FİNANSAL FİZİK NİÇİN?

FİNANSAL FİZİK -8-

Bilimi (Fizik) diğer bilgi disiplinlerinden ayıran temel özellikler nedir?
YANIT: İlk sırada ölçümle elde edilmiş nicel değerlere dayalı olması gelir. (Bkz., HIZLI GİDEN NESNELERİN BOYU GERÇEKTEN KISALIR MI? – b – https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/11/02/hizli-giden-nesnelerin-boyu-gercekten-kisalir-mi-b/)
EK SORU: Pekii, üstteki YANIT’ta belirtilen özellikler niçin önemlidir? Yani, Bilim (Fizik) ölçümle elde edilmiş niceliklere dayalı olmasa idi, yitirilen ne oldurdu?
EK YANIT: Bilim, insanlığın işine şu nedenle yararlıdır: geleceğe yönelik olabildiğince doğru tahminler (öngörü) yapılabilmesine olanak sağlayan yegâne bilgi disiplinidir. Örneğin, uzay mekiğini nasıl inşa etmeli ve fırlatmalı ki, tam hedefe ulaşsın; dönerken de Falcon 9 gibi, ‘iğne deliğinden’ geçerken yakalanıp bir sonraki uçuşa daha az maliyetle hazırlanabilsin?! (https://www.google.com/search?q=Musk+mekik#fpstate=ive&vld=cid:913f75eb,vid:9CYLwQXbIcQ,st:0 ve https://www.google.com/search?q=Musk+mekik#fpstate=ive&vld=cid:4f498fd7,vid:B-lxcc0Ez-4,st:0 ) Ya da öyle bir çamaşır makinesi yapmalı ki, düğmesine her basışta çalışsın ve arızasız yıkasın. Daha da iyisi, ultrason aygıtı yapmalı ki, göbek bağı ana karnındaki bebelerin boğazına dolanmış mı bakıp anlamalı. Böyle ise, normal doğum yerine sezaryen yöntemi tercih edilsin.
Bu liste uzar da gider elbet.
Özetle, bilimin öngörü yapabilme (‘predict’, ‘forecast’) yeteneği olmasa, Felsefe, Coğrafya, Mitoloji gibi bilgi disiplinlerinden farkı olmazdı.
Finansal Fizik de böyle; ölçümlerle elde edilmiş niceliklere dayalı ve gayet isabetli öngörü yapmaya olanaklı. İleride ayrıntısıyla irdeleyeceğiz.

FİNANS PİYASALARI_BIST OYUN YERİDİR!

FİNANSAL FİZİK -7-

Yaygınca ‘oyun’ sözcüğü kumarı ve borsada ise, kumardaki çabuklukta işlem yani AL_SAT yapmayı temsil eder.
AL_TUT_SAT (ATS) finans piyasalarının temel kuralıdır elbet. Ama TUT süresi yani AL ile SAT arasındaki sürenin iyi ayarlanması (saptanması)dır elzem olan. Elbette, SAT_mak için AL_ım yapılır; bunların zamanlamasını başarmaktır asıl olan.
AL ile SAT arasındaki süre periyot, bunun tersi de frekans (=1/periyot) olarak adlandırılır. Demek ki, ‘yüksek frekanslı işlem’ deyişi ardışık AL/SAT işlemlerinin hızlı olduğuna işarettir ki, BIST’ta bu işlemlerin saniyenin binde biri hatta milyonda biri kesrinde olabildiğine dair uzman ifadeleri mevcuttur. Böylece, günlük işlem hacmi arttığı gibi piyasanın gayet akışkan (‘liquid’), adeta şırıl şırıl olmasına yol açmaktadır. Böyle bir piyasa da nasıl olur da ‘oyun yeri değil’ diye tariflenir, bu fakir bunu anlamakta güçlük çeker doğrusu?!
Alttaki BIST30 (XU030) grafiklerinde de görüldüğü gibi (*), 2003-2007 arası ve 2020 ile 2025 arası dönem, uzun periyotlu (düşük frekanslı) ATS için uygun dönemlerdir. Ama, 2008-2020 arası pek de ATS için uygun bir dönem değildir.

