Sonucu daha önce bu sitede yayımlanmamış olan şimdiki algobotta 1) ZARAR KES (‘STOP-LOSS’) ve 2) İLGİLİ HABERLER (‘EFFICIENT MERKET THEORY’) kullanılmadığı gibi 3) işlem emirleri tahtaya yazdırılmak amacıyla her işlem gününün ilk saniyelerinde verilmiştir. Bu demektir ki, hergün sadece 1 tane pozisyon açmak 1 tane de, önceki pozisyon açık ise, pozisyon kapatmak için emir her işlem gününün ilk saniyelerinde gönderilmiş ve gün içinde hiçbir değişiklik yapılmamıştır. Dolayısı ile, piyasa da haber de izlenmemiştir. Algobotun işlem kuralları 2024 yılı başından bu yana değiş_tiril_memiştir. Kırmızı renkli çizgi ve sayılar ONS ALTIN’ın spot fiyatını $ cinsinden, mavi renkli çizgi ve sayılar ise, algobot getirisini ilk sermayenin katı (anlık sermaye/ilk sermaye) cinsinden göstermektedir. Kaldıraç baştan sona 10 değerinde kullanılmıştır.
Bakalım şapkada kaç tavşan var?
PDF için → S3
Müşkül soru! -2-
Alttaki konuya zaman ayırma(z)sam ayıp olmaz mı?
Yeni PDF için → S2
Tersine Mühendislik avcıları için hedef: “Back to the future!”
Özüm hakkında
Şu da işe yarar bir makale;
Caglar Tuncay
More than one billion data sampled with different frequencies from several financial instruments were investigated with the aim of testing whether they involve power law. As a result, a known power law with the power exponent around -4 was detected in the empirical distributions of the relative returns. Moreover, a number of new power law behaviors with various power exponents were explored in the same data. Further on, a model based on finite sums over numerous Maxwell-Boltzmann type distribution functions with random (pseudorandom) multipliers in the exponent were proposed to deal with the empirical distributions involving power laws. The results indicate that the proposed model may be universal. (*)
ama, ilgilenen pek yok galiba.
Umarım ileride daha çok işe yarar.
(*) https://arxiv.org/abs/2010.01199
Müşkül soru!
Kendi hakkımda vs. kendim hakkında
Bitkoin ve Altın hakkında
Deprem Bilimi ve Hukuku
Deprem, hiçbir bilimin (bilim dalının) konusu değildir. Çünkü depreme ilişkin herhangi bir bilim yasası mevcut olmadığı gibi, depreme ilişkin herhangi bir tahmin, öngörü (‘prediction’, ‘forecasting’) de yapılamaz. Daha da derini; deprem mekanizmaları yani depremin hangi koşul altında oluştuğu da bilin(e)miyor. Şu kadarı hariç; bir fay (*) hattının deprem üretilmiş iki bölgesi arasında ve ileriki zamanlarda deprem oluşacağı beklenir.
Biliyorsunuz, bu blogda pek çok kez söz ettik, bilim düzenliliklerle ilgilidir; düzensizlikleri ise, göz ardı eder. Bu nedenle, Yer’in yüzeyinden itibaren çekirdeğine dek soğuması ve magma üzerinde yüzen kıtaların, tabii ki Yer’in ekseni etrafında dönüyor oluşunun da etkisiyle (**), birbirini itmesi, birinin diğeri altına girmesi ve benzeri devinimlerin kollektif olarak çalışılması gerekir deprem konusunda bir sistemli bilgi dizgesi elde etmek için. Bu da devletlerarası işbirliği ve devasa bilgisayar bağlantıları ile veri bankalarını elzem kılar. Her şeyden önce de, 10km derinlere dek inen toprak katmanlarının ve daha alttaki kütlelerin fiziksel ve kimyasal özelliklerinin nasıl saptanabileceği bilinmelidir.
Depremin, deprem bölgesinde yaşayan insanları ilgilendiren en önemli özelliğin, yaklaşık olarak 10km kalınlıktaki toprak katmanında yayılan sismik dalgalar olduğu açıktır. Bunun doğrudan doğruya Fizik konusu olduğu da açıktır. Ama Fizik, mekanik dalgalar yani deniz dalgaları gibi havadaki veya katıdaki ses dalgaları gibi madde devinmesinden ibaret sismik dalgaları kapsayabilmek için, en azından şu dört parametre hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Toprak katmanlarında sismik dalganın 1) yayılma hızları (‘transverse’ ve ‘longitudinal’) 2) yansıma katsayıları (‘reflection’) 3) geçirgenlik (‘transparency’) katsayıları ve 4) emilme, soğrulma (‘absorption’ ve ‘penetration depth‘) katsayıları.
