Evren (her yönde) genişliyor olabilir. Yegâne sebep olarak da uzak galaksilerden gelen ışıktaki kızıla kayış (‘red shift’) yani frekanslarda küçülüş ve dolayısı ile dalga boylarındaki büyüyüş gösterilmektedir. Hani, yaklaşan trenin düdüğünün sesi incelir (tizleşir) ve uzaklaşanınki kalınlaşır (baslaşır) ya, tam da bu misâl işte! Hatta, gecelerin karanlık oluşunun sebebini de evren genişlemesine dayandıranlar vardır. (*)
(*) Burada, hıza bağıl zaman yavaşlaması temel mekanizmadır.
Eşyönlü (‘isotropic’) ve durağan (‘static’) evren modelinde her yöndeki eşit gök alanlarından eşit miktarda ışık gelmesi gerektiği varsayımı ile, Güneş’in örtmediği gök alanları da Güneş denli parlak olmalıdır. Tıpkı, bir ormanda ağaçların (gövde kalınlıklarına bağıl olarak) bir mesafeden sonraki görüşü engelleyişi gibi. Her tarafta (aşağısı ve yukarısı hariç elbette) aynı yoğunlukta ağaç görülecektir. Çünkü, uzaktaki ağaç gövdeleri ince görünse bile, o uzaklıkta yakındakilere kıyasla daha çok sayıda gövde görünecektir.
İşte, gecelerin karanlık olmaması gerektiği fikri de her yönden eşit yıldız parlaklığı görünmesi gerektiği fikrine dayandırılmaktadır.
Gelgelelim, yıldızlar uzayda eşyönlü dağılım sergilese bile, evren genişlediği için, kızıla kayma nedeniyle yeni görünür olan yıldızların sayısı görünmez olanlardan çok daha az olacaktır. Bu eşitsizlik de gecelerin (yani, aslında uzayın) karanlık oluşunun sebebi olarak ileri sürülmektedir.
Evrenin Karacisim Işıması (‘Blackbody Radiation’) 3,4 Kelvin yani -230 Celsius dolayındadır.
Devamı var : Evren (her yönde) genişliyor ol_MAY_abilir.