{"id":44,"date":"2012-09-17T18:48:58","date_gmt":"2012-09-17T18:48:58","guid":{"rendered":"http:\/\/blog.metu.edu.tr\/korkuyu\/?page_id=44"},"modified":"2013-03-13T17:00:02","modified_gmt":"2013-03-13T17:00:02","slug":"44-2","status":"publish","type":"page","link":"https:\/\/blog.metu.edu.tr\/korkuyu\/yazilar\/44-2\/","title":{"rendered":"Edebiyat Ne \u0130\u015fe Yarar?"},"content":{"rendered":"<p align=\"center\"><strong>Edebiyat Ne \u0130\u015fe Yarar? &#8211; I<img loading=\"lazy\" decoding=\"async\" class=\"alignright\" alt=\"\" src=\"http:\/\/t1.gstatic.com\/images?q=tbn:ANd9GcT-qrZMBQ74cMnvz8RMS0xu05H7B76YixS3dINLVzYnEBGavkP7HA\" width=\"125\" height=\"113\" \/><\/strong><\/p>\n<p align=\"center\"><strong>Mario Vargas LLOSA <\/strong><strong><\/strong><\/p>\n<p align=\"center\">\u00c7eviren: Cel\u00e2l \u00dcster 8\/07\/2001Radikal Kitap Eki<\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><strong>&#8220;Kitap okumayan, edebiyata el s\u00fcrmemi\u015f bir insanl\u0131k, kaba ve ilkel dili y\u00fcz\u00fcnden \u00fcrk\u00fct\u00fcc\u00fc ileti\u015fim sorunlar\u0131 ya\u015fayan bir sa\u011f\u0131r-dilsizler toplulu\u011funa d\u00f6ner. Ayn\u0131 \u015fey bireyler i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Hi\u00e7 okumayan, az okuyan ya da yaln\u0131z s\u00fcpr\u00fcnt\u00fc okuyan insan, engelli bir insand\u0131r&#8221;<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: left\">Kitap fuarlar\u0131nda ya da kitabevlerinde s\u0131k s\u0131k ba\u015f\u0131ma gelmi\u015ftir: Efendiden bir adam yan\u0131ma yakla\u015f\u0131p imza ister. Ya kar\u0131s\u0131 i\u00e7indir, ya k\u0131z\u0131, ya da annesi. &#8220;Kitap okumay\u0131 \u00e7ok sever,&#8221; der, &#8220;edebiyata bay\u0131l\u0131r.&#8221; Ben de hemen sorar\u0131m: &#8220;Ya siz? Siz kitap okumaktan ho\u015flanmaz m\u0131s\u0131n\u0131z?&#8221; Yan\u0131t hemen her zaman ayn\u0131d\u0131r: &#8220;Ho\u015flanmaz olur muyum, ama ba\u015f\u0131m\u0131 ka\u015f\u0131yacak vaktim yok.&#8221; Bu a\u00e7\u0131klamay\u0131 kimbilir ka\u00e7 kez i\u015fitmi\u015fimdir. B\u00f6yle binlercesinin yapacak o kadar \u00e7ok \u00f6nemli i\u015fi, hayatta o kadar \u00e7ok y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fck ve sorumlulu\u011fu vard\u0131r ki, de\u011ferli vakitlerini saatlerce roman ya da \u015fiir okuyarak harcayamazlar. Bu yayg\u0131n anlay\u0131\u015fa g\u00f6re, edebiyat her zaman onsuz edilebilir bir i\u015ftir; hi\u00e7 ku\u015fkusuz, insan\u0131n duyarl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve g\u00f6rg\u00fcs\u00fcn\u00fc art\u0131ran y\u00fcce ve yararl\u0131 bir u\u011fra\u015ft\u0131r edebiyat, ama ancak bo\u015f vakti olan insanlar\u0131n g\u00f6ze alabilece\u011fi bir e\u011flence, tak\u0131p tak\u0131\u015ft\u0131rabilece\u011fi bir s\u00fcst\u00fcr. Hayat kavgas\u0131nda vazge\u00e7ilmez olan g\u00f6rev ve \u00f6devlere &#8220;\u00f6ncelik tan\u0131nmas\u0131&#8221; gerekti\u011finde, edebiyat hi\u00e7 duraksamas\u0131z g\u00f6zden \u00e7\u0131kar\u0131labilir.<br \/>\n\u00d6yle g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor ki, edebiyat giderek daha \u00e7ok bir kad\u0131n i\u015fi olmu\u015ftur. Kitabevlerinde, yazarlar\u0131n verdi\u011fi konferanslarda ya da okuma g\u00fcnlerinde, hatt\u00e2 \u00fcniversitelerin be\u015fer\u00ee bilimlere ayr\u0131lm\u0131\u015f b\u00f6l\u00fcmlerinde, kad\u0131nlar\u0131n say\u0131s\u0131 erkeklerden \u00e7ok daha fazlad\u0131r. Bu olgu genellikle \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klan\u0131yor: Orta s\u0131n\u0131ftan kad\u0131nlar, erkekler kadar \u00e7al\u0131\u015fmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in daha \u00e7ok kitap okuyorlar. Kad\u0131nlarla erkekleri kat\u0131 s\u0131n\u0131flamalara ay\u0131ran, kad\u0131n\u0131n ve erke\u011fin birbirinden farkl\u0131 erdem ve kusurlar\u0131 oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnden yola \u00e7\u0131kan a\u00e7\u0131klamalardan hi\u00e7bir zaman ho\u015flanmam\u0131\u015f\u0131md\u0131r; ne var ki, edebiyat okurlar\u0131n\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131n her ge\u00e7en g\u00fcn azald\u0131\u011f\u0131 ve kalan okurlar aras\u0131nda da kad\u0131nlar\u0131n a\u011f\u0131r bast\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k.<br \/>\nBu, her yerde b\u00f6yle. S\u00f6zgelimi, \u0130spanya Yazarlar Birli\u011fi&#8217;nin \u0130spanya&#8217;da k\u0131sa bir s\u00fcre \u00f6nce yapt\u0131\u011f\u0131 bir ara\u015ft\u0131rma, \u00fclke n\u00fcfusunun yar\u0131s\u0131n\u0131n bug\u00fcne kadar tek bir kitap okumam\u0131\u015f oldu\u011funu ortaya koydu. Ara\u015ft\u0131rma, ayr\u0131ca, kitap okuyan az\u0131nl\u0131k i\u00e7inde, kitap okudu\u011funu s\u00f6yleyen kad\u0131nlar\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131n erkeklerden y\u00fczde 6,2 daha fazla oldu\u011funu g\u00f6sterdi. Bu kad\u0131nlar i\u00e7in seviniyorum; ama bu erkeklere ve kitap okuyabilecekken okumamaya karar vermi\u015f olan milyonlarca insana ac\u0131yorum.<br \/>\nEdebiyat\u0131 olmasa da olur bir e\u011flencelik olarak g\u00f6ren anlay\u0131\u015fa kar\u015f\u0131 ve edebiyat\u0131, zihnin en \u00f6nemli ve en gerekli u\u011fra\u015flar\u0131ndan biri olarak, modern ve demokratik bir toplumun yurtta\u015flar\u0131n\u0131n, \u00f6zg\u00fcr bireylerden meydana gelen bir toplumun olu\u015fumu i\u00e7in onsuz edilemez bir etkinlik olarak g\u00f6ren anlay\u0131\u015ftan yana birka\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f sunmak istiyorum.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><strong>Edebiyat bir ortak paydad\u0131r<\/strong><br \/>\nBilim ve teknolojinin ola\u011fan\u00fcst\u00fc geli\u015fmesi, b\u00f6ylece bilginin say\u0131s\u0131z par\u00e7a ve b\u00f6l\u00fcmlere ayr\u0131lmas\u0131 sonucunda, bilginin uzmanla\u015ft\u0131\u011f\u0131 bir d\u00f6nemde ya\u015f\u0131yoruz. Uzmanla\u015fma, ku\u015fkusuz, bir\u00e7ok yarar getirir. Ama olumsuz sonu\u00e7lar\u0131 da vard\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc insanlar\u0131n bir arada var olmalar\u0131n\u0131, birbirleriyle ileti\u015fim kurmalar\u0131n\u0131 ve bir dayan\u0131\u015fma duygusu i\u00e7inde olmalar\u0131n\u0131 olanakl\u0131 k\u0131lan ortak d\u00fc\u015f\u00fcnsel ve k\u00fclt\u00fcrel \u00f6zellikleri yok eder. Uzmanla\u015fma, toplumsal anlay\u0131\u015f\u0131n yok olmas\u0131na, insanlar\u0131n teknisyenler ve uzmanlar gettolar\u0131na b\u00f6l\u00fcnmelerine yol a\u00e7ar. Edinilen bilgiler gittik\u00e7e daha kendine \u00f6zg\u00fc ve b\u00f6lmeli bir duruma geldik\u00e7e, bilginin uzmanla\u015fmas\u0131, \u00f6zelle\u015fmi\u015f dilleri ve giderek daha fazla gizli \u015fifreyi gerektirir. Eskilerin, yapraklara bak\u0131p a\u011fac\u0131 g\u00f6rememek, a\u011fa\u00e7lara bak\u0131p orman\u0131 g\u00f6rememek dedikleri, asl\u0131nda bu ayr\u0131nt\u0131c\u0131l\u0131\u011fa ve b\u00f6l\u00fcnmeye kar\u015f\u0131 bir uyar\u0131d\u0131r. Uluslar\u0131n ve bireylerin tekbencili\u011fi, nefretlere, sava\u015flara ve hatt\u00e2 soyk\u0131r\u0131mlara neden olan paranoya ve hezeyanlara, ger\u00e7ekli\u011fin \u00e7arp\u0131t\u0131lmas\u0131na neden olur.