da uzak galaksilerden gelen ışıktaki kızıla kayış (‘red shift’) yani frekanslarda küçülüş ve dolayısı ile dalga boylarındaki büyüyüş gösterilmektedir. Hani, yaklaşan trenin düdüğünün sesi incelir (tizleşir) ve uzaklaşanınki kalınlaşır (baslaşır) ya, tam da bu misâl işte! Hatta, gecelerin karanlık oluşunun sebebini de evren genişlemesine dayandıranlar vardır. (*)

(*) Burada, hıza bağıl zaman yavaşlaması temel mekanizmadır.

Eşyönlü (‘isotropic’) ve durağan (‘static’) evren modelinde her yöndeki eşit gök alanlarından eşit miktarda ışık gelmesi gerektiği varsayımı ile, Güneş’in örtmediği gök alanları da Güneş denli parlak olmalıdır. Tıpkı, bir ormanda ağaçların (gövde kalınlıklarına bağıl olarak) bir mesafeden sonraki görüşü engelleyişi gibi. Her tarafta (aşağısı ve yukarısı hariç elbette) aynı yoğunlukta ağaç görülecektir. Çünkü, uzaktaki ağaç gövdeleri ince görünse bile, o uzaklıkta yakındakilere kıyasla daha çok sayıda gövde görünecektir.

İşte, gecelerin karanlık olmaması gerektiği fikri de her yönden eşit yıldız parlaklığı görünmesi gerektiği fikrine dayandırılmaktadır.

Gelgelelim, yıldızlar uzayda eşyönlü dağılım sergilese bile, evren genişlediği için, kızıla kayma nedeniyle yeni görünür olan yıldızların sayısı görünmez olanlardan çok daha az olacaktır. Bu eşitsizlik de gecelerin (yani, aslında uzayın) karanlık oluşunun sebebi olarak ileri sürülmektedir.

Evrenin Karacisim Işıması (‘Blackbody Radiation’) 3,4 Kelvin yani -230 Celsius dolayındadır.

Devamı var : Evren (her yönde) genişliyor ol_MAY_abilir.

POP QUiZ -27- XAUUSD/COPPER grafiği ne söyler?

Tedbirli olmayı söyler!
Ama asıl soru en altta ve ilişkili ipucu veya cevabı henüz yok!
VARSAYIM: Altın fiyatlarındaki yükseklik tedirginlik Bakır fiyatlarındaki yükseklik ise, rahatlık ve ekonomik gelişme işareti sayılır. Hâl bu ise, bu ikisinin oranı ne işaret eder acep?
GÖZLEM: Alttaki grafikte görülebilir ki, XAUUSD/COPPER (boyutsuz, birimsiz) oranı 2008’de Küresel Ekonomik (*) ve 2019’da Krona19 krizlerini gayet açıklıkla işaret etmiş!
SORU: Bugünlerde nasıl bir krizin içindeyiz?

(*) https://www.google.com/search?q=2008+krizi&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&oq=2008+krizi&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyCQgAEEUYORiABDIHCAEQABiABDIHCAIQABiABDIHCAMQABiABDIHCAQQABiABDIHCAUQABiABDIHCAYQABiABDIHCAcQABiABDIHCAgQABiABDIHCAkQABiABNIBCDE4MjJqMGo3qAIAsAIA&sourceid=chrome&ie=UTF-8

POP QUiZ -26-

SORU: Yazı tura atışlarında Yazı veya Tura gelme olasılığının ½ olduğunu, tavla zarı atışlarında Dü Şeş gelme olasılığının 1/6 olduğunu, bir milyon yüzü olan zar atışlarında 543210 gelme olasılığının milyonda bir olduğunu deneysel olarak kanıtlayabilir miyiz?
CEVAP: Hayır! Kanıtlayamayız! Deneysel yoldan kanıtlayamadığımız için de o sonuçlar için DOĞRU diyemeyiz. Ezberden konuşmuş oluruz.

Ezberden konuşma!

Sevgili Fizik öğretmenim Ertuğrul Coşkuner pek anımsamıyor ama birlikte gayet güzel deneyler kazandırmıştık lisemizin Fizik Laboratuvarına. Bunlardan biri Atwood Makinesi idi. (*) Bir diğeri de batarken Güneş’in niçin kızıla çaldığına ilişkindi. Cam bir kutu havuz içinden geçen beyaz ışık, sudaki kükürt yoğunluğu arttıkça kızıllaşmaktaydı.
Ertuğrul öğretmenimin amcası, Erkek Lisesi’nde Felsefe Öğretmeni idi. Bir kez karşılaştık, tanıştık. Şu fikri gayet filozofça idi; “Teknolojik araç gereç edindiğimizde, örneğin eve buzdolabı aldığımızda (**) buz dolabı yapılırken yararlanılan bilim ve teknolojiyi de evimize sokmuş olmuyoruz.”

ODTÜ’ye girince fark ettim ki, bilimsel düşünceyi kavramak hayli müşkül bir zenaat idi.