En altta ise, değeri XU030’unki gibi 2020-2025 arasında yaklaşık 10 kat artmış olan TCELL (Türksel, TURKCELL) pay grafiği görülmekte.
Minik not; dayanak varlığı XU030 veya TCELL olan varantlar veya VIOP olanakları ile kaldıraç da kullanarak beş yıl içinde 10 kattan daha yüksek gelir elde etmek mümkün idi elbet! Ama, tıpkı pay AL/SAT zamanlamasında olduğu gibi kaldıraçlı finans aracı (‘financial instrument’) kullanımı da zor iştir; aşşırı yakın takip ve aşşırı dikkat gerektirir.
Bu işi bir ALGO(ritma)’ya dayalı (robo)BOT yapsaydı sonuç nasıl olurdu acaba?
x5 gibi makul bir ortak kaldıraç ve ama grafik üzerinde notlanmış olan değişik işlem komisyon oranları kullanılmış olsaydı, ALGOBOT’umuzun performansı şöyle olurdu.
Minik not; komisyon oranı sıfır olduğunda kazanç, ilk kapitalin 0n Milyon (10^7) katına çıkabilirdi. Açıktır ki, tüm AL/SAT işlemleri için ödenmiş olabilecek toplam komisyon miktarı, kazancın yanında devede kulak kalmaktadır. Demek ki, aracı kurumlar tarafından komisyon sadece işlem (zahmet) bedeli olarak kesiliyor değildir. Açıkça, işlemcinin (çok) kazancını engellemek amacına hizmet etmektedir. İşte, tam da bu nedenle, ALGOBOT işlemlerinin gayet özenli, dikkati ve hassalıklı (‘precise’, ‘accurate’) bir şekilde optimize edilmesi gereklidir.(**) İleride, bir fırsatını bulursak bu konuya ayrıntısıyla değiniriz.

(*) Dikey fiyat eksenleri logaritmiktir.
(**) Belki de küçük bir aracı kurum sahibi olmak işe yarar. Ama kim uğraşır şimdi bu saatten sonra?

POP QUiZ -8- Direncin aşılması hakkında

Şimdiye dek sergilediğimiz örneklerde direnç aşılmadı. Alttaki günlük periyotlu BIST_KTLEV payında ise, yaklaşık 5 aylık yatay direnç aşılmış gibi görünüyor.

SORU : KTLEV pay fiyatları bundan sonra yükselir mi?
İPUCU: KTLEV pay fiyatlarının halka arzdan bu yana sergilediği evrimi incelemenizde yarar var.

HIZLI GİDEN NESNELERİN BOYU GERÇEKTEN KISALIR MI? – b –

Fizik –8 / b–
İçerik: Boyunuzun ne kadar olduğunu nasıl ölçersiniz?

Ön not: Nokta ve çizgi konularını ileride detayıyla irdeleyeceğiz.

