Category Archives: Genel

NOT 29 BTCUSD hakkında

‘Reklam yapıyorsun!’ diyebilecek olanlardan kaçınmak maksadıyla, kaynağı karalanmış olan alttaki grafikteki kırmızı çizgi olur da aşılırsa alırım. $90k dolayındaki paralel çizgiler alta doğru kırılırsa da ilk etapta $80k beklerim. Sonrasında, duruma göre $70k ve $65k mümkün.

TARİH (5) Tarih’i parlak zekâlar mı yaratır, parlak zekâları mı Tarih yaratır?

İçerik: Çalışan demir ışıldarsa, çalışıp ışıldayanlar demir midir?

Hani derler ya, ‘Neye benziyorsa ona yarar.’ Bu nedenle olsa gerek, özellikle çok katılımlı sınavlar, örneğin KPSS öncesi çerezcilerde ve marketlerde ceviz fiyatları artar yahut hiç ceviz kalmaz. İlm_i Tıbb’ın (Tababet) (*) en eski ilkelerinden biri olan bu benzerlik-yararlılık bağıntısının ne miktarda ceviz tüketildikten sonra idrak edildiği ise, bu satırların yazanı için tam bir muammadır. Öyle de kalacak tahminen.
Toprakdaşımız Miletli Tales’in ‘her şeyin sudan türediği’ni günümüzden 2600 yıl kadar evvel savladığı bilinir. (**) Aynı savın, çok eski yıllarda Mezopotamya, Mısır, Yunanistan, Anadolu dörtgeninde gayet yaygın olduğu da bilinmektedir. Onca nehir ve deniz suyunun bolluğunda başka türlü düşünmek mümkün değildi belki de. Lâkin, suyu da suyun türetmiş olması gerekir ki, bu konuda Tales’in herhangi bir fikir ileri sürdüğüne dair bilgiye, bu satırların yazanı henüz rastlayabilmiş değildir.
Tamam, Immanuel Kant ‘Salt Usun Eleştirisi’, ‘Saf Aklın Eleştirisi’, ‘Arı Usun Eleştirisi’ gibi adlarla güzel Türkçemize çevrilen kitabını yazalı beri yaklaşık 250 yıl geçti. (***) Ama görünen o ki, insanlığın en eski mental hastalıklarından biri olan sadece akıl yürüterek gerçekliğe ulaşılabileceğini sanmak hastalığı, en parlak örneklerinden olan Zeno paradokslarından bu yana pek de zayıflamış gibi görünmüyor.
Günümüze gelmezden önce, Pan Gu’dan söz etmek isterim.
Xu Zheng adlı bir Çinli’ye kulak verilecek olursa “Çin mitolojisindeki hakim yaratılış efsanelerine göre evrenin yaratıcısı, ilk varlıktır Pan Gu. Taocu gelenek kökenli olan Pan Gu genellikle kaba tüylere sahip, sakallı bir biçimde betimlenir. Sıklıkla betimlemelerde bir çekice sahiptir.” (****)
Baskın Çin mitolojisne göre “Şekilsiz olan kaos zaman içinde bir kozmik yumurta oluşturacak şekle gelir. Daha sonra bu kozmik yumurtanın içinde Pan Gu büyümeye başlar ve iyice büyüdüğünde parçalayarak yumurtadan çıkar.”
