<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>GWS Blog</title>
	<atom:link href="http://blog.metu.edu.tr/gws/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://blog.metu.edu.tr/gws</link>
	<description>ODTÜ Kadın Çalışmaları / Gender and Women&#039;s Studies</description>
	<lastBuildDate>Wed, 25 Apr 2012 17:23:00 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Richa Nagar &#8220;Ateşle Oynuyor&#8221;</title>
		<link>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/04/25/richa-nagar-atesle-oynuyor/</link>
		<comments>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/04/25/richa-nagar-atesle-oynuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Apr 2012 17:23:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>e177061</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[News]]></category>
		<category><![CDATA[Ateşle Oynamak]]></category>
		<category><![CDATA[FEMINISM]]></category>
		<category><![CDATA[Feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[GENDER]]></category>
		<category><![CDATA[GWS]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Richa Nagar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.metu.edu.tr/gws/?p=79</guid>
		<description><![CDATA[Akademisyen, aktivist ve feminist Nagar  Hindistan&#8217;da dokuz kadınla birlikte yaptıkları yolculuğu bugün  İstanbul&#8217;da Sabancı Üniversitesi&#8217;nde,  yarın Diyarbakır&#8217;da kadınlarla  buluşuyor.

Selda TUNCER


Ankara &#8211; BİA Haber Merkezi
25 Nisan 2012, Çarşamba



Ayizi Yayınevi ve İHOP&#8217;un davetlisi olarak ve aynı zamanda birçok  gönüllü kadının çabasıyla Ankara&#8217;ya gelen Hint kökenli feminist aktivist  yazar, sabahtan itibaren bütün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akademisyen, aktivist ve feminist Nagar  Hindistan&#8217;da dokuz kadınla birlikte yaptıkları yolculuğu bugün  İstanbul&#8217;da Sabancı Üniversitesi&#8217;nde,  yarın Diyarbakır&#8217;da kadınlarla  buluşuyor.</p>
<div>
<div><a href="http://bianet.org/yazar/selda-tuncer">Selda TUNCER</a></div>
</div>
<div>
<div>Ankara &#8211; BİA Haber Merkezi</div>
<div>25 Nisan 2012, Çarşamba</div>
</div>
<div>
<p><img src="http://bianet.org/resim/olcekle/35110/501/260" alt="" width="337" height="175" /></p>
<p>Ayizi Yayınevi ve İHOP&#8217;un davetlisi olarak ve aynı zamanda birçok  gönüllü kadının çabasıyla Ankara&#8217;ya gelen Hint kökenli feminist aktivist  yazar, sabahtan itibaren bütün gün dinmeyen enerji ve coşkusuyla  hepimize inanılmaz bir deneyim yaşattı.</p>
<p>Hani bazı insanlarla tanışmak şanstır ya, kendinizi şanslı  hissedersiniz ya karşılaştım diye, işte Richa Nagar&#8217;la 21 Nisan  Cumartesi günü yaşadığımız tam da böyle bir şeydi. Ve sanıyorum ki onu  dinlemeye gelen, onunla tanışan ve karşılıklı hikâyelerini paylaşan  birçok kadın çok benzer bir duyguyla ayrıldı cumartesi günkü buluşmadan.</p>
<p>Son birkaç yıldır çalıştığım alandan dolayı Nagar&#8217;ın akademik  çalışmalarından az çok haberdardım ve bugüne dek bazı makalelerini  İngilizceden okumuştum ama yakın zamanda Ayizi Yayınevi&#8217;nin Türkçeye  kazandırdığı <em>Ateşle Oynamak</em> kitabını okuduğumda çarpıldığımı  söylersem abartmış olmam. Hem anlattığı eşsiz deneyimle hem de bunu  anlatma biçimleriyle Hindistan&#8217;daki dokuz kadının yolculuğunu anlatan bu  kitap beni derinden etkiledi. Bu duygumu paylaşmak ve başkalarına da  aktarmak için kitabı ilk okuduğum zaman üzerine bir şeyler yazmayı çok  istemiştim ama mümkün olmamıştı. Artık bu buluşmadan sonra daha fazla  ertelemek istemedim ve bir şekilde paylaşma isteği ve sorumluluğu  duydum. En azından bu yazıyı okuyan birkaç kişi İstanbul veya  Diyarbakır&#8217;da Richa Nagar&#8217;ı dinleme şansı bulabilir belki de.</p>
<h2>Sangtin Yatra</h2>
<p>Peki Nagar bize ne anlattı, ne söyledi de bu kadar etkilendik?</p>
<p>En başta da söylediğim gibi kendisinin Türkiye&#8217;ye asıl geliş nedeni, yazarlarından biri olduğu <em>Ateşle Oynamak</em> kitabı üzerine konuşmak ve okuyucularıyla buluşmak. Ama öyle basitçe  kitap demek biraz haksızlık olur, çünkü kitabın yazılmasına vesile olan  dokuz kadının yolculuğu şu an yaklaşık altı bin üyesi olan bir harekete  dönüşmüş durumda; adını da kitabın Hintçe baskısından almış: <em>Sangtin Yatra</em>.</p>