Sözel ve sayısal konuların karşıtlığı hakkında
Hani derler ya “Fizik (Bilim) Fesefe’den çıkmıştır.” Bu deyiş bir bakımdan doğru başka bir bakımdan ise, tam olarak yanlıştır.
Olgular arasında ilişki kurma sanatı (‘arts’) olan Fizik (Bilim) ile, tam olarak kavramlar arasında ilişki kurma sanatı olan Felsefe arasındaki benzerlik –işbu cümle içinde de ima edilmiş olduğu gibi– sadece bu ikisinin de ilişkilendirme sanatı olmasından ibarettir. Gelgelim, felsefe özneldir, tekil filozof veya okul tarafından kurulur ve bu nedenlerle doğruluk aranmaz. Örneğin, Platon felsefesi ile Kant felsefesi (*) birbiriyle çelişik pek çok yöne sahip olsalar bile kıymetlerinden hiçbir şey yitirmezler. Dahası, Ludwig Josef Johann Wittgenstein’ın (**) 1921’de yayımlanan Tractatus Logico-Philosophicus ile ablasının ahşap evinin yapımı sırasındaki marangozluk katkısından sonra yazıp yayımladığı Philosophical Investigations kitaplarındaki felsefeler arasında bile taban tabana zıtlık olmasına karşın B. Russell’ın da dediği gibi “Felsefede doğruluk değil tutarlılıktır önemli olan.” ve bu nedenle Wittgenstein çok önemli bir filozoftur.
Minik not; yukarıda filozof, felsefe kuran anlamındadır. Felsefeci deyimi ise, felsefeyle ilgilenen herkesi kapsar.
Felsefenin, doğruluk aranmaksızın tam ve salt olarak akıl yürütme sonucu sağlanan önermeler bütünü olduğu dönemlerde, zamanın beşeri konular dışındaki nesnel konular üstünde akıl yoranlar yani ‘doğa felsefecileri’ ki, bunların en ünlüsü Newton’dur, elbette ortak bir paydaya sahipti. Doğa hakkında, akıldan, mantık da diyorlardı, gayrı hiçbir dayanağı olmayan çeşitli öneriler ortaya koymaktaydılar. Her şeyin sudan çıktığını söyleyen de vardı, yumurtadan çıktığını söyleyen de. Dört temel element olduğunu söyleyen de vardı, altı olduğunu söyleyen de. Ama, Arşimet ile ilk örnekleri sergilenen deneyselcilik Galileo ve Newton, sonra da Francis Bacon ile doğa hakkında yapılan inceleme ve araştırmalarda ağırlıklı önem kazanınca saf aklın önemi geriledi (*) ve bir bilgi disiplini olarak Felsefe ile Fizik arasında hemen hiçbir önemli alaka kalmadı.
Günümüzde ‘felsefe’ sözcüğü çoğunlukla (görgüllüğü, gözlemi, deneyi ve) dayanağı olmayan öznel kuram anlamında kullanılmaktadır.
Felsefe ile Fizik arasındaki en net ayrım ise, şudur: Nicelik (‘quantity’, miktar, sayı) Felsefe’de barınmazken Fizik (Bilim) için olmazsa olmaz niteliktedir. Fizik (Bilim) tam olarak nicelik temeli üstünde yükselir.
Açıktır ki, Fizik’te nicelik ölçüm sonucu elde edilir. Bu da demektir ki, her hangi bir bilgi disiplini ölçüme dayanmıyorsa, asla bilim değildir. Ama, tabii ki, her ölçüm barındıran bilgi disiplini de Bilimin dolayısı ile de Fiziğin parçası sayılamaz. (***)

