Monthly Archives: May 2025

İLERLEYİŞ

Fizik 20

ÖN NOT: Şimdi okumakta olduğunuz bu yazının her aşaması İLERLEYİŞ başlığı altında yer alacak ve tabii ki, günden güne ve hatta dakikadan dakikaya bile değişiklik gösterip tamamlanması uzun sürebilecektir. O arada, alttaki notlarda yer alan bölümler de yer değiştirebilir yazı olgunlaştıkça…

Evrendeki değişimlerin sebebi, nasıl olduğu, ne kadar olduğu ve benzeri (merakların) soruların yanıtı Bilim içindedir. Bilim, evrenin (akışının) değişiminin adıdır. Bilim, evrenin değişimine dair bilgi toplamıdır.
Bilim yegânedir (‘unique’). Bilimin çeşidi, türü yoktur. Bu anlamıyla Bilim ile Fizik aynıdır. Dolayısı ile, Kimya da Biyoloji de aslında Fizik’tir.
Evrenin farklı bölgelerindeki farklı başat (baskın, ‘dominant’) etkiler altındaki olaylar elbette farklı yöntemlerle incelenebilir. Örneğin, su içindeki asılı polenlerin devinimi Newton yasalarına uymaz. (*) Ayrıca, farklı gelişim rotaları izledikleri için; molekül, atom, elektron gibi nesnelere ait bilginin Kimya ve Biyoloji adı altında sınıflandırıldığı da olmuştur. Bir başka deyişle, Kimya ve Biyoloji ile Fizik akraba değil, tıpatıp aynıdır.
Dolayısı ile, ‘Bilimleri birleştirmek’ çabası fuzulidir. Zaten tek Bilim vardır.

(*) Brown Hareketi olarak da bilinen bu olaydan pek çok söz etti idik. Polen tanecikleri yerine ince zımparalanmış tebeşir tozu da kullanılabilir.

♠♣♥♦

Bilim’in (=Fizik’in) bir başka anlamı da şudur: Evrendeki değişimler için insanlığın ortaya koyduğu modellere de Bilim (=Fizik) denmektedir.
Bilim Model’inin asla tamamlanamayacak olduğu ileri sürülebilir.
Bilim Model’inin, evrene ait olmayan unsurlar (sayı, şekil, =, ∞ gibi) barındırmaması elzemdir.
Bilim Model’inin en büyük sorunlarından biri, herhangi bir olayın sebebini saptamaktaki zorluktur. İkincileyin, herhangi bir ölçümün; örneğin, sıcaklık ölçümünün hiç hatasız nasıl yapılabileceği bilinmemektedir.

♠♣♥♦

Rassallık ile düzenlilik

Yukarıda sözünü ettiğimiz Brown hareketi katı madde içinde de gözlenebilir. Örneğin sıcaklıktan kaynaklanan ısı nedeniyle atomlar aniden yer değiştirebilir, kristal yapılı katılarda da amorf olanlarda da. Bu olay ‘diffussion’ diye de bilinir.

Hatta ışıletkin (‘radioactive’) malzemedeki atomların bozunması da Brown devinimine benzer. Herhangi bir ışıletkin atomun herhangi bir T süresi içindeki bozunma olasılığı r olsun. Bu demektir ki, N tane ışıletkin atomun (rN) tanesinin T süre içinde bozunma olasılığı vardır. Tabii ki, illa da (rN) bozunma olmayabilir o T süre içinde. Bu değer, yani (rN) tabii ki yaklaşık bir değerdir. N büyük bir doğal sayı yani 1<<N ise, T süre içindeki bozunma sayısı (üç aşağı beş yukarı ama illa ki) (rN) dolayında olacaktır.

İlk T uzunluğundaki süre sonunda elimizdeki bozunmamış (transmutasyona uğramamış) atom sayımız artık N-(rN)=(1-r)N kadar olacaktır.

Ardışık T süre içinde de eldeki atomlardan bozunmaya uğrayacakların olasılığı sabit ise, yani basınç, sıcaklık ve benzeri dış koşullar olağanüstü değişmedi ise, yine r olacaktır. Bu demektir ki, bu ikinci T uzunluğundaki zaman dilimi içinde, bu dilimin başında var olan (1-r)N tane atomdan r(1-r)N tanesi bozunuma uğrayacaktır. (**) Geriye de ((1-r)N)-( r(1-r)N)=N(1-r)2 tane bozunmamış atom kalacaktır.

Hesap kitabı uzatmak yerine Kalkulus’un Türev olanağından yararlanacak olursak; şu yolu izleyebiliriz: Herhangi bir Δt uzunluğundaki zaman diliminde bozunma olasılığı r ve bozunan atom sayısı ΔN ise, şu bağıntı (yaklaşık olarak) geçerlidir;

ΔN/N = r(Δt). Bu bağıntıyı diferansiyel olarak şöyle yazabiliriz;

dN/N = rdt = d(Ln(N)) . Bu bağıntıda Ln Doğal Logaritma’yı simgelemektedir. Dolayısı ile, r olasılığı zamandan bağımsız ise, d(rt)=d(Ln(N)) bağıntısı geçerlidir.

Dolayısı ile, rt= Ln(N) + C bağıntısı da geçerlidir. Burada C simgesi, zamandan bağımsız bir niceliktir.

Her iki tarafın exponensiyelini alırsak yani üssel fonksiyon olarak yazarsak ve gözlemin en başındaki bozunmamış atom sayısı N0 ise,

N0exp(rt)=N olur. Bu denklem hakkında şu iki hususu netleştirmekte yarar var; i) N sabit olmayıp zamana bağlıdır, yani açıkçası N(t) yazılmalıdır ve ii) bozunmamış atom sayısı N(t) zamanla artmayıp azaldığına dikkat ederek r<0 yani r’nin azaltıcı (‘negative’) olduğu göz ardı edilmemelidir. Bu durumda, değişken değiştirip yani ρ←(-r) yaparak, 0<ρ için

N(t) = N0exp(-ρt) ifadesine ulaşırız.

Hemen belirtelim ki, bu bölümde = işareti kullanılması ile bir üst bölümdeki ‘Bilim Model’inin, evrene ait olmayan unsurlar (sayı, şekil, =, ∞ gibi) barındırmaması elzemdir.’ cümlesi çelişmez.  Çünkü buradaki = işareti yaklaşık olarak eşit anlamındadır. Dikkatli okuyucunun çoktan fark etmiş olabileceği gibi, burada mutlak anlamda = işareti kullanılamayışın Fiziksel (=Bilimsel=Evrensel) sebebi atom bozunumu olgusundaki N(t) = N0exp(-ρt) düzenliliği bozan rassallıktır. Yani, her T veya t uzunluğundaki zaman dilimi içinde bozunuma uğrama olasılığı olarak değerlendirdiğimiz ρ←(-r) oranı mutlak sabit olmayıp bir zaman diliminden öbürüne ufak tefek farklılıklar gösterebilir. Çünkü, evren böyle çalışır. (***)

(**) Parmenides ile Zeno’ya el sallayın lütfen! Zira r=1/2 için Zeno ‘paradoks’unu elde ederiz.
Gelgelelim, dikkatli okuyucunun fark etmiş olabileceği gibi, yarılama işlemi ∞ değil bir Doğal Sayı’ya eşit olacak kez yinelenebilir. N(t)’nin en küçük değeri de 1 olacaktır. O son atom da bozunduktan sonra, gözlem altında bozunmamış atom kalmamış olacaktır. Dolayısı ile, ayrıntı göz ardı edilip yapılacak bir irdelemede, N(t) = N0exp(-ρt) bağıntısı aldatıcı sonuçlar verebilir. Örneğin, exp(-ρt) ifadesi asla sıfır değeri almayacağı için gözlem altındaki atomlarının tümü asla bozunmayacak gibi sanılabilir. Sonuç olarak da ortada ‘paradoks’ falan olmayacaktır.

(***) Evren karşılığı olarak kullanabileceğimiz bir diğer sözcük ‘natura’dır (‘nature’). Güzel Türçemizde natura sözcüğü karakter, ıra anlamı taşımaktadır.

♠♣♥♦

Atom bozunuşları ve borsa fiyat grafikleri

Biraz çiçek, böcek çağrıştırsa da ‘tabiat’ sözcüğü de ‘evren’ karşılığı olarak kullanılan sözcüklerdendir ve bu sözcük de, tıpkı natura gibi, yapı, karakter, ıra gibi anlamlar taşımaktadır.