<p>Nagar, Awadhi dilinde Sangtin sözcüğünün &#8220;Kadınlar arasında  dayanışma, karşılıklılık ve kalıcı dostluk&#8221; diye tarif ediyor; Yatra&#8217;nın  ise yolculuk anlamına geldiğini söylüyor. Yani, bu kitap ve sonrasında  oluşan bu hareket, kendilerine Sangtin adını veren farklı sosyopolitik  konumlardan gelmiş dokuz kadının ortak yolculuğunun hikayesinin bir  ürünü.</p>
<p>Kitaba başlarken Nagar, &#8220;İnsan dokuz kadının çıktığı bir yolculuğun  hikayesini nasıl anlatır&#8221; diye soruyor. Ben de şimdi bu kısacık yazıda  kitaptan okuduğum ve sonra kendisinden dinlediğim bu hikayeleri nasıl  anlatabilirim diye düşünüyorum. Sanıyorum çok mümkün değil ama yine de  Nagar&#8217;ın önerdiği gibi bu dokuz yolcunun sesine kulak vermek için  öncelikle &#8220;Dokuz sesten mürekkep bu koro&#8221;nun yedi üyesinin isimlerini  tek tek anmayı isterim: Anupamlata, Ramsheela, Reshma Ansari,  Shashibala, Shashi Vaish, Surbala ve Vibha Bajpayee.</p>
<p>Hindistan&#8217;ın Sitapur Bölgesi&#8217;ndeki yetmiş köyde örgütlenme işlerinde  çalışmış, farklı kast ve dinlerden gelen köy düzeyindeki STK aktivisti  olan bu yedi kadın, bölge düzeyindeki STK aktivisti olan Richa Singh ve  Minnesota Üniversitesi&#8217;nde hoca olan Richa Nagar ile bir araya gelerek  Sangtin Yatra/Ateşle Oynamak&#8217;ı ortaya çıkarıyor.</p>
<p>Beraber çıktıkları bu zorlu yolculuğu kendilerinden dinleyelim:  &#8220;Hayatımızın ve emeğimizin yolculuğu, Aralık 2002&#8242;de yapmaya karar  verdiğimiz anlaşmayı ve çabamızı böyle isimlendirdik. Sizinle paylaşacak  olduğumuz bu hikayeler, neşe ve keder; mücadeleler ve hayaller bu  yolculuğun ilk molasından. Yolculuğumuzun ilk bölümünde neler  başardığımızı tarif etmek zor &#8211; özgüvenli, kolektif bir ruh, birinin  diğerine derin saygısı ve yüküyle bizi ezen bir toplumda yaşamak ve  mücadele etmek, bizi bağlayan zincirleri kırmak için daha derin bir  kavrayış. Ancak bu zincirlerin ağırlığı altında ezilirken bir sonraki  savaşımızı planlayabiliyor, yeni olasılıkları hayal edebiliyoruz.&#8221;</p>
<p>Ve Sangtin kadınları, sayısız özlemler, hayaller, mücadeleler ve  gözyaşlarının birbirine karıştığı bu ortak yolculuğun gerçeği sonsuza  dek değiştirdiğini söylüyorlar. İşte bu hafta sonu biz Ankara&#8217;da bu  yolculuğa çıkmış kadınlardan birini, kendi de bir Sangtin olan Richa  Nagar&#8217;ı ağırladık.</p>
<h2>Bildik akademisyenlerden değil</h2>
<p>Bu  arada, merak edenler için biraz Richa Nagar&#8217;dan bahsedeyim. Kendisi şu  anda Minnesota Üniversitesi&#8217;nde profesör, ama bildiğiniz profesörlerden  değil. Nagar akademisyen olarak hayatını sürdürüyor ama aktivistliği hiç  bırakmamış. Amerika&#8217;da yaşıyor ama doğduğu, büyüdüğü Hindistan&#8217;dan hiç  kopmamış. İngilizce dilinde okuyup yazıyor ama kendi dili Hinduca&#8217;da  yazmaktan vazgeçmemiş. Akademik dergi ve kitaplarda yazıyor ama  gazetecilik ve yaratıcı yazarlığa devam ediyor.</p>
<p>Her ne kadar kendisini kadın çalışmaları bölümünde daha evinde gibi  hissettiğini söylese de ilk çalışma alanı olan coğrafyadan edindiği  bilgi ve kavrayışı bütün çalışmalarının hala temelini oluşturuyor. Evet,  aslında Nagar&#8217;ın sırrı tam da burada yani beslendiği hiçbir şeyi  bırakmamasında, birini diğerine tercih etmemesinde bana kalırsa; kendisi  tüm bu farklı alanların, bilgi ve deneyimlerin birlikteliğinden güç  alıyor ve tüm bu yerlerde var olmanın, üretmenin ve bunları paylaşmanın  gerekliliğine inanıyor. Zaten ona sorarsanız bunların hiçbiri  birbirinden ayrılamaz ve biri diğerinden üstün ya da ayrıcalıklı değil,  sadece farklı bilgi üretim süreçleri. Bunların tümünün kesiştiği  noktaların en başında ise feminizm geliyor. Nagar, bu alanların hepsinde  bir feminist olarak bulunuyor ve daha da önemlisi her biriyle  ilişkilenirken feminist politika yapma uğraşını hiç kaybetmiyor.</p>
<h2>Bilimsel bilgiden daha gerçek hikaye anlatıyor</h2>
