(*) https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/11/02/pop-quiz-7-tales-oklid-ve-finansal-destek-ve-direnc-cizgileri-hakkinda/
HIZLI GİDEN NESNELERİN BOYU GERÇEKTEN KISALIR MI? – b –
Fizik –8 / b–
İçerik: Boyunuzun ne kadar olduğunu nasıl ölçersiniz?
Ön not: Nokta ve çizgi konularını ileride detayıyla irdeleyeceğiz.
Sözel ve sayısal konuların karşıtlığı hakkında
Hani derler ya “Fizik (Bilim) Fesefe’den çıkmıştır.” Bu deyiş bir bakımdan doğru başka bir bakımdan ise, tam olarak yanlıştır.
Olgular arasında ilişki kurma sanatı (‘arts’) olan Fizik (Bilim) ile, tam olarak kavramlar arasında ilişki kurma sanatı olan Felsefe arasındaki benzerlik –işbu cümle içinde de ima edilmiş olduğu gibi– sadece bu ikisinin de ilişkilendirme sanatı olmasından ibarettir. Gelgelim, felsefe özneldir, tekil filozof veya okul tarafından kurulur ve bu nedenlerle doğruluk aranmaz. Örneğin, Platon felsefesi ile Kant felsefesi (*) birbiriyle çelişik pek çok yöne sahip olsalar bile kıymetlerinden hiçbir şey yitirmezler. Dahası, Ludwig Josef Johann Wittgenstein’ın (**) 1921’de yayımlanan Tractatus Logico-Philosophicus ile ablasının ahşap evinin yapımı sırasındaki marangozluk katkısından sonra yazıp yayımladığı Philosophical Investigations kitaplarındaki felsefeler arasında bile taban tabana zıtlık olmasına karşın B. Russell’ın da dediği gibi “Felsefede doğruluk değil tutarlılıktır önemli olan.” ve bu nedenle Wittgenstein çok önemli bir filozoftur.
Minik not; yukarıda filozof, felsefe kuran anlamındadır. Felsefeci deyimi ise, felsefeyle ilgilenen herkesi kapsar.
Felsefenin, doğruluk aranmaksızın tam ve salt olarak akıl yürütme sonucu sağlanan önermeler bütünü olduğu dönemlerde, zamanın beşeri konular dışındaki nesnel konular üstünde akıl yoranlar yani ‘doğa felsefecileri’ ki, bunların en ünlüsü Newton’dur, elbette ortak bir paydaya sahipti. Doğa hakkında, akıldan, mantık da diyorlardı, gayrı hiçbir dayanağı olmayan çeşitli öneriler ortaya koymaktaydılar. Her şeyin sudan çıktığını söyleyen de vardı, yumurtadan çıktığını söyleyen de. Dört temel element olduğunu söyleyen de vardı, altı olduğunu söyleyen de. Ama, Arşimet ile ilk örnekleri sergilenen deneyselcilik Galileo ve Newton, sonra da Francis Bacon ile doğa hakkında yapılan inceleme ve araştırmalarda ağırlıklı önem kazanınca saf aklın önemi geriledi (*) ve bir bilgi disiplini olarak Felsefe ile Fizik arasında hemen hiçbir önemli alaka kalmadı.
Günümüzde ‘felsefe’ sözcüğü çoğunlukla (görgüllüğü, gözlemi, deneyi ve) dayanağı olmayan öznel kuram anlamında kullanılmaktadır.
Felsefe ile Fizik arasındaki en net ayrım ise, şudur: Nicelik (‘quantity’, miktar, sayı) Felsefe’de barınmazken Fizik (Bilim) için olmazsa olmaz niteliktedir. Fizik (Bilim) tam olarak nicelik temeli üstünde yükselir.
Açıktır ki, Fizik’te nicelik ölçüm sonucu elde edilir. Bu da demektir ki, her hangi bir bilgi disiplini ölçüme dayanmıyorsa, asla bilim değildir. Ama, tabii ki, her ölçüm barındıran bilgi disiplini de Bilimin dolayısı ile de Fiziğin parçası sayılamaz. (***)
Ölçüm hakkında
Nesnelerin çeşitli özelliklerini ölçmek için çeşitli araçlara gerek olduğunu hep biliriz. Örneğin, enerji taneciğinin dalgaboyunu ölçmek için çift yarık, momentumunu ölçmek için de kütleye sahip tanecikle örneğin elektronla etkileşme (çarpışma) bilgileri kullanılabilir. Bkz., MADDE DALGASIZ OLMAZ, https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/25/madde-dalgasiz-olmaz/ Güncel bir örnek olarak da, boyumuzu ölçmek için cetvel veya terzi mezurası; ağırlığımızı ölçmek içinse, terazi veya baskül kullanılabileceği söylenebilir. Sıcaklık ölçümlerinde sıcaklıkölçer kullanıldığını hepimiz biliyoruz. (****)
Gelgelelim, şu ayrım fark edilmemiş olabilir; ağırlık ölçümü bir kereliktir. Nesneyi, diyelim ki, tartı üstüne koyar kaç gram çektiğini dijital penceresinde okuruz. Oysa, boy, uzunluk ve uzaklık ölçümü, hayli çetrefilli bir iştir. Çünkü, iki uçlu bir ölçümdür.
