Monthly Archives: October 2024

POP QUiZ -6- Yanıtı verilmiş üç soru

Hani ‘BAŞLAYIŞ …’da konuşmuştuk, hani Einstein evreni sorgulamıştı “En anlaşılmaz özelliği anlaşılabilir oluşu …” diyerek. Bkz., https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/09/11/baslayis

SORU 1: O hesap, finans piyasaları özelde borsalar daha özelde de BIST anlaşılabilir mi?
YANIT 1: Bilmem! Anlaşılabilir olup olmadıklarını bilmem. BIST’ı da hemen hiç bilmem. Taa geçenki bin yıldan beridir bilanço falan okumadım. Şirketlerin ortaklık yapıları, sahipleri, bağlısı oldukları holding veya grupları ve benzeri konularda çok az bilgim vardır. Bütün bunlar beni pek ilgilendirmez.
Önemli olan para kazanabilmektir. Bunun için de BIST’ı bilmek, anlamak vs. gerekmez.
Hangi Formula pilotu otomobilini bilir, anlar ki?

SORU 2: Genelde finans piyasalarında ama hiç değilse borsaların genelinde geçerli olan, yani para kazandıran ‘teknik analiz’, ‘grafik analizi’ yöntemleri, daha açıkçası göstergeleri var mıdır?
YANIT 2: Evet, vardır!

SORU 3: Oysa, ‘Bir borsa paradoksu’ başlıklı yazıda teknik göstergeler hakkında ‘Oysa bunlar neredeyse tümüyle güvensizdir.’ cümlesi halen duruyor. Bkz., https://blog.metu.edu.tr/caglart/2024/10/06/bir-borsa-paradoksu/
Bu ne perhiz, …? En azından çelişki değil mi?
YANIT 3: Değil! Çünkü, o yazıda bilinen ‘teknik göstergelerden’ yani matematiksel fonksiyonlardan söz edilmiş idi. Bu yazının son sorusunda ise, sadece 1 kişinin bildiği ‘teknik göstergelerden’ yani matematik fonksiyonlardan söz edilmekte.

“Azmin elinden kurtuluş yok.” derler. Her fani kendine uygun ‘teknik göstergeler’ yani matematik fonksiyonlar bulabilir/icat edebilir!

Arş yiğitler! Kalem başına!

NOT 3 Düz çizikler, yan çizikler

İlkokulda ilk gün çizmiştik düz ve yan çizgileri. Sonra sonra, günlük ‘karalama’ defterimizle ‘temiz ödev’ defterimizin sol tarafına çizdiğimiz dikleme çizginin sol tarafını da düz ve yan çizgilerle süslemiştik.
O günleri anmak amacıyla alttaki iki grafik üstünde de çizdim düz ve yan çizgiler.

POP QUiZ -5- Finans Fiziği bilenlerin BIST’ta 1000USD ($) ile başladıklarını varsayalım.

A) Yılda kaldıraçsız %50 kazanç elde ederek ve ama x10 kaldıraçla oynayarak (Evet! Borsa oyun yeridir! İleride değineceğiz.) kaç senede öğrencisi veya mensubu oldukları ODTÜ bölümünü binaları, tesisatı ve tüm personeli ile baştan sona yeniden kurabilecek kapitale ulaşırlar?
B) Tüm ODTÜ’yü baştan sona yeniden kurabilecek kapitale ulaşırlar?
C) Peki ya her yıl başındaki kapitallerini kaldıraçsız yıllık %100 kazanç ve x10 kaldıraçla oynayarak kaç yılda bir bölüm veya üniversite kurabilirler veya sahibi olabilirler?

BIST’ın yukarıda anılan kazançlara yol aç_A_mayacak denli sığ olduğu bilinmekte.

NOT 2 Kripto paralarda yükseliş

Hemen alttaki grafikte BTCUSD’nin 29.10.2024 22:00 dolayındaki hâli görülmekte. Son 6_7 aydır sürmekte olan doğrusal direnç aşıldı. Ama kırmızı okla işaretlenen düzey dolayında, az kala az geçe, bir düzeltme satışı hayli muhtemel. Sonrası için $100k bekleyen hayli çok.

Bu satırların yazanı ise, aylarla ölçülebilecek orta vadeli SAT_ış için alttaki grafiklerde görülen CagTun9 fonksiyonunun beyaz okla belirtilmiş düzeylere dek yükselmesinin uygun bir işaret olacağı kanısında

Kripto paralar yanında/yerine Gümüş, Bakır, Paladyum ve Platin gibi endüstri metalleriyle ilgilenenlerin de aylarla ölçülen orta vade içinde kazançlı çıkacağı tahmin edilmekte.

