Deprem Bilimi ve Hukuku

Deprem, hiçbir bilimin (bilim dalının) konusu değildir. Çünkü depreme ilişkin herhangi bir bilim yasası mevcut olmadığı gibi, depreme ilişkin herhangi bir tahmin, öngörü (‘prediction’, ‘forecasting’) de yapılamaz. Daha da derini; deprem mekanizmaları yani depremin hangi koşul altında oluştuğu da bilin(e)miyor. Şu kadarı hariç; bir fay (*) hattının deprem üretilmiş iki bölgesi arasında ve ileriki zamanlarda deprem oluşacağı beklenir.
Biliyorsunuz, bu blogda pek çok kez söz ettik, bilim düzenliliklerle ilgilidir; düzensizlikleri ise, göz ardı eder. Bu nedenle, Yer’in yüzeyinden itibaren çekirdeğine dek soğuması ve magma üzerinde yüzen kıtaların, tabii ki Yer’in ekseni etrafında dönüyor oluşunun da etkisiyle (**), birbirini itmesi, birinin diğeri altına girmesi ve benzeri devinimlerin kollektif olarak çalışılması gerekir deprem konusunda bir sistemli bilgi dizgesi elde etmek için. Bu da devletlerarası işbirliği ve devasa bilgisayar bağlantıları ile veri bankalarını elzem kılar. Her şeyden önce de, 10km derinlere dek inen toprak katmanlarının ve daha alttaki kütlelerin fiziksel ve kimyasal özelliklerinin nasıl saptanabileceği bilinmelidir.
Depremin, deprem bölgesinde yaşayan insanları ilgilendiren en önemli özelliğin, yaklaşık olarak 10km kalınlıktaki toprak katmanında yayılan sismik dalgalar olduğu açıktır. Bunun doğrudan doğruya Fizik konusu olduğu da açıktır. Ama Fizik, mekanik dalgalar yani deniz dalgaları gibi havadaki veya katıdaki ses dalgaları gibi madde devinmesinden ibaret sismik dalgaları kapsayabilmek için, en azından şu dört parametre hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Toprak katmanlarında sismik dalganın 1) yayılma hızları (‘transverse’ ve ‘longitudinal’) 2) yansıma katsayıları (‘reflection’) 3) geçirgenlik (‘transparency’) katsayıları ve 4) emilme, soğrulma (‘absorption’ ve ‘penetration depth‘) katsayıları.
Ancak bundan sonradır ki, deprem konusunda büyük gelişmeler beklenebilir.
Hatıralardadır; 2020 Samos-Seferihisar Depremi yıkıcı etkisini taa 70km kadar ötedeki İzmir’de bina yıkımları ve ölümlerle göstermişti.

Peki, ne ve nasıl olmuştu da sismik dalga bunca yolu gidip yıkıma sebep olmuştu? Bu konuda herhangi bir yanıt girişimi dahi bilgi dağarcığımda ve el altındaki açık kaynaklarda mevcut değildir. Bu konuda deprem uzmanlarımız ile bu fakir ve köşedeki bakkal arasında fark yoktur. Bu insanların hiçbiri biliyor değiller. Ama hiç değilse biz (bu fakir ve bakkal) ‘deprem uzmanı’ değiliz. El hakk; hakkında hemen hiçbir şey bilinmeyen bir konunun uzmanı mı olu(nu)rmuş?
Bakınız, sıradan büyüklükte bir kap alınız. İçine, yarı derinliğe dek su ve bir iki tane irice nesne koyunuz. Sonra da suyu hafifçe çalkalayınız. Dalganın devinimi, nerede ne zaman güçlenip nerede ne zaman zayıflayacağı öngörülebilir nitelikte midir? Yahut; o dalganın devinimini, nerede ne zaman güçlenip nerede ne zaman zayıflayacağını öngörülebilir kılmak için ne yapmak gerekir?
Bütün bu sorular cevapsızken de, yaptığı binası yıkılan her müteahhidin çürük bina yaptığına hükmetmek adil midir? Sonuçta, devletin öngördüğü tüm belgeler alınıp iskan raporu da alınmış ise, müteahhit masum sayılmalı, o belgeleri veren kişi ve kurumlar suçlanmalı değil midir? Kaldı ki, yöredeki en sağlam bina(lar)a bile dalga düğümleri isabet ederek çeşitli derecede yıkımlara yol açmış olabilir. Bu bağlamda, kolonları kesilmiş tüm binalar yıkılmamışsa, münferit örnekler hangi gerekçeyle cezalandırılmış olabilir?
Elbette, insan acıları üstüne olan bu yazıyı sürdürmek de okuyana da yazana da acı vermektedir. Gelgelelim, Sındırgı-Simav hattında günde ortalama 300 kez deprem oluyor Ekim sonundan bu yana ama herhangi bir tedbir alınıyor mu? Deprem uzmanları ne diyor? Devlet her hangi bir şey yapıyor mu? (***)
Tabii ki, umarım ve dilerim ki, depremler özellikle de Sındırgı-Simav hattındakiler daha fazla zarar vermeden ortadan kalkar! Ama, ya böyle olmazsa?!

Fazlasını söylemeye dilim varmıyor!

(*) Buharlı makinalar İngiltere’de geliştirilip madenlerden su ve sonrasında cevher çekilmesinde kullanılır olunca çok sayıda, özellikle kömür madenleri açılmıştı. Dehlizlerde görülen büyük kitleli toprak kaymalarının sınırları düzensizlik sergilediği için böylesi hatlara ‘fault’ yani ‘yanlışlık’ adı yakıştırılmıştı. Bu ad, dilimize ‘fay’ biçiminde girmiştir.
(**) Arabistan ve İran karalarının Anadolu’yu Batı yönünde itmesinde Yer’in dönüşünün de etkili olduğu ileri sürülebilir.
(***) https://www.google.com/search?q=s%C4%B1nd%C4%B1rg%C4%B1+fay+hatt%C4%B1&oq=s%C4%B1nd%C4%B1rg%C4%B1+fay+hatt%C4%B1&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyDwgAEEUYORiDARixAxiABDIHCAEQABiABDIICAIQABgWGB4yCAgDEAAYFhgeMggIBBAAGBYYHjIICAUQABgWGB4yCAgGEAAYFhgeMggIBxAAGBYYHjIICAgQABgWGB4yCAgJEAAYFhge0gEIMTQyN2owajeoAgCwAgA&sourceid=chrome&ie=UTF-8

NOT 61 Sayılar hakkında bir anket

Çok sayıda soru içeren uzunca bir listeden oluşan bir anket hazırlamıştım ama yayımlamaktan vaz geçtim. O sorulardan bir tanesi alttadır.

3,14159 ve 0,999 ve 1,2 ve 7985412,7543789 gibi sayılara Gerçek Sayı; 3,14159+0,999√(-1) ve 1,2-7985412,7543789√(-1) gibi sayılara da Sanal Sayı dendiği için bazı sayıları(n) gerçek(ten var olduğunu) sanır mıydınız, bir zamanlar benim sandığım gibi?

NOT 60 ALTIN hakkında

Üstteki günlük logaritmik grafik incelendiğinde, Altın Ons’un (XAUUSD) geri çekilme ve dinlenme aşamasında olduğu görülebilir. Yeniden tırmanmaya başlayacağı dönem, önceki ilişkili bazı yazılarımızda değindiğimiz yöntemlerle öngörülebilir.

Alttaki aylık logaritmik grafik incelendiğinde ise, Altın Ons ile vedalaşmak için henüz erken olduğu öngörülebilir.

Evren (her yönde) genişliyor ol_MAY_abilir.