Çin’den Himalayalar’a dek uzanan bu denizlerden uzak ve gepegeniş kurak bölgede gayet yaygındır her şeyin çıktığı ilk yumurta fikri. Kuşların tamamı, balıkların, amfibilerin (#), sürüngenlerin ve böceklerin büyük çoğunluğunun üreme kapsülü olan yumurtaya evcilleştirilmiş bir kuş türü olan tavuk ve diğer kuşların altında sıkça rastlanır oluşudur belki Pan Gu’nun da kaba tüylere ve sakala sahip oluşunun sebebi. Belki de bilgelik-yaşlılık ve yaşlılık-sakal bağıntılarıdır Pan Gu’nun sakallı oluşunun nedeni, tıpkı Zeus’un (##) da sakallı tasvir edilişindeki gibi.
Ayrıca, Zeus’un elinde tuttuğu yıldırım veya şimşek gibi Pan Gu’nun çekicinin oluşu dikkate şayandır.
Bütün bunlar tümüyle rastlantı olabileceği gibi uzakta da olsa benzeş insanların benzeş hayallerinden ibaret de olabilir. İyi ama, “—İlk öğe konusunda ayrı düşmüşler. Bir taraf su derken diğer taraf yumurta demiş.” diyen de çıkabilir. Olabilir, o kadarcık kusur kadı kızında da bulunabilir. Her şeyin bir ilk öğesi olabileceğini hepsinin de düşünmüş olması yeterince ilgi çekici değil midir?
Ama bu kadar! Yani daha fazla ileri gitmeyelim. Zira, “Teşbihte (benzetmede) hata olmaz!” yani, hata olmamalıdır, yapılmamalıdır.
Gelgelelim, pek çok insan bu konuda yani benzerliklerden hikmet çıkartma konusunda hayli pervasızdır. Örneğin Celâl Şengör hoca, Tarih’e ilişkin konuşurken aynı kısa vidyoda ardı ardına hem “—çok büyük bir ihtimalle” de hem “—şüphe yok” da diyebilmektedir. (###) İlber Ortaylı’nın hele hele Murat Bardakçı’nın konuşmalarında ve yazılarında benzer kesinlik ve keskinlikler gani ganidir.
Okumakta olduğunuz yazı dizimizde, geçenlerde de söz etti idik; Hangi olay_LAR_ın hangi olayın sebebi olduğunu henüz bilemiyoruz. Fizik’te de bilemiyoruz, Tarih’te de. Analım, Fizik’te hiçbir ölçüm sonucundan emin olamayız. Yani, şüphesiz ölçüm yoktur.
Bu son saptamamıza katılmıyor musunuz? Lütfen buyurun öyle ise, doğumunuzun sebebini söyleyin (kendi kendinize). Anneniz ile babanızın evlenmiş olması mı? Bu evliliğin tarihi ile doğum tarihinizin arasındaki süre ne kadar? Hem, o şahısların biyolojik anneniz ve biyolojik babanız olduğundan %100 emin misiniz? Nasıl emin olabiliyorsunuz? Mahkemede bile genetik uyuşkunluk %99,99 mertebesinde aranıyor ilişkili bir yargı sonucu için. %99,99 uyuşkunluk ise, mutlak kuşkusuzluk anlamına gelir mi?
Sanırım, pek çok insan, o son soruyu “—Evet!” diye yanıtlar. Yoksa, alttaki gibi bir kitap kapağı yapılamamış olabilirdi!

Her şeyin kökeni su veya yumurta değilse, nedir? Ne olabilir? Her şeyin ortak bir kökeni var mıdır, olabilir mi? Her şeyi, yani her şeyin ne_LER olabileceğini bilebilir miyiz? Ama şurası şüphesiz ki, Stephen Hawking’a bakılacak olursa her şeyin değilse bile neredeyse (‘almost’) her şeyin kökeni olabilir. Peki ama ne kadar neredeyse? %99,99 mu, daha mı az, daha mı çok?
Fark etmez elbette. İşbu yazıların dikkatli okuyucuları anımsayacaktır; her sayı her sayıya yakındır!

(*) https://www.facebook.com/dryerebakan/videos/hangi-besin-hangi-organa-benziyor-ve-benzedi%C4%9Fi-organlar-i%C3%A7in-ger%C3%A7ektende-faydal%C4%B1/236370088697737/

(**) https://tr.wikipedia.org/wiki/Thales#Su,_her_%C5%9Feyin_sebebidir

(***) https://tr.wikipedia.org/wiki/Saf_Akl%C4%B1n_Ele%C5%9Ftirisi#cite_note-Birdarticle-1

(****) https://tr.wikipedia.org/wiki/Pan_Gu

(#) https://www.istockphoto.com/tr/foto%C4%9Fraflar/amfibiler

(##) https://www.google.com/search?sca_esv=0fc7dd398656b67a&sxsrf=AHTn8zp9HrCrnw9lc6gbKgzxuY6HrMBb5w:1739360446650&q=zeus&udm=2&fbs=ABzOT_AeWVZgM1ygG9loIv1sab0j2HB687sEni7_6XgT5zHBctPQQWJnv2cP3Dmrkn2lJOjZ8C9YF6EQttNo4MkoGaC4jvjeOwMEmqKOn-_srpZTSsXx4-lEgwJSek8x0sPCAfhvz6hYxof-F-8lZP8vR1qvtgMIL-G_VOcyXjLDBx94a683gqugbCB1uVWX3o1DAh72ADPACl9R2ScODVI6NJWWmEoDIQ&sa=X&ved=2ahUKEwjr4rvMhr6LAxWXS_EDHWxeO-YQtKgLegQIHBAB&biw=1920&bih=914&dpr=1

(###) https://www.youtube.com/shorts/RJ0cj7XxTk4

NOT 28 EURUSD hakkında

Geçenlerde de EURUSD’nin değerinin yükseleceğini öngörmüş idik. Lâkin gerçekleşmesi gecikti. (*) O öngörünün dayanaklarından biri D. Trump’ın zayıf USD sağlayacağı yönünde açıklama yapabileceği idi. Faiz indiriminden yana olduğunu açıkladı ama devamı gelmedi.
O öngörüyü yineliyoruz; EURUSD önümüzdeki bir, iki hafta içinde hayli yükselme potansiyeline sahip. Bu arada grafiği de hayli olgunlaştı zira. Yine de, Avrupa’da işlerin pek de iyi gitmediği göz ardı edilmemeli elbet. (**)

(*) Hani, Aristo’nun “Bizim teorilerimiz doğru ama malzeme bozuk!” dediği rivayet edilir ya, o hesap işte! (Şaka, şaka!)
(**) İtalya’da MD sanayi üretimi Aralık’ta yıllık %-7.1 (Önceki:%-1.5)
12.02.2025 12:00:35 İtalya’da MD sanayi üretimi Aralık’ta yıllık %-7.1 (Önceki:%-1.5)
12.02.2025 12:00:28 İtalya’da MD sanayi üretimi Aralık’ta aylık %-3.1 (Beklenti:%-0.2 Önceki:%+0.3)

NOT 25 DAX ve BRENT hakkında

içerik: Çatışkılı fikirler

Yakında, ‘Uzun erimli tahminler’ hakkında konuşacağız. O zamana dek ve NOT 24 ile de ilgili olarak, geleceğe dair şu iki göstergeyi hayli önemsemek gerektiği kanısındayım.

Frankfurt Borsası endeksi DAX tüm zamanların rekorunu bugün kırdı. Ama, BRENT petrol (vadeli) fiyatları alttaki grafikteki kırmızı çizgiyi (aşağı) kırarsa, Dünya’da işlerin iyiye gideceğine dair fikrim hayli zayıflar ve tahterevallinin diğer ucundaki yani NOT 24’deki listenin gerçekleşeceğine dair fikrim hayli kuvvetlenir.

NOT 24 Yüklü alışlar için fiyatlar

İçerik: Umut fakirin ekmeği, ne kadar yesem doyarım?

Günümüzde fiyatlar düşerken de para kazanmak mümkün tabii ki. Lâkin alttaki fiyatlar, en azından 1 hafta veya tatminkâr kazanç görene dek elde tutmak düşüncesiyle ve tamamen öznel gerekçelerle ileri sürülmüştür.

Üstteki tablo, sevgili Nasreddin Hoca’mızın göle maya çalması, koyunların yoluna çalı dikmesine benzer. Bakalım kaçta kaçı doğru çıkacak? Süre, önümüzdeki Nisan_Mayıs’a dek!

TARİH (4) Film, Fizik, Veterinerlik ve Tarih

İçerik: Mevlana Celaleddin-i Rûmî’ye atfen denir ki, “Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.” (*)

Anlatıların şablonuna uygun olarak (**) şöyle başlayalım: Olay Tucumcari’de geçer. (***)

Filmin ilk dakikalarında gördüğümüz trenden indikten sonra L. V. Cleef, aranan bir cinayet suçlusunun (‘wanted’) karakalem portresinin (****) olduğu kâğıdı çivilenmiş olduğu yerden çeker alır. Çünkü L. V. Cleef bir kelle avcısı da denen ödül avcısıdır. Az sonra perdeyi/ekranı silme dolduracak olan o resimden anlarız ki, Guy Callaway adlı katil sarkık bıyıklıdır. (#)

Gel zaman git zaman, (film zamanıyla) 10. dakika dolayında L. V. Cleef o kâğıdı bir kapı altından içeri sürüp duvarı siper alarak kapıyı tıklatır ve içeriden sıkılan 4 el mermi 4 delik oyar ahşapta. Garip! İçerideki niçin tabancanın topundaki (o zamanlar şarjörlüsü henüz yoktu zira) mermilerin hepsini boşaltmamıştır acaba? O ara, tabii ki dikkatli seyirci, ‘Vardır elbet Sergio Leone ustanın bir hikmeti.’ beklentisini yazmış olabilir aklının bir kenarına. Zira, Leone ustanın ustalığından sual olunmaz ki! İçeridekinin aranan katil yani Guy Callaway olduğu, şıpın işi ve de kesin kes kanıtlanıvermedi mi o 4 delik sayesinde? Ona ne şüphe, elbet öyledir?!

L. V. Cleef’in kapıyı tekmeleyerek içeri girişiyle eş zamanlı olarak Guy’ın silüetini balkondan kaçarken görüveririz de, tabancasında mermi kalmamış olduğuna hükmederiz! Öyle ya, mermisi olsa sıkıverirdi içeri dalan yabancıya, L. V. Cleef’e! Kimbilir, belki de Guy’ın paniğe kapılmış olmasındandır bu eksiklik.

L. V. Cleef odadan sakince çıkarken şunu görürüz; kapıdaki mermi izleri, dışarıdan yani kapıdan çıkarkenki gibi yani param parça değil gayet dairemsi şekildedirler oda tarafında. Bu incelik nedeniyle de, Aslan yönetmeni tebrik etmek isteyebiliriz.

Muhtemelen, avını elden kaçırdığına üzgün üzgün aşağı inen Cleef, Guy’un kaçmakta olduğunu görünce, atın eyeri altındaki silahlığını açarak bir tüfek çıkarıp alır. İlk atışta, Guy’ın atını vurur. Arka taraftan ateş edip tek mermide hayvancağızı yere kımıltısız yapıştırdığına göre, ‘Merminin kalibresi hayli büyük olmalı.’ diye düşünmüş olabilir belki az önce andığımız dikkatli seyirci, belki de bir başkası. Belki de bunları düşünmeye bile vakit kalmadan, Guy yüzünü bize döner. Epey bir süre de bakar bu yana! Sarışındır, bıyıksızdır! ‘Hımm! Bıyıksız! Demek ki tanınmamak için kesmiş.’ diye düşünecek süreye de kavuşmuş oluruz o ara! Hani, o az önceki kapı altından resim sürme olayı olmamış olsaydı, insan kuşkulanırdı yani, ‘Bu avcılar da avlarının kimliğinden nasıl emin olabiliyorlar acaba?’ gibilerden. Öyle ya; Dimyat’a pirince, pardon ava giderken bir masumun katili olmak da var!