<br \/>\nG\u00fcn\u00fcm\u00fczde, uzmanla\u015fmaya ve uzmanla\u015fman\u0131n \u00e7apra\u015f\u0131kl\u0131klar\u0131na yol a\u00e7m\u0131\u015f olan bilginin sonsuz zenginli\u011fi ve bilginin evriminin h\u0131z\u0131 y\u00fcz\u00fcnden, bilim ve teknoloji b\u00fct\u00fcnle\u015ftirici bir rol oynayamaz. Ama edebiyat, meslekleri, hayattaki ama\u00e7lar\u0131, co\u011fraf\u00ee ve k\u00fclt\u00fcrel konumlar\u0131 ve ki\u015fisel durumlar\u0131 ne kadar farkl\u0131 olursa olsun, insanlar\u0131n kendilerini tan\u0131yabildikleri ve birbirleriyle konu\u015fabildikleri insan ya\u015fant\u0131s\u0131n\u0131n ortak paydalar\u0131ndan biridir. Edebiyat, bireylerin, hayatlar\u0131n\u0131n t\u00fcm \u00f6zellikleri i\u00e7inde, tarihi a\u015fmalar\u0131n\u0131 sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131r: Cervantes, Shakespeare, Dante ve Tolstoy&#8217;un okurlar\u0131 olarak, zaman\u0131 ve mek\u00e2n\u0131 a\u015farak birbirimizi tan\u0131r\u0131z ve kendimizi ayn\u0131 t\u00fcr\u00fcn \u00fcyeleri olarak duyumsar\u0131z; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu yazarlar\u0131n yap\u0131tlar\u0131n\u0131 okurken, insanlar olarak neyi payla\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131, bizi birbirimizden ay\u0131ran engin farkl\u0131l\u0131klar\u0131n \u00f6tesinde hepimizde ortak olan\u0131 \u00f6\u011freniriz. B\u00fct\u00fcn uluslardan insanlar temelde e\u015fittir, onlar\u0131n aras\u0131na ay\u0131r\u0131mc\u0131l\u0131k, korku ve s\u00f6m\u00fcr\u00fc tohumlar\u0131n\u0131 eken yaln\u0131zca adaletsizliktir: \u0130nsanlar\u0131, \u00f6nyarg\u0131n\u0131n, \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n, dinsel ya da siyasal ba\u011fnazl\u0131\u011f\u0131n ve kendi d\u0131\u015f\u0131ndaki her \u015feyi d\u0131\u015flayan milliyet\u00e7ili\u011fin aptall\u0131klar\u0131na kar\u015f\u0131, t\u00fcm b\u00fcy\u00fck edebiyat yap\u0131tlar\u0131nda kar\u015f\u0131m\u0131za \u00e7\u0131kan bu hakikatten daha iyi hi\u00e7bir \u015fey koruyamaz.<br \/>\nEtnik ve k\u00fclt\u00fcrel farkl\u0131l\u0131klarda insanl\u0131k miras\u0131n\u0131n zenginli\u011fini g\u00f6rmeyi ve bu farkl\u0131l\u0131klar\u0131 insanl\u0131\u011f\u0131n \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n belirtisi olarak de\u011ferlendirmeyi, edebiyattan daha iyi hi\u00e7bir \u015fey \u00f6\u011fretemez. \u0130yi edebiyat yap\u0131tlar\u0131n\u0131 okurken, hi\u00e7 ku\u015fkusuz, b\u00fcy\u00fck bir keyif al\u0131r\u0131z; ama ayn\u0131 zamanda, insan b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz ve insanca kusurlar\u0131m\u0131z i\u00e7inde, yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z i\u015fler, d\u00fc\u015flerimiz ve karabasanlar\u0131m\u0131zla, bir ba\u015f\u0131m\u0131za ve bizi ba\u015fkalar\u0131na ba\u011flayan ili\u015fkiler i\u00e7inde, toplumdaki imgemizde ve bilincimizin gizli kovuklar\u0131nda ne oldu\u011fumuzu ve nas\u0131l oldu\u011fumuzu \u00f6\u011freniriz.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><strong>Ge\u00e7mi\u015fe kurulan k\u00f6pr\u00fc<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: left\">\u0130saiah Berlin&#8217;in deyi\u015fiyle, bu \u00e7eli\u015fkili do\u011frular\u0131n karma\u015f\u0131k toplam\u0131, insanl\u0131k durumunun \u00f6z\u00fcn\u00fc olu\u015fturur. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz d\u00fcnyas\u0131nda, insana ili\u015fkin bu b\u00fct\u00fcnl\u00fckl\u00fc ve canl\u0131 bilgi, ancak edebiyatta bulunabilir. Be\u015fer\u00ee bilimlerin \u00f6teki dallar\u0131 bile felsefe, tarih ve toplumsal bilimler bile bu b\u00fct\u00fcnleyici vizyonu, bu evrenselle\u015ftirici s\u00f6ylemi sa\u011flayamam\u0131\u015ft\u0131r. Be\u015fer\u00ee bilimler de, d\u00fc\u015f\u00fcnceleri ve s\u00f6z da\u011farlar\u0131 s\u0131radan insanlar\u0131n \u00e7ok uza\u011f\u0131na d\u00fc\u015fen par\u00e7alanm\u0131\u015f ve teknik b\u00f6l\u00fcmlerde gittik\u00e7e daha kopuk bir niteli\u011fe b\u00fcr\u00fcnerek, bilginin kanserli b\u00f6l\u00fcm ve altb\u00f6l\u00fcmlerine g\u00f6m\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Baz\u0131 ele\u015ftirmen ve kuramc\u0131lara kalsa, edebiyat\u0131 bile bilime d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcrler. Ama bu hi\u00e7bir zaman olmayacak; \u00e7\u00fcnk\u00fc edebiyat, varl\u0131\u011f\u0131n\u0131, ya\u015fant\u0131n\u0131n yaln\u0131zca tek bir alan\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rmaya bor\u00e7lu de\u011fildir. Edebiyat, par\u00e7alan\u0131p b\u00f6l\u00fcmlere ayr\u0131l\u0131rsa ya da \u015femalara ve form\u00fcllere indirgenirse ortadan kalkacak olan insan hayat\u0131n\u0131 d\u00fc\u015fg\u00fcc\u00fc arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla zenginle\u015ftirerek var olur. Proust, &#8220;En sonunda ayd\u0131nl\u0131\u011fa, g\u00fcn \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131na kavu\u015fmu\u015f ger\u00e7ek hayat, tastamam ya\u015fanm\u0131\u015f biricik hayat edebiyatt\u0131r&#8221; derken, bunu s\u00f6ylemek istemi\u015ftir. Bana kal\u0131rsa, Proust&#8217;un bu s\u00f6zlerinde hi\u00e7 abart\u0131 yoktur; bu s\u00f6zler, Proust&#8217;un yaln\u0131zca yazarl\u0131k u\u011fra\u015f\u0131na duydu\u011fu a\u015fktan da kaynaklanmamaktad\u0131r. Proust, burada, belirli bir \u00f6nermede bulunmakta; edebiyat\u0131n, hayat\u0131n daha iyi anla\u015f\u0131lmas\u0131n\u0131 ve daha iyi ya\u015fanmas\u0131n\u0131 sa\u011flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve hayat\u0131 daha tastamam ya\u015faman\u0131n, onu ba\u015fkalar\u0131yla birlikte ya\u015famay\u0131 ve payla\u015fmay\u0131 gerektirdi\u011fini s\u00f6ylemek istemektedir.