Fizik –8 / b–
İçerik: Boyunuzun ne kadar olduğunu nasıl ölçersiniz?
Ön not: Nokta ve çizgi konularını ileride detayıyla irdeleyeceğiz.
Sözel ve sayısal konuların karşıtlığı hakkında
Hani derler ya “Fizik (Bilim) Fesefe’den çıkmıştır.” Bu deyiş bir bakımdan doğru başka bir bakımdan ise, tam olarak yanlıştır.
Olgular arasında ilişki kurma sanatı (‘arts’) olan Fizik (Bilim) ile, tam olarak kavramlar arasında ilişki kurma sanatı olan Felsefe arasındaki benzerlik –işbu cümle içinde de ima edilmiş olduğu gibi– sadece bu ikisinin de ilişkilendirme sanatı olmasından ibarettir. Gelgelim, felsefe özneldir, tekil filozof veya okul tarafından kurulur ve bu nedenlerle doğruluk aranmaz. Örneğin, Platon felsefesi ile Kant felsefesi (*) birbiriyle çelişik pek çok yöne sahip olsalar bile kıymetlerinden hiçbir şey yitirmezler. Dahası, Ludwig Josef Johann Wittgenstein’ın (**) 1921’de yayımlanan Tractatus Logico-Philosophicus ile ablasının ahşap evinin yapımı sırasındaki marangozluk katkısından sonra yazıp yayımladığı Philosophical Investigations kitaplarındaki felsefeler arasında bile taban tabana zıtlık olmasına karşın B. Russell’ın da dediği gibi “Felsefede doğruluk değil tutarlılıktır önemli olan.” ve bu nedenle Wittgenstein çok önemli bir filozoftur.
Minik not; yukarıda filozof, felsefe kuran anlamındadır. Felsefeci deyimi ise, felsefeyle ilgilenen herkesi kapsar.
Felsefenin, doğruluk aranmaksızın tam ve salt olarak akıl yürütme sonucu sağlanan önermeler bütünü olduğu dönemlerde, zamanın beşeri konular dışındaki nesnel konular üstünde akıl yoranlar yani ‘doğa felsefecileri’ ki, bunların en ünlüsü Newton’dur, elbette ortak bir paydaya sahipti. Doğa hakkında, akıldan, mantık da diyorlardı, gayrı hiçbir dayanağı olmayan çeşitli öneriler ortaya koymaktaydılar. Her şeyin sudan çıktığını söyleyen de vardı, yumurtadan çıktığını söyleyen de. Dört temel element olduğunu söyleyen de vardı, altı olduğunu söyleyen de. Ama, Arşimet ile ilk örnekleri sergilenen deneyselcilik Galileo ve Newton, sonra da Francis Bacon ile doğa hakkında yapılan inceleme ve araştırmalarda ağırlıklı önem kazanınca saf aklın önemi geriledi (*) ve bir bilgi disiplini olarak Felsefe ile Fizik arasında hemen hiçbir önemli alaka kalmadı.
Günümüzde ‘felsefe’ sözcüğü çoğunlukla (görgüllüğü, gözlemi, deneyi ve) dayanağı olmayan öznel kuram anlamında kullanılmaktadır.
Felsefe ile Fizik arasındaki en net ayrım ise, şudur: Nicelik (‘quantity’, miktar, sayı) Felsefe’de barınmazken Fizik (Bilim) için olmazsa olmaz niteliktedir. Fizik (Bilim) tam olarak nicelik temeli üstünde yükselir.
Açıktır ki, Fizik’te nicelik ölçüm sonucu elde edilir. Bu da demektir ki, her hangi bir bilgi disiplini ölçüme dayanmıyorsa, asla bilim değildir. Ama, tabii ki, her ölçüm barındıran bilgi disiplini de Bilimin dolayısı ile de Fiziğin parçası sayılamaz. (***)
Ölçüm hakkında
Nesnelerin çeşitli özelliklerini ölçmek için çeşitli araçlara gerek olduğunu hep biliriz. Örneğin, enerji taneciğinin dalgaboyunu ölçmek için çift yarık, momentumunu ölçmek için de kütleye sahip tanecikle örneğin elektronla etkileşme (çarpışma) bilgileri kullanılabilir. Bkz., MADDE DALGASIZ OLMAZ, https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/25/madde-dalgasiz-olmaz/ Güncel bir örnek olarak da, boyumuzu ölçmek için cetvel veya terzi mezurası; ağırlığımızı ölçmek içinse, terazi veya baskül kullanılabileceği söylenebilir. Sıcaklık ölçümlerinde sıcaklıkölçer kullanıldığını hepimiz biliyoruz. (****)
Gelgelelim, şu ayrım fark edilmemiş olabilir; ağırlık ölçümü bir kereliktir. Nesneyi, diyelim ki, tartı üstüne koyar kaç gram çektiğini dijital penceresinde okuruz. Oysa, boy, uzunluk ve uzaklık ölçümü, hayli çetrefilli bir iştir. Çünkü, iki uçlu bir ölçümdür.