Dahası, natura ve tabiat sözcükleri, ilk bakışta sadece düzenli olayları kapsarmış gibi görünmesine rağmen, aslında rassal olayları dışlamazlar. Yani, rassallık da evrenin naturası içinde tabiatı içinde vardır ama biz insanlar rassallığı ve onun önemini göz ardı ede gelmişizdir. Sanır olmuşuz ki, evren sadece düzenli olaylar içerir. Yahut da, rassal olaylar ‘bilimsel’ bir yaklaşımla incelenemez, irdelenemez. Veyahut da, nasıl incelenebilip irdelenebileceğini bulamamışız henüz.

Örneğin, üst satırlarda irdelediğimiz Atom Bozunumu Olayı (‘Nuclear Disintegration’) baştan sona rassaldır. Ama, düzenlidir de, aynı zamanda.

Açalım: Hem N(t) = N0exp(-ρt) denklemindeki ρ parametresinin (‘sabitinin’ sözcüğünü kullanmadığımıza dikkat edilsin lütfen) değerini tam olarak saptayamayız hem de varsayılmış herhangi bir ρ parametresi kullanılsa bile atom bozunmalarının bu denkleme tam anlamıyla uyduğunu saptayamayız. Çünkü uymaz. Başka bir deyişle, hangi ρ değeri kullanılırsa kullanılsın, bozunuşlar, N(t) = N0exp(-ρt) denklemine ancak yaklaşık olarak uygunluk gösterecektir.

Daha da açalım: İlkin ρ değerini saptamak için en başta bir Δt uzunluğundaki zaman dilimi içinde oluşan bozunumların sayısını saptamamız gereklidir. Bu süre, yani Δt ne kadar olmalıdır? Bu sorunun yanıtı yoktur. Çok uzun olarak seçmemek gerekir Δt’yi; çünkü, zaman içindeki azalma nedeniyle ρ parametresi önemli yanlışlık içerebilecektir bu durumda. Tersine, çok kısa süre içinde saptamaya çalışmak da yanıltıcı sonuç yaratabilir. Örneğin, bu seçilmiş çok kısa Δt süresi içinde hiçbir bozunum oluşmamış bile olabilir. Ayrıca, dikkat etmeğe değer ki, herhangi iki atom birbirine çok yakın anlarda da bozunmuş olabilir. Ama bu yakınlığın, düzenli olmayacağı açıktır. Yani, birbirine çok yakın zamanlarda, diyelim ki, bir nano saniye kadar yakınlıkta, iki atom bozundu diye diğer atomlar da böyle yapacak değildir.

Örneğin; gözlem süremiz Δt çok uzun ise, bu süre içinde atomlarımızın pek çoğu bozunmuş olabilir. Tersine, Δt çok kısa ise de, gözlenen bozunum adedi sıfır olabilir.

Ara sonuç olarak diyebiliriz ki, ρ parametresinin değerini sıfır hata ile saptayamayız. Bu zayıflık, biz insanların beceriksizliğinden değil, naturaları, tabiatları gereği atomların bozunuşlarının mutlak anlamda düzenli olmayıp rassallık da içermesindendir.

Açıktır ki, atom bozunumlarının sebep(ler)ini de bilmiyoruz.

Şimdi, ikincileyin olarak, diyelim ki, gözlemimiz altındaki bir gram ağırlığındaki (yaklaşık Avogadro sabiti kadar yani 1020 tane atom içeren) ışıletkin (‘radioactive’) maddemiz hakkında şu ya da bu yöntemle saptanmış bir ρ değerimiz var. Dahası, herhangi bir (makûl uzunluktaki) zaman dilimi içinde bozunan atomları da hiç kaçırmadan tam olarak saptayabilen bir düzeneğimizi kullanarak belirleyebiliyoruz.

Hadi madem, vakit geçirmeksizin bozunumların N(t) = N0exp(-ρt) denklemine uyup uymadığını saptamaya başlayalım.

Şimdiye dek yapılmış benzeri gözlemlerden biliyoruz ki, gerçek bozunum sayıları her an N(t) değerine eşit olmayıp bazen az üstünde, bazen az altında ve ender olarak da tam N(t) değerinde olacaktır.

