SSS

 

    • Bu proje neden geleneksel bir ansiklopedi gibi tasarlanmadı?
    • Ülkemizde geleneksel ansiklopedi ifadesinden ne anlaşıldığından emin değiliz. Ama bize bazen şöyle denmektedir: “Ansiklopedi maddeleri sadece literatürü derlemeli ve tartışmalı yorumları içermemelidir.” Fakat bu cümlenin kendisi aslında geleneksel ansiklopedi fikrinin temel bir öğesi olarak sunuluyorsa tartışmalıdır. Ansiklopedinin ne olduğuna dair bu özet cümle son derece öznel  bir yargıdır. Gezegenimizde sayısız ansiklopedi basılmıştır. Tarihi yüzyıllar öncesine dayanır. Nedir bir ansiklopedi? TDK tanımı: “Belli bir yönteme göre düzenlenen, bilim, sanat ve uğraş dallarının tüm bilgilerini ayrıntılı olarak bir arada bulunduran, genellikle birkaç ciltten oluşan kitap, bilgilik.”
      1. Bizimkisi belirli bir akademik disiplin (“Felsefe”) için hazırlanmış bir ansiklopedidir. Bu amaç birçok değişik biçimde gerçekleştirilebilir ve ayrıca zaten öyle yapılmaktadır.
    • Teknolojinin gelişimi ile ansiklopedilerin içeriği ve kapsamı yani tanımı değişmektedir. Bizim evlerimizde olan bildik ve temel tanımlardan oluşan ansiklopediler, bilgisayarların gücü ve internetin yaygınlaşması sonucu son derece büyük bir içerik genişlemesi yaşamıştır. Örnek olsun,  Encyclopædia Britannica Academic Edition denilen Online Ansiklopedi, bizim çoğumuzun çocukluğunda evlerinde bulundurduğu Temel Britannica adlı basılı ve çok-ciltli ansiklopedinin çok gelişmiş ve akademiye uyarlanmış online versiyonudur. Bu linke tıklanırsa, bu versiyonun bizim Türkiye’de “standart ansiklopedi” denilen şeye pek de benzemediği görülecektir. Halen varlığını koruyan en eski ansiklopedi ünvanına sahip Britannica ansiklopedisinin online versiyonuna “ansiklopedi değil” demek işin doğasına aykırıdır. Demek istediğim şey her çağın ve alanın ihtiyaçları ve imkanları çok farklı olduğundan ansiklopedisi de oldukça farklı olmalıdır.
    • Sonuç: Bizim projemiz bir ansiklopedi projesidir: 21. yüzyılın akademik felsefe ansiklopedisi. Bugün ansiklopedi hazırlayanlar, kendi atalarının sahip olmadığı imkanlara sahip ve göremedikleri fırsatları görebiliyorlar. Biz ise kendimizi yenilikçilerin takipçisi değil yeniliğin yaratıcısı olarak görüyoruz.

 

 

  1. Neden projenin “insanların puan alma” sorununa göre düzenlenmeyeceği vurgusu ısrarla yapılmaktadır?
    1. Biz aydınlık bir geleceği arıyoruz. Bilginin ışığıyla hayal edilebilecek her yere gitmek istiyoruz. Puan alma kaygısı bastırdığı vakit akademisyenler kendini kuvvetlice kısıtlamaya başlar. Bunun sonucu körü körüne tekrar etmek ve ezbere dayalı yazmak olacaktır. İşte biz bu sonuçtan kesinlikle uzak durma niyetindeyiz. Var olan Türkçe, İngilizce veya başka dillerdeki felsefe ansiklopedileri ve sözlüklerinden bir tanesini seçip orada bulunanlardan tartışmaya en az yer verecek olan cümlelerin seçilmesini arzulamıyoruz. Biz sadece büyük insanlığın küresel bilgisini hem ileriye hem derine çekecek ansiklopedi makalelerini istiyoruz.