Diyelim ki, yatak odanızın tabanının kısa kenarının uzunluğunu ölçeceksiniz ve diyelim ki, bu amaçla sıfırı kertikli bir şerit metre kullanacaksınız. Geldiniz o kenardan yükselen duvarın köşesine ve metrenizi açtınız, açtınız ve o kertikli ucu karşı duvara dayadınız.
Güzel!
Bu, hemen üstteki ölçüm doğru bir ölçümdür.
Ama, ya şöyle yapsaydınız? O köşeden metrenizi açtınız da açtınız ve o kertikli ucu karşı duvara doğru saldınız da saldınız. Diyelim ki, yirmi yıl kadar sonra karşı ucu duvara dayadınız ve metrenin gösterdiği değere baktınız. Ola ki, o arada oda küçültülmüş, büyültülmüş veya hatta yıkılmıştır; karşı duvar bile yoktur artık.
İşte bu yanlış bir ölçüm olacaktır. Çünkü, Einstein’ın ısrarla belirttiği gibi; boy, uzunluk ve uzaklık gibi ölçümlerin eşanlı (‘simultaneous’) olma zorunluluğu vardır. Yani, iki uçtan da aynı anda gelen bilgi esas alınmalıdır. Yoksa, üstteki duvar ölçüm deneyiminde olduğu gibi, farklı zamanlarda edinilmiş uç bilgisi yanıltıcı olacaktır.
Havadaki uçağın boyunu ölçmek için de aynı özenli ve dikkatli ölçüm işlemi gerekmektedir.
Çok güzel! Uzunluk ölçümünde eşanlılık koşulu hakkındaki Einstein İlkesi’ni de özne bezene yerleştirmiş olduk heybemize.
Böylece geldik bize göre hızla devinen cisimlerin boyunun kısalıp kısalmayacağına.
Üstteki son cümlede ‘göre’ sözcüğü, daha üstte de Einstein adı geçtiğine göre(!) konumuzun Görelilik veya Görecelik Kuramı çerçevesinde değerlendirileceğini sanmak hatalıdır. Bir zamanlar, bu satırların yazanı da, aynı hataya pek çok kez düşmüş olduğunu, işbu fırsattan yararlanarak itiraf eder.
Doğru kök sözcük, ‘göre’ değil ‘bağıl’dır. Tıpkı, ‘bağıl nem’ deyişinde olduğu gibi. Ayrıca, ‘relativity’ sözcüğünün kökü olan ‘relative’ sözcüğünün ‘akrabalık bağı’na dayalı olduğu göz önüne alınmalıdır.
Einstein’ın (Özel) Bağıllılık Kuramı hakkında
Bu kuram hayli kolay aslında. Hani HIZLI GİDEN NESNELERİN BOYU GERÇEKTEN KISALIR MI? – a – başlıklı yazıda, herhangi bir noktanın ve dolayısı ile bir noktasal parçacığın konumunu belirlemek için bir başka noktaya gerek olduğundan söz etmiş idik. Bkz., https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/28/hizli-giden-nesnelerin-boyu-gercekten-kisalir-mi-a/
Son not: Matemetikle cebelleşmek istemeyenler, burada soluklanıp HIZLI GİDEN NESNELERİN BOYU GERÇEKTEN KISALIR MI? – c – yazısını bekleyebilir.
(*) https://www.jstor.org/action/doBasicSearch?Query=Kritik+der+reinen+Vernunft&so=rel
Türkçesi, “Arı Usun (Saf Aklın) Eleştirisi”ni dinlemek için bkz., https://www.youtube.com/watch?v=JdKe80CqaFk
(**) https://www.jstor.org/action/doBasicSearch?Query=Ludwig+Wittgenstein&so=rel
(***) Örneğin terzilik bilim değildir. (Şaka, şaka!)
(****) MAXWELL’e, BOLTZMANN’a, PLANCK’a ve EİNSTEİN’a SORALIM BAKALIM başlıklı yazıda (https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/21/maxwelle-boltzmanna-plancka-ve-einsteina-soralim-bakalim/) sıcaklık ölçümündeki güçlüğü haylice iredelemiştik.