Gelgelelim, o koskoca atı tek mermide kımıltısız kılan L. V. Cleef, uzun uzadıya nişan almış olmasına rağmen Guy’ı, sol omzundan vurmuştur. Guy’un sol eliyle tuttuğu yarasına bakarak bu kez de, tüfek mermilerinin sinek sıklet kalibrede oldukları düşünülebilir. Dahası, Guy ayağa kalkar ve ne gariptir ki tam 5 mermi daha ateşler L. V. Cleef’e!

Guy, namlusunu yere paralel veya az yukarı tutmasına karşın 5 mermi de, adeta heykel gibi durup duran L. V. Cleef’in ayakları dibine düşer. Demek ki, Guy’un tabancasındaki mermilerin menzilini bilmektedir L. V. Cleef. Kendi tabancasındaki mermilerin menzilinin daha uzun olduğunu da. Ama, az önce kullandığı tüfeğinine yeni mermiler sürmek yerine, ceketayının yeninden çıkardığı bir tak_çıkar kabzayı, göbek hizasında taşıyadurduğu silahşorlük tabancasına monte etmeyi yeğler. Omzuna dayar, nişan alır, ateş eder. Tek atışta tam da alın çatından vurur Guy’ı. Çünkü kameranın hemen önüne sırt üstü düşmüştür Guy, tam da film zamanının da 13. dakikasına girilmişken.

İşte hemen alttaki vidyoyu gerçek olaylar silsilesi saysak, yukarıdaki anlatı Tarih sayılır mı sayılmaz mı? Temel sorumuz budur.
Dileyen okuyucu, alttaki vidyoya göre kendi tarihini de yazabilir elbette! (##)

Tali sorumuz da var, şudur: Ne kadar süren olayın tarihi, toplamda ne kadarlık minik zaman dilimlerini kapsadı?

Noktasal sorularımızdan bazıları ise şunlardır:
1- Lee Van Cleef, Tucumcari istasyon memuruyla konuşurken öğreniriz ki, aranıyor afişi üzerindeki ödül miktarına ($1,000) iki sıfır ekleyen Guy’ın bizzat kendisidir. ‘Gayet ince bir şaka, gayet ince bir espri.’ diye düşünürken ihmal edilmiş olması hayli muhtemel olan soru şudur: Guy, yanında kalem kömür çubuk gibi yazı araçları mı taşımaktadır?
İpucu: Gişe memurundan da edinmiş olabilir.
2- Lee Van Cleef, afişi duvardan çekip alırken görürüz ki, dört köşedeki dört çivi eğriltilmemiş, bükülmemiştir bile. Yani, hafif bir yel bile, onu oradan sökebilecekken niçin uçuverip gitmemiştir de afiş orada dura kalmıştır onca zaman?
İpucu yok! Doğrudan cevap: Yağmur yağar ama demek ki, rüzgar fırtına falan çıkmaz Tucumcari’de. Zaten, pek çok benzeş filmde gördüğümüz çalı çırpı yumakları da uçuşaraktan hiç dönüp durmaz etraflarda.
3- Guy’ın tabancası kaç mermilikti?
İpucu: Toplam dokuz atış yaptı ve otel odasında başka tabanca veya tüfek yoktu.
4- Guy’un atı sağrısından mı, bacaklarından mı tek mermi ile vuruldu da hayvancağız anında yere kımıltısız yapıştı kaldı?
İpucu: Akıl ve bilgi danıştığım Veterinerlerin hiçbirinden doyurucu yanıt alamadım, ne yazık ki!
5- Sorusu olmayan ipucu: Guy’ı omuzdan yaralayan ‘mermi gövde içindeyken, tabancayla hem de ayak üstüne kalkıp durarak 5 el ateş edecek güç bırakmaz’ diyen epeyi ahbap çıktı. İhtimalen, mermi omuz kemiğini kırarak dışarı çıkmıştı. Aslan yönetmen zorda kalmış galiba; mermi gövdede kalsa bıyık, çıksa sakal!
Bunca ayrıntı filmde var ama yanıt ya yok ya da çelişkili ise, yönetmen (kimdir biliyoruz da) ve hatta yöneticiler (kimdir bilmiyoruz) niçin böyle yapmışlardır acaba?
“—Aman, canım! Altı üstü spagetti western işte! Daha ne olsun?” diyebilecek itirazcılarla birlikte, hemen alttaki (filmin yaklaşık 63.üncü dakikasında başlayan) vidyoya geçelim lütfen. (###)