Evrenin (her yönde) genişliyor olabileceği ya da ol_MAY_abileceği, hakkında hoş lâkırdılar sarf etmek için gayet uygun konulardır. Evrenin sınırından söz edilmekte ama elde pek de fazla bulgu (‘evidence’) yoktur aslında, sağlamca bir kanıya varabilmek için. Şöyle bir kıyaslama yapalım; evrenin genişlemesi hakkında sahip olunan veri oranında bir hekim bir hastası hakkında bilgiye sahip olsa, tanı koyabilir mi? Dikkate şayândır; baş ağrılarının ancak üçte birinin sebebi bilinmekte; bunların da üçte birinin göz ile ilgili olduğu bilinmekte. (*)
Evren genişlemesi kuramına payanda olsun diye ileri sürülen Büyük Patlama kuramı da gayet eğlencelidir. Cep telefonlarında kayıtlı olan numaraları ezberden söyleyemeyecek, hatta şifre, kod, parola adı altında telefonlarına gelen 6 haneli (rakamlı) sayıları bir bakışta ezberleyip kullanabilecek durumda olmayan kim bilir kaç bilimci üstte anılan konularda spekülasyon yapmaktadır acaba?
Tabii ki Bilim Tarihi’nde Ölümsüzlük Suyu (‘ÂB-ı HAYÂT’) (**), her malzemeyi özellikle de Kurşun’u Altın’a dönüştürebilecek Felsefe Taşı gibi bugün bize ‘uçuk’ görünen konular, zamanında gayet hararetle araştırılmakta ve tartışılmaktaydı. Bugün, Bilim Tarihi’nin çöplüğünde duran bu konuların Kimya Bilimi’nin kaynaklarından olduğu bilinmektedir. Ama, hiçbir işe yaramaksızın bomboş lâkırdılar silsilesi halinde üretilmiş pek çok fikir, kuram ve benzeri insan aklının ürününü de anılan çöplükte bulmak mümkündür.

Şimdilik, genişleme kuramındaki krizlerden birinin şu olduğunu not etmekte yarar var: Uzak galaksiler uzaklaştıkça hızlanmakta ve güncel hesaplara göre bazılarının ışık hızı limitine erişmiş olması gerekiyor. Bu da, ‘sonsuz’ enerji gerektiriyor. (***)

Kendi adıma, bu konularda daha derin işler için zaman ayırmaya niyetli olanların önce şu sınamadan alnının akıyla geçip geçmediğine bakılmasının gerek olduğunu söyleyebilirim: Hemen önceki beş dakika, bir dakikada, otuz saniyede, .. neler olduğunu notlayıversinler bir kenara.
Evrenin tamı tamına ‘deterministic’ olup olmadığını bile henüz bilmiyoruz. (****) Sahi, herhangi bir organik yahut yapay (veyahut, ileride inorganik) zekâ, herhangi bir futbol maçının herhangi bir ‘an’ından hemen sonra ne olacağını öngörebilir mi acaba? Hele hele, herhangi bir futbol maçı seyrinden pek farklı olmayan ekranda oynatmalar (‘simulation’) mümkün olacak mıdır acaba?
Olursa, işte artık Genişleyen Evren ve Büyük Patlama gibi konulara cidden eğilmenin zamanı da gelmiş olabilir.

(*) https://www.google.com/search?q=ba%C5%9F+a%C4%9Fr%C4%B1lar%C4%B1&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&oq=ba%C5%9F+a%C4%9Fr%C4%B1lar%C4%B1&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyCQgAEEUYORiABDIHCAEQABiABDIHCAIQABiABDIHCAMQABiABDIHCAQQABiABDIHCAUQABiABDIHCAYQABiABDIHCAcQABiABDIHCAgQABiABDIHCAkQABiABNIBCDEyODZqMGo3qAIAsAIA&sourceid=chrome&ie=UTF-8
(**) https://islamansiklopedisi.org.tr/ab-i-hayat
(***) https://www.google.com/search?q=%C4%B1%C5%9F%C4%B1ktan+h%C4%B1zl%C4%B1+uzakla%C5%9Fan&sca_esv=af47de9c40b911ed&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&ei=tFzCaIHlELeVxc8PuciW0AQ&ved=0ahUKEwiBj7fY-8-PAxW3SvEDHTmkBUoQ4dUDCBA&uact=5&oq=%C4%B1%C5%9F%C4%B1ktan+h%C4%B1zl%C4%B1+uzakla%C5%9Fan&gs_lp=Egxnd3Mtd2l6LXNlcnAiHcSxxZ_EsWt0YW4gaMSxemzEsSB1emFrbGHFn2FuMgUQIRigATIFECEYoAEyBRAhGKABMgUQIRigATIFECEYoAFIniZQxw9YzhpwAXgAkAEAmAHaAaAB7AWqAQUxLjMuMbgBA8gBAPgBAZgCBqACigbCAggQABiwAxjvBcICCxAAGLADGKIEGIkFwgILEAAYgAQYsAMYogSYAwCIBgGQBgWSBwUxLjQuMaAH_ByyBwUwLjQuMbgHgwbCBwUwLjQuMsgHFQ&sclient=gws-wiz-serp
(****) https://blog.metu.edu.tr/caglart/2025/01/13/matematik-fizik-futbol-maci-ve-tarih-c/

Evren (her yönde) genişliyor olabilir.