İşte bu sonuç da düzenlilik ile rassallığın birbirini dışlamadığına, aynı andalığına, birbirini içerdiğine, birbirini tamamladığına dair sıradan ve pek çok örneklerinden sadece bir tanesini sergiler. İnsanlar için “-Çift yaratılmıştır.” dense de hiçbir insan bir başka insan ile tıpatıp benzeş değildir ama hemen hemen hepsinin beşer parmaklı elleri ve ayakları, yedi delikli tokmakları (*) var. Denizanası da, içi boş bir silindir gibidir ama biri bir diğeri ile tıpatıp benzeş değildir. (**) Derler ki, her biri altı uçlu, altı köşeli ve gayet bakışımlı (simetrik) olsa da, bir biri ile tıpatıp benzeş iki adet kar tanesi olmaz. (***)

Bu benzeyişlerin ve farklılıkların aynı anda, birlikte var oluşları, elbette rassallık ile düzenliliğin bir arada tezahürü, yaratılışı nedeniyledir.

Hoş, önceki yazılarımızda değindiğimiz gibi, her insan beş parmaklı da değildir. Doğuştan dört parmak, üç parmak, altı parmak sahibi olanlarımız da var. Bunlar da rassallığın diğer görünüşleridir.

Düzenlilik yeğlenerek rassallığın göz ardı edildiği yegâne alan bilim değildir. Bu zayıflık, pek çok başka disiplinde de mevcuttur. Belki ileride bu konulara da değinen yazılar için fırsat bulabiliriz. Bunun yerine, önceki yazılarımızdan SANAL BORSA (****) başlıklı olanında sergilediğimiz sanal fiyat grafiklerinin tümüyle rassal sayılardan nasıl üretilebildiğini açıklayalım.

Aslında, tam (‘pure’) rassal sayı üretmek mümkün değildir ve bu nedenle Sanki Rassal Sayı Üreteçleri’nden yararlanılır (‘pseudo random number generator’). (#) Bu üreteçlerin bir tipi de Excel çalışma sayfalarında mevcuttur: =RASTGELEARADA(N;M)

Hemen üstteki Excel formülü N Tam Sayısı ile M Tam Sayısı arasında bir sanki rassal sayı üretir. Örneğin =RASTGELEARADA(0;1000) formülü 0 ile 1000 arsındaki 1000 tane Tam Sayı’dan (0 hariç) bir tanesini verecektir. Bu sayı da 1000’e bölünürse, 0 ile 1 arasında ve ondalık noktadan sonra 3 hanesi olan 1000 tane sayıdan birini verecektir; =RASTGELEARADA(0;1000)/1000. Bu sayı da tabii ki, herhangi bir Gerçek Sayı (diyelim ki, A)  ile çarpılabilir; =A*RASTGELEARADA(0;1000)/1000.

Şimdi, diyelim ki, 700 satırlık bir Excel sütununu, diyelim ki, A sütunu, =(RASTGELEARADA(0;1000)/1000)-0.5    formülü kullanılarak üretilmiş sayılarla döşedik. Bu sayılar -0.5 ile +0.5 arasında olacaktır ve Kaydet (Kontrol+S) tuşuna her basıldığında değişecektir.

Şimdi de bu sütunun integralini alalım; diyelim ki B sütununa. İlk satırda sayı olmasın ve k harfi hangi satırda olduğumuzu belirtsin. Bu durumda B(k+1)=A(k+1)+Bk formülü kullanılmalıdır.

Son olarak da B sütunundaki sayıların grafiğini çizdirelim. Bu denemede ya da ilerikilerde borsa fiyat grafiklerine benzer desenler ortaya çıkacaktır.

Bu yaklaşım daha da geliştirilerek gayet güzel ve hakemli ve haysiyetli dergilerde basılabilir ve çok sayıda referans alabilen türden bir makale yazılabilir. Böyle bir makaleyi ben yapmayacağım ama yakın ileriki yazılarda daha gelişkin yaklaşımlardan söz edeceğim.

Ayrıca, rassallığın göz ardı edildiği bir Bilim (Fizik) modelinin işe yaramaz ve hatta yanıltıcı ve dolayısı ile zararlı olacağına dair konular yayımlamaya da şimdiki (en üstteki) başlık altında devam edeceğim.

(*) Bilmece bildirmece: Yedi delikli tokmak, bunu bilmeyen ahmak! Bkz., https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/kirsehir/kulturatlasi/blmece

(**) https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/11/11/az-once-ogrendim-1-denizanasi-beyni-yoksa-dusunebilir-mi-dusun_e_mezse-var-olabilir-mi/

(***) https://www.google.com/search?sca_esv=496b1dbe5ee65e43&sxsrf=AE3TifPuX5VOsyS-91b9qwIh0rbG_MJC2Q:1749882700975&q=kar+tanesi&udm=2&fbs=AIIjpHxU7SXXniUZfeShr2fp4giZ1Y6MJ25_tmWITc7uy4KIeioyp3OhN11EY0n5qfq-zEMZldv_eRjZ2XLYc5GnVnMEIxC4WQfoNDH7FwchyAayytJ-Dg6xfAh2Sj-DHQboGHZNjAPWqgBzSwSio0D6X9pb_-RvExc7AjfDRe6doyoof_iSMlQ_plHAlG6B8sp1HyLKNkwFhfsWvMNOOeBb-h5-sGmyfA&sa=X&ved=2ahUKEwjv-6iGpfCNAxVBSvEDHTlPJi8QtKgLegQIExAB&biw=1869&bih=927&dpr=1

(****) https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/11/27/sanal-borsa/

(#) https://www.google.com/search?q=pseudo+random+number+generator&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&oq=pseudo+random+number+generator&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyCQgAEEUYORiABDIICAEQABgWGB4yCAgCEAAYFhgeMggIAxAAGBYYHjIICAQQABgWGB4yCAgFEAAYFhgeMggIBhAAGBYYHjIICAcQABgWGB4yCAgIEAAYFhgeMgoICRAAGAoYFhge0gEIMTA2MGowajeoAgCwAgA&sourceid=chrome&ie=UTF-8

♠♣♥♦

Romeo ve Juliet’in En Mükemmel ve Acınası Trajedisi’nin sebep(ler?)i

Bilim gelişiminin önündeki en büyük engel(lerden biri) sebep-sonuç ilişkisini bil(e)meyişimizdir. İşte tam da bu nedenle, örneğin Karl Popper’ın ‘Güneş’in her sabah doğmuş olması, yarın da doğacak olduğuna kanıt teşkil etmez.’ mealindeki sözü aşılamaz. Çünkü, Dünya’nın Güneş çevresinde dönüyor yani sabahların oluyor olmasının sebebini bilmiyoruz. Bunu biliyor olsa(ydı)k da Popper’inki gibi bir genelleme yapabiliyor olur muyduk acaba? Bu soru ayrıca yanıtlanmaya muhtaç.

Önceki yazılarımızda değinmiş idik; şu ya da bu sonuçla bitmiş ve her anı pek çok açıdan kayıt altına alınmış olan bir maçın bile o sonuçla bitmiş olmasının sebep(ler?)ini bilemiyoruz. Ayrıca, ‘O kayıtlar ışığında ve herhangi bir anda (diyelim ki, devre arasında) maçın geçmişinden ders çıkartılabilip o maça ilişkin tarihin akışını değiştirmek mümkün olabilir mi?’ diye sormayı da atlamamak gerekir.

Biliniyor ki, eski zamanlarda döğüşler ve savaşlar, ilgili tanrının veya tanrıların taraflar hakkındaki kararı yani o andaki kader açığa çıksın, anlaşılsın, bilinsin diye yapılırdı. Bazen de, Truva Savaşı örneğinde olduğunca (Aşil ve Truva’lı dev savaşçı), iki taraftan birer savaşçının döğüşü yeterli olarak kabul edilebilirdi. Dolayısı ile, böylesi durumlarda çok sayıda sebep aranmazdı ve sonuç için tanrısal yazgının ‘bilinmesi’ yeterli olurdu.

Sofokles’in Kral Ödip tragedyasında ise, insanın tanrısal yazgıya karşı direnme çabasını görmüştük. Ödip, önceden örülmüş ‘kader ağı’nın düğümlerini çözdükçe yani tragedyadaki sanal zamanda geriye gittikçe tragedyadaki ilerleyen zamana ait sebep-sonuç bağlarını çözmekteydi. (*)

Elbette sebep-sonuç ilişkileri, bilimcileri olduğu kadar öykü, roman, senaryo ve oyun yazarlarını da yakından ilgilendirmektedir. Hangi öykü, roman, senaryo ve oyun metni çarpık bir sebep-sonuç ilişkileri dizisine yaslı olabilir ki?