Hepsinin üstünde, 6 Kasım ABD seçimlerinin ardı ardına itiraz nedeniyle sayımlar yenilenebileceğinden çabukça sonuçlanmayacağı da tahmin edilmekte. Ayrıca, kimin Başkan seçileceğinden bağımsız olarak ABD Temsilciler Meclisi ile Senato dağılımlarının zıt oranlarda olacağı AL_SAT stratejilerine dâhil edilmekte.

HIZLI GİDEN NESNELERİN BOYU GERÇEKTEN KISALIR MI? – a –

Fizik –8 / a–

İçerik: Sizin boyunuz ne kadar?

Uzayda bir nokta (*) hayal edilebilir ama o noktayı tek başında konumlandırmak olanaklı değildir. Böyle bir şeyin hayali bile mümkün değildir.
Örneğin, karatahtanın, beyaztahtanın, duvarın, defter sayfasının, vd., her hangi bir yerine işaretlenmiş bir noktanın yerini tarif etmek mümkün değildir.
Şöyle düşünmek mümkündür tabii; “Karatahtanın, beyaztahtanın, duvarın, defter sayfasının, vd., üstünde.”
İyi de o nesneler nerede? Noktamız, o nesnelerin üst tarafında mı, alt tarafında mı? Sağa mı yakın, sola mı?
Neyse, sözü uzatmayayım; uzayda bir noktanın konumunu belirlemek için bir başka noktaya gereksinim var. Orijin dediğimiz bu noktadan (O) geçen iki de (farklı, çakışmayan) doğru hayal eder ve artık her noktayı tarif edebiliriz. Örneğin “O noktasından L uzaklığında ve alttaki çizginin alt tarafında ve bu çizgiden L’ uzaklıkta.” olan bir A noktasının konumunu şöyle buluruz: Alttaki çizgiden L’ uzaklığında ve altında bir paralel çizgi çizeriz. Şu an biliyoruz ki, aradığımız nokta olan A bu paralel çizginin (üstünde değil, üzerinde değil) içindedir. O noktasına batırılmış ayağı ile pergelimizi L kadar açar ve alttaki paralel çizgiyi kestiririz. İşte bu kesişim bize tamı tamına A noktasını tanımlayacaktır.
Bir minik not: Bu L ve L’ uzaklıklarına koordinat denir ve n-boyutlu uzayda bir nokta tanımlamak için en az n tane koordinata gerek vardır.
Peki orijindeki O noktasını da benzer yöntemle tanımlamak mümkün müdür? Evet mümkündür. Ama bu maksatla, önceden koordinatlanmamış olan bir O’ orijinine gereksinim vardır.
İleri okumalar için, Kurt Gödel’in “incompleteness theorems” konusu tavsiyeye şayandır. (**) Tabii ki, bu konuyu Einstein’a dek uzatacağız. (***)
Ara sonuç olarak denebilir ki, uzayda bir nokta kendi başına konumlandırılamaz. Ancak bir başka noktaya bağıl (‘relative’) olarak konumlandırılabilir.

(*) Nokta konusunu gayet ayrıntısıyla ele alacağız ileride.
(**) https://en.wikipedia.org/wiki/Kurt_G%C3%B6del ve buradaki kaynakça.
Ayrıca bkz., https://www.jstor.org/action/doBasicSearch?Query=Kurt+G%C3%B6del&so=rel
(***) Yourgrau, Palle, 2004. A World Without Time: The Forgotten Legacy of Gödel and Einstein. Basic Books. ISBN 978-0-465-09293-2. (Reviewed by John Stachel in the Notices of the American Mathematical Society (54 (7), pp. 861–68).
Ayrıca bkz., https://archive.org/details/worldwithouttime0000your_q2d0

POP QUiZ -4- Finans Fiziği bilmenin sağlayacağı yarar var mı?

A) Akademik nitelikte ve bolca kitap ve makale yapabilmek.
B) Bolca para kazanabilmek. Örneğin, yılda bire bir kazanabilirseniz anaparanız 3 yılda 8 katına çıkar; 6 yılda 64, 9 yılda 512 katına çıkar. Hele bir de, 10’luk kaldıraç kullanmışsanız, aynı anapara 1 yılda en az 10 katına çıkar, 2 yılda da 100 ve bu kazanç böylece her yıl en az 10 kez katlanarak büyür.
C) A) ve B)
D) Hiç biri.

POP QUiZ -3- Önümüzdeki yılbaşında nasıl bir 2024 sonrasına gireceğiz?

“Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli” ise, yukarıdaki soruyu yanıtlamak için, hemen alttaki grafikteki EURUSD’nin son 20 yıllık hal-i pür meali yeterince ilham verici midir?

