Akıllara seza büyüler!

ÖN NOT: ‘Daha kolay bir çözüm yok mu?’ başlıklı bir önceki konumuzda sözü edilen kolay çözüme dair İPUCU alttaki yazıda mevcuttur.

‘Daha kolay bir çözüm yok mu?’ başlıklı bir önceki konumuzdaki resimde kaç tane üçgen görüyorsunuz?
Yalan, yanlış veya düşünmeden söylemeyin!
O resimde hiç, bir tane bile, üçgen yok!
Başka herhangi bir yerde de hiç, bir tane bile, üçgen yok!
Bu evrenin hiçbir yerinde üçgen yok!
Bu evrenin hiçbir yerinde üçgen üretemezsiniz!

Bakalım! Üçgen nedir? Yani, üçgen tanımı nedir? Şudur: Üç köşesi olan ve köşeleri düz çizgi parçalarıyla (doğru parçalarıyla) birleştirilmiş şekil.
Böyle bir şekil oluşturulamaz ki, çünkü; düz çizgi yani doğru, oluşturulabilir değildir! Uzunluğu olacak, genişliği olmayacak! Nasıl oluşturalım? Noktaları hareket ettirerek mi?
Nokta da oluşturamayız!
Nokta var olacak ama uzunluğu, genişliği ve derinliği olmayacak.
Akıllara seza!
Nokta oluşturamadığımız için üçgen de oluşturamayız!
Çizgi oluşturamadığımız için üçgen de oluşturamayız!
Çember de oluşturamayız, parabol de, hiperbol de, … .

Ne var ki, bunlar niyetine çizdiğimiz şekillere bakarak hepsini de hayal edebiliriz! Zaten böyle yapıyoruz. Dahası, hayallerimize çok kıymet takdir ediyoruz. Örneğin, kum üstündeki çiziklerine gölgesi düşen Romalı askeri haşlamamış mıydı Arşimet? Bkz., https://ruslanismayilov.wordpress.com/2014/04/27/arsimet/

Ortada üçgen yokken, o varmışcasına, hesap kitap yapıyoruz. Nokta bile oluşturamıyoruz ama koskoca Geometri külliyatı oluşturabiliyoruz.
Dahası, hiçbir Geometri unsurunu ölçemiyoruz. Haydi diyelim noktayı geçtik. ‘Daha kolay bir çözüm yok mu?’ başlıklı bir önceki konumuzdaki resimdeki ‘kare’lerin kenar uzunluklarının eşit olduğunu biliyor muyuz? Hayır! Ölçmeye kalkışsak, ölçemeyiz. Yani hassalıklı öçemeyiz. Örneğin, cetvelimizin düz olduğundan emin olabilecek miyiz? Örneğin, santimetre cinsinden diyelim, noktadan sonra kaçıncı basamağa dek gidebileceğiz?

Aynı nedenle, x açısının 45 derece olduğundan emin miyiz? Nasıl ölçebiliriz ki? Açı kenarlarının düz çizgiler, doğru çizgiler olduğundan emin miyiz?
Ama x açısını 45 derece olarak hayal etmekte sınırsız özgürüz.

Dahası, üçgen oluşturamayız; kare, dikdörtgen, yamuk da oluşturamayız. Ama kare, dikdörtgen ve yamuk şekillerinin bitiştirilmiş iki üçgene ayrıştırılabileceğini ‘görünce’, üçgenin iç açıları toplamı 180 derece olduğuna göre kare, dikdörtgen ve yamuk şekillerinin iç açılarının toplamının 360 derece edeceğini söyleyebiliriz. Burada aslında Temel Mantık şöyle işmektedir: ‘p ise q’ yani p→q.

Bu bir büyüdür elbette. Kendi kendimizi büyülediğimizin farkına varmak ise, gayet müşkül bir iştir! Yani hem büyülendiğimizin farkına varmak hem de bu büyüyü bizzat kendimizin yaptığını fark etmek müşkül bir iştir.

Kaldı ki, başkalarının yaptığı büyüyü bile fark etmekte zorlandığımızın örnekleri de hayli çok sayıdadır. Örneğin, Parmenides-Zeno ikilisinin, önceki yazılarımızda çok kez konu edindiğimiz, sözümona paradoksları son derece başarılı büyü örnekleridir. Sofokles tragedyaları da çok başarılı büyü örneklerindendir. ‘Once Upon in America’ filmi de, ‘Godfather’ filmi de. ‘Seasons In The Sun’ şarkısı da, ‘Uzun İnce Bir Yoldayım’ türküsü de, ‘Çökertme’den Çıktım da Halil’im’ türküsü de. Daha başka onlarcası, yüzlercesi, binlercesi, milyonlarcası da.
Büyüler deryasında yüzüp duran balıklar misaliyiz.

Madem çok kez konu ettik, bir kez fazlası zarar etmez; şu 2500 yıllık Parmenides-Zeno Paradoksları diye bilinen konulardan Aşil ve Kaplumbağa ile ilgili olana yeniden bakalım.
Önce, sınırlı uzunlukta bir çizgi hayal ettirip, bunu dilediğimiz kez yarılayabileceğimizi söylüyorlar. Doğrudur, bunu herkes hayal edebilir. Sonra da hemencecik bir gerçek konuya, yani gerçek Dünya’da olabilecek bir konuya dönüp Aşil’in ‘sonsuz kez yarılanabilir bir uzaklığı’ asla yürüyemeyeceğini, koşamayacağını; hatta, harekete bile başlayamayacağını ileri sürüyorlar. Bir hayali konudan, gerçekliğe dair bir sonuç çıkarmamızı söylüyorlar. Mesele açık; biri saf hayal, diğeri saf gerçeklik. Ama, bunların ‘gayet incelikli önerme’ oluğunu söyleyenler tümünü gerçeklik sanıyor ve büyünün ayrımına varamıyor. Yani, Aşil ile kaplumbağa arasında çizgi(ler) olmadığını, olamayacağını kavra(ya)mıyorlar. Noktalar, çizgiler, açılar hayal aleminin unsurlarıdır, bu Dünya’nın değil!

Bakılan ile ‘görülen’ yani düşünülen aynı değil ise, bu bir büyüleniştir.
Tıpkısı tıpkısına, son noktasını birazdan koyacağımız ve halen okumakta olduğunuz bu yazının (da) bir büyü olduğu gibi.
Bu yazıyı okumaya başladığınızla şimdiki, hele hele bitişten sonraki akıl, zihin, anlak haliniz (‘state’) aynı mı? Ama bu yazıda, sizin arada ‘gördüğünüz’ yani düşündüklerinizin hiçbir parçası yok. Var olan, sadece harf ve noktalama işareti denilen 30-40 çeşit şekildir.

Şimdi bir daha bakın!

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *