2nd National Civil Engineering Symposium

For details and registration visit https://nce2022.ktimo.org/


Posted by abdullah ekinci on 10.02.2022 under Uncategorized

Latest Article – Parameters Controlling Strength, Stiffness and Durability of a Fibre-Reinforced Clay

This study aims to highlight the effect of fibre–clay contact area in a fibre-reinforced clay matrix with different fibre contents and types. Fibre-reinforced samples were prepared at two compaction densities (1600 and 1800 kg/m3) using four fibre types (i.e. basalt, carbon, polypropylene and glass) with five fibre contents of 0.1–0.5%. A series of unconfined compressive strength (UCS), shear wave velocity and soaking tests were carried out to determine the strength, stiffness, peak strain energy and durability of the compacted samples. A statistical approach (ANOVA) was utilized to determine significant differences between variables affecting the parameters of the fibre-reinforced clay. Results indicated that carbon fibre reinforcement achieved the highest UCS value (684 kPa) and initial shear modulus (568 MPa), and polypropylene fibre reinforcement proposed the highest strain energy at peak (25 kJ/m3) due to its high strain at failure. The optimum fibre content concerning the peak strain energy of high-density samples was found to be 0.3% fibre. Carbon and polypropylene fibre-reinforced samples lasted the longest (5 days) in soaking conditions. It is recommended to reinforce the soil with 0.3% of carbon fibre compacted at the maximum dry density for field applications that require high strength and durability performance. In this study, a novel regression model has been developed to correlate the UCS and shear modulus (G0) of the fibre-reinforced clay. The proposed correlations successfully predict the UCS of fibre-reinforced soils with different soil types, fibre contents and densities. The results revealed that the sample density and fibre–clay contact area is dominant to determine the strength, stiffness and durability characteristics of the fibre-reinforced clay.

figure 1

You can request the full article on – Researchgate

DOI – https://doi.org/10.1007/s40891-022-00352-8


Posted by abdullah ekinci on 12.02.2022 under Articles

İskele Long Beach Bölgesi Zemin Değerlendirmesi

KKTC genelinde, farklı bölgeler için hazırlanmış olan Zemin Değerlendirme Dosyaları verileri incelendiğinde, bazı bölgelerde rastlanan zeminlerin uygulanan projelere için elverişsiz olduğu saptanmıştır. Bu problemlerin başında, düşük taşıma gücü, yüksek oturmalar ve zemin sıvılaşması gelmektedir. Bu bölgelerin en belirgin olanları; Tuzla, İskele Long Beach ve Kalecik Bölgeleridir. Söz konusu bölgelerde KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası tarafından Geoteknik Değerlendirme dosyaları hazırlanmaktadır. Ocak 2019 tarihinden buyana İnşaat Mühendisleri Odası Geoteknik komitesi tarafından geliştirilen zemin katman sistemine girilen veriler ışığında aşağıdaki değerlendirmeler yapılabilmektedir.

Bahse konu veriler incelendiği zaman İskelenin Long Beach bölgesinde bulunan Harun Dere ve Karakum dereleri arasında bulunan bölgede alüvyon zeminler nedeni ile düşük mukavemete sahip zemin katmanları görülmektedir. Söz konusu zemin katmanları üzerine inşa edilecek binalar göz önünde bulundurulduğu zaman yaklaşık Zemin emniyet gerilmelerinin 3 t/m2 mertebelerinde olduğu hesaplanmaktadır. Her bir kat yapının ortalama zemine aktaracağı net temel basıncı yüzeyde 1.5 t/m2 olarak düşünüldüğü zaman radye temel kullanımı ile bu bölgede azami iki kat bina yapılabileceği görülmektedir. Böyle durumlarda kullanılan kazık temeller ise zeminin kesme parametrelerinin düşük oluşu nedeni ile uç kazığı olarak tasarlanması gerekmektedir. Ancak bahse konu uç kazıklarının sert zemine yerleştirilmeleri gerekmektedir. Böylesi bir durumda ise Zemin Katman sistemimizdeki veriler incelendiği zaman, sert zeminin yaklaşık 45 m derinlikte bulunduğu görülmektedir. Bu derinlikte hem kazık imalatının zorlukları, zayıf alüvyon zemindeki yıkılmalar ve su seviyesinin yüksekliği nedeni ile imalat esnasında kazık bütünlüğünün korunmasında sıkıntılar yaratmaktadır. Yine askeri 45 m imal edilecek olan kazıkların maliyetleri düşünüldüğü zaman projelerin ekonomik olarak inşa edilebilir olmamasına neden olmaktadır.

KTMMOB IMO ya gelen şikayetler ve kendi saha gözlemlerimize dayanarak yapılan tasarımların kazık boyutlarının tasarımda uygun olduğu ancak uygulamada çok daha kısa boylarda göstermelik kazıklar imal edildiği görülmüştür. Bu sorunlar yanında bahse konu bölgede siltli zemin tabakalarına rastlanıyor oluşu ve su seviyesinin zemin yüzeyine 10 m mesafeden az derinlikte bulunuyor olması nedeni ile sıvılaşma riskide mevcuttur.

Bahse konu alanda yapılaşmanın yeni olması ve zeminin ince taneli zeminlerden oluşuyor olması nedeni ile konsolidasyonun, bir diğer deyişler inşa edilecek yapılar nedeni ile zeminde oluşacak boşluk suyu basıncının zaman içerisinde zeminden uzaklaşacağı bu da zeminde hacim değişimlerine dolayısı ile de binalarda oturmalara neden olacağı aşikardır.

