TARİH (4) Film, Fizik, Veterinerlik ve Tarih

İçerik: Mevlana Celaleddin-i Rûmî’ye atfen denir ki, “Sen ne söylersen söyle, söylediğin, karşındakinin anladığı kadardır.” (*)

Anlatıların şablonuna uygun olarak (**) şöyle başlayalım: Olay Tucumcari’de geçer. (***)

Filmin ilk dakikalarında gördüğümüz trenden indikten sonra L. V. Cleef, aranan bir cinayet suçlusunun (‘wanted’) karakalem portresinin (****) olduğu kâğıdı çivilenmiş olduğu yerden çeker alır. Çünkü L. V. Cleef bir kelle avcısı da denen ödül avcısıdır. Az sonra perdeyi/ekranı silme dolduracak olan o resimden anlarız ki, Guy Callaway adlı katil sarkık bıyıklıdır. (#)

Gel zaman git zaman, (film zamanıyla) 10. dakika dolayında L. V. Cleef o kâğıdı bir kapı altından içeri sürüp duvarı siper alarak kapıyı tıklatır ve içeriden sıkılan 4 el mermi 4 delik oyar ahşapta. Garip! İçerideki niçin tabancanın topundaki (o zamanlar şarjörlüsü henüz yoktu zira) mermilerin hepsini boşaltmamıştır acaba? O ara, tabii ki dikkatli seyirci, ‘Vardır elbet Sergio Leone ustanın bir hikmeti.’ beklentisini yazmış olabilir aklının bir kenarına. Zira, Leone ustanın ustalığından sual olunmaz ki! İçeridekinin aranan katil yani Guy Callaway olduğu, şıpın işi ve de kesin kes kanıtlanıvermedi mi o 4 delik sayesinde? Ona ne şüphe, elbet öyledir?!

L. V. Cleef’in kapıyı tekmeleyerek içeri girişiyle eş zamanlı olarak Guy’ın silüetini balkondan kaçarken görüveririz de, tabancasında mermi kalmamış olduğuna hükmederiz! Öyle ya, mermisi olsa sıkıverirdi içeri dalan yabancıya, L. V. Cleef’e! Kimbilir, belki de Guy’ın paniğe kapılmış olmasındandır bu eksiklik.

L. V. Cleef odadan sakince çıkarken şunu görürüz; kapıdaki mermi izleri, dışarıdan yani kapıdan çıkarkenki gibi yani param parça değil gayet dairemsi şekildedirler oda tarafında. Bu incelik nedeniyle de, Aslan yönetmeni tebrik etmek isteyebiliriz.

Muhtemelen, avını elden kaçırdığına üzgün üzgün aşağı inen Cleef, Guy’un kaçmakta olduğunu görünce, atın eyeri altındaki silahlığını açarak bir tüfek çıkarıp alır. İlk atışta, Guy’ın atını vurur. Arka taraftan ateş edip tek mermide hayvancağızı yere kımıltısız yapıştırdığına göre, ‘Merminin kalibresi hayli büyük olmalı.’ diye düşünmüş olabilir belki az önce andığımız dikkatli seyirci, belki de bir başkası. Belki de bunları düşünmeye bile vakit kalmadan, Guy yüzünü bize döner. Epey bir süre de bakar bu yana! Sarışındır, bıyıksızdır! ‘Hımm! Bıyıksız! Demek ki tanınmamak için kesmiş.’ diye düşünecek süreye de kavuşmuş oluruz o ara! Hani, o az önceki kapı altından resim sürme olayı olmamış olsaydı, insan kuşkulanırdı yani, ‘Bu avcılar da avlarının kimliğinden nasıl emin olabiliyorlar acaba?’ gibilerden. Öyle ya; Dimyat’a pirince, pardon ava giderken bir masumun katili olmak da var!

Gelgelelim, o koskoca atı tek mermide kımıltısız kılan L. V. Cleef, uzun uzadıya nişan almış olmasına rağmen Guy’ı, sol omzundan vurmuştur. Guy’un sol eliyle tuttuğu yarasına bakarak bu kez de, tüfek mermilerinin sinek sıklet kalibrede oldukları düşünülebilir. Dahası, Guy ayağa kalkar ve ne gariptir ki tam 5 mermi daha ateşler L. V. Cleef’e!

Guy, namlusunu yere paralel veya az yukarı tutmasına karşın 5 mermi de, adeta heykel gibi durup duran L. V. Cleef’in ayakları dibine düşer. Demek ki, Guy’un tabancasındaki mermilerin menzilini bilmektedir L. V. Cleef. Kendi tabancasındaki mermilerin menzilinin daha uzun olduğunu da. Ama, az önce kullandığı tüfeğinine yeni mermiler sürmek yerine, ceketayının yeninden çıkardığı bir tak_çıkar kabzayı, göbek hizasında taşıyadurduğu silahşorlük tabancasına monte etmeyi yeğler. Omzuna dayar, nişan alır, ateş eder. Tek atışta tam da alın çatından vurur Guy’ı. Çünkü kameranın hemen önüne sırt üstü düşmüştür Guy, tam da film zamanının da 13. dakikasına girilmişken.

İşte hemen alttaki vidyoyu gerçek olaylar silsilesi saysak, yukarıdaki anlatı Tarih sayılır mı sayılmaz mı? Temel sorumuz budur.
Dileyen okuyucu, alttaki vidyoya göre kendi tarihini de yazabilir elbette! (##)

Tali sorumuz da var, şudur: Ne kadar süren olayın tarihi, toplamda ne kadarlık minik zaman dilimlerini kapsadı?