<br \/>\nEdebiyat\u0131n insanlar aras\u0131nda kurdu\u011fu karde\u015flik ba\u011f\u0131, onlar\u0131n diyaloga girmelerini,<br \/>\nortak bir k\u00f6ken ve ortak bir ere\u011fin bilincine varmalar\u0131n\u0131 sa\u011flayarak, t\u00fcm zaman engellerini a\u015far. Edebiyat, bizi ge\u00e7mi\u015fe ta\u015f\u0131r ve bize eri\u015fmi\u015f olan o metinlerde, \u015fimdi bize keyifler ya\u015fatan ve d\u00fc\u015fler kurdurtan o metinlerde bir zamanlar keyifler ya\u015fam\u0131\u015f ve d\u00fc\u015fler kurmu\u015f insanlara ba\u011flar bizi. Zaman\u0131n ve mek\u00e2n\u0131n \u00f6tesinde, ortakla\u015fa insan ya\u015fant\u0131s\u0131n\u0131n bir par\u00e7as\u0131 oldu\u011funu duyumsamak, k\u00fclt\u00fcr\u00fcn en b\u00fcy\u00fck zaferidir ve bu duygunun her ku\u015fakta yenilenerek s\u00fcrmesine hi\u00e7bir \u015fey edebiyattan daha \u00e7ok katk\u0131da bulunamaz.<br \/>\n<strong><\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><strong>Dil ile olu\u015fturulmu\u015f bir hayat<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: left\">&#8220;Edebiyat ne i\u015fe yarar?&#8221; sorusu, Borges&#8217;i her zaman tedirgin etmi\u015ftir. Borges, bu soruyu aptalca bulmu\u015f ve, &#8220;Kanaryan\u0131n \u00f6t\u00fc\u015f\u00fc ya da \u00e7ok g\u00fczel bir g\u00fcnbat\u0131m\u0131 ne i\u015fe yarar diye sormak kimin akl\u0131na gelir!&#8221; diye yan\u0131tlam\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylesine g\u00fczel \u015feyler varsa ve bu g\u00fczel \u015feyler sayesinde hayat bir an i\u00e7in de olsa daha az \u00e7irkin ve daha az h\u00fcz\u00fcnl\u00fc olabiliyorsa, bunlara yararc\u0131 do\u011frulamalar araman\u0131n ne \u00e2lemi vard\u0131r? Ama gene de, &#8220;Edebiyat ne i\u015fe yarar?&#8221; sorusu fena bir soru de\u011fildir asl\u0131nda. \u00c7\u00fcnk\u00fc, roman\u0131 ve \u015fiiri yaratan rastlant\u0131 ya da do\u011fa de\u011fildir ki, romanlar ve \u015fiirler, bir ku\u015fun \u015fak\u0131mas\u0131yla ya da batmakta olan g\u00fcne\u015fin g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcyle ayn\u0131 \u015fey olsun. Romanlar ve \u015fiirler insanlar taraf\u0131ndan yarat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, dolay\u0131s\u0131yla da nas\u0131l ve neden do\u011fduklar\u0131n\u0131, ama\u00e7lar\u0131n\u0131n ne oldu\u011funu ve neden bu kadar kal\u0131c\u0131 olduklar\u0131n\u0131 sormakta bir sak\u0131nca yoktur.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\">Edebiyat yap\u0131tlar\u0131, yazar\u0131n bilincinin mahremiyetinde; altbilincin, yazar\u0131n \u00e7evresindeki d\u00fcnyaya duyarl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile duygulan\u0131mlar\u0131n\u0131n birle\u015fik g\u00fcc\u00fcn\u00fcn izd\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcnde, \u015fekilsiz hayaletler olarak do\u011farlar; \u015fair ya da yazar, s\u00f6zc\u00fcklerle bo\u011fu\u015farak, b\u00fct\u00fcn bu \u015feylere yava\u015f yava\u015f bi\u00e7im, v\u00fccut, hareket, ritm, uyum ve hayat verir. Hi\u00e7 ku\u015fkusuz, yapay bir hayat, d\u00fc\u015flenmi\u015f bir hayat, dil ile olu\u015fturulmu\u015f bir hayatt\u0131r bu; ama gene de, baz\u0131lar\u0131 s\u0131k s\u0131k, baz\u0131lar\u0131 arada s\u0131rada da olsa insanlar bu yapay hayat\u0131 ararlar, \u00e7\u00fcnk\u00fc ger\u00e7ek hayat onlara yetmez, onlara istediklerini sunmakta yetersiz kal\u0131r. Edebiyat\u0131n varl\u0131\u011f\u0131, tek bir bireyin yap\u0131t\u0131yla ba\u015flamaz. Edebiyat, ancak, o yap\u0131t ba\u015fkalar\u0131nca edinildi\u011fi, toplumsal hayat\u0131n bir par\u00e7as\u0131 durumuna geldi\u011fi, okunarak payla\u015f\u0131lan bir ya\u015fant\u0131ya d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc zaman var olur.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\">Edebiyat\u0131n ilk yararl\u0131 etkilerinden biri, dil d\u00fczeyinde ger\u00e7ekle\u015fir. Yaz\u0131l\u0131 bir edebiyat\u0131 olmayan bir topluluk, ba\u015fl\u0131ca ileti\u015fim arac\u0131 olan s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc edebiyat metinleriyle geli\u015ftirmi\u015f ve yetkinle\u015ftirmi\u015f bir topluluk kadar \u015fa\u015fmazl\u0131kla, n\u00fcans zenginli\u011fiyle ve a\u00e7\u0131kl\u0131kla ifade edemez kendini. Okumayan, edebiyata el s\u00fcrmemi\u015f bir insanl\u0131k, kaba ve ilkel dili y\u00fcz\u00fcnden \u00fcrk\u00fct\u00fcc\u00fc ileti\u015fim sorunlar\u0131 ya\u015fayan bir sa\u011f\u0131r &#8211; dilsizler toplulu\u011funa, s\u00f6zc\u00fck olu\u015fturma yetisinden t\u00fcm\u00fcyle yoksun bir toplulu\u011fa d\u00f6ner. Ayn\u0131 \u015fey bireyler i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Hi\u00e7 okumayan, az okuyan ya da yaln\u0131zca s\u00fcpr\u00fcnt\u00fc okuyan bir insan, engelli bir insand\u0131r: \u00c7ok konu\u015fabilir, ama az \u015fey s\u00f6yler, \u00e7\u00fcnk\u00fc s\u00f6z da\u011far\u0131 kendi kendini dile getirmeye yeterli de\u011fildir. Yaln\u0131zca s\u00f6zsel bir s\u0131n\u0131rl\u0131l\u0131k de\u011fildir bu. Ayn\u0131 zamanda zihinde ve d\u00fc\u015fg\u00fcc\u00fcnde bir s\u0131n\u0131rl\u0131l\u0131\u011f\u0131 da g\u00f6sterir. D\u00fc\u015f\u00fcnce yoksullu\u011fudur, \u00e7\u00fcnk\u00fc i\u00e7inde bulundu\u011fumuz durumun gizlerini kavramam\u0131z\u0131 olanakl\u0131 k\u0131lan d\u00fc\u015f\u00fcnceler ve kavramlar, s\u00f6zc\u00fcklerden ba\u011f\u0131ms\u0131z bir bi\u00e7imde var olmaz. D\u00fczg\u00fcn konu\u015fmay\u0131 iyi edebiyattan, yaln\u0131zca iyi edebiyattan \u00f6\u011freniriz. \u0130yi konu\u015fmak, dili zengin ve \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc bir bi\u00e7imde kullanabilmek i\u00e7in, d\u00fc\u015f\u00fcnmeye, \u00f6\u011fretmeye, \u00f6\u011frenmeye, s\u00f6yle\u015fmeye ve ayn\u0131 zamanda d\u00fc\u015fler ve fanteziler kurmaya, duyumsamaya daha iyi haz\u0131rl\u0131kl\u0131 olmak gerekir. S\u00f6zc\u00fckler, t\u00fcm eylemlerimizde, dille uzak yak\u0131n bir ilgisi yokmu\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnen eylemlerimizde bile, i\u00e7ten i\u00e7e yank\u0131lan\u0131r. Dil, edebiyat sayesinde, evrilip geli\u015ferek inceliklerin ve \u00fcsl\u00fbbun y\u00fcksek d\u00fczeylerine eri\u015ftik\u00e7e, insanlar\u0131n keyif alma olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 art\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\">Edebiyat, a\u015fk\u0131n, tutkunun ve cinselli\u011fin sanatsal yarat\u0131 niteli\u011fi edinmesine bile katk\u0131da bulunmu\u015ftur. Edebiyat olmasayd\u0131, erotizm olmazd\u0131. A\u015fk ve haz, daha yoksul olur, duyarl\u0131k ve incelikten yoksun kal\u0131r, edebiyattaki fantezilerin sundu\u011fu yo\u011funlu\u011fa eri\u015femezdi. Garcilaso, Petrarca, Gongora ya da Baudelaire okumu\u015f bir \u00e7iftin, hazz\u0131n de\u011ferini bilme ve hazz\u0131 ya\u015fama konusunda, televizyondaki baya\u011f\u0131 dizilerin aptala \u00e7evirdi\u011fi cahil insanlardan daha ileri olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek abart\u0131 say\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Okumas\u0131 yazmas\u0131 olmayan bir d\u00fcnyada, a\u015fk ve cinsel istek, hayvanlar\u0131n doyumunu sa\u011flayan \u015feylerden farks\u0131z olur, temel i\u00e7g\u00fcd\u00fclerin kabaca ger\u00e7ekle\u015ftirilmesinden \u00f6teye gidemezdi.<br \/>\n\u0130nsanlara, dilin i\u00e7erdi\u011fi ola\u011fan\u00fcst\u00fc zengin olanaklar\u0131 g\u00fcvenle ve beceriyle kullanmay\u0131 \u00f6\u011fretme i\u015finde, g\u00f6rsel &#8211; i\u015fitsel medya da edebiyat\u0131n yerini tutacak donan\u0131mda de\u011fildir. Tam tersine, g\u00f6rsel &#8211; i\u015fitsel medya, kendisinin ana dili olan g\u00f6r\u00fcnt\u00fclere a\u011f\u0131rl\u0131k vererek s\u00f6zc\u00fckleri ikincil d\u00fczeye d\u00fc\u015f\u00fcrmeye; dili, yaz\u0131l\u0131 boyutunun \u00e7ok uza\u011f\u0131nda, s\u00f6zel anlat\u0131mla s\u0131n\u0131rland\u0131rmaya yatk\u0131nd\u0131r. Bir filmi ya da bir televizyon program\u0131n\u0131 &#8220;edeb\u00ee&#8221; diye tan\u0131mlamak, s\u0131k\u0131c\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemenin kibarcas\u0131d\u0131r. Bu nedenle, radyo ya da televizyondaki edebiyat programlar\u0131 halka pek \u00e7ekici gelmez. Bilebildi\u011fim kadar\u0131yla, bu kurala uymayan tek \u00f6rnek, Fransa&#8217;da Bernard Pivot&#8217;nun Apostrophes adl\u0131 program\u0131yd\u0131. Bu da, bana, edebiyat\u0131n, dil konusunda tam bir bilgi ve ustal\u0131\u011fa ula\u015fmak i\u00e7in vazge\u00e7ilmez olmakla kalmad\u0131\u011f\u0131n\u0131; ayn\u0131 zamanda edebiyat\u0131n yazg\u0131s\u0131n\u0131n ayr\u0131lmaz bi\u00e7imde kitab\u0131n yazg\u0131s\u0131na, bir\u00e7oklar\u0131nca art\u0131k modas\u0131 ge\u00e7mi\u015f diye nitelenen o sanayi \u00fcr\u00fcn\u00fcn\u00fcn yazg\u0131s\u0131na ba\u011fland\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcr\u00fcyor.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><strong>Bilgisayar kitap olabilir mi?<\/strong><br \/>\nBuradan, Bill Gates&#8217;e gelece\u011fim. Bir s\u00fcre \u00f6nce Madrid&#8217;e gelen ve Microsoft&#8217;la ortak bir i\u015fe giri\u015fmi\u015f olan \u0130spanya Kraliyet Akademisi&#8217;ni ziyaret eden Gates, &#8220;\u00f1&#8221; harfinin bilgisayar yaz\u0131l\u0131m\u0131ndan hi\u00e7bir zaman \u00e7\u0131kart\u0131lmayaca\u011f\u0131 konusunda Akademi \u00fcyelerine g\u00fcvence verdi. Gates&#8217;in bu s\u00f6z\u00fc, be\u015f k\u0131tada \u0130spanyolca konu\u015fan d\u00f6rt y\u00fcz milyon insana rahat bir nefes ald\u0131rd\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc b\u00f6ylesine vazge\u00e7ilmez bir harfin siber alandan \u00e7\u0131kart\u0131lmas\u0131 \u00e7ok b\u00fcy\u00fck sorunlara yol a\u00e7acakt\u0131. Gates, Akademi&#8217;den ayr\u0131l\u0131rken d\u00fczenledi\u011fi bas\u0131n toplant\u0131s\u0131nda, en b\u00fcy\u00fck amac\u0131n\u0131 \u00f6lmeden ger\u00e7ekle\u015ftirece\u011fini umdu\u011funu a\u00e7\u0131klad\u0131. Bu ama\u00e7, k\u00e2\u011f\u0131da ve sonra da kitaplara son vermekti. Gates&#8217;e bak\u0131l\u0131rsa, kitaplar tarih s\u00fcr\u00e7mesine u\u011fram\u0131\u015f nesnelerdi. Bilgisayar ekranlar\u0131, bug\u00fcne dek yerine getirdi\u011fi t\u00fcm i\u015flevleriyle k\u00e2\u011f\u0131d\u0131n yerini tutabilirdi. Bilgisayarlar, daha az s\u0131k\u0131nt\u0131 vermelerinin yan\u0131 s\u0131ra daha az yer tutmakta ve daha kolay ta\u015f\u0131nabilmekteydi; ayr\u0131ca, haberlerin ve edebiyat\u0131n bu elektronik medya ile iletilip aktar\u0131lmas\u0131, \u00e7evre a\u00e7\u0131s\u0131ndan da yararl\u0131 olacak, ormanlar\u0131n yok edilmesine son verecek, b\u00f6ylece k\u00e2\u011f\u0131t sanayinin yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 bir bel\u00e2 ortadan kalkacakt\u0131. \u0130nsanlar okumay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrecekler, ama bilgisayar ekranlar\u0131nda okuyacaklard\u0131, bunun sonucunda da \u00e7evrede daha fazla klorofil olacakt\u0131.<br \/>\nBen, Gates&#8217;in bas\u0131n toplant\u0131s\u0131nda bulunmad\u0131m. Bu ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 gazetelerden \u00f6\u011frendim. Ama orada olsayd\u0131m, beni ve meslekta\u015flar\u0131m\u0131, kitap yazarlar\u0131n\u0131 hi\u00e7 utanmadan i\u015fsizler aras\u0131na g\u00f6ndermek niyetinde oldu\u011funu a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in Gates&#8217;i yuhalar; ortaya att\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015flere \u015fiddetle kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131m. Bilgisayar ekran\u0131, ger\u00e7ekten de b\u00fct\u00fcn y\u00f6nleriyle kitab\u0131n yerini tutabilir mi? Do\u011frusu, o kadar emin de\u011filim. \u0130nternet gibi yeni teknolojilerin ileti\u015fim ve bilginin payla\u015f\u0131lmas\u0131 gibi alanlarda ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fi b\u00fcy\u00fck devrimin b\u00fct\u00fcn\u00fcyle fark\u0131nday\u0131m; \u0130nternetin \u00e7al\u0131\u015fmamda bana sonsuz yararlar sa\u011flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 itiraf ediyorum; ama bu ola\u011fan\u00fcst\u00fc kolayl\u0131klara duydu\u011fum g\u00f6n\u00fcl borcundan dolay\u0131 da, elektronik ekran\u0131n k\u00e2\u011f\u0131d\u0131n yerini ya da bilgisayarda okuman\u0131n edebiyat yap\u0131tlar\u0131n\u0131 okuman\u0131n yerini tutabilece\u011fine inanacak de\u011filim. Kitap okuman\u0131n mahremiyetinde, zihinsel yo\u011funlu\u011funda ve ruhsal yal\u0131t\u0131m\u0131nda d\u00fc\u015flerden ve s\u00f6zc\u00fcklerden ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z hazz\u0131 bilgisayar ekran\u0131nda da alabilece\u011fimizi kabul edemem.<br \/>\nBu, belki de, pratiksizlikten ve edebiyat\u0131 \u00e7ok uzun zamand\u0131r kitaplar ve k\u00e2\u011f\u0131tlarla bir tutmaktan kaynaklanan bir \u00f6nyarg\u0131d\u0131r. Ama d\u00fcnyada olup biteni \u00f6\u011frenmek i\u00e7in \u0130nternette gezinmekten ho\u015flansam bile, Gongora&#8217;n\u0131n bir \u015fiirini, Onetti&#8217;nin bir roman\u0131n\u0131 ya da Paz&#8217;\u0131n bir denemesini ekranda okumaya kalk\u0131\u015fmam, \u00e7\u00fcnk\u00fc b\u00f6yle bir okuman\u0131n etkisinin ayn\u0131 olmayaca\u011f\u0131ndan eminim. Ger\u00e7i kan\u0131tlayamayabilirim, ama kitab\u0131n ortadan kalkmas\u0131yla birlikte edebiyat\u0131n \u00e7ok a\u011f\u0131r bir darbe, \u00f6l\u00fcmc\u00fcl bir darbe yiyece\u011fi kan\u0131s\u0131nday\u0131m.