Ölçüm hakkında
Nesnelerin çeşitli özelliklerini ölçmek için çeşitli araçlara gerek olduğunu hep biliriz. Örneğin, enerji taneciğinin dalgaboyunu ölçmek için çift yarık, momentumunu ölçmek için de kütleye sahip tanecikle örneğin elektronla etkileşme (çarpışma) bilgileri kullanılabilir. Bkz., MADDE DALGASIZ OLMAZ, https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/25/madde-dalgasiz-olmaz/ Güncel bir örnek olarak da, boyumuzu ölçmek için cetvel veya terzi mezurası; ağırlığımızı ölçmek içinse, terazi veya baskül kullanılabileceği söylenebilir. Sıcaklık ölçümlerinde sıcaklıkölçer kullanıldığını hepimiz biliyoruz. (****)
Gelgelelim, şu ayrım fark edilmemiş olabilir; ağırlık ölçümü bir kereliktir. Nesneyi, diyelim ki, tartı üstüne koyar kaç gram çektiğini dijital penceresinde okuruz. Oysa, boy, uzunluk ve uzaklık ölçümü, hayli çetrefilli bir iştir. Çünkü, iki uçlu bir ölçümdür.
Diyelim ki, yatak odanızın tabanının kısa kenarının uzunluğunu ölçeceksiniz ve diyelim ki, bu amaçla sıfırı kertikli bir şerit metre kullanacaksınız. Geldiniz o kenardan yükselen duvarın köşesine ve metrenizi açtınız, açtınız ve o kertikli ucu karşı duvara dayadınız.
Güzel!
Bu, hemen üstteki ölçüm doğru bir ölçümdür.
Ama, ya şöyle yapsaydınız? O köşeden metrenizi açtınız da açtınız ve o kertikli ucu karşı duvara doğru saldınız da saldınız. Diyelim ki, yirmi yıl kadar sonra karşı ucu duvara dayadınız ve metrenin gösterdiği değere baktınız. Ola ki, o arada oda küçültülmüş, büyültülmüş veya hatta yıkılmıştır; karşı duvar bile yoktur artık.
İşte bu yanlış bir ölçüm olacaktır. Çünkü, Einstein’ın ısrarla belirttiği gibi; boy, uzunluk ve uzaklık gibi ölçümlerin eşanlı (‘simultaneous’) olma zorunluluğu vardır. Yani, iki uçtan da aynı anda gelen bilgi esas alınmalıdır. Yoksa, üstteki duvar ölçüm deneyiminde olduğu gibi, farklı zamanlarda edinilmiş uç bilgisi yanıltıcı olacaktır.
Havadaki uçağın boyunu ölçmek için de aynı özenli ve dikkatli ölçüm işlemi gerekmektedir.
Çok güzel! Uzunluk ölçümünde eşanlılık koşulu hakkındaki Einstein İlkesi’ni de özne bezene yerleştirmiş olduk heybemize.
Böylece geldik bize göre hızla devinen cisimlerin boyunun kısalıp kısalmayacağına.
Üstteki son cümlede ‘göre’ sözcüğü, daha üstte de Einstein adı geçtiğine göre(!) konumuzun Görelilik veya Görecelik Kuramı çerçevesinde değerlendirileceğini sanmak hatalıdır. Bir zamanlar, bu satırların yazanı da, aynı hataya pek çok kez düşmüş olduğunu, işbu fırsattan yararlanarak itiraf eder.
Doğru kök sözcük, ‘göre’ değil ‘bağıl’dır. Tıpkı, ‘bağıl nem’ deyişinde olduğu gibi. Ayrıca, ‘relativity’ sözcüğünün kökü olan ‘relative’ sözcüğünün ‘akrabalık bağı’na dayalı olduğu göz önüne alınmalıdır.

Einstein’ın (Özel) Bağıllılık Kuramı hakkında
Bu kuram hayli kolay aslında. Hani HIZLI GİDEN NESNELERİN BOYU GERÇEKTEN KISALIR MI? – a – başlıklı yazıda, herhangi bir noktanın ve dolayısı ile bir noktasal parçacığın konumunu belirlemek için bir başka noktaya gerek olduğundan söz etmiş idik. Bkz., https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/28/hizli-giden-nesnelerin-boyu-gercekten-kisalir-mi-a/


Son not: Matemetikle cebelleşmek istemeyenler, burada soluklanıp HIZLI GİDEN NESNELERİN BOYU GERÇEKTEN KISALIR MI? – c – yazısını bekleyebilir.

(*) https://www.jstor.org/action/doBasicSearch?Query=Kritik+der+reinen+Vernunft&so=rel

Türkçesi, “Arı Usun (Saf Aklın) Eleştirisi”ni dinlemek için bkz., https://www.youtube.com/watch?v=JdKe80CqaFk

(**) https://www.jstor.org/action/doBasicSearch?Query=Ludwig+Wittgenstein&so=rel

(***) Örneğin terzilik bilim değildir. (Şaka, şaka!)

(****) MAXWELL’e, BOLTZMANN’a, PLANCK’a ve EİNSTEİN’a SORALIM BAKALIM başlıklı yazıda (https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/21/maxwelle-boltzmanna-plancka-ve-einsteina-soralim-bakalim/) sıcaklık ölçümündeki güçlüğü haylice iredelemiştik.