Bu vesile ile, şu notu da düşmüş olalım: Demek ki, evrene ait sebep-sonuç bağları insan aklınca süzülmekte, filtre edilmekte.

Söz buraya ge(tiri)lmişken de, mini bir ‘quiz’ yapalım birlikte. Konumuz da 17 yaşındaki Romeo Montague ile henüz 13’ündeki Juliet Capulet arasındaki ünlü aşkı konu edinen Romeo ve Juliet’in En Mükemmel ve Acınası Trajedisi (The Most Excellent and Lamentable Tragedy of Romeo and Juliet) olsun. (**)

SORU 1: Oyunun en sonunda Montague ve Capulet aileleri arasındaki husumet tatlıya bağlanır ve aileler barışır. Peki, bu barışmanın sebebi çocuklarını yitirmiş olmaları mıdır? “—Evet!” ise, husumetin sebebi ne o çocuklar ne de o çocuklar arasındaki aşk idi oysa! Çünkü, bu husumet çok daha önceki zamanlardan beri süregelmekteydi.

SORU 2: O barışma sahnesinden bir öncekinde Juliet ölür! Bu ölümün sebebi nedir? Juliet’in (Romeo’nun bıçağını kullanarak) bedenini yaralaması ve böylece gövdesinin iç basıncının, dışarıdaki bir santimetrekarelik alana yaklaşık bir kilogramlık basınca eşdeğer atmosfer basıncına karşı koyamayışı mıdır? “—Evet!” ise, bunu ‘sonuca en yakındaki sebep’ olarak değerlendirebiliriz. Keşiş Laurence dışarıda olmasaydı, yani daha erkende oraya gelseydi durumu, yani Juliet’in ilaçla bayıltıldığını aslında ölü olmadığını Romeo’ya açıklar ve ölümleri engellerdi. Bunu da, ‘sonuca daha uzak bir zaman dilimindeki sebep’ olarak değerlendirebiliriz.

SORU 3: Böyle böyle, geri geri gidip her şeyin sebebini Montague ve Capulet aileleri arasındaki husumete mi bağlamalıyız? “—Evet!” ise, şöyle bir önemsizleştirmeye (‘trivialisation’) varmaz mıyız? Montague ve Capulet aileleri arasındaki husumeti (oyunun en sonunda) sonlandırmalarının sebebi birbirlerine hasım olmalarıydı.

Hadi bakalım, kim söyleyebilir; Rome ile Juliet ölümlerinin sebebi nedir? (***)

(*) https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/16/paradoks-mu-absurd-mu-b/

(**) https://tr.wikipedia.org/wiki/Romeo_ve_Juliet#cite_ref-1

(***) Tabii ki, burada yazarı tarafından belirlenmiş bir kontrollü sebep-sonuç dizisi vardır. Bu dizinin değişmezliği ve yazılı oluşu İslami bakışla bile kadersi sayılabilir. (****) Tiyatro oyunları için ‘İnsanı, insana, insanla ve insanca anlatma sanatıdır.’ dense de (#), yazarın üst belirleyiciliği ve dramaturji açısından da konu akışındaki sebep-sonuç ilişkileri dizisi kadercilik ve kader dışı anlayış (##) terazisi açısından gayet ilginç ve önemlidir.

(****) https://islamansiklopedisi.org.tr/kader

(#) https://www.google.com/search?q=%C4%B0nsan%C4%B1%2C+insana%2C+insanla+ve+insanca+anlatma+sanat%C4%B1d%C4%B1r.&oq=%C4%B0nsan%C4%B1%2C+insana%2C+insanla+ve+insanca+anlatma+sanat%C4%B1d%C4%B1r.&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyBggAEEUYOTIICAEQABgWGB4yCAgCEAAYFhgeMggIAxAAGBYYHjIICAQQABgWGB4yCggFEAAYogQYiQUyBwgGEAAY7wUyCggHEAAYgAQYogQyBwgIEAAY7wUyCggJEAAYgAQYogTSAQgyNDI5ajBqN6gCALACAA&sourceid=chrome&ie=UTF-8

(##) Kader sözcüğünün karşıtı (zıddı) yoktur.

♠♣♥♦

  • Düşünüyorum; demek ki, varım!’ diye düşünüyorum.

Ama, ‘Nerede varım?’ sorusunun yanıtını bilmiyorum. ‘Var olmak için bir yere gerek var mı?’ İşte bu sorunun da yanıtını bilmiyorum. Eski zamanlarda, her şeyin bir yeri olduğunun iddia edildiğini ve bu iddianın gayet güçlüce savunulmuş olduğunu gayet iyi biliyorum.

Ayrıca, ‘Düşünüyor olmam varlığımın kanıtıdır.’ diye düşünüyorum. Düşünmediğim zamanlarda da var olabilirim, ama bunu kanıtlayamayabilirim.

  • Varlığını hiçbir şekilde, hiçbir yöntemle kanıtlayamayacağım, kanıtlayamadığım bir evren olduğunu varsayıyorum.
  • Bu evrenin içinde bir yerde ve bu evrenin bir parçası olarak var olduğumu var sayıyorum.
  • Evrenin zaman içinde değiştiğini veya bu değişim sürecinin zaman algısı yarattığını var sayıyorum.
  • Evrenin değişim sürecine, bir başka deyişle evrenin işleyiş bilgisine Fizik diyorum.
  • Bir de; evrenin değişim sürecine, bir başka deyişle evrenin işleyiş bilgisine dair oluşturulmuş modeller Fizik adıyla tanımlanıyor.
  • Fizik modellerinin, evrene ait olmayan, insan yaratısı (‘artefact’) hatta hayal ürünü unsurlar içermesini, böylesi unsurlarla bezenmesini değersiz buluyorum.

Örneğin, evrenin hiçbir yerinde nokta, çizgi ve sayı yokken model Fizik’te bunların kullanılmasını desteklemiyorum. Ne ki, evrende toplama, çıkarma, çarpma, bölme gibi pek çok işlem (‘operation’) olduğu kanısındayım.

  • Rassallığın, evrenin temel (aslî, ‘essential’) unsurlarından olduğu kanısındayım. Buna göre, düzenlilik (ve yasalar) talîdir (ikincil), yereldir (‘local’) ve geçicidir (‘temporal’).
  • Yukarıda değinilmiş her şeyin, ne olduğunu henüz bilmediğim (evrenin işleyiş bilgisi)  Fizik(=Bilim)’in sayesinde düşünüp yazabilir olduğumun farkındayım.

FİNANS FİZİĞİ’nde koşullu başarı

FİNANS FİZİĞİ -17-

BRSAN’a ait 06.11.2001 açılışı ile 02.05.2025 kapanışı arasındaki günlük veri üstünde bir bot çalıştırmış olduğumuzu varsayalım. Bu arada hisse fiyatları yaklaşık 1600 kat artmıştır.
Bu bot, her işlemde o anki kapitalinin tümünü kullanır (‘exponential growth’) ve elinde hisse varken yeniden (kredili) hisse almaz, elinde hisse yokken de yeniden (açığa) hisse satmaz. Kaldıraç da kullanmaz.
Çok kez bölünme nedeniyle yaklaşık ilk 5 yıla ait veri 1₺ altına kaymış ve A, Y, D, K değerleri, iki basamaklılık nedeniyle aynı olsa da hesaba dâhil edilmiştir.

İşlem komisyonu olarak 0.001 alış için, 0.001 de satış için kullanıldığını varsayarsak alttaki başarısız sonucu elde edilir.

=======================================================================
İşlem komisyonu olarak 0.0005 alış için, 0.0005 de satış için kullanıldığını varsayarsak da alttaki başarısız sonucu elde edilir.

=======================================================================
Yukarıdaki başarısız örnekler botun suçu olmayıp doğrudan doğruya yüksek sayılabilecek komisyon oranları nedeniyle ortaya çıkmaktadır. İşlem komisyonu sıfır olsaydı alttaki sonuç elde edilirdi.

Hoş!
Bu yazıdaki gibi çok sayıda AL_SAT yapan bir botun başarılı sayılabilmesi için, piyasa fiyatlarını olduğu kadar işlem komisyonunu da yenmesi gerekir elbet!