İpucu: Hemen alttaki grafikte görüldüğü gibi, EURUSD (EUR/USD) ve BRENT (varil/USD) fiyatları, ikisi de USD cinsinden olduğu için, uzun yıllar az çok paralel giderken, bu koşutluk 2021 yılı başlarında bozulup terse dönmüştür. Artık, BRENT fiyatları artarken EURUSD fiyatları azalmaktadır veya tersi. Bu durum sürecek olursa, EURUSD’nin önümüzdeki dönem içindeki olası düşüşü BRENT fiyatlarının olası yükselişinden kaynaklanacak olabilir.

POP QUiZ -2- $ nereye, ₺ nereye?

Amerikan dolarının (USD, $) değişik ağırlıklarla oluşan İngiliz Sterlini, Avro, Japon Yeni, Kanada Doları, İsveç Kronu ve İsviçre Frangı sepeti karşısındaki değerini ölçen endeksin adı DXY’dir.

Şöyle de yazabiliriz: DXY=USD/DÜNYA. (1)
Bilindiği gibi, USDTRY grafiği de USD’nin ₺ karşısındaki değerini yani 1 USD’nin kaç ₺ ettiğini gösterir.
Yani, USDTRY=USD/TL. (2)
Hemen altta solda USDTRY haftalık periyodlu doğrusal (‘linear’) ve hemen altta sağda USDTRY haftalık periyodlu logaritmik grafikleri incelenebilir.

 

Yukarıdaki (1) ve (2) sayılı denklemlerden şu eşitliğe varılabilir; USDTRY/DXY=TL/DÜNYA. Başka bir deyişle USDTRY/DXY grafiği TL’nin Dünya paraları karşısındaki seyrini gösterir.
Hemen altta solda USDTRY/DXY haftalık periyodlu doğrusal (‘linear’) ve hemen altta sağda USDTRY/DXY haftalık periyodlu logaritmik grafikleri incelenebilir.

Kopya çekmek için kaynak mevcut değil. Hadi bakalım, kolay gelsin!

USDTRY-haftalık-log grafiğinden destek ve dirençleri çalışmak için alttaki grafik kullanılabilir.

MADDE DALGASIZ OLMAZ

Fizik – 7 –

İçerik: Sizin dalgaboyunuz ne kadar?

Tarihsel silsile içinde, önce Planck (ve Boltzmann (?)) ışık enerjisinin Planck sabiti (h) ve dalga frekansı (f) çarpımına eşit olduğunu ileri sürüp kanıtlamışlardı. Sonra Einstein geldi ve Fotoelektrik olgusunu açıklamak için, ışığın doğrusal momentumunun da (p) olduğunu ileri sürdü. Bu tez, başka hiçbir kuramla açıklanamayan Fotoelektrik deney sonuçlarını tamamen açıklıyordu. Einstein, 1905 yılında bu momentumun değerinin p=E/c olduğunu da kanıtladı. Böylece, ortaya gerçek bir paradoks çıktı. Çünkü, o zamanki bilgiye göre, parçacığın iki özelliği doğrusal momentum (=kütle çarpı doğrusal hız) sahibi olması ama uzayda herhangi bir en, boy, derinlik gibi kaplamının (‘extension’) olmayışıdır. Buna karşılık dalganın iki özelliği ise, tam tersine, uzayda yayılması ve dolayısı ile kaplamının olması ama kütlesinin olmayışı nedeniyle doğrusal momentumunun olmayışıdır.

Her ne kadar, 1000 yılı dolayında yaşamış Müslüman bilimciler, bugün Geometrik Optik diye bilinen her şeyi keşfetmiş ve kitaplara nak’şetmişlerdi. I. Newton da, ışığın top mermileri gibi dümdüz giden parçacıklardan oluştuğunu kitabında (*) yazmıştı. Ama, özellikle Christiaan Huygens’in ve Augustin-Jean Fresnel’in deneyleri ve tezleri, ışığın dalgalı ırasını (karakterini), doğasını (naturasını) kuşkusuz bir şekilde insanlığın bilim dağarcığına katmıştı. Işık dalgaları da uzayda, tıpkı su dalgalarının suda yayıldığı gibi yayılmaktaydı. Örneğin ışık, çift yarıktan geçerken, her dalganın yaptığı gibi, girişim saçakları oluşturmaktaydı.
İşte bu kuşkusuzluğu Einstein’ın p=E/c denklemi epeyce sarsmıştı. Demek ki, madde ile etkileşmez sanılan ışık, momentuma sahip olması nedeniyle maddeyi apaçık bir şekilde etkileyebiliyordu.
Dahası, E=hf bağıntısı kullanılarak, Einstein denklemi, d simgesi dalga boyunu temsil ederek, p=hf/c=h/d haline dönüşmekteydi. Çünkü, her dalga için, v dalga hızı olmak üzere, d=v/f idi.
Epey ilginç, değil mi!? Işığın dalgaboyu ile momentumunun çarpımı sabit idi ve bu değer tam da Planck sabitine eşitti.
Şaşkınlık uzun sürdü.
Gel zaman git zaman bu konuda yaprak kımıldamadı adeta. Ta ki, Fransa’nın Broglie yöresi dükü olan Louis-Victor Pierre Raymond, p=h/d eşitliğini, d=h/p şeklinde yazana dek, 1924-1927 arasında. Yazınca ne mi oldu?
Yer yerinden oynadı adeta ve kuvantum fiziği ortaya çıktı. Oysa, başarılan iki simgenin yer değiş_TİRİL_mesiydi aslnda; hani şu bayağı kesir işlemlerindeki içler dışlar çarpımı konusu.
Herşey bu denli yalındı; Einstein eşitliğindeki p paydaya gitmiş, yerine paydadaki dalga boyu simgesi gelmişti. Hepsi hepsi bu kadardı işte! Hani güzel Türkçe’mizdeki şu deyim bir kez daha doğrulanmıştı adeta: “Ha Ali Veli, ha Veli Ali!”
Lâkin, “Veli’nin kerrakesi” pek de öyle değildi. Matematikle oynamak çocuk işi de gerçek neydi, nasıldı acaba? Hem aynı yer değiştirmeyi Planck, Boltzmann, Einstein ve diğer ulular niçin başar_A_mamıştı? Akıl mı edememişlerdi?
Zinhar hayır! Mutlaka akıl etmişlerdi ama bu tezi ileri sürebilmek için ellerinde herhangi bir görgül (‘empirical’) olgu yoktu. De Broglie’nin ise, ağabeyi Maurice de Broglie’nin (**) zamanına göre hayli gelişkin olan bir fizik laboratuvarı vardı ve burada birlikte yaptıkları Röntgen’in X-Işınları ve Einstein’ın Fotoelektronları üstündeki deneysel ve kuramsal çalışmaları bilim dergilerinde yayınlanmıştı. Aynı laboratuvarda çeşitli parçacıkların örneğin elektronların çift yarıktan geçerken oluşturdukları girişim saçaklarını ve bu saçakların dağılımından da elektronların hızına bağlı olarak dalgaboylarının nasıl değiştiğini ve sonuçta m kütle ve v doğrusal hız simgesi olmak üzere hep (h/p)=h/(mv) bağıntısına uygun dalgaboyuna sahip olacak şekilde davrandıklarını deneyle saptamış olmalılar.
Yirmi yıl kadarlık bir arayla da olsa, ardı ardına geliveren bunca büyük buluş, pek çok insanın da aklını karıştırıverecekti elbette. Örneğin, işbu yazının tamamlandığı gün internette varlığını sürdürmekte olan şu söz külliyen yanlıştır: “Hareket eden bir parçacığa bir dalga eşlik eder hipotezi Louis de Broglie’ye aittir.” https://tr.wikipedia.org/wiki/Louis_de_Broglie
Yani, “bir parçacığa” dalga eşlik etmez. Hareketli bir parçacığın bizatihi kendisi dalgadır da. Onun tanecik özelliklerini yani kütle ve hızını ölçmek için, momentum alışverişinin (etkileşiminin) yer aldığı bir deney yaparsınız. Yok eğer, dalga özelliklerini ölçek amacındaysanız da, çift yarık ve benzeri dalgaboyu, frekans ve benzeri dalga değerlerini açığa çıkaracak bir deney yaparsınız.
Kan değerlerini ölçmek için tıp merkezlerinde kan alınır, sindirim bozukluklarını saptamak için ise, başka tür tahliller yapılır.
Veya daha yalını; ağırlığınızı öğrenmek için tartı aletine, basküle çıkarsınız; boyunuzu öğrenmek için ise, örneğin terzi mezurası kullanırsınız. Tersten; baskül boyunuzu söylemez, mezura da ağırlığınızı söylemez.
Ama, kim bilir, bakarsınız hızınıza bağlı örneğin koşarkenki dalgaboyunuzu ölçüp bildiriverecek telefon uygulamaları yakında piyasaya sürülüverir.

(*) Bkz., Principia.
Oysa, Newton’u önceleyen Galileo denklemlerinde mermilerin parabolik yörüngeler izlediği açıktı.
(**) Paul Langevin’in öğrencisi olarak 1908’de Fizik Doktorası almıştı.