POP QUiZ -7- Tales, Öklid ve finansal destek ve direnç çizgileri hakkında

Atik Grek Öklit’ten, hatta ondan çok önceden beri bilinir ki, bir noktadan sayılamaz çoklukta ama iki noktadan sadece bir düz çizgi geçer.
SORU 1: Her iki fiyat değerinden geçen düz çizgi destek veya direnç midir?
SORU 2: Öklit’ten üç yüz yıl önce yaşamış olan Tales’in kuramına uygun olarak çizilen düz çizgiler de destek ve direnç olarak kullanışlı mıdır?

POP QUiZ -6- Yanıtı verilmiş üç soru

Hani ‘BAŞLAYIŞ …’da konuşmuştuk, hani Einstein evreni sorgulamıştı “En anlaşılmaz özelliği anlaşılabilir oluşu …” diyerek. Bkz., https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/09/11/baslayis

SORU 1: O hesap, finans piyasaları özelde borsalar daha özelde de BIST anlaşılabilir mi?
YANIT 1: Bilmem! Anlaşılabilir olup olmadıklarını bilmem. BIST’ı da hemen hiç bilmem. Taa geçenki bin yıldan beridir bilanço falan okumadım. Şirketlerin ortaklık yapıları, sahipleri, bağlısı oldukları holding veya grupları ve benzeri konularda çok az bilgim vardır. Bütün bunlar beni pek ilgilendirmez.
Önemli olan para kazanabilmektir. Bunun için de BIST’ı bilmek, anlamak vs. gerekmez.
Hangi Formula pilotu otomobilini bilir, anlar ki?

SORU 2: Genelde finans piyasalarında ama hiç değilse borsaların genelinde geçerli olan, yani para kazandıran ‘teknik analiz’, ‘grafik analizi’ yöntemleri, daha açıkçası göstergeleri var mıdır?
YANIT 2: Evet, vardır!

SORU 3: Oysa, ‘Bir borsa paradoksu’ başlıklı yazıda teknik göstergeler hakkında ‘Oysa bunlar neredeyse tümüyle güvensizdir.’ cümlesi halen duruyor. Bkz., https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/06/bir-borsa-paradoksu/
Bu ne perhiz, …? En azından çelişki değil mi?
YANIT 3: Değil! Çünkü, o yazıda bilinen ‘teknik göstergelerden’ yani matematiksel fonksiyonlardan söz edilmiş idi. Bu yazının son sorusunda ise, sadece 1 kişinin bildiği ‘teknik göstergelerden’ yani matematik fonksiyonlardan söz edilmekte.

“Azmin elinden kurtuluş yok.” derler. Her fani kendine uygun ‘teknik göstergeler’ yani matematik fonksiyonlar bulabilir/icat edebilir!

Arş yiğitler! Kalem başına!

NOT 3 Düz çizikler, yan çizikler

İlkokulda ilk gün çizmiştik düz ve yan çizgileri. Sonra sonra, günlük ‘karalama’ defterimizle ‘temiz ödev’ defterimizin sol tarafına çizdiğimiz dikleme çizginin sol tarafını da düz ve yan çizgilerle süslemiştik.
O günleri anmak amacıyla alttaki iki grafik üstünde de çizdim düz ve yan çizgiler.

POP QUiZ -5- Finans Fiziği bilenlerin BIST’ta 1000USD ($) ile başladıklarını varsayalım.

A) Yılda kaldıraçsız %50 kazanç elde ederek ve ama x10 kaldıraçla oynayarak (Evet! Borsa oyun yeridir! İleride değineceğiz.) kaç senede öğrencisi veya mensubu oldukları ODTÜ bölümünü binaları, tesisatı ve tüm personeli ile baştan sona yeniden kurabilecek kapitale ulaşırlar?
B) Tüm ODTÜ’yü baştan sona yeniden kurabilecek kapitale ulaşırlar?
C) Peki ya her yıl başındaki kapitallerini kaldıraçsız yıllık %100 kazanç ve x10 kaldıraçla oynayarak kaç yılda bir bölüm veya üniversite kurabilirler veya sahibi olabilirler?

BIST’ın yukarıda anılan kazançlara yol aç_A_mayacak denli sığ olduğu bilinmekte.