<p>Bu yazıyı yazarken Amerika&#8217;daki bir arkadaşım Richa Nagar&#8217;ın,  bulunduğu üniversiteye ziyaretinin ardından &#8220;sadece hikaye anlattı,  bunda bilimsel olan ne?&#8221; diye yorumlar yapıldığını söyledi. Açıkçası  bugün üniversitenin ve bilimsel bilginin nasıl tanımlandığı ve  üretildiğini ve bu bilgi üretim sürecinin nasıl ayrıcalıklı bir şekilde  konumlandırıldığını düşününce bu tepkiler çok da şaşırtıcı gelmiyor.  Oysaki biz Ankara&#8217;da derin bir teorik birikim ve eşsiz bir politik  deneyimle donanmış, sadece araştırma yapma peşinde olmayıp neyi nasıl  yaptığını sorgulayan ve bir şeyleri değiştirmeyi dert edinen bir  akademisyenle karşılaştık.</p>
<p>Bir yandan küresel kalkınma süreçleri ve kadının güçlendirilmesine  ilişkin bilgiler sunarken diğer yandan birlikte çalıştığı kadınların  hikayelerini anlattı bize büyük bir özenle, şüphesiz kendisininkini de  dışarıda bırakmadan. Evet, Nagar hikayeler anlatıyor ama değme bilimsel  bilgiden daha gerçek. Hatta biraz daha ileriye giderek diyor ki farklı  kadınlarla birlikte yol alırken birlikte yaşadıkları acı ve gözyaşı bile  ortaya çıkardıkları ve bugün bizlerle paylaştıkları bilginin bir  parçası olarak görülmelidir. Maalesef bugün artık görmeye çok alışık  olmadığımız bir araştırmacı ve eylemci resmi çiziyor Richa Nagar ve bize  çıkışsız olmadığımızı, farklı yaşama ve üretme biçimlerinin mümkün  olabileceğini hatırlatıyor. Ama en çok da daha adil ve iyi bir dünya  için, birlikte mücadele etmek ve güçlenmek için bulunduğumuz yerin,  sahip olduğumuz ayrıcalıkların farkına vararak sorumluluk almaya  çağırıyor.</p>
<p>Evet, bu hafta sonu Ankara&#8217;dan Richa Nagar geçti. Deneyimiyle,  politik tavrı ve güçlü eleştirel bakışıyla ama en çok da yüreğiyle,  coşkusuyla inanılmaz bir iz bıraktı ardında. Ankara&#8217;da olup da  kaçıranlar adına üzülmedim değil ama İstanbul ve Diyarbakır&#8217;da  bulunanlar için hala geç değil. Eğer imkanınız varsa kaçırmayın derim,  kendinize bir iyilik yapın ve gidin dinleyin. Baskı ve şiddetin her  geçen gün arttığı, birlikte yaşama ve eylem alanlarının giderek azaldığı  bugünlerde inanın herkese çok iyi gelecek bir paylaşım. Ama hiç olmadı <em>Ateşle Oynamak</em> kitabını alıp okuyarak Richa Nagar ve Sangtin yazarlarının yolculuğuna ortak olun. (ST/HK)</p>
<p><em>Richa Nagar&#8217;ın Türkiye programı:</em></p>
<p><em><strong>- 25 Nisan Çarşamba,  15.00&#8242;da Sabancı Üniversitesi, Tuzla (SSBF 2034)</strong></em></p>
<p><em>&#8220;Storytelling and Co-authorship in Feminist Alliance Work: Reflections from a Journey (İngilizce)</em></p>
<p><em><strong>-26 Nisan Perşembe, 14.00-18.00 arası, Diyarbakır Dedeman Otel</strong></em></p>
<p><em>Kamer Vakfı Diyarbakır Toplantısı, &#8220;Ateşle Oynamak: Feminizmler,  Dayanışma ve Hareket Yaratmak&#8221; (İngilizce-Türkçe simultane çeviri)</em></p>
<p><em><strong>-30 Nisan Pazartesi, 17.00-19.00 arası, Sabancı Üniversitesi (Minerva Palas, Karaköy, Bankalar Caddesi 2)</strong></em></p>
<p><em>&#8220;Ateşle Oynamak: Feminizmler, Dayanışma ve Hareket Yaratmak&#8221; (İngilizce-Türkçe simultane çeviri)</em></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/04/25/richa-nagar-atesle-oynuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yıldız Ecevit İzmir’deydi</title>
		<link>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/04/04/yildiz-ecevit-izmir%e2%80%99deydi/</link>
		<comments>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/04/04/yildiz-ecevit-izmir%e2%80%99deydi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Apr 2012 16:16:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>e177061</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[News]]></category>
		<category><![CDATA[Feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[GENDER]]></category>
		<category><![CDATA[GWS]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Uçan Süpürge]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.metu.edu.tr/gws/?p=76</guid>
		<description><![CDATA[ODTÜ  Kadın Çalışmaları bölüm başkanı ve Uçan Süpürge danışmanı Yıldız Ecevit  geçen hafta İzmir Yerel Siyaset Akademisi’nin konuğuydu. Ecevit, yerel  yönetimler için verilen mücadelenin kadının özgürlük mücadelesinin bir  parçası olduğunu söyledi.


Hülya Anbarlı
Uçan Süpürge Yerel Muhabirler Ağı
29 Mart 2012
İzmir’deki  ‘Yerel Siyaset Akademisi’nin geçtiğimiz haftaki konuğu ODTÜ öğretim  üyesi Prof. Yıldız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 11px"><span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif">ODTÜ  Kadın Çalışmaları bölüm başkanı ve Uçan Süpürge danışmanı Yıldız Ecevit  geçen hafta İzmir Yerel Siyaset Akademisi’nin konuğuydu. Ecevit, yerel  yönetimler için verilen mücadelenin kadının özgürlük mücadelesinin bir  parçası olduğunu söyledi.</span></span></p>
<p><img src="/Users/nihan/AppData/Local/Temp/moz-screenshot-3.png" alt="" /></p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-77" src="http://blog.metu.edu.tr/gws/files/2012/04/yıldız-ecevit_izmir.jpg" alt="yıldız ecevit_izmir" width="306" height="230" /></p>
<p><strong><span style="font-size: 11px"><span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif">Hülya Anbarlı<br />
Uçan Süpürge Yerel Muhabirler Ağı<br />
29 Mart 2012</span></span></strong></p>
<p><span style="font-size: 11px"><span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif">İzmir’deki  ‘Yerel Siyaset Akademisi’nin geçtiğimiz haftaki konuğu ODTÜ öğretim  üyesi Prof. Yıldız Ecevit’ti. Yerel yönetimlere talip olan kadınlar  Ecevit’le birlikte üç saat boyunca ‘Dünyada ve Türkiye’de Kadının Yeri’  başlığı altında feminizmi, yerel siyasette kadınların nasıl var olması  gerektiğini, kadının özgürleşmesinin yollarını ve daha birçok şeyi  konuştular.</span></span></p>
<p><span style="font-size: 11px"><span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif">Yıldız  Ecevit, kadınların ‘Özel olan politiktir’ şiarıyla, siyaseti sadece  Meclisle ve partilerle sınırlı olmaktan çıkararak siyaset kavramında  adeta devrim yaptığını söyledi. ‘Politik olan da özeldir’ diyen Yıldız  Ecevit, politikanın doğrudan doğruya hayatlarımıza değdiğini söyleyerek  feminist bir bakış açısına sahip olan kadınların yerelde çok şeyi  değiştirebileceğini, belediyelerin ancak kadınların karar alma  mekanizmalarında yer alarak dönüştürülebileceğini vurgulayarak İzmirli  kadınları yerel siyasete katılmaları konusunda yüreklendirdi. ‘Kadın  hakları’ mücadelesi mi yoksa ‘kadının özgürleşme mücadelesi mi?’  sorularının da tartışıldığı söyleşide Ecevit, kadınların farklı siyaset  biçimleri denemesi gerektiğini, eşitlik mücadelesine teslim olmamanın  önemini ve yerel yönetimler için verilen mücadeleyi kadının özgürlük  mücadelesinin bir parçası olarak gördüğünü söyledi. (HA/SD)</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/04/04/yildiz-ecevit-izmir%e2%80%99deydi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Osmanlı&#8217;da Ermeni Kadınlar</title>
		<link>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/03/04/osmanlida-ermeni-kadinlar/</link>
		<comments>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/03/04/osmanlida-ermeni-kadinlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Mar 2012 09:31:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>e177061</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[News]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[GENDER]]></category>
		<category><![CDATA[GWS]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı Devleti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.metu.edu.tr/gws/?p=74</guid>
		<description><![CDATA[Imc-tv&#8217;de yayınlanan Mor Bülten Programı&#8217;nın Osmanlı&#8217;da Ermeni kadınlar hakkındaki yayınını izlemek için resme tıklayınız:

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Imc-tv&#8217;de yayınlanan Mor Bülten Programı&#8217;nın Osmanlı&#8217;da Ermeni kadınlar hakkındaki yayınını izlemek için resme tıklayınız:</p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=n2XUmKQ47gE&amp;feature=share"><img class="size-full wp-image-75 alignleft" src="http://blog.metu.edu.tr/gws/files/2012/03/safe_image.php.jpg" alt="safe_image.php" width="244" height="182" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/03/04/osmanlida-ermeni-kadinlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar, &#8216;Şiddetle Mücadele Tasarısı&#8217;ndan hesap soracak!</title>
		<link>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/03/04/kadinlar-siddetle-mucadele-tasarisindan-hesap-soracak/</link>
		<comments>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/03/04/kadinlar-siddetle-mucadele-tasarisindan-hesap-soracak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 04 Mar 2012 08:57:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>e177061</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[News]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.metu.edu.tr/gws/?p=72</guid>
		<description><![CDATA[Şiddete  Son Platformu kurucularından Avukat Hülya Gülbahar, TBMM&#8217;ne sevkedilen  Şiddetle Mücadele Yasa Tasarısı&#8217;nı KAZETE&#8217;ye değerlendirdi
Kazete
1 Mart 2012
TBMM  Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu&#8217;nda görüşüldükten sonra Adalet  Komisyonu&#8217;na gönderilerek süratle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü&#8217;ne  kadar yasalaştırılmaya çalışılan Kadının ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Yasa Tasarısı&#8216;nı 236 kadın örgütünün çatı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 11px"><span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif">Şiddete  Son Platformu kurucularından Avukat Hülya Gülbahar, TBMM&#8217;ne sevkedilen  Şiddetle Mücadele Yasa Tasarısı&#8217;nı KAZETE&#8217;ye değerlendirdi</span></span></p>
<p><strong><span style="font-size: 11px"><span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif">Kazete<br />
1 Mart 2012</span></span></strong></p>
<p><span style="font-size: 11px"><span style="font-family: verdana,geneva,sans-serif">TBMM  Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu&#8217;nda görüşüldükten sonra Adalet  Komisyonu&#8217;na gönderilerek süratle 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü&#8217;ne  kadar yasalaştırılmaya çalışılan <strong>Kadının ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Yasa Tasarısı</strong>&#8216;nı 236 kadın örgütünün çatı kuruluşu Şiddete Son Platformu tepkiyle karşıladı.</span></span></p>
<p>Platform adına tasarıyı KAZETE&#8217;ye değerlendiren Avukat <strong>Hülya Gülbahar</strong>,  &#8220;Bu tasarı kadın örgütlerinin tasarısı değil! Zaten bu tasarı &#8216;Şiddetle  Mücadele Tasarısı&#8217; da değil. Olsa olsa aileyi koruma politikalarından  biri daha…&#8221; dedi.</p>
<p>Hülya Gülbahar&#8217;ın tasarıyla ilgili değerlendirmesi şöyle:</p>
<p>&#8220;Kadın cinayetlerinin önlenmesi ve kadına yönelik şiddetle mücadelede  etkin önlemler getirmesi için yıllardır beklenen yasa tasarısı, 24 Şubat  2012 gecesi TBMM’ye sevkedildi. Artık alıştık, geceleri oluyor bu  işler… Dünya tarihinin, sadece geceleri çalışan ilk ve tek  parlamentosuna sahip olmakla dilediğimizce övünebiliriz.</p>
<p>Kadın örgütlerinin (şiddetle mücadele için yıllardır yükselttiği  mücadele bir yana), özellikle 19 Eylül 2011 tarihinden itibaren Aile ve  Sosyal Politikalar Bakanlığı ile yaptığı yoğun çalışmalar sonucunda  oluşturulan ve 30 Ocak 2012 tarihinde Bakanlar Kurulu’nun imzasına  açılan yasa taslağı, kadın yerine aileyi esas alacak biçimde isim  değişikliği yapılarak ve dört bir yanından budanarak meclise sevk  edildi.</p>
<p>236 kadın örgütünün oluşturduğu “Şiddete Son Kadın Platformu” ve  platformun 33 sayfalık alternatif taslağını destekleyen tüm kadın  platformları ve kadınlar; nefeslerini tutmuş, bakanlar kurulundan  çıkacak taslağı bekliyordu. Herkes büyük bir merak içindeydi. Çünkü daha  önce kadın örgütlerinden habersiz olarak Bakanlar Kurulu’na sevkedilen  ilk taslaktaki “yakın beraberlik içinde yaşayanlar” kavramı çıkarılmış  ve taslak yeniden Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na iade  edilmişti. Resmi nikah olmayan beraberlikleri bir anda kapsam dışına  iten bu müdahale, şiddetle ilgili yürürlükteki 4320 sayılı yasanın bile  gerisinde bir düzenleme istediği için kamuoyunda büyük bir tartışma  yaratmıştı.</p>
<p>Bu tartışma, ister “yeni hayırlara vesile oldu” diyelim, ister “yeni  bir oyalama/sorunu unutturma sürecini başlattı” diyelim; sonuçta kadın  örgütlerinin müdahalesi ile taslağın başından sonuna değiştirilmesini  sağladı. Şiddete Son Kadın Platformu’nun Bakanlıkla oturduğu müzakere  sürecinin sonunda, kadın örgütlerinin içine tamamen sinmese de, eski  haline göre daha etkili bir yasa taslağı oluşturuldu. Bakanlığın her  düzeydeki yetkilileri ise, kalan eksikliklerin, TBMM’deki komisyonlarda  tamamlanacağı sözü verdi.</p>
<p><strong>Bu taslağın en önemli özellikleri:</strong></p>
<p>- kadına karşı şiddetin asıl kaynağı/nedeni olan kadın-erkek  eşitsizliğini, toplumsal cinsiyet rollerini yasanın ana eksenine koymaya  çalışması,<br />
- tüm yetersizliklerine rağmen, Türkiye çapında 7/24 çalışacak kadın merkezleri ile şiddetin takibini öngörmesi,<br />
- ve aynı zamanda da şiddet uygulayan erkeklere karşı alınacak  tedbirlerde, onların temel insan haklarına/onuruna saygı gösterilmesi  kuralını getirmesi idi.</p>
<p>Bakanlar Kurulu, bu düzenlemelerin tümünü çizdi; yasanın ve 7/24 kadın  merkezlerinin içeriğini boşaltarak; gerek meclisin, gerek kamuoyunun  önüne hiçbir ciddiyeti ve samimiyeti olmayan bir tasarı müsveddesi attı.</p>
<p>Şimdi, basına servis edilen bildiriler ile “kadın örgütleri ile  birlikte hazırlanmış (!)” bu tasarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde  yasalaşmasını hedeflendiği açıklanıyor. Benzer yasa yapma süreçlerinden  de tanıdığımız üzere, kendilerince “iş bitti” deniyor.</p>
<p>Haberin devamı için: <a href="http://www.ucansupurge.org/turkce/index2.php?Hbr=543">http://www.ucansupurge.org/turkce/index2.php?Hbr=543</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/03/04/kadinlar-siddetle-mucadele-tasarisindan-hesap-soracak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>WOMEN UNDER SIEGE</title>
		<link>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/02/09/women-under-siege/</link>
		<comments>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/02/09/women-under-siege/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 14:37:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>e177061</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[News]]></category>
		<category><![CDATA[FEMINISM]]></category>
		<category><![CDATA[Feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[GENDER]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Çalışmaları]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[rape]]></category>
		<category><![CDATA[women]]></category>
		<category><![CDATA[women under siege]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.metu.edu.tr/gws/?p=71</guid>
		<description><![CDATA[More than 100,000 women were raped in the 36 years of the Guatemalan genocide in which at least 200,000 people died.