Mühendislik bilimi dünyanın neresinde olursa olsun, hangi şartlarda olursa olsun, bizlere her türlü yapıyı imal etme imkânı sağlamaktadır. Ancak bahse konu bölgede gerek zemin koşulları gerekse de zemin işleri maliyetleri göz önünde bulundurulduğu zaman kazık temeller aracılığı ile yukarıda bahsedilen sorunları çözmek pekte akılcı değildir.

Elbette yukarıda belirttiğimiz üzere mühendislik bilimi kullanılarak ülke koşulları da göz önünde bulundurulduğu zaman bahse konu bölgede arzu edilen inşaatların inşası mümkündür. Bu noktada verebileceğimiz öneri yakın coğrafyadaki Mısırın Nil deltası üzerinde bulunan, Port Said, bölgesinde imara açılmadan benzer alüvyon zeminin dikey direnler ve ön yükleme aracılığı ile belli bir süre (zeminin geçirgenliğine bağlı olarak 2-5 yıl) iyileştirilerek ardından gerekli temel sistemlerinin imalatın yapılması olacaktır. Bahse konu süreçlerin ve yatırımların yapılmak istenmediği durumda ise hafif yapıların ki şuanki durumda sadece iki kata elverişli yapıların inşa edilmesi izninin verilmesi gerekmektedir.

Yine bunun yanında hale hazırda imal edilmiş olan yapıların en erken zamanda projelere paralel inşa edilip edilmedikleri tahkik edilip, temel sistemlerinde iyileştirmelere gidilmesi gerekmektedir. Aksi taktirde ileriki zamanlarda yaşanacak (deprem veya oturmalar nedeni ile) deformasyonlar sebebi ile maddi ve manevi kayıplar yaşanacaktır.

https://1028f8d26f624cd18d39-my.sharepoint.com/:i:/g/personal/ekincia_metu_edu_tr/Efddom3yxV5FtpECoXDiYm8BJwoF8xvFIZNGPX2ko1KTkA?e=SQnw8Cı


Posted by abdullah ekinci on 06.02.2020 under Uncategorized

İMO ULUSLARARASI 8.GEOTEKNİK SEMPOZYUMUNA KATILDI

İMO ULUSLARARASI 8.GEOTEKNİK SEMPOZYUMUNA KATILDI.
TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube ve Zemin Mekaniği ve Geoteknik Mühendisliği Derneği’nin birlikte düzenlediği Uluslararası 8. Geoteknik Sempozyumuna KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Gürkan Yağcıoğlu başkanlığında, Yönetim Kurulu üyeleri ve değerli oda üyelerimiz katılım gösterdi. Açılış konuşmaları sırasında Oda Başkanımız Gürkan Yağcıoğlu yaptığı konuşmada ; Geoteknik gibi önemli bir konuyu sempozyum formatında gerçekleştirmek için uzun çalışmalar yürüten İMO İstanbul Şube ve sempozyum bilim kurulunu içtenlikle kutladı.
Ayrıca; sempozyum konularına ve katılacak isimlere bakıldığı zaman coğrafik yapı olarak deprem kuşağında bulunan ve ciddi deprem tehlikesi altındaki bölgemiz açısından çok anlamlı ve işlevsel bir etkinliğin konu ehilleri ile gerçekleştirildiğinin altını çizdi.
Yağcıoğlu, Her zaman söylediğimiz gibi güvenli yapılarda yaşamak en temel insanlık hakkıdır ilkesinden yola çıkarsak, yine en büyük sorumluluk biz İnşaat Mühendislerine düşmektedir dedi.
“Geoteknik, ilgili olduğu alan gereği tüm yaşam alanlarına dokunmakta ve insanlık için hayati öneme haiz bir bilim dalı olmaktadır.
Yakın coğrafyamızda ve Türkiye’de yaşanan yıkıcı depremlerin yapı-zemin ilişkisinin yeterince dikkate alınmaması ve Geoteknik Mühendisliği’ne gereken önemin verilmemesinden dolayı, sonuçları acı şekilde tecrübe etmiş bulunmaktayız. Bu bağlamda üst yapı uzmanı ile geoteknik uzmanının birlikte yapı tasarımı yapmasının güvenli yapılaşmanın olmazsa olmazı olduğu gerçeğini bir kez daha hatırlatmakta fayda vardır” diye konuşan Yağcıoğlu, mühendisliğin evrensel bir ünvan olduğunu ve din, dil, ırk ayrımı yapmaksızın bilim için çalıştığımız sürece bu ünvana layık olduğumuzu söyleyerek geoteknik alanında odamızın 43. Döneminde gerçekleştirdiği faliyetler hakkında da katılımcılara bilgiler aktardı.


Posted by abdullah ekinci on 16.01.2020 under Uncategorized

Chamber of Civil Engineers GODEC 2019


Posted by abdullah ekinci on 16.01.2020 under Uncategorized

CVE 460 Geoteknik-Jeofizik Saha Uygulama Çalışmaları


Posted by abdullah ekinci on 16.01.2020 under Uncategorized

CIU PhD Qualification exam


Posted by abdullah ekinci on 16.01.2020 under Uncategorized

KIBRIS DEPREM VE ZEMİN

IMO – YMO Meslek İçi Eğitim Semineri

İnşaat Mühendisleri Odası ve Yerbilim Mühendisleri Odası 02 Aralık 2019 Pazartesi saat:16:00’de, KTMMOB Konferans Salonunda, “KIBRIS DEPREM VE ZEMİN ” konulu Meslek İçi Eğitim Seminerini gerçekleştirildi.


Posted by abdullah ekinci on 16.01.2020 under Uncategorized

SPT Field Trip

CVE 460 Course  SPT Field Trip


Posted by abdullah ekinci on 16.01.2020 under Uncategorized