Evren (her yönde) genişliyor olabilir. Yegâne sebep olarak da uzak galaksilerden gelen ışıktaki kızıla kayış (‘red shift’) yani frekanslarda küçülüş ve dolayısı ile dalga boylarındaki büyüyüş gösterilmektedir. Hani, yaklaşan trenin düdüğünün sesi incelir (tizleşir) ve uzaklaşanınki kalınlaşır (baslaşır) ya, tam da bu misâl işte! Hatta, gecelerin karanlık oluşunun sebebini de evren genişlemesine dayandıranlar vardır. (*)

(*) Burada, hıza bağıl zaman yavaşlaması temel mekanizmadır.

Eşyönlü (‘isotropic’) ve durağan (‘static’) evren modelinde her yöndeki eşit gök alanlarından eşit miktarda ışık gelmesi gerektiği varsayımı ile, Güneş’in örtmediği gök alanları da Güneş denli parlak olmalıdır. Tıpkı, bir ormanda ağaçların (gövde kalınlıklarına bağıl olarak) bir mesafeden sonraki görüşü engelleyişi gibi. Her tarafta (aşağısı ve yukarısı hariç elbette) aynı yoğunlukta ağaç görülecektir. Çünkü, uzaktaki ağaç gövdeleri ince görünse bile, o uzaklıkta yakındakilere kıyasla daha çok sayıda gövde görünecektir.

İşte, gecelerin karanlık olmaması gerektiği fikri de her yönden eşit yıldız parlaklığı görünmesi gerektiği fikrine dayandırılmaktadır.

Gelgelelim, yıldızlar uzayda eşyönlü dağılım sergilese bile, evren genişlediği için, kızıla kayma nedeniyle yeni görünür olan yıldızların sayısı görünmez olanlardan çok daha az olacaktır. Bu eşitsizlik de gecelerin (yani, aslında uzayın) karanlık oluşunun sebebi olarak ileri sürülmektedir.

Evrenin Karacisim Işıması (‘Blackbody Radiation’) 3,4 Kelvin yani -230 Celsius dolayındadır.

Devamı var : Evren (her yönde) genişliyor ol_MAY_abilir.

POP QUiZ -27- XAUUSD/COPPER grafiği ne söyler?

Tedbirli olmayı söyler!
Ama asıl soru en altta ve ilişkili ipucu veya cevabı henüz yok!
VARSAYIM: Altın fiyatlarındaki yükseklik tedirginlik Bakır fiyatlarındaki yükseklik ise, rahatlık ve ekonomik gelişme işareti sayılır. Hâl bu ise, bu ikisinin oranı ne işaret eder acep?
GÖZLEM: Alttaki grafikte görülebilir ki, XAUUSD/COPPER (boyutsuz, birimsiz) oranı 2008’de Küresel Ekonomik (*) ve 2019’da Krona19 krizlerini gayet açıklıkla işaret etmiş!
SORU: Bugünlerde nasıl bir krizin içindeyiz?

(*) https://www.google.com/search?q=2008+krizi&rlz=1C1YTUH_trTR1162TR1162&oq=2008+krizi&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyCQgAEEUYORiABDIHCAEQABiABDIHCAIQABiABDIHCAMQABiABDIHCAQQABiABDIHCAUQABiABDIHCAYQABiABDIHCAcQABiABDIHCAgQABiABDIHCAkQABiABNIBCDE4MjJqMGo3qAIAsAIA&sourceid=chrome&ie=UTF-8

POP QUiZ -26-

SORU: Yazı tura atışlarında Yazı veya Tura gelme olasılığının ½ olduğunu, tavla zarı atışlarında Dü Şeş gelme olasılığının 1/6 olduğunu, bir milyon yüzü olan zar atışlarında 543210 gelme olasılığının milyonda bir olduğunu deneysel olarak kanıtlayabilir miyiz?
CEVAP: Hayır! Kanıtlayamayız! Deneysel yoldan kanıtlayamadığımız için de o sonuçlar için DOĞRU diyemeyiz. Ezberden konuşmuş oluruz.