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><em>Devam\u0131 \u00f6n\u00fcm\u00fczdeki say\u0131da Llosa&#8217;n\u0131n bu yaz\u0131s\u0131, ilk kez, ABD&#8217;de The New Republic gazetesinde \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/em><\/p>\n<p style=\"text-align: left\" align=\"center\"><strong>Edebiyat Ne \u0130\u015fe Yarar? &#8211; II<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><strong>Llosa&#8217;n\u0131n iyi bir gelecek i\u00e7in ne edebiyat\u0131n kadar vazge\u00e7ilmez oldu\u011funu anlatan yaz\u0131s\u0131n\u0131n ilk b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc ge\u00e7en hafta yay\u0131nlam\u0131\u015ft\u0131k. Yazar, bu haftaki b\u00f6l\u00fcmde edebiyats\u0131z bir d\u00fcnyan\u0131n nas\u0131l karabasana d\u00f6n\u00fc\u015fece\u011fini aktar\u0131yor<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: left\">Edebiyat\u0131n, uluslar\u0131n hayat\u0131nda \u00f6nemli bir yeri oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmemiz i\u00e7in bir neden daha var. Tarihsel de\u011fi\u015fimin ger\u00e7ek motoru ve \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn en iyi koruyucusu olan ele\u015ftirel d\u00fc\u015f\u00fcnce, edebiyat olmadan, onulmaz bir yara alacakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc nitelikli edebiyat yap\u0131tlar\u0131n\u0131n t\u00fcm\u00fc de radikaldir ve i\u00e7inde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m\u0131z d\u00fcnyayla ilgili radikal sorular atarlar ortaya. B\u00fcy\u00fck edebiyat metinlerinin t\u00fcm\u00fcnde, \u00e7o\u011fu zaman yazarlar\u0131n\u0131n b\u00f6yle bir niyeti olmaks\u0131z\u0131n, bir ayart\u0131c\u0131l\u0131k vard\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\">Edebiyat, yazg\u0131lar\u0131na boyun e\u011fen, ya\u015fad\u0131klar\u0131 hayattan ho\u015fnut olan insanlara hi\u00e7bir \u015fey s\u00f6ylemez. Edebiyat, asi ruhu besler, uzla\u015fmazl\u0131k yayar; hayatta \u00e7ok fazla \u015feyi ya da \u00e7ok az \u015feyi olanlar\u0131n s\u0131\u011f\u0131na\u011f\u0131d\u0131r. \u0130nsan, mutsuz olmamak ve b\u00fct\u00fcnlenmek i\u00e7in edebiyata s\u0131\u011f\u0131n\u0131r. La Mancha k\u0131rlar\u0131nda kemik torbas\u0131 Rosinante ve \u015fa\u015fk\u0131n \u015e\u00f6valye&#8217;yle birlikte at s\u00fcrmek, Kaptan Ahab&#8217;la birlikte bir balinan\u0131n s\u0131rt\u0131nda denizlere a\u00e7\u0131lmak, Emma Bovary ile birlikte arsenik i\u00e7mek, Gregor Samsa&#8217;yla birlikte b\u00f6ce\u011fe d\u00f6n\u00fc\u015fmek: B\u00fct\u00fcn bunlar, kendimizi bu adaletsiz hayat\u0131n, benli\u011fimizi saran bir\u00e7ok \u00f6zlemi dindirebilmek i\u00e7in bir\u00e7ok farkl\u0131 insan olmak istememize kar\u015f\u0131n bizi hep ayn\u0131 insan olmaya zorlayan hayat\u0131n yanl\u0131\u015flar\u0131ndan ve dayatmalar\u0131ndan ar\u0131nmak amac\u0131yla icat etti\u011fimiz yollard\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><strong>Edebiyat \u00f6l\u00fcms\u00fczle\u015ftirir<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: left\">Edebiyat, bu can al\u0131c\u0131 doyumsuzlu\u011fu yaln\u0131zca ge\u00e7ici olarak dindirir; ama bu mucizev\u00ee anda, hayat\u0131n bu ge\u00e7ici ask\u0131ya al\u0131n\u0131\u015f\u0131nda, edeb\u00ee yan\u0131lsama bizi al\u0131p tarihin d\u0131\u015f\u0131na ta\u015f\u0131r, bizi zaman d\u0131\u015f\u0131 bir \u00fclkenin yurtta\u015flar\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcr ve b\u00f6ylece \u00f6l\u00fcms\u00fczle\u015ftirir. S\u0131radan hayat\u0131n dayat\u0131lm\u0131\u015f tekd\u00fczeli\u011finde oldu\u011fumuzdan daha g\u00fc\u00e7l\u00fc, daha zengin, daha karma\u015f\u0131k, daha mutlu ve daha duru oluruz. Kitab\u0131 kapay\u0131p edebiyat\u0131n yan\u0131lsamas\u0131ndan \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, ger\u00e7ek hayata d\u00f6ner, onu az \u00f6nce ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z o g\u00fczelim \u00fclkeyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131r ve b\u00fcy\u00fck bir d\u00fc\u015f k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011frar\u0131z! Ama ayn\u0131 zamanda m\u00fcthi\u015f bir \u015feyin de fark\u0131na var\u0131r\u0131z: Romandaki fantastik hayat, kendimizdeyken ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m\u0131z hayattan, i\u00e7inde bulundu\u011fumuz durumun s\u0131n\u0131rlar\u0131 ve s\u0131k\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131 taraf\u0131ndan ko\u015fulland\u0131r\u0131lan bir hayattan daha iyidir, daha g\u00fczel, daha renkli, daha kapsaml\u0131 ve daha yetkindir. Dolay\u0131s\u0131yla, iyi edebiyat, ger\u00e7ek edebiyat, her zaman y\u0131k\u0131c\u0131, boyun e\u011fmez ve asidir: Var olana bir meydan okumad\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\">&#8216;Sava\u015f ve Bar\u0131\u015f&#8217;\u0131 ya da &#8216;Kay\u0131p Zaman\u0131n \u0130zinde&#8217;yi okuduktan ve sa\u00e7masapan ayr\u0131nt\u0131lardan, ortal\u0131kta kol gezen ve ad\u0131m ba\u015f\u0131 d\u00fc\u015flerimizi yerle bir eden s\u0131n\u0131rlamalar ve yasaklamalardan olu\u015fan d\u00fcnyam\u0131za geri d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fczde, kendimizi aldat\u0131lm\u0131\u015f hissetmez miyiz? K\u00fclt\u00fcr\u00fcn s\u00fcreklili\u011fini sa\u011flamas\u0131 ve dili zenginle\u015ftirmesinin de \u00f6tesinde, edebiyat\u0131n, insanl\u0131\u011f\u0131n ilerlemesine en b\u00fcy\u00fck katk\u0131s\u0131, belki de, (\u00e7o\u011fu zaman fark\u0131nda olmadan) bu d\u00fcnyan\u0131n d\u00fczeninin bozuk oldu\u011funu; bunun tersini ileri s\u00fcrenlerin, g\u00fc\u00e7l\u00fclerle talihlilerin yalan s\u00f6ylediklerini; d\u00fcnyan\u0131n d\u00fczeltilebilece\u011fini, d\u00fc\u015f g\u00fcc\u00fcm\u00fcz\u00fcn ve dilimizin yaratabilece\u011fi d\u00fcnyalara daha yak\u0131n k\u0131l\u0131nabilece\u011fini bize an\u0131msatmas\u0131d\u0131r. \u00d6zg\u00fcr ve demokratik bir toplum, ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m\u0131z d\u00fcnyay\u0131 durmadan incelemek, gittik\u00e7e daha olanaks\u0131z bir g\u00f6rev haline gelse de, ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m\u0131z d\u00fcnyay\u0131 ya\u015famak istedi\u011fimiz d\u00fcnyaya daha yak\u0131n k\u0131lmaya \u00e7al\u0131\u015fmak gerekti\u011finin bilincinde olan, sorumlu ve ele\u015ftirici yurtta\u015flardan olu\u015fur. Ve hayat\u0131n doyumsuzlu\u011funu k\u0131\u015ft\u0131rman\u0131n; y\u00f6netenlerin y\u00f6nlendiremeyece\u011fi, s\u00fcrekli bir ruhsal devingenlik ve canl\u0131 bir d\u00fc\u015fg\u00fcc\u00fcyle donat\u0131lm\u0131\u015f, ele\u015ftirici ve ba\u011f\u0131ms\u0131z yurtta\u015flar olu\u015fturman\u0131n, iyi edebiyat okumaktan daha iyi bir yolu yoktur.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><strong>\u00d6nce bireyleri etkiler<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: left\">Gene de, okurun bilincini d\u00fcnyan\u0131n kusurlar\u0131na kar\u015f\u0131 duyarl\u0131 k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in edebiyat\u0131 ayart\u0131c\u0131 diye nitelemek, sans\u00fcr uygulayan kiliseler ve h\u00fck\u00fcmetlerin sand\u0131\u011f\u0131 gibi, edebiyat metinlerinin do\u011frudan toplumsal ayaklanmalara yol a\u00e7aca\u011f\u0131 ya da devrimleri h\u0131zland\u0131raca\u011f\u0131 anlam\u0131na gelmez. Bir \u015fiirin, bir oyunun ya da bir roman\u0131n toplumsal ve siyasal etkileri \u00f6nceden kestirilemez, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u015fiir, oyun ya da roman ortakla\u015fa yarat\u0131lmaz ya da ortakla\u015fa ya\u015fanmaz. Yazd\u0131klar\u0131ndan ya da okuduklar\u0131ndan \u00e7ok farkl\u0131 sonu\u00e7lar \u00e7\u0131karan bireyler taraf\u0131ndan yarat\u0131l\u0131r ve okunurlar. Bu nedenle, \u015fa\u015fmaz \u015fablonlar belirlemek zor, hatta olanaks\u0131zd\u0131r. Dahas\u0131, bir edebiyat yap\u0131t\u0131n\u0131n toplumsal sonu\u00e7lar\u0131n\u0131n, onun estetik niteli\u011fiyle pek az ilgisi olabilir. Harriet Beecher Stowe&#8217;un orta karar bir roman\u0131n\u0131n, ABD&#8217;de k\u00f6leli\u011fin korkun\u00e7lu\u011funa ili\u015fkin toplumsal ve siyasal bilincin uyand\u0131r\u0131lmas\u0131nda belirleyici bir rol oynad\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenir. Edebiyat\u0131n bu t\u00fcr etkilerinin saptanmas\u0131n\u0131n zorlu\u011fu, bu etkilerin var olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermez. \u00d6nemli olan, bunlar\u0131n, ki\u015filikleri bir \u00f6l\u00e7\u00fcde kitaplar taraf\u0131ndan olu\u015fturulmu\u015f yurtta\u015flar\u0131n eylemleriyle ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f etkiler olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\">\u0130yi edebiyat, insanlar\u0131n doyumsuzlu\u011funu ge\u00e7ici olarak giderirken, asl\u0131nda, hayata kar\u015f\u0131 ele\u015ftirel ve uzla\u015fmaz bir tutum geli\u015ftirerek o doyumsuzlu\u011fu, o yetinmezli\u011fi art\u0131r\u0131r. Edebiyat\u0131n, insanlar\u0131, mutsuz k\u0131lmaya daha yatk\u0131n oldu\u011fu bile s\u00f6ylenebilir. Doyumsuz olarak ya\u015famak, hayatla sava\u015f halinde ya\u015famak, kendini bo\u015funa sava\u015flar vermeye mahk\u00fbm etmek demektir; t\u0131pk\u0131, &#8216;Y\u00fcz Y\u0131ll\u0131k Yaln\u0131zl\u0131k&#8217;ta Albay Aureliano Buendia&#8217;n\u0131n kaybedece\u011fini bile bile bir s\u00fcr\u00fc sava\u015f vermesi gibi. B\u00fct\u00fcn bunlar do\u011fru olabilir. Ama hayat\u0131n s\u0131radanl\u0131\u011f\u0131na ve sefilli\u011fine ba\u015fkald\u0131rmasayd\u0131k, h\u00e2l\u00e2 ilkel bir durumda ya\u015f\u0131yor olurduk, tarih durmu\u015f olurdu. \u00d6yle bir durumda, ba\u011f\u0131ms\u0131z birey yarat\u0131lmam\u0131\u015f, bilim ve teknoloji geli\u015fmemi\u015f, insan haklar\u0131 tan\u0131nmam\u0131\u015f, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck var olmam\u0131\u015f olurdu. B\u00fct\u00fcn bunlar, mutsuzluktan, yetersiz ve dayan\u0131lmaz bulunan bir hayata meydan okumalardan do\u011fmu\u015ftur. Edebiyat, \u015f\u00f6valye romanlar\u0131 okuya okuya akl\u0131n\u0131 ka\u00e7\u0131ran Don Ki\u015fot&#8217; un \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131\u011f\u0131yla ara\u015ft\u0131ran, s\u0131radan hayatla yetinmeyen ruhu az k\u0131\u015fk\u0131rtmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><strong>Edebiyat\u0131n olmad\u0131\u011f\u0131 bir d\u00fcnya<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: left\">Bir an i\u00e7in, tarihi d\u00fc\u015fsel olarak yeniden kural\u0131m. Edebiyat\u0131n olmad\u0131\u011f\u0131, insanlar\u0131n \u015fiir ya da roman okumam\u0131\u015f oldu\u011fu bir d\u00fcnya d\u00fc\u015f\u00fcnelim. G\u00fcd\u00fck kalm\u0131\u015f s\u00f6z da\u011far\u0131nda homurtular\u0131n ve maymunsu seslerin s\u00f6zc\u00fcklere a\u011f\u0131r bast\u0131\u011f\u0131 bu t\u00fcr bir k\u00f6relmi\u015f uygarl\u0131kta baz\u0131 s\u0131fatlar olmayacak ve bu s\u0131fatlar aras\u0131nda, hepsi de edebiyat k\u00f6kenli olan Don Ki\u015fot&#8217;vari, Kafka&#8217;vari, Rabelais&#8217;vari, Orwell&#8217;vari, sadist ve mazo\u015fist de bulunacakt\u0131. Hi\u00e7 ku\u015fkusuz, akl\u0131n\u0131 ka\u00e7\u0131rm\u0131\u015f insanlar, paranoyaklar, a\u00e7g\u00f6zl\u00fcler ve g\u00f6z\u00fc d\u00f6nm\u00fc\u015fler, ac\u0131 vermekten ve ac\u0131 \u00e7ekmekten zevk alan iki ayakl\u0131 hayvanlar gene olacakt\u0131. Ama, k\u00fclt\u00fcr\u00fcm\u00fcz\u00fcn normlar\u0131 taraf\u0131ndan engellenen bu davran\u0131\u015f a\u015f\u0131r\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131n ard\u0131nda, insanl\u0131k durumunun temel \u00f6zelliklerini g\u00f6rmeyi \u00f6\u011frenmemi\u015f olacakt\u0131k. Cervantes, Kafka, Rabelais, Orwel, Marquis de Sade ve Sacher &#8211; Masoch&#8217;un yeteneklerinin \u00f6n\u00fcm\u00fcze serdi\u011fi kendi \u00f6zelliklerimizi ke\u015ffetmemi\u015f olacakt\u0131k.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\">La Mancha&#8217;l\u0131 Yarat\u0131c\u0131 Asilzade Don Ki\u015fot yay\u0131mland\u0131\u011f\u0131 zaman, roman\u0131 ilk okuyanlar, hem bu hayalperest \u015f\u00f6valyeyle, hem de roman\u0131n \u00f6teki ki\u015fileriyle alay etmi\u015flerdi. Bug\u00fcn, bu h\u00fcz\u00fcnl\u00fc \u015f\u00f6valyenin, yelde\u011firmenlerini de\u011fil devleri g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcnde diretmesinin ve sa\u00e7masapan g\u00f6r\u00fcnen davran\u0131\u015flarda bulunmas\u0131n\u0131n, asl\u0131nda c\u00f6mertli\u011fin en y\u00fcksek bi\u00e7imi ve bu d\u00fcnyan\u0131n sefilli\u011fine kar\u015f\u0131 onu de\u011fi\u015ftirme umuduyla sesini y\u00fckseltmenin bir yolu oldu\u011funu biliyoruz. \u0130deal ve idealizme ili\u015fkin, olumlu ahl\u00e2ksal yananlamlarla y\u00fckl\u00fc kavramlar\u0131m\u0131z, Cervantes&#8217;in dehas\u0131n\u0131n inand\u0131r\u0131c\u0131 g\u00fcc\u00fc arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla bir roman\u0131n kahraman\u0131nda cisimle\u015fmemi\u015f olsalard\u0131, \u015fimdi olduklar\u0131 gibi, a\u00e7\u0131k se\u00e7ik ve sayg\u0131n de\u011ferler olmayacaklard\u0131. Ayn\u0131 \u015fey, romanlardan \u00f6\u011frendi\u011fi tutkulu ve g\u00f6rkemli hayat\u0131 ya\u015famak i\u00e7in var g\u00fcc\u00fcyle sava\u015fan o k\u00fc\u00e7\u00fck ve pragmatik di\u015fi Don Ki\u015fot, yani Emma Bovary i\u00e7in de s\u00f6ylenebilir. Emma Bovary, bir kelebek gibi, aleve fazla yakla\u015fm\u0131\u015f ve ate\u015fte yanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><strong>B\u00fcy\u00fck yarat\u0131c\u0131lar\u0131n k\u0131lavuzlu\u011fu <\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: left\">Edebiyat\u0131n b\u00fct\u00fcn b\u00fcy\u00fck yarat\u0131c\u0131lar\u0131n\u0131n bulu\u015flar\u0131, kendi durumumuzun bilinmeyen y\u00f6nlerini g\u00f6rmemizi sa\u011flar. \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n ortak derinliklerini ke\u015ffetmemizi ve daha eksiksiz anlamam\u0131z\u0131 olanakl\u0131 k\u0131lar. &#8220;Borges&#8217;vari&#8221; dendi\u011fi zaman, ger\u00e7ekli\u011fin mant\u0131kl\u0131 d\u00fczeninden uzakla\u015f\u0131r, fantastik bir evrene gireriz; nerdeyse ba\u015ftan sona dolamba\u00e7l\u0131 ve gizemli bir evrendir bu; ki\u015fili\u011fimizin yaln\u0131zca Jorge Luis Borges&#8217;in edeb\u00ee yarat\u0131s\u0131nda bi\u00e7im bulmu\u015f gizli tutkular\u0131n\u0131 ve sakl\u0131 ger\u00e7eklerini tan\u0131d\u0131\u011f\u0131m\u0131z i\u00e7in benzersizlikleri bize hi\u00e7 de yabanc\u0131 olmayan edeb\u00ee g\u00f6ndermeler ve an\u0131\u015ft\u0131rmalarla dolu, \u00f6zenli ve zarif bir evrendir. Akl\u0131m\u0131za ne zaman &#8220;Kafka&#8217;vari&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc gelse, modern d\u00fcnyada onca ac\u0131 ve haks\u0131zl\u0131\u011fa yol a\u00e7m\u0131\u015f iktidar\u0131n bask\u0131 ayg\u0131tlar\u0131n\u0131n &#8211; otoriter rejimler, tepeden inmeci partiler, ho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fcz kiliseler, bo\u011fucu b\u00fcrokratlar &#8211; tehdidi alt\u0131ndaki savunmas\u0131z bireyler gibi hissederiz kendimizi. Almanca yazan ve hep tetikte ya\u015fam\u0131\u015f olan bu cehennem azaplar\u0131 \u00e7ekmi\u015f Pragl\u0131 Yahudinin k\u0131sa \u00f6yk\u00fcleri ve romanlar\u0131 olmasayd\u0131, d\u00f6rt bir yan\u0131 saran kudretli devletlerin kar\u015f\u0131s\u0131ndaki birba\u015f\u0131na bireyin kap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 umars\u0131zl\u0131\u011f\u0131, ezilen ve ayr\u0131mc\u0131l\u0131\u011fa u\u011frayan az\u0131nl\u0131klar\u0131n duydu\u011fu deh\u015feti anlayamazd\u0131k. &#8220;Kafka&#8217;vari&#8221;nin yak\u0131n akrabas\u0131 &#8220;Orwell&#8217;vari&#8221; s\u0131fat\u0131, toplum \u00fcyelerinin davran\u0131\u015f ve ruhlar\u0131n\u0131 en becerikli, en ac\u0131mas\u0131z ve en kat\u0131ks\u0131z bi\u00e7imde denetleyen yirminci y\u00fczy\u0131l\u0131n totaliter diktat\u00f6rl\u00fcklerince yarat\u0131lm\u0131\u015f olan o korkun\u00e7 ac\u0131y\u0131, a\u015f\u0131r\u0131 anlams\u0131zl\u0131k duygusunu dile getirir. George Orwell, 1948 y\u0131l\u0131nda, ter\u00f6r ve teknolojiyi ustal\u0131kla kayna\u015ft\u0131rarak \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc, kendili\u011findenli\u011fi ve e\u015fitli\u011fi yok etmi\u015f ve toplumu bir otomatlar s\u00fcr\u00fcs\u00fcne \u00e7evirmi\u015f olan B\u00fcy\u00fck A\u011fabey&#8217;e, o mutlak h\u00fck\u00fcmdara boyun e\u011fmi\u015f insanl\u0131\u011f\u0131 olanca so\u011fuklu\u011fu ve \u00fcrk\u00fcn\u00e7l\u00fc\u011f\u00fcyle anlatm\u0131\u015ft\u0131. Bu karabasandan farks\u0131z d\u00fcnyada, dil de iktidara boyun e\u011fmi\u015f, t\u00fcm yarat\u0131c\u0131l\u0131klardan ve \u00f6znelliklerden ar\u0131nd\u0131r\u0131larak, bireyin sisteme k\u00f6leli\u011fini g\u00fcvence alt\u0131na alan birtak\u0131m yavanl\u0131klara d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ger\u00e7i 1984 roman\u0131ndaki u\u011fursuz kehanet ger\u00e7ek olmad\u0131; Sovyetler Birli\u011fi&#8217;ndeki totaliter kom\u00fcnizm, Almanya ve ba\u015fka \u00fclkelerdeki totaliter fa\u015fizmin yan\u0131n\u0131 boylad\u0131, hemen ard\u0131ndan \u00c7in&#8217;de ve anakronik K\u00fcba ile Kuzey Kore&#8217;de gerilemeye y\u00fcz tuttu. Ama gene de, tehlike t\u00fcmden giderilmi\u015f de\u011fil; &#8220;Orwell&#8217;vari&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc, tehlikeyi tan\u0131mlamaya ve tehlikeyi kavramam\u0131z\u0131 sa\u011flamaya devam ediyor.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><strong>S\u0131rlar\u0131 ortaya d\u00f6ken metinler<\/strong><\/p>\n<p style=\"text-align: left\">G\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz gibi, edebiyat\u0131n ger\u00e7ekd\u0131\u015f\u0131l\u0131klar\u0131, edebiyat\u0131n yalanlar\u0131, ayn\u0131 zamanda en gizli insan ger\u00e7ekliklerinin kavranmas\u0131na yar\u0131yor. Edebiyat\u0131n a\u00e7\u0131\u011fa vurdu\u011fu ger\u00e7ekler, her zaman o kadar i\u00e7 a\u00e7\u0131c\u0131 de\u011fil; bazen, romanlar\u0131n ve \u015fiirlerin aynas\u0131na yans\u0131yan imgemiz, bir canavar\u0131n imgesi. Marquis de Sade&#8217;\u0131n d\u00fc\u015fledi\u011fi deh\u015fet verici cinsel kasapl\u0131klar\u0131 ya da Sacher &#8211; Masoch ve Bataille&#8217;\u0131n l\u00e2netli kitaplar\u0131ndaki k\u0131y\u0131mlar\u0131 ve yaban\u0131l kurbanl\u0131klar\u0131 okudu\u011fumuz<\/p>\n<p style=\"text-align: left\">zaman, aynadaki canavar imgesini daha iyi g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Manzara bazen o kadar i\u011fren\u00e7 ve \u00fcrk\u00fcn\u00e7t\u00fcr ki, dayan\u0131lmaz olur. Gene de, bu kitaplarda anlat\u0131lanlar\u0131n en k\u00f6t\u00fc yan\u0131 kan, a\u015fa\u011f\u0131lama ve kahrolas\u0131 i\u015fkence tutkusu de\u011fildir; en k\u00f6t\u00fcs\u00fc, bu \u015fiddet ve a\u015f\u0131r\u0131l\u0131\u011f\u0131n bize yabanc\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, bunlar\u0131n insanl\u0131\u011f\u0131n derinlerde yatan bir par\u00e7as\u0131 oldu\u011funu ke\u015ffetmemizdir. Bu sald\u0131rgan canavarlar, varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n en sakl\u0131 oyuklar\u0131nda gizlidirler; ya\u015fad\u0131klar\u0131 karanl\u0131\u011f\u0131n i\u00e7inde, kendilerini g\u00f6stermek, ussall\u0131\u011f\u0131, bir arada ya\u015famay\u0131, dahas\u0131 hayat\u0131 yok eden azg\u0131n iste\u011fin saltanat\u0131n\u0131 dayatmak i\u00e7in uygun bir f\u0131rsat kollarlar. Ne var ki, insan zihninin bu karanl\u0131k k\u00f6\u015felerine ilk giren, insan zihnini bi\u00e7imlendiren bu gizli g\u00fcc\u00fcn y\u0131k\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ilk ke\u015ffeden, bilim olmam\u0131\u015ft\u0131r. Bu ke\u015ffi edebiyata bor\u00e7luyuz. Edebiyats\u0131z bir d\u00fcnya, ivedilikle g\u00f6rmemiz gereken bu korkun\u00e7 derinlikleri do\u011fru d\u00fcr\u00fcst g\u00f6remezdi.