    2. Somut konuşmak gerekirse hayalimizi şöyle resmedebiliriz. Mesela diyelim Pozitivizm veya Mantıksal Deneyimcilik üzerine bir girdi hazırlanacak. (İlk örneğimiz) Pozitivizm girdisini hazırlayacak yazar adayımızın Comte ve Mill’den Carnap ve Reichenbach’a kadar bu akımla adı anılan onlarca tarihsel figürü kendi orijnal metinlerinden dikkatlice okuması gerekir. Buna ek olarak bunlar arasındaki farkları göstermeye çalışırken aynı zamanda Türkçe literatürdeki maddi hataların tamamını tespit etmeye çalışmalıdır. Maddi hata derken tarihler, kitap isimleri, kimin kimin hocası olduğu veya kimin kiminle doğrudan temas veya düşünsel etkileşimde bulunduğuna dair sürekli tekrarlayan yaygın yanlışları kendisinin bağımsız araştırma ile gün ışığına çıkarabilmesi gerekmektedir. İşte bu tarz büyük ve bağımsız bir araştırma şu anda puan kaygısıyla yazı verecek hiç kimsenin yeterli vakit ayırabileceği bir iş olmayacaktır.
    3. İkinci örneğimiz Mantıksal Deneyimcilik idi. Bunu yazacak yazar adayımızın Viyana ve Berlin çevrelerinin atası olan dernek ve oluşumları çok iyi çalışması gerekir. Bu iki çevrenin her birinin kendi atalarıyla olan ilişkisi kadar ikisinin kendi arasındaki bağlantıları ve gerçek farklılıkları mutlaka derinlemesine tahlil edip anlaşılır şekilde okura aktarabilmesi elzemdir. Ayrıca hem Viyana çevresi (ör. Schlick, Neurath ve Carnap şeklinde üçe bölünebilir) hem Berlin Çevresinin kendi içlerindeki ayrımları Türkçe okurun gündemine sokmayı başarabilmelidir. Tüm bunlara ek olarak mantıksal pozitivizm, mantıksal atomculuk gibi etiketlerle mantıksal deneyimciliğin ilişkisi de derinlemesine araştırılmalıdır.  Puan kaygısıyla hareket etmeyen, yüreğinin en derinliklerinde öğrenme ve öğretme aşkını hissedenlerledir bizim işimiz. Zaten sadece onlar bu tarz bir makaleyi yazabilirler.
  2. Neden doğrudan SEP ve IEP (The Internet Encyclopedia of Philosophy) makaleleri çevrilmiyor?
    1. Buna verebileceğimiz çok sayıda cevap vardır. Ama biz şimdilik sadece en teknik gerekçemizi bildirmekle yetineyim. Biz 6-7 Temmuz tarihlerinde SEP kurucusu ve Baş Editörü olan Edward N. Zalta ile iletişime geçtik. Bizim niyetimiz az sayıda da olsa SEP girdisini dilimize çevirerek ODTÜ Felsefe Ansiklopedisine eklemektir. Bunu yapacağız ama Zalta bize kendilerinin çeviri politikasını ayrıntılarıyla anlattı. Kendilerinin bizim çeviri isteklerimizi değerlendirmeleri için öne koydukları ölçütleri son derece katı çıktı. Kısaca söylersek her bir girdi için aylar sürecek prosedürler izliyorlar. Yani gerçekçi olmak gerekirse bizim oradan yapacağımız çevirilerin çok az sayıda olmaya mahkum kaldığını söyleyebilirim. Göndereceğimiz her Türkçe çeviri için onlar kendi hakemlerini bulacaklar. Bu da çok fazla teklif götürmemizi olanak dışı bırakıyor.
    2. Fakat tek nedenimiz bu değildir. Bizim hayalini kurduğumuz birçok madde SEP veya IEP kapsamına henüz alınmamıştır. Dahası İngilizce felsefe makalelerini Türkçeye çevirmek aşırı zordur. Mevcut çeviriler inanılmaz anlam kaymalarıyla doludur. Bir de biz bu durumu kötüleştirmemeliyiz. Az sayıda çeviri yapmak, bize nitelikli çeviri yapma şansını verir.
  3. SEP (Stanford Encyclopedia of Philosophy) varken size ne gerek var?
    1. Her eser kendi okuyucu kitlesinin bilgi düzeyi, dağılımı, ilgileri ve alışkanlarını veri alarak yazılıyor. SEP de öyle. Fakat onların dünyasında bilgi, ilgi ve alışkanlıklar bizim ülkemizin akademik felsefesinden oldukça farklı. İşte temel cevabımız budur.
    2. İkinci olarak 1700 civarında ansiklopedisi girdisi olsa da aslında SEP, dünya felsefeleri hususunda son derece dar kapsamlı bir koleksiyona sahiptir. Orada “bilim tarihi” hariç tutulmuştur. Felsefe ve felsefe tarihiyle bilim tarihini birbirinden koparmanın haklı bir gerekçesi yoktur. Onlar bilim tarihini ve dünya felsefelerini çok az işlediler. Bir iş ne kadar az yapılıyorsa o kadar değerlidir. Bizim bu değerli konuları tespit ederek onlara yoğunlaşmamız çok iyi bir fikir olacaktır.
  4. Yeterli yazar ve iş bilen editör bulunabileceğine dair ümidinizin kaynağı nedir?
    1. Bir miktar yazar ve editörü sadece iki hafta içerisinde genel bir duyuru veya çağrı bile yapmadan bulabildik. Bunlar yurtiçi ve yurtdışında çalışan Türkiyeli veya Türkiye kökenli akademisyenlerdir. Ülkemizdeki istisnasız tüm üniversitelerdeki meslektaşlarımızla birlikte çalışabilmeyi çok arzuluyoruz. Sizlerin katkısıyla bu bağlantıları kurabileceğimize sonsuz inancımız var.
    2. Türkiyeli felsefe henüz kendi uzay çağına erişemedi. Projemiz toplam gücümüzün ve yeteneklerimizin düzeyini ölçmeye ve onu en verimli şekilde yeniden organize etmeye yarayacaktır. Açılmayan kanatların büyüklüğü bilinmez. ODTÜ Felsefe Ansiklopedisi projesi “kanatlarımızı açarak büyüklüğünü ölçmeye” bir davetiyedir.
  5. Makale güncellemesini neden bu kadar önemsiyorsunuz?
    1. Bu önem, bizim bilgiden anladığımız şeyle ilgilidir. Bilgi kolektif bir araştırma sürecinin ürünüdür. Bu süreç asla sona ermez. Sürekli devam eder. Devam ettikçe bilgi gelişir, yenilenir veya tarihten silinir. İnsanlığın sahip olduğu Bilgi sürekli güncelleniyorsa, bilgileri bir araya getirdiğimiz ansiklopedi girdilerimizin de sürekli güncellenmesi elzemdir. 2-3 sene boyunca ufak da olsa iyileştirme veya genişletme geçirmeyen girdilerin silinmesini gündemimize almak niyetindeyiz.
  6. Projenizin merkezinde şu anda neden araştırma görevlileri ve doktorlar bulunuyor?
    1. Projemizin daha ilk adımını Haziran sonunda atmış bulunmaktayız. İlk aylarda çok odaklanmış bir emek ve bolca zaman lazım. Bu iki özellik en çok genç akademisyenlerde bulunabiliyor. Şu anda öğretim üyelerine de ulaşmaya başlamış bulunmaktayız.
  7. “Uzman görüşü” icadını nereden çıkardınız?
    1. Biz ülkemizdeki “başımıza icat çıkarma!” sözünden nefret eden bir ekibiz. Bilgiyi büyük insan grupları birbirlerinin görüşlerini kapsamlı ve şiddetli bir eleştiriye tabi tutmazsa elde edilemeyecek bir şey olarak görüyoruz.
    2. Biz deneysel bir proje tasarladık. Deneysel olan her girişim gibi bizim girişimimiz de muhtemelen birçok kişi tarafından “başlanmaması, yapılmaması gereken, başarılamayacağı baştan belli olan ve paslanmaya mahkum” olarak değerlendirilecektir. Fakat felsefe “büyük resmi görürken, küçük detayları yakalamaktır.” Biz detaylarda karşılaşacağımız sayısız sorunun çok net farkındayız. Bu farkındalığın “büyük resmi” görmemize engel olmasına izin vermeyeceğiz. Felsefe bir macera olmalıdır. Maceradan korkarsak ileriye doğru asla gidemeyiz. Geçmiş kuşakların en başarılı yönlerini örnek alırken onların başarısızlıklarını da kendi kuşağımızın fırsatlarına çevirmeye kararlıyız. Öncü olmak istiyoruz. Öncülerin yollarının ıssız olduğunu çok iyi biliyoruz. Zaten bu öncünün tanımında içerilmiş değil midir?
    3. Her icadın iyi ve kötü tarafları muhakkak vardır. İyi taraflarını öngörebiliyoruz. Bizim göremediğimiz kötü tarafları gördüğünüzde  lütfen bizimle iletişime geçiniz. Bunu kalpten diliyoruz. Biz yaptığımız her şeyle ilgili çok kişiyle konuşuyor ama sonunda az kişiyle düşünüyoruz. Lütfen bildiklerinizi ve gördüklerinizi bize anlatın. Anlatılanları iyice dinleyeceğiz ama hepsini otomatik doğru sanmayacağız.
    4. Bu icadımız başımıza hem iş yükü hem de düşman kazandırma bakımından büyük bir bela açabilir. Hatta muhtemelen açacaktır. Başın belada değilse işini iyi yapmıyorsun demektir. Bu bizim kılavuz ilkemizdir.
  8. Hakemleme olacak mı ve olacaksa nasıl olacak?
    1. Kör hakemleme benzeri ama ondan çok daha etkili ve sürekli bir kontrol mekanizmasını tasarlıyoruz. Ayrıntıları yakında duyuracağız.
  9. Ansiklopedinizin içeriğinde ne tür standartlar olacak?
    1. Temel ölçüt şudur: okuyan kişi sonunda, “iyi ki bu yazıyı okumuşum!” demelidir.
  10. Editör ve yazar şifreleri gibi özellikler neden halen yok?
    1. Çok yakında olacak. Şimdilik kullandığımız bu geçici sayfa bize bu imkanı sunmuyor.
  11. Güncellemelerle ilgili yeterli teknik desteği nasıl bulacaksınız?
    1. Bu konu üzerinde şu anda çalışıyoruz. Bu meselede doğrudan SEP modelini esas alacağız.
  12. Hiç fon bulmadan bu işin altından nasıl kalkmayı umuyorsunuz?
    1. Bulacağız. Ama bu mesele henüz önceliğimiz değildir. Öncelikle ansiklopedi projemizde ilk somut adımların atıldığını görmemiz gerekir.
  13. Röportaj kısmının mantığı nedir? Röportajlar ve orijinal makalelere bu kadar önem veriyorsanız neden projenize “Ansiklopedi Projesi” adını veriyorsunuz?
    1. Bizim röportajlarımız doğrudan okurlarımızın kuramsal ve tarihsel bilgilerini çok güvenilir ve hızlı şekilde genişletmek amacıyla özel olarak tasarlanacaktır. Nasıl bir şey tasarladığımızı anlayabilmek için şu röportajın 19-23. dakikaları arasına göz atabilirsiniz: (Churchland, Moskova 2015, “Eleyicilik Üzerine”)