Hadi bakalım sorunun kallavisi geliyor!

6- Filmin yönetmeni ve yöneticileri mi salaktır, yoksa seyirciyi mi salak sanmaktadır ki, yakın mesafeden 3 mermiyle vurulan adamdan zerre gıdım kan çıkmaz?

Sahi kuzum, yukarıdakilerin tarihçisi mi olmak isterdiniz, yönetmeni veya yöneticisi mi, oyuncusu mu, seyircisi mi? Yoksa, o olayı şu vukuatı mıncıklayıp mıncıklayıp durmak yerine kulak üstüne yan gelip yatarak sefa sürmeyi mi?

(*) İşte Tarih’in ve yöneticilerinin bir sırrı da orada yatmaktadır: ‘Sadece karşındakinin anlayabileceklerini söyle!’ İleride, Claude Monet’in ‘İzlenim: Gün Doğumu’ adlı tablosunu konuşurken de değineceğiz Mevlana’nın o sözüne.

(**) Woody Allen’ın kulağı çınlasın diyedir; Hani, bir süredir devam ettiği hızlı okuma kursunda 20 dakikada bir kitap bitirmiş de (rivayet muhtelif; kimi ‘Savaş ve Barış’ diye nak’leder kimi ‘Anna Karenina’) olay Rusya’da geçiyormuş.

(***) https://tr.wikipedia.org/wiki/Tucumcari,_New_Mexico

(****) Eşkali; bkz., https://www.haberturk.com/eskal-ne-demek-eskal-nasil-yazilir-eskal-tdk-imla-2590660 şimdilerde ‘robot resim’ deniyor.

(#) L. V. Cleef de bıyıklıdır. Ama bu yazıda, filmdeki adıyla değil gerçek, yani nüfus kayıt adıyla anılacaktır. Çünkü, filmdeki adı (Albay Douglas Mortimer) canlandırdığı karakterin uydurması olabilir. (Yarı ciddi, yarı şaka!)

(##) Şu ‘you tube’ vidyosunun 9.uncu ile 12.nci dakikaları arası: https://www.google.com/search?sca_esv=029406e1c61d5581&sxsrf=AHTn8zpGk0JOIzECGpSZJKs7ARjOoPBl8Q:1738172477973&q=dollars+trilogy&udm=7&fbs=ABzOT_AeWVZgM1ygG9loIv1sab0j2HB687sEni7_6XgT5zHBctPQQWJnv2cP3Dmrkn2lJOgsbfHmVGgQVXlaZGFgFFx9EKRBCQIsb1k0U0ke7X6qJ6r0LjLGUh6HnmhbsC4C-taIFWB3PnGPZ5hJS15eWy5zI2I9BEjYulZRsyHTzsntvtw1wkabN3mCQ7qB3lpLObO9qI_GSpsdLSqmV-CsWVBCK4ecFQ&sa=X&ved=2ahUKEwj4pO6IvZuLAxVt-DgGHcIdJvUQtKgLegQIEhAB&biw=1920&bih=955&dpr=1#fpstate=ive&vld=cid:3310a3d9,vid:cIqLodn26CI,st:0

(###) Hemen üstteki vidyonun 63.üncü dakikasından itibaren.