In the video below, photojournalists Ofelia de Pablo and Javier Zurita interview survivors and document the ongoing forensic and legal  investigation that has just indicted former Guatemalan President Efraín  Ríos Montt.
Click here to [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>More than 100,000 women were raped in the 36 years of the Guatemalan genocide in which at least 200,000 people died.</p>
<p>In the video below, photojournalists <a href="http://www.ofeliadepablo.com/">Ofelia de Pablo</a> and <a href="http://www.javierzurita.com/">Javier Zurita</a> interview survivors and document the ongoing forensic and legal  investigation that has just indicted former Guatemalan President Efraín  Ríos Montt.</p>
<p>Click <a href="http://player.vimeo.com/video/36268697?title=0&amp;amp;byline=0&amp;amp;portrait=0&quot; width=&quot;400&quot; height=&quot;225&quot; frameborder=&quot;0&quot; webkitAllowFullScreen mozallowfullscreen allowFullScreen&gt;&lt;/iframe&gt;&lt;p&gt;&lt;a href=&quot;http://vimeo.com/36268697&quot;&gt;The Invisible Genocide of Women. by (Ofelia&amp;Zurita)&lt;/a&gt; from &lt;a href=&quot;http://vimeo.com/user9275344&quot;&gt;Zanzareimages (Ofelia&amp;amp;Zurita)&lt;/a&gt; on &lt;a href=&quot;http://vimeo.com&quot;&gt;Vimeo&lt;/a&gt;.&lt;/p&gt;">here</a> to watch the video</p>
<p>For more information on sexualized violence as a weapon of war:<a href="http://www.womenundersiegeproject.org/"> http://www.womenundersiegeproject.org/</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/02/09/women-under-siege/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Can we end rape as tool of war?</title>
		<link>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/02/09/can-we-end-rape-as-tool-of-war/</link>
		<comments>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/02/09/can-we-end-rape-as-tool-of-war/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Feb 2012 14:23:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>e177061</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[News]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.metu.edu.tr/gws/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[(CNN) &#8212; By Gloria Steinem and Lauren Wolfe
 We first thought about starting this piece with the story of Saleha Begum, a survivor of Bangladesh&#8217;s 1971 war in which, some reports say, as  many as 400,000 women were raped. Begum had been tied to a banana tree  and repeatedly gang raped and burned [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>(CNN)</strong> &#8212; By <strong>Gloria Steinem </strong>and<strong> Lauren Wolfe</strong></p>
<p><strong></strong> We first thought about starting this piece with the story of <a href="http://womensenews.org/story/rape/110904/bangladesh-rape-victims-say-war-crimes-overlooked?page=0,1" target="_blank">Saleha Begum,</a> a survivor of Bangladesh&#8217;s 1971 war in which, <a href="http://www.nytimes.com/2010/08/25/world/asia/25iht-letter.html" target="_blank">some reports say, </a>as  many as 400,000 women were raped. Begum had been tied to a banana tree  and repeatedly gang raped and burned with cigarettes for months until  she was shot and left for dead in a pile of women. She didn&#8217;t die,  though, and was able to return home, ravaged and five months pregnant.  When she got home she was branded a &#8220;slut.&#8221;</p>
<p>We also thought of starting with the story of <a href="http://www.genderacrossborders.com/2011/09/21/ester%E2%80%99s-eyes-returning-from-uganda%E2%80%99s-war-as-a-bush-wife/" target="_blank">Ester Abeja,</a> a woman in Uganda who was forcibly held as a &#8220;bush wife&#8221; by the Lord&#8217;s  Resistance Army. Repeated rape with objects destroyed her insides. Her  captors also made her kill her 1-year-old daughter by smashing the  baby&#8217;s head into a tree.</p>
<p>We ran through a dozen other stories of women like Begum and Abeja,  and finally realized that it would be too difficult to find the right  one &#8212; the tale that would express exactly how and in what ways <a href="http://www.cnn.com/2011/WORLD/africa/06/23/war.rape.interviewers/index.html?iref=allsearch">sexualized violence is being used as a weapon of war</a> to devastate women and tear apart communities around the world,  conflict by conflict, from Libya to the Democratic Republic of Congo.</p>
<p>It is because of this complexity that we must understand how sexualized  violence is being used. We must understand in order to stop it &#8212; just  as, when seeking to defuse a bomb, it is crucial to know its components.  Both the World Health Organization and the U.N. Security Council have  recognized that there is <a href="http://www.securitycouncilreport.org/site/c.glKWLeMTIsG/b.3959813/" target="_blank">a lack of research</a> on the nature and extent of sexualized violence in conflict, even as  there is increasing demand from U.N. bodies, donors, and others for  better analysis to work toward prevention and healing.</p>
<p>All of this is why we have begun a new project at the Women&#8217;s Media  Center that breaks down the specifics of sexualized violence into areas  such as its motives and patterns, its fallout, and the gender and  cultural attitudes that may have led to it. We&#8217;re calling our project <a href="http://action.womensmediacenter.com/sites/siege/index.php/" target="_blank">Women Under Siege</a>, because with <a href="http://www.securitycouncilreport.org/site/c.glKWLeMTIsG/b.3959813/" target="_blank">four women being raped every five minutes </a>in Congo alone, we can say it is nothing less than that &#8212; an ongoing siege. And it&#8217;s time we began to put an end to it.</p>
<p>Sexualized violence may be the only form of violence in which the  victim is blamed or is even said to have invited it. In war, rape shames  women, men, children, entire societies. The stigma imposed on all who  are touched by this violence makes this weapon incredibly effective as a  means of destroying the enemy.</p>
<p>But it is crucial to remember that it wasn&#8217;t always like this, nor  does it have to be. Sexualized violence isn&#8217;t a &#8220;natural&#8221; part of  conflict. For the first 90% or more of human history, females and males  had roles that were balanced and porous. Our societal positions weren&#8217;t  based on the domination of females by males. Humans and nature, women  and men, were linked rather than ranked. The circle, not the hierarchy,  was the organizing principle of our thinking.</p>
<p>By analyzing how sexualized violence was used to ethnically cleanse,  as it was in Bosnia; to force pregnancies that would literally change  the face of the next generation; or, as in Egypt, to stop dissent, we  can look to future wars and possibly prevent a reoccurrence.</p>
<p>For generations, we have ignored or been denied knowledge of the mass  sexualized violence inflicted on Jewish women in the Holocaust. Women  who survived brutal attacks have even been accused of collaborating in  order to survive, just as, say, a raped woman in the Congo may never be  accepted back into her village or family because she is considered  culpable.</p>
<p>Last year, a book called &#8220;<a href="http://www.upne.com/1584659037.html" target="_blank">Sexual Violence Against Jewish Women During the Holocaust</a>&#8221; brought to light how the <a href="http://edition.cnn.com/2011/WORLD/europe/06/24/holocaust.rape/index.html?hpt=hp_c1">Nazis perpetrated rape and sexual humiliation</a> on a tremendous scale. Yet none of this had been revealed or tried at  Nuremburg. If we&#8217;d known about this earlier, might it have helped  prevent rape camps in the former Yugoslavia? Or rape as a weapon of  genocide in the Congo?</p>
<p>Naming sexualized violence as a weapon of war makes it visible &#8212; and  once visible, prosecutable. What happened to men in the past was  political, but what happened to women was cultural. The political was  public and could be changed; the other was private &#8212; even sacred &#8212; and  could not or even should not be changed.</p>
<p>Making clear that sexualized violence is political and public breaks  down that wall. It acknowledges that sexualized violence does not need  to happen. When masculinity is no longer defined by the possession and  domination of women, when femininity is no longer about the absence of  sexual experience or being owned, then we will have begun.</p>
<p>But first, we have to stop saying sexualized violence is inevitable,  or allowing its victims to be blamed. We have to imagine change before  we can create it.</p>
<p><em><strong>Editor&#8217;s note:</strong> Gloria Steinem is a writer, lecturer, editor, and feminist activist. She co-founded Ms. Magazine and the<a href="http://www.womensmediacenter.com/" target="_blank"> Women&#8217;s Media Center,</a> and is the author of four best-selling books. She is an organizer and  lecturer and a frequent media spokeswoman on issues of equality. Lauren  Wolfe is an award-winning journalist and the director of <a href="http://action.womensmediacenter.com/sites/siege/index.php/" target="_blank">Women Under Siege</a>,  a Women&#8217;s Media Center initiative on sexualized violence in conflict.  She is the former senior editor of the Committee to Protect Journalists,  and blogs at<a href="http://laurenmwolfe.com/" target="_blank"> laurenmwolfe.com.</a></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.metu.edu.tr/gws/2012/02/09/can-we-end-rape-as-tool-of-war/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nobelli Üç Kadın: Korkmayın, Vazgeçmeyin</title>
		<link>http://blog.metu.edu.tr/gws/2011/12/12/nobelli-uc-kadin-korkmayin-vazgecmeyin/</link>
		<comments>http://blog.metu.edu.tr/gws/2011/12/12/nobelli-uc-kadin-korkmayin-vazgecmeyin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 12 Dec 2011 16:45:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>e177061</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[News]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.metu.edu.tr/gws/?p=69</guid>
		<description><![CDATA[Nobel Barış ödülünü paylaşan üç kadın,  Liberya&#8217;dan Ellen Johnson-Sirleaf ile Leymah Gbowee ve Yemenli Tevekkül  Karman, ödüllerini tüm dünya kadınları için aldı.

İsveç &#8211; BİA Haber Merkezi


İsveç Kraliyet Akademisi&#8217;nin verdiği Nobel Barış Ödülü&#8217;nü paylaşan Liberya&#8217;dan Ellen Johnson-Sirleaf ile Leymah Gbowee ve Yemenli Tevekkül Karman, Oslo Belediye Binası&#8217;nda yapılan bir törenle dün (11 Aralık) ödüllerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nobel Barış ödülünü paylaşan üç kadın,  Liberya&#8217;dan Ellen Johnson-Sirleaf ile Leymah Gbowee ve Yemenli Tevekkül  Karman, ödüllerini tüm dünya kadınları için aldı.</p>
<div>
<div>İsveç &#8211; BİA Haber Merkezi</div>
</div>
<p><img src="http://bianet.org/resim/olcekle/30987/490/250" alt="" width="490" height="250" /></p>
<p>İsveç Kraliyet Akademisi&#8217;nin verdiği Nobel Barış Ödülü&#8217;nü<a href="http://www.bianet.org/bianet/siyaset/133291-dunya-barisi-kadinlara-emanet"> paylaşan</a> Liberya&#8217;dan <strong>Ellen Johnson-Sirleaf</strong> ile <strong>Leymah Gbowee</strong> ve Yemenli <strong>Tevekkül Karman</strong>, Oslo Belediye Binası&#8217;nda yapılan bir törenle dün (11 Aralık) ödüllerini aldı.</p>
<p>Üç kadın da ülkelerinde kadın haklarını için verdikleri mücadele göz önüne alınarak ödüle layık görüldü.</p>
<p>Programın açılış konuşmasını yapan  Nobel Komitesi Başkanı Thorbjorn  Jagland, anlaşmazlıkların çözümünde kadınların rolünün önemine vurgu  yaparak kadınların arkada bırakılması durumunda Arap Baharı&#8217;nın  tamamlanamayacağını söyledi.</p>
<p>Yemen&#8217;de uzun yıllar insan hakları ve özgürlük mücadelesi veren  Tevekkül Karman, ödülü, ülkesi Yemen, bütün dünya kadınları ve  diktatörlüğe karşı barışçıl bir mücadele yürüten Arap gençliği adına  aldığını söyledi.</p>
<p>Nobel Barış Ödülü&#8217;nü kazanan ilk Arap kadın ve aynı zamanda bugüne  kadar ödül alan en genç kişi olan Karma, daha demokratik bir ülke için  mücadele eden milyonlarca Arap gencinden biri olduğunu söyleyerek, Yemen  Devlet Ali Abdullah Salih&#8217;ın baskıcı rejimini eleştirdi.</p>
<p>Ödülün diğer sahibi, Liberya&#8217;da 2005&#8242;de Afrika&#8217;nın demokratik  yollarla seçilen ve bu yılki seçimlerde de tekrar seçilen ilk kadın  Devlet Başkanı Ellen Johnson Sirleaf, artık kadın ve erkeklerin bin  farkli dilde &#8220;daha fazla hayır&#8221; deme cesaretini bulduğunu, bunun da  şiddeti ortadan kaldırarak demokrasi, özgürlük ve barışı getireceğini  söyledi.</p>
<p>Sirleaf, tüm kadın ve erkeklere seslenerek alçak sesle de olsa &#8220;haksızlığı söylemekten korkmayın ve vazgeçmeyin&#8221; dedi.</p>
<p>Barış aktivisti Liberyalı Leymah Roberta Gbowee, 2003&#8242;ün başında,  inancından başka hiçbir şeyi olmayan yedi kadının iç savaşa karşı ne  yaparız diye bir araya geldiğini ve Barış Kampanyaları için Liberya&#8217;nın  Kadınları örgütünün böyle kurulduğunu söyledi.</p>
<p>Gbowee, Liberya&#8217;nın bugüne kadar hep çocuk askerlerle anıldığını  ancak bundan sonra beyaz tişörtlü Liberyalı kadınlarla anılacağını  söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.metu.edu.tr/gws/2011/12/12/nobelli-uc-kadin-korkmayin-vazgecmeyin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Men&#8217;s Magazines Sound Like Convicted Rapists, Study Claims</title>
		<link>http://blog.metu.edu.tr/gws/2011/12/10/mens-magazines-sound-like-convicted-rapists-study-claims/</link>
		<comments>http://blog.metu.edu.tr/gws/2011/12/10/mens-magazines-sound-like-convicted-rapists-study-claims/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Dec 2011 22:10:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>e176923</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.metu.edu.tr/gws/?p=65</guid>
		<description><![CDATA[
(Click on the photo to watch the video!)
Men&#8217;s magazines aren&#8217;t known for representing women well, or accurately. In the universe of Playboy, Maxim, and GQ, women eagerly strip off their clothes at any opportunity, pose in lesbian sexy scenes for fun, and are easily molded into please-her-man machines.  But this isn&#8217;t usually regarded as [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&amp;v=v4tQ9uMZyyI" target="_blank"><img class="aligncenter size-full wp-image-66" src="http://blog.metu.edu.tr/gws/files/2011/12/coverpic.png" alt="Are sex offenders and lads' mags talking the same language?" width="621" height="381" /></a></p>
<p style="text-align: center">(Click on the photo to watch the video!)</p>
<p>Men&#8217;s magazines aren&#8217;t known for representing women well, or accurately. In the universe of <em>Playboy</em>, <em>Maxim</em>, and <em>GQ</em>, women eagerly <a href="http://www.salon.com/2010/06/30/olivia_munn_playboy/" target="_hplink">strip off their clothes</a> at <a href="http://jezebel.com/5861883/gq-names-kristen-wiig-bro-of-the-year--her-prize-is-a-lingerie-shoot" target="_hplink">any opportunity</a>, pose in <a href="http://www.drshebloggo.com/2011/07/gq-and-sexism-oops-they-did-it-again.html" target="_hplink">lesbian sexy scenes</a> for fun, and are easily molded into <a href="http://jezebel.com/5691381/maxims-tips-for-curing-feminists" target="_hplink">please-her-man machines</a>.  But this isn&#8217;t usually regarded as a real danger to society. According  to a new UK study, however, the comments that men&#8217;s magazines make about  women are almost <a