İçerik: Günlerden hâlâ Arşimet mi? Einstein’ın Genel Bağıllılık Kuramı’nın öncüsü Arşimet mi?
Fizik 18
Geçmişte de değinmiştik ki, Fizik’in ilk yasaları, günümüzden 2250 yıl kadar evvel, Arşimet tarafından ortaya konmuştu ama o zamanlar henüz Fizik adı bile ortada olmadığı için o yasalar ilke sayılmaktadır bugün.
O yasaların her ikisi de sandal, kayık, tekne ve gemi yapımı ile ilgilidir. Zira; bozkırlılar, stepliler, çöllüler, Araplar (işgalden sonra İspanyollar), Orta Asya’lılar, Kızılderililer, İngilizler için at ne ise, girintili çıkıntılı körfezleri ve adım başı adaları olan Ege’liler için de kayık o idi o zamanlar. Örneğin ‘Kaldıraç Yasası’ doğrudan doğruya kürek çekmek ile ilgilidir; küreğin hangi uzunluk oranları ile kayık ıskarmozuna bağlanması gerektiği gayet önemli bir soru idi kayıkçılar için. Bu oran, kürek çekenin kuvvetine de bağıl olarak yanlış saptanmış ise, kayığın aynı enerji ile daha hızlı gitmesini ve dolayısı ile, daha uzun yol kat etmesini engelleyecektir. ‘Suyun Kaldırma Kuvveti’ diye yanlış adlandırılmış olan ikincisi de, adı üstünde, tekne gövdesinin yapımı ile, yani hangi yükte suya ne kadar dalmış olacağı (gemilerde Su yüksekliği, Su Çekimi, Su Çizgisi) ve suyu yaran önünün en ekonomik biçimi ile yakinen ilgilidir.
Buna rağmen, rivayet edildiği gibi, uzun bir çubuk ve sağlam bir dayanak noktası ile Dünya’nın bile yerinden oynatılabileceğine dek genelleştirilebilir Kaldıraç Yasası. Ama, teknenin su üzerinde nasıl olup da yüzebildiği hâlâ derin bir muammadır günümüzde. Yerküre, hangi sebep(ler?)le ve nasıl oluyor da tekne atomlarını, su atomlarını çekiş kuvvetine kıyasla, daha az bir kuvvetle çekiyor da tekne atomları su atomları üstünde, üzerinde kalabiliyor?
Tamam; derslerinde, bu fakir de fazla derinine in_E_meden ‘yer değiştirilen su miktarı’ ile izah ederdi aynı olayı. Ama, sonra sonra, Su Terazisi, Su Düzeci adıyla bilinen araçtan faydalanmamıştır da değildir doğrusu. (*)
İlgili soru şudur: Su Düzeci’ni ivmeli bir şekilde öne doğru itersek hava kabarcığı ne yöne doğru hareket eder? Öne doğru mu, yoksa geriye doğru mu?
Şaşırtıcı olabilir; öne doğru! İnanmayan denesin lütfen. Küçük boy bir su şişesi içinde minik bir kabarcık oluşturup Su Terazisi yapmak mümkün. Şişeyi elle öne (arkaya) doğru ivmelendirip hareket ettirdiğinizde kabarcığın öne (arkaya) doğru hareket ettiğini görebilirsiniz, gözleyebilirsiniz. Bunun sebebi, su kütlesinin, yukarıdaki sırayla, arkaya (öne) gitme eğiliminde oluşudur. Sanki, bir kuvvet suyu daha çok çekiyormuş gibidir kabarcığın çekilmesine kıyasla. Tıpkı Arşimet’in İkinci Yasası’nda olduğu gibi!
Biliniyor ki, serbest düşme halindeki bir kabin, diyelim ki, halatı kopmuş bir asansör, içindeki bir nesne üstünde herhangi bir kuvvetin var olduğu ölçülemez. Daha açık bir deyişle, o nesne üstündeki kuvvet sıfırdır. Demek ki, serbest düşen bir kabin içindeki nesne üstündeki kütleçekim etkisi giderilmiştir, yok edilmiştir. İşte bu olgu, Genel Bağıllılık Kuramı’nın giriş kapısıdır.
Yanisi şu ki, ivme sayesinde su terazisi içinde kütleçekim kuvveti etkisi yaratılmıştır.
İyi hoş da, niçin gerçek Kütleçekim Kuvveti altında veya ivmeli hareket ile yaratılan benzer etki altında su daha çok çekilmektedir, hava kabarcığının veya teknenin çekilişine kıyasla?
Bu satırların yazanı fakir, bu sorunun yanıtını bilmemektedir.
Konuyla ilgili bir başka muamma da şudur. Bilinen 4 kuvvet türünden hangisi F olursa olsun, aynı m kütlesini aynı a ivmesi ile hareketlendiriyor. Bu demek midir ki, evrende tek bir kuvvet türü vardır ve yani bilinen 4 kuvvet türü, aslında aynıdır, tektir?
İşte bu son soruyu yanıtlayabilmiş herhangi bir insan düşmedi tarih kayıtlarına, bugüne dek!
Demek ki, halen Arşimet günündeyiz.
(*) https://www.google.com/search?sca_esv=20e21af8862b2fee&sxsrf=AHTn8zrLAD0VjwUGPZpQBDf6F910vepvsA:1742668258361&q=su+d%C3%BCzeci&udm=2&fbs=ABzOT_AeWVZgM1ygG9loIv1sab0j2HB687sEni7_6XgT5zHBctPQQWJnv2cP3Dmrkn2lJOh5lu93jiZ-Ywq6SEsOdip7ujEjU9EMjufK6WMNjQ1OgFVlcAQT_EQ4ev5sXdL5_7UnYXEpe0WpcCMa6kteUjAy6Ml5xIF1qlYjAFSiwaysGyJB5Z3MaIkHkuzbmXQp8NB2BZrWYW8OyzZ8Il9q4xHVs8SIdw&sa=X&ved=2ahUKEwjS3YCUqZ6MAxXPSPEDHYAPLvoQtKgLegQIKBAB&biw=1920&bih=955&dpr=1
Ayrıca;
https://www.google.com/search?sca_esv=20e21af8862b2fee&sxsrf=AHTn8zqoStlux5Kyq2uoWEEwlqgFSNRCrQ:1742668269345&q=su+terazisi&udm=2&fbs=ABzOT_DOW8ylEQKqsufOiSrlX7m6Z-pHtT4acet5p79xWli0nGoRbRGmBGePBq9aG02TVVBfewzKa2wC8TBRq5Vv3othPZZafp4akXshLTAXq7O45_V9AtzJJMMdvUupilzVnqcdwJD9jhmVEPOYuR0ujwZCzt3ufJfASMTm8MTc-KKdlGPWWY_1gvZ9eCsi2rjbzNPtB_kutXRgONtYVEy3NgT0wXSqWLCJDhooNUSsrRdiSSWuORzRLEUnUPtCYU4TnGe2Zgly&sa=X&ved=2ahUKEwjthp-ZqZ6MAxXSevEDHZlxEhYQtKgLegQIGBAB&biw=1920&bih=955&dpr=1
gayet yaygınca bilinse de her yönüyle tam olarak anlaşılmış değildir; özellikle de ‘Suyun Kaldırma Kuvveti’ diye yanlış adlandırılmış olanı.