Ancak bundan sonradır ki, deprem konusunda büyük gelişmeler beklenebilir.
Hatıralardadır; 2020 Samos-Seferihisar Depremi yıkıcı etkisini taa 70km kadar ötedeki İzmir’de bina yıkımları ve ölümlerle göstermişti.

Peki, ne ve nasıl olmuştu da sismik dalga bunca yolu gidip yıkıma sebep olmuştu? Bu konuda herhangi bir yanıt girişimi dahi bilgi dağarcığımda ve el altındaki açık kaynaklarda mevcut değildir. Bu konuda deprem uzmanlarımız ile bu fakir ve köşedeki bakkal arasında fark yoktur. Bu insanların hiçbiri biliyor değiller. Ama hiç değilse biz (bu fakir ve bakkal) ‘deprem uzmanı’ değiliz. El hakk; hakkında hemen hiçbir şey bilinmeyen bir konunun uzmanı mı olu(nu)rmuş?
Bakınız, sıradan büyüklükte bir kap alınız. İçine, yarı derinliğe dek su ve bir iki tane irice nesne koyunuz. Sonra da suyu hafifçe çalkalayınız. Dalganın devinimi, nerede ne zaman güçlenip nerede ne zaman zayıflayacağı öngörülebilir nitelikte midir? Yahut; o dalganın devinimini, nerede ne zaman güçlenip nerede ne zaman zayıflayacağını öngörülebilir kılmak için ne yapmak gerekir?
Bütün bu sorular cevapsızken de, yaptığı binası yıkılan her müteahhidin çürük bina yaptığına hükmetmek adil midir? Sonuçta, devletin öngördüğü tüm belgeler alınıp iskan raporu da alınmış ise, müteahhit masum sayılmalı, o belgeleri veren kişi ve kurumlar suçlanmalı değil midir? Kaldı ki, yöredeki en sağlam bina(lar)a bile dalga düğümleri isabet ederek çeşitli derecede yıkımlara yol açmış olabilir. Bu bağlamda, kolonları kesilmiş tüm binalar yıkılmamışsa, münferit örnekler hangi gerekçeyle cezalandırılmış olabilir?
Elbette, insan acıları üstüne olan bu yazıyı sürdürmek de okuyana da yazana da acı vermektedir. Gelgelelim, Sındırgı-Simav hattında günde ortalama 300 kez deprem oluyor Ekim sonundan bu yana ama herhangi bir tedbir alınıyor mu? Deprem uzmanları ne diyor? Devlet her hangi bir şey yapıyor mu? (***)
Tabii ki, umarım ve dilerim ki, depremler özellikle de Sındırgı-Simav hattındakiler daha fazla zarar vermeden ortadan kalkar! Ama, ya böyle olmazsa?!
…
Fazlasını söylemeye dilim varmıyor!
(*) Buharlı makinalar İngiltere’de geliştirilip madenlerden su ve sonrasında cevher çekilmesinde kullanılır olunca çok sayıda, özellikle kömür madenleri açılmıştı. Dehlizlerde görülen büyük kitleli toprak kaymalarının sınırları düzensizlik sergilediği için böylesi hatlara ‘fault’ yani ‘yanlışlık’ adı yakıştırılmıştı. Bu ad, dilimize ‘fay’ biçiminde girmiştir.
(**) Arabistan ve İran karalarının Anadolu’yu Batı yönünde itmesinde Yer’in dönüşünün de etkili olduğu ileri sürülebilir.
(***) https://www.google.com/search?q=s%C4%B1nd%C4%B1rg%C4%B1+fay+hatt%C4%B1&oq=s%C4%B1nd%C4%B1rg%C4%B1+fay+hatt%C4%B1&gs_lcrp=EgZjaHJvbWUyDwgAEEUYORiDARixAxiABDIHCAEQABiABDIICAIQABgWGB4yCAgDEAAYFhgeMggIBBAAGBYYHjIICAUQABgWGB4yCAgGEAAYFhgeMggIBxAAGBYYHjIICAgQABgWGB4yCAgJEAAYFhge0gEIMTQyN2owajeoAgCwAgA&sourceid=chrome&ie=UTF-8
NOT 61 Sayılar hakkında bir anket
Çok sayıda soru içeren uzunca bir listeden oluşan bir anket hazırlamıştım ama yayımlamaktan vaz geçtim. O sorulardan bir tanesi alttadır.
3,14159 ve 0,999 ve 1,2 ve 7985412,7543789 gibi sayılara Gerçek Sayı; 3,14159+0,999√(-1) ve 1,2-7985412,7543789√(-1) gibi sayılara da Sanal Sayı dendiği için bazı sayıları(n) gerçek(ten var olduğunu) sanır mıydınız, bir zamanlar benim sandığım gibi?