Diyelim ki, yatak odanızın tabanının kısa kenarının uzunluğunu ölçeceksiniz ve diyelim ki, bu amaçla sıfırı kertikli bir şerit metre kullanacaksınız. Geldiniz o kenardan yükselen duvarın köşesine ve metrenizi açtınız, açtınız ve o kertikli ucu karşı duvara dayadınız.
Güzel!
Bu, hemen üstteki ölçüm doğru bir ölçümdür.
Ama, ya şöyle yapsaydınız? O köşeden metrenizi açtınız da açtınız ve o kertikli ucu karşı duvara doğru saldınız da saldınız. Diyelim ki, yirmi yıl kadar sonra karşı ucu duvara dayadınız ve metrenin gösterdiği değere baktınız. Ola ki, o arada oda küçültülmüş, büyültülmüş veya hatta yıkılmıştır; karşı duvar bile yoktur artık.
İşte bu yanlış bir ölçüm olacaktır. Çünkü, Einstein’ın ısrarla belirttiği gibi; boy, uzunluk ve uzaklık gibi ölçümlerin eşanlı (‘simultaneous’) olma zorunluluğu vardır. Yani, iki uçtan da aynı anda gelen bilgi esas alınmalıdır. Yoksa, üstteki duvar ölçüm deneyiminde olduğu gibi, farklı zamanlarda edinilmiş uç bilgisi yanıltıcı olacaktır.
Havadaki uçağın boyunu ölçmek için de aynı özenli ve dikkatli ölçüm işlemi gerekmektedir.
Çok güzel! Uzunluk ölçümünde eşanlılık koşulu hakkındaki Einstein İlkesi’ni de özne bezene yerleştirmiş olduk heybemize.
Böylece geldik bize göre hızla devinen cisimlerin boyunun kısalıp kısalmayacağına.
Üstteki son cümlede ‘göre’ sözcüğü, daha üstte de Einstein adı geçtiğine göre(!) konumuzun Görelilik veya Görecelik Kuramı çerçevesinde değerlendirileceğini sanmak hatalıdır. Bir zamanlar, bu satırların yazanı da, aynı hataya pek çok kez düşmüş olduğunu, işbu fırsattan yararlanarak itiraf eder.
Doğru kök sözcük, ‘göre’ değil ‘bağıl’dır. Tıpkı, ‘bağıl nem’ deyişinde olduğu gibi. Ayrıca, ‘relativity’ sözcüğünün kökü olan ‘relative’ sözcüğünün ‘akrabalık bağı’na dayalı olduğu göz önüne alınmalıdır.
Einstein’ın (Özel) Bağıllılık Kuramı hakkında
Bu kuram hayli kolay aslında. Hani HIZLI GİDEN NESNELERİN BOYU GERÇEKTEN KISALIR MI? – a – başlıklı yazıda, herhangi bir noktanın ve dolayısı ile bir noktasal parçacığın konumunu belirlemek için bir başka noktaya gerek olduğundan söz etmiş idik. Bkz., https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/28/hizli-giden-nesnelerin-boyu-gercekten-kisalir-mi-a/
Son not: Matemetikle cebelleşmek istemeyenler, burada soluklanıp HIZLI GİDEN NESNELERİN BOYU GERÇEKTEN KISALIR MI? – c – yazısını bekleyebilir.
(*) https://www.jstor.org/action/doBasicSearch?Query=Kritik+der+reinen+Vernunft&so=rel
Türkçesi, “Arı Usun (Saf Aklın) Eleştirisi”ni dinlemek için bkz., https://www.youtube.com/watch?v=JdKe80CqaFk
(**) https://www.jstor.org/action/doBasicSearch?Query=Ludwig+Wittgenstein&so=rel
(***) Örneğin terzilik bilim değildir. (Şaka, şaka!)
(****) MAXWELL’e, BOLTZMANN’a, PLANCK’a ve EİNSTEİN’a SORALIM BAKALIM başlıklı yazıda (https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/21/maxwelle-boltzmanna-plancka-ve-einsteina-soralim-bakalim/) sıcaklık ölçümündeki güçlüğü haylice iredelemiştik.