Kolonya Suyu (***) dökünerek bir nebze olsun serinlemek modern soğutucuların dayandığı temel fikir olmasına karşın, bu ilinti pek bilinmez.
Bol makaleli bir hocama sorduğum şu iki soruya verdiği yanıtlar kulağımda çınlar halen:
i- Bir fizik olgusuna ilişkin kaç deney yapmalıyız ki, bu olgunun yasa olduğu sonucuna varabilelim?
Demişti ki, “—Psikolojik olarak tatmin olana kadar.”
İkinci sorum ise, bu blogdaki birkaç yazıda da değindiğimiz Karacisim Işıması konusunda beklenmedik bulgu, aslında ekmek, pasta fırınlarından sızan ışımanın incelenmesiyle keşfedilmişti. Bu nedenle, işin başında ‘Cavity Radiation’ olarak anılırdı. (#) Ben de hinlik edip aynı hocaya şunu sormuştum.
ii- ‘Cavity’ boşluğunu doldurup çevresindeki maddeyi yok etsek elde edeceğimiz bu küre de ‘Cavity Radiation’ yayar mı?
Dikkatinize arz edeyim ki, kitaplarda ilgili şekillerde ‘cavity’ hep küresel olarak tasvir edilir. Neyse, aynı hocam dedi idi ki, “—Hiç olur mu öyle şey?! Adı üstünde, ‘Cavity Radiation’ değil mi?”
Tabii ki, karşılık vermedim, veremedim, veremezdim. Ama dersimi almıştım. Diploma, makale sahibi olmak Fizikçi olmaya yetmeyebiliyordu.

Yahut, beşer (bazen) şaşıyordu!

Örneğim, bu satırların yazanı da şimdiye dek bir hayli gaf yapmış olmalı. Bu gaflardan (hata, yanlışlık dense de olur) biri bu blogun 11. NOT’unda mevcut. (##)
Bu blogun 11. NOT’undaki yanlışlığım şudur: Yazı tura atışlarında, atış sayısı arttıkça gerçekleşme oranları aynı değere yani ½ değerine yakınsar mı yakınsamaz mı, bilemeyiz. Çünkü, her şeyden önce, ‘atış sayısı arttıkça’ ifadesi tanımsızdır. Bu sayı ne kadar artarsa artsın, o sayının, en basiti, karesine varmak için bile hayli uzun bir yol vardır. İkincileyin, o sayı ne olursa olsun, ondan sonraki herhangi bir N kez (N bir Doğal Sayı olmak üzere) atışta Yazı veya Tura (ardışık olarak, ardı ardına) gelme olasılığı sıfır değildir. Bu durumda da herhangi bir yakınsamadan söz etmemek gerekir(di).
Demek ki, en hafifinden, ‘Ezberden konuşma!’mak gerekiyor.

(*) https://www.google.com/search?q=atwood+machine&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&oq=atwood+machine&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyCQgAEEUYORiABDIICAEQABgWGB4yCAgCEAAYFhgeMggIAxAAGBYYHjIICAQQABgWGB4yCAgFEAAYFhgeMggIBhAAGBYYHjIICAcQABgWGB4yCAgIEAAYFhgeMggICRAAGBYYHtIBCDE2MzdqMGo3qAIIsAIB8QXtZKgjswKLZg&sourceid=chrome&ie=UTF-8
(**) O zamanlar ‘buz dolabı’ denirdi. Kim bilir, belki de daha öncesinde mutfaklarda ‘telli dolap’ kullanılır olduğundandır.
(***) Almanya’nın Köln kentinde yaşayan bir girişimci bulduğu için, eskiden Kolonya Suyu tamlaması ile bilinirdi. (****) Köln kenti de eski bir Roma kolonisi idi; adı oradan gelir.
(****) https://www.google.com/search?q=Kolonya+nas%C4%B1l+bulundu&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&oq=Kolonya+nas%C4%B1l+bulundu&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyCQgAEEUYORiABDIKCAEQABiABBiiBDIKCAIQABiABBiiBDIKCAMQABiABBiiBDIKCAQQABiABBiiBNIBCDE1ODNqMGo5qAIDsAIB8QU2fWp-Di5BUA&sourceid=chrome&ie=UTF-8
(#) https://www.google.com/search?q=cavity+radiation&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&oq=cavity+radiation&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyCwgAEEUYExg5GIAEMgkIARAAGBMYgAQyCQgCEAAYExiABDIJCAMQABgTGIAEMgoIBBAAGBMYFhgeMgoIBRAAGBMYFhgeMgoIBhAAGBMYFhgeMgoIBxAAGBMYFhgeMgoICBAAGBMYFhgeMgoICRAAGBMYFhge0gEHOTUwajBqN6gCCLACAfEF83hPfCg25Z0&sourceid=chrome&ie=UTF-8
(##) https://blog.metu.edu.tr/caglart/2025/03/29/insanligin-zeka-duzeyi-ve-bilim/
11. NOT
Derler ki, “—Yazı tura atışlarında yazı (Y) veya tura (T) gelme olasılığı ½’dir.” Karşı taraf da şöyle yanıtlar; “—Eh, mantıklı! İki seçenek (Y veya T) olduğuna ve bu seçeneklerin her birinin gerçekleşme olasılığı eşit olduğuna göre Y ve T’nin gerçekleşme olasılığı ½’dir.” Bu satırların yazanı da der ki, “—Deney yapalım şu halde! Parayı ardı ardına iki kez havaya fırlatalım. Bakalım herhangi bir atışta Y ve diğerinde T geliyor mu?”
Hemen itiraz ederler: “—Gelmeyebilir. Ancak çok sayıda atış yaparsanız gerçekleşme oranları ½ ve ½ olur!”
Hayır, olmaz! Diyelim ki, sıfırdan farklı ve Doğal bir çift Sayı olarak M (=2, 4, 6, … ) kez atış yapıldıktan sonra gerçekleşme oranları tam da ½ ve ½ oldu. Hemen bir sonraki atışta bu eşitliğin bozulacağı açık!
Tahminen şöylen kınayacaklar bu fakiri; “—Siz ‘gerçekleşme olasılığı’ ile ‘gerçekleşme oranı’nı karıştırıyor olabilir misiniz?”
Yoo, hiç de değil! “—Atış sayısı arttıkça gerçekleşme oranları aynı değere yani ½ değerine yakınsar. Ama, eşitlik, bu durumda tanımlı değildir.”
Haksız mıyım?