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\">Uygarl\u0131ktan nasibini almam\u0131\u015f, barbarl\u0131\u011f\u0131n bask\u0131n \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131, duyarl\u0131ktan yoksun, s\u00f6z fukaras\u0131, cehaletin kol gezdi\u011fi, salt i\u00e7g\u00fcd\u00fcleriyle davranan, tutkuyu ve sevmeyi bilmeyen bu edebiyats\u0131z d\u00fcnyan\u0131n, burada resmetmeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m bu karabasan\u0131n ba\u015fl\u0131ca \u00f6zellikleri, insanl\u0131\u011f\u0131n g\u00fc\u00e7 ve iktidarla uzla\u015fmas\u0131 ve ona boyun e\u011fmesi olurdu. Yaln\u0131zca var olma sava\u015f\u0131m\u0131, bilinmeyenin verdi\u011fi korku ve bedensel gereksinimlerin kar\u015f\u0131lanmas\u0131ndan olu\u015fan bu hayat\u0131n g\u00fcndelik uygulamalar\u0131n\u0131 temel i\u00e7g\u00fcd\u00fcler belirlerdi. B\u00f6yle bir d\u00fcnyada ruha yer olmazd\u0131. Dahas\u0131, b\u00f6yle bir d\u00fcnya, hayat\u0131n katlan\u0131lmaz tekd\u00fczeli\u011fiyle de kalmaz, insan hayat\u0131n\u0131n ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc olamayaca\u011f\u0131, hep b\u00f6yle kalaca\u011f\u0131, bunu hi\u00e7 kimsenin ve hi\u00e7bir \u015feyin de\u011fi\u015ftiremeyece\u011fi duygusundan kaynaklanan kopkoyu bir karamsarl\u0131\u011f\u0131n boyunduru\u011funa girerdi.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\">\u0130nsan b\u00f6yle bir d\u00fcnyay\u0131 kafas\u0131nda canland\u0131r\u0131rken, g\u00f6z\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcne, Latin Amerika&#8217;da, Okyanusya&#8217;da ve Afrika&#8217;da \u00e7a\u011fda\u015fl\u0131\u011f\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda ya\u015fayan, \u00e7aputlara b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f ilkeller, k\u00fc\u00e7\u00fck b\u00fcy\u00fck din topluluklar\u0131 geliyor. Ama benim kafam, bir ba\u015fka sakatl\u0131\u011fa tak\u0131l\u0131yor: S\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fim karabasan, az geli\u015fmi\u015fli\u011fin de\u011fil, \u00e7ok geli\u015fmi\u015fli\u011fin sonucu. Teknolojinin ve ona k\u00f6lece boyun e\u011fi\u015fimizin sonucu olarak, bizi bilgisayar ekranlar\u0131ndan ge\u00e7ilmeyen ve kitaplar\u0131n bulunmad\u0131\u011f\u0131 bir toplumun ya da fizik \u00e7a\u011f\u0131nda simya nas\u0131l bir konumda ise kitaplar\u0131n, yani edebiyat yap\u0131tlar\u0131n\u0131n da o konumda oldu\u011fu, ba\u015fka bir deyi\u015fle kitaplar\u0131n,<\/p>\n<p style=\"text-align: left\">medya uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n yeralt\u0131 g\u00f6m\u00fctlerinde nevrozlu bir az\u0131nl\u0131\u011f\u0131n u\u011fra\u015ft\u0131\u011f\u0131 arkaik bir meraka d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc bir toplumun bekledi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnebiliriz. Korkar\u0131m, bu sibernetik d\u00fcnya, refah\u0131na ve g\u00fcc\u00fcne, ya\u015fam d\u00fczeyinin y\u00fcksekli\u011fi ve bilimsel ba\u015far\u0131lar\u0131na kar\u015f\u0131n, edebiyat-sonras\u0131 d\u00f6nemin \u00f6zg\u00fcrl\u00fckten umudunu kesmi\u015f otomatlar\u0131ndan olu\u015fan, teslim bayra\u011f\u0131n\u0131 \u00e7ekmi\u015f bir insanl\u0131\u011f\u0131n uygarl\u0131ks\u0131z ve alabildi\u011fine ruhsuz d\u00fcnyas\u0131 olurdu.<\/p>\n<p style=\"text-align: left\">Bu \u00fcrk\u00fcn\u00e7 \u00fctopyan\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesi, ku\u015fkusuz, pek yak\u0131n bir olas\u0131l\u0131k de\u011fildir. \u0130nsanl\u0131k \u00f6yk\u00fcs\u00fcn\u00fcn sonu, tarihin sonu hen\u00fcz yaz\u0131lmad\u0131, \u00f6nceden belirlenmi\u015f de de\u011fil. Ne olaca\u011f\u0131m\u0131z, t\u00fcm\u00fcyle bizim vizyonumuza ve irademize ba\u011fl\u0131. Ama d\u00fc\u015fg\u00fcc\u00fcm\u00fcz\u00fcn yoksulla\u015fmas\u0131n\u0131, duyarl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 ar\u0131t\u0131p incelten, bize daha g\u00fczel ve \u00f6zenli konu\u015fmay\u0131 \u00f6\u011freten yetinmezli\u011fin yok olmas\u0131n\u0131, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz\u00fcn g\u00fc\u00e7s\u00fczle\u015fmesini \u00f6nlemek istiyorsak, harekete ge\u00e7meliyiz. Daha a\u00e7\u0131k se\u00e7ik s\u00f6ylemek gerekirse, kitap okumal\u0131y\u0131z.\u201d<\/p>\n<p style=\"text-align: left\"><em>Mario Vargas Llosa&#8217;n\u0131n bu yaz\u0131s\u0131, ilk kez, ABD&#8217;de yay\u0131mlanan The New Republic gazetesinde \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/em><\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Edebiyat Ne \u0130\u015fe Yarar? &#8211; I Mario Vargas LLOSA \u00c7eviren: Cel\u00e2l \u00dcster 8\/07\/2001Radikal Kitap Eki &#8220;Kitap okumayan, edebiyata el s\u00fcrmemi\u015f bir insanl\u0131k, kaba ve ilkel dili y\u00fcz\u00fcnden \u00fcrk\u00fct\u00fcc\u00fc ileti\u015fim sorunlar\u0131 ya\u015fayan bir sa\u011f\u0131r-dilsizler toplulu\u011funa d\u00f6ner. Ayn\u0131 \u015fey bireyler i\u00e7in de &hellip; <a href=\"https:\/\/blog.metu.edu.tr\/korkuyu\/yazilar\/44-2\/\">Okumaya devam et <span class=\"meta-nav\">&rarr;<\/span><\/a><\/p>\n","protected":false},"author":785,"featured_media":0,"parent":42,"menu_order":0,"comment_status":"open","ping_status":"open","template":"showcase.php","meta":{"footnotes":"","_links_to":"","_links_to_target":""},"class_list":["post-44","page","type-page","status-publish","hentry"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/blog.metu.edu.tr\/korkuyu\/wp-json\/wp\/v2\/pages\/44","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/blog.metu.edu.tr\/korkuyu\/wp-json\/wp\/v2\/pages"}],"about":[{"href":"https:\/\/blog.metu.edu.tr\/korkuyu\/wp-json\/wp\/v2\/types\/page"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/blog.metu.edu.tr\/korkuyu\/wp-json\/wp\/v2\/users\/785"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/blog.metu.edu.tr\/korkuyu\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=44"}],"version-history":[{"count":0,"href":"https:\/\/blog.metu.edu.tr\/korkuyu\/wp-json\/wp\/v2\/pages\/44\/revisions"}],"up":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/blog.metu.edu.tr\/korkuyu\/wp-json\/wp\/v2\/pages\/42"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/blog.metu.edu.tr\/korkuyu\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=44"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}