POP QUiZ -7- Tales, Öklid ve finansal destek ve direnç çizgileri hakkında
Atik Grek Öklit’ten, hatta ondan çok önceden beri bilinir ki, bir noktadan sayılamaz çoklukta ama iki noktadan sadece bir düz çizgi geçer.
SORU 1: Her iki fiyat değerinden geçen düz çizgi destek veya direnç midir?
SORU 2: Öklit’ten üç yüz yıl önce yaşamış olan Tales’in kuramına uygun olarak çizilen düz çizgiler de destek ve direnç olarak kullanışlı mıdır?

POP QUiZ -6- Yanıtı verilmiş üç soru
Hani ‘BAŞLAYIŞ …’da konuşmuştuk, hani Einstein evreni sorgulamıştı “En anlaşılmaz özelliği anlaşılabilir oluşu …” diyerek. Bkz., https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/09/11/baslayis
SORU 1: O hesap, finans piyasaları özelde borsalar daha özelde de BIST anlaşılabilir mi?
YANIT 1: Bilmem! Anlaşılabilir olup olmadıklarını bilmem. BIST’ı da hemen hiç bilmem. Taa geçenki bin yıldan beridir bilanço falan okumadım. Şirketlerin ortaklık yapıları, sahipleri, bağlısı oldukları holding veya grupları ve benzeri konularda çok az bilgim vardır. Bütün bunlar beni pek ilgilendirmez.
Önemli olan para kazanabilmektir. Bunun için de BIST’ı bilmek, anlamak vs. gerekmez.
Hangi Formula pilotu otomobilini bilir, anlar ki?
SORU 2: Genelde finans piyasalarında ama hiç değilse borsaların genelinde geçerli olan, yani para kazandıran ‘teknik analiz’, ‘grafik analizi’ yöntemleri, daha açıkçası göstergeleri var mıdır?
YANIT 2: Evet, vardır!
SORU 3: Oysa, ‘Bir borsa paradoksu’ başlıklı yazıda teknik göstergeler hakkında ‘Oysa bunlar neredeyse tümüyle güvensizdir.’ cümlesi halen duruyor. Bkz., https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/06/bir-borsa-paradoksu/
Bu ne perhiz, …? En azından çelişki değil mi?
YANIT 3: Değil! Çünkü, o yazıda bilinen ‘teknik göstergelerden’ yani matematiksel fonksiyonlardan söz edilmiş idi. Bu yazının son sorusunda ise, sadece 1 kişinin bildiği ‘teknik göstergelerden’ yani matematik fonksiyonlardan söz edilmekte.
“Azmin elinden kurtuluş yok.” derler. Her fani kendine uygun ‘teknik göstergeler’ yani matematik fonksiyonlar bulabilir/icat edebilir!
Arş yiğitler! Kalem başına!
NOT 3 Düz çizikler, yan çizikler
POP QUiZ -5- Finans Fiziği bilenlerin BIST’ta 1000USD ($) ile başladıklarını varsayalım.
A) Yılda kaldıraçsız %50 kazanç elde ederek ve ama x10 kaldıraçla oynayarak (Evet! Borsa oyun yeridir! İleride değineceğiz.) kaç senede öğrencisi veya mensubu oldukları ODTÜ bölümünü binaları, tesisatı ve tüm personeli ile baştan sona yeniden kurabilecek kapitale ulaşırlar?
B) Tüm ODTÜ’yü baştan sona yeniden kurabilecek kapitale ulaşırlar?
C) Peki ya her yıl başındaki kapitallerini kaldıraçsız yıllık %100 kazanç ve x10 kaldıraçla oynayarak kaç yılda bir bölüm veya üniversite kurabilirler veya sahibi olabilirler?
BIST’ın yukarıda anılan kazançlara yol aç_A_mayacak denli sığ olduğu bilinmekte.
NOT 2 Kripto paralarda yükseliş
Hemen alttaki grafikte BTCUSD’nin 29.10.2024 22:00 dolayındaki hâli görülmekte. Son 6_7 aydır sürmekte olan doğrusal direnç aşıldı. Ama kırmızı okla işaretlenen düzey dolayında, az kala az geçe, bir düzeltme satışı hayli muhtemel. Sonrası için $100k bekleyen hayli çok.
Bu satırların yazanı ise, aylarla ölçülebilecek orta vadeli SAT_ış için alttaki grafiklerde görülen CagTun9 fonksiyonunun beyaz okla belirtilmiş düzeylere dek yükselmesinin uygun bir işaret olacağı kanısında
Kripto paralar yanında/yerine Gümüş, Bakır, Paladyum ve Platin gibi endüstri metalleriyle ilgilenenlerin de aylarla ölçülen orta vade içinde kazançlı çıkacağı tahmin edilmekte.
Hepsinin üstünde, 6 Kasım ABD seçimlerinin ardı ardına itiraz nedeniyle sayımlar yenilenebileceğinden çabukça sonuçlanmayacağı da tahmin edilmekte. Ayrıca, kimin Başkan seçileceğinden bağımsız olarak ABD Temsilciler Meclisi ile Senato dağılımlarının zıt oranlarda olacağı AL_SAT stratejilerine dâhil edilmekte.
NOT 1 CRUDE (WTIUSD) fiyatlarında düşüş
HIZLI GİDEN NESNELERİN BOYU GERÇEKTEN KISALIR MI? – a –
Fizik –8 / a–
İçerik: Sizin boyunuz ne kadar?
Uzayda bir nokta (*) hayal edilebilir ama o noktayı tek başında konumlandırmak olanaklı değildir. Böyle bir şeyin hayali bile mümkün değildir.
Örneğin, karatahtanın, beyaztahtanın, duvarın, defter sayfasının, vd., her hangi bir yerine işaretlenmiş bir noktanın yerini tarif etmek mümkün değildir.
Şöyle düşünmek mümkündür tabii; “Karatahtanın, beyaztahtanın, duvarın, defter sayfasının, vd., üstünde.”
İyi de o nesneler nerede? Noktamız, o nesnelerin üst tarafında mı, alt tarafında mı? Sağa mı yakın, sola mı?
Neyse, sözü uzatmayayım; uzayda bir noktanın konumunu belirlemek için bir başka noktaya gereksinim var. Orijin dediğimiz bu noktadan (O) geçen iki de (farklı, çakışmayan) doğru hayal eder ve artık her noktayı tarif edebiliriz. Örneğin “O noktasından L uzaklığında ve alttaki çizginin alt tarafında ve bu çizgiden L’ uzaklıkta.” olan bir A noktasının konumunu şöyle buluruz: Alttaki çizgiden L’ uzaklığında ve altında bir paralel çizgi çizeriz. Şu an biliyoruz ki, aradığımız nokta olan A bu paralel çizginin (üstünde değil, üzerinde değil) içindedir. O noktasına batırılmış ayağı ile pergelimizi L kadar açar ve alttaki paralel çizgiyi kestiririz. İşte bu kesişim bize tamı tamına A noktasını tanımlayacaktır.
Bir minik not: Bu L ve L’ uzaklıklarına koordinat denir ve n-boyutlu uzayda bir nokta tanımlamak için en az n tane koordinata gerek vardır.
Peki orijindeki O noktasını da benzer yöntemle tanımlamak mümkün müdür? Evet mümkündür. Ama bu maksatla, önceden koordinatlanmamış olan bir O’ orijinine gereksinim vardır.
İleri okumalar için, Kurt Gödel’in “incompleteness theorems” konusu tavsiyeye şayandır. (**) Tabii ki, bu konuyu Einstein’a dek uzatacağız. (***)
Ara sonuç olarak denebilir ki, uzayda bir nokta kendi başına konumlandırılamaz. Ancak bir başka noktaya bağıl (‘relative’) olarak konumlandırılabilir.
(*) Nokta konusunu gayet ayrıntısıyla ele alacağız ileride.
(**) https://en.wikipedia.org/wiki/Kurt_G%C3%B6del ve buradaki kaynakça.
Ayrıca bkz., https://www.jstor.org/action/doBasicSearch?Query=Kurt+G%C3%B6del&so=rel
(***) Yourgrau, Palle, 2004. A World Without Time: The Forgotten Legacy of Gödel and Einstein. Basic Books. ISBN 978-0-465-09293-2. (Reviewed by John Stachel in the Notices of the American Mathematical Society (54 (7), pp. 861–68).
Ayrıca bkz., https://archive.org/details/worldwithouttime0000your_q2d0
POP QUiZ -4- Finans Fiziği bilmenin sağlayacağı yarar var mı?
A) Akademik nitelikte ve bolca kitap ve makale yapabilmek.
B) Bolca para kazanabilmek. Örneğin, yılda bire bir kazanabilirseniz anaparanız 3 yılda 8 katına çıkar; 6 yılda 64, 9 yılda 512 katına çıkar. Hele bir de, 10’luk kaldıraç kullanmışsanız, aynı anapara 1 yılda en az 10 katına çıkar, 2 yılda da 100 ve bu kazanç böylece her yıl en az 10 kez katlanarak büyür.
C) A) ve B)
D) Hiç biri.