Noktasal sorularımızdan bazıları ise şunlardır:
1- Lee Van Cleef, Tucumcari istasyon memuruyla konuşurken öğreniriz ki, aranıyor afişi üzerindeki ödül miktarına ($1,000) iki sıfır ekleyen Guy’ın bizzat kendisidir. ‘Gayet ince bir şaka, gayet ince bir espri.’ diye düşünürken ihmal edilmiş olması hayli muhtemel olan soru şudur: Guy, yanında kalem kömür çubuk gibi yazı araçları mı taşımaktadır?
İpucu: Gişe memurundan da edinmiş olabilir.
2- Lee Van Cleef, afişi duvardan çekip alırken görürüz ki, dört köşedeki dört çivi eğriltilmemiş, bükülmemiştir bile. Yani, hafif bir yel bile, onu oradan sökebilecekken niçin uçuverip gitmemiştir de afiş orada dura kalmıştır onca zaman?
İpucu yok! Doğrudan cevap: Yağmur yağar ama demek ki, rüzgar fırtına falan çıkmaz Tucumcari’de. Zaten, pek çok benzeş filmde gördüğümüz çalı çırpı yumakları da uçuşaraktan hiç dönüp durmaz etraflarda.
3- Guy’ın tabancası kaç mermilikti?
İpucu: Toplam dokuz atış yaptı ve otel odasında başka tabanca veya tüfek yoktu.
4- Guy’un atı sağrısından mı, bacaklarından mı tek mermi ile vuruldu da hayvancağız anında yere kımıltısız yapıştı kaldı?
İpucu: Akıl ve bilgi danıştığım Veterinerlerin hiçbirinden doyurucu yanıt alamadım, ne yazık ki!
5- Sorusu olmayan ipucu: Guy’ı omuzdan yaralayan ‘mermi gövde içindeyken, tabancayla hem de ayak üstüne kalkıp durarak 5 el ateş edecek güç bırakmaz’ diyen epeyi ahbap çıktı. İhtimalen, mermi omuz kemiğini kırarak dışarı çıkmıştı. Aslan yönetmen zorda kalmış galiba; mermi gövdede kalsa bıyık, çıksa sakal!
Bunca ayrıntı filmde var ama yanıt ya yok ya da çelişkili ise, yönetmen (kimdir biliyoruz da) ve hatta yöneticiler (kimdir bilmiyoruz) niçin böyle yapmışlardır acaba?
“—Aman, canım! Altı üstü spagetti western işte! Daha ne olsun?” diyebilecek itirazcılarla birlikte, hemen alttaki (filmin yaklaşık 63.üncü dakikasında başlayan) vidyoya geçelim lütfen. (###)

Hadi bakalım sorunun kallavisi geliyor!

6- Filmin yönetmeni ve yöneticileri mi salaktır, yoksa seyirciyi mi salak sanmaktadır ki, yakın mesafeden 3 mermiyle vurulan adamdan zerre gıdım kan çıkmaz?

Sahi kuzum, yukarıdakilerin tarihçisi mi olmak isterdiniz, yönetmeni veya yöneticisi mi, oyuncusu mu, seyircisi mi? Yoksa, o olayı şu vukuatı mıncıklayıp mıncıklayıp durmak yerine kulak üstüne yan gelip yatarak sefa sürmeyi mi?

(*) İşte Tarih’in ve yöneticilerinin bir sırrı da orada yatmaktadır: ‘Sadece karşındakinin anlayabileceklerini söyle!’ İleride, Claude Monet’in ‘İzlenim: Gün Doğumu’ adlı tablosunu konuşurken de değineceğiz Mevlana’nın o sözüne.

(**) Woody Allen’ın kulağı çınlasın diyedir; Hani, bir süredir devam ettiği hızlı okuma kursunda 20 dakikada bir kitap bitirmiş de (rivayet muhtelif; kimi ‘Savaş ve Barış’ diye nak’leder kimi ‘Anna Karenina’) olay Rusya’da geçiyormuş.

(***) https://tr.wikipedia.org/wiki/Tucumcari,_New_Mexico

(****) Eşkali; bkz., https://www.haberturk.com/eskal-ne-demek-eskal-nasil-yazilir-eskal-tdk-imla-2590660 şimdilerde ‘robot resim’ deniyor.

(#) L. V. Cleef de bıyıklıdır. Ama bu yazıda, filmdeki adıyla değil gerçek, yani nüfus kayıt adıyla anılacaktır. Çünkü, filmdeki adı (Albay Douglas Mortimer) canlandırdığı karakterin uydurması olabilir. (Yarı ciddi, yarı şaka!)

(##) Şu ‘you tube’ vidyosunun 9.uncu ile 12.nci dakikaları arası: https://www.google.com/search?sca_esv=029406e1c61d5581&sxsrf=AHTn8zpGk0JOIzECGpSZJKs7ARjOoPBl8Q:1738172477973&q=dollars+trilogy&udm=7&fbs=ABzOT_AeWVZgM1ygG9loIv1sab0j2HB687sEni7_6XgT5zHBctPQQWJnv2cP3Dmrkn2lJOgsbfHmVGgQVXlaZGFgFFx9EKRBCQIsb1k0U0ke7X6qJ6r0LjLGUh6HnmhbsC4C-taIFWB3PnGPZ5hJS15eWy5zI2I9BEjYulZRsyHTzsntvtw1wkabN3mCQ7qB3lpLObO9qI_GSpsdLSqmV-CsWVBCK4ecFQ&sa=X&ved=2ahUKEwj4pO6IvZuLAxVt-DgGHcIdJvUQtKgLegQIEhAB&biw=1920&bih=955&dpr=1#fpstate=ive&vld=cid:3310a3d9,vid:cIqLodn26CI,st:0

(###) Hemen üstteki vidyonun 63.üncü dakikasından itibaren.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *