Meril Çiğdem Durmuş’un Anısına…

ÜSTÜ KALSIN
Ölüyorum tanrım
Bu da oldu işte.
Her ölüm erken ölümdür
Biliyorum tanrım.

Ama, ayrıca, aldığın şu hayat
Fena değildir…

Üstü kalsın…
Cemal SÜREYA

 

Daha çok erken.

İki dönem de benim gruplarımın birinde derslere devam ediyor. İlk dönemdeki sessizliği, mesafeli duruşu; ikinci dönemde yerini konuşkan, katılımcı bir öğrenciye bırakıyor.

İlk dönemki sunumunda, balık işlerinde çalıştığını gösteren Alaska fotoğrafları eşliğinde yurt dışına gideceklere önerilerde bulunuyor. Arkalarda, hep arkalarda bölümünden arkadaşlarıyla oturuyor. Dikkatimi çeken farklı bir sırt çantası taşıyor. Sanırım “dağcılık”la uğraşıyor.

Adını, bir başka öğrencimin adıyla, “Melis” ile karıştırıyorum bazen. İki adı var: Meril Çiğdem. Kendisine hangi adıyla seslenmemi ister, bilmiyorum. Yoklama kağıdına “Meril” diye yazıyor. Öyleyse “Meril!”.

Bir akşam servise yetişmek için koştururken başka bir grubumdaki öğrencim Doğucan ile görüyorum kendisini. Seviniyorum, çünkü ikisi de sevinçli!

İkinci dönem, yan yana olan dersliklerin birinden çıkıp diğerinde derse giriyorum. Herkesten çok önce, tek başına orada. Ders başlamadan bir şey içmek istiyorum ve kendisine de teklif ediyorum: Çay, kahve? “Teşekkür” ile istemediğini söylüyor.  Önünde  tablet, ders notları ya da kitap duruyor. Stephen King’in Kara Kule serisini okumuş daha önceden.

Keşke bir çayımı içseydin.

İnşaat Mühendisliği’nin ender kız öğrencilerinden,  Şehir ve Bölge Planlama’da yan dal yapıyor. Notları çok iyi, bölüm birincisi olacak gibi görünüyor. İtalyanca öğreniyor. İkinci dönemki sunumunda arkadaşlarıyla film eleştirisi yapıyor: Stanley Kubrick’in Otomatik Portakal’ı konuşuluyor.

Hey droog! What a choodessny sinny!

Son sınavında “Her birey birbirine ve topluma dışarıdan bakan, olup biteni sessizce izleyen bir seyirce değil de ne peki?” diye soruyor, aslında sormuyor “öyledir” diyor. Bir gün ders öncesinde kitaplardan konuşuyoruz. Sesli Edebiyat-Öyküler Sesleniyor’u istiyor, bir sonraki derste alıyor benden. Öykü okumak istiyor. Sabahattin Ali oku diyorum, Sait Faik diyorum…

Yazmazsam deli olacaktım.

*****

Ailesine, dostlarına, ODTÜ’lü arkadaşlarına ve anılar bıraktığı için kendime “başsağlığı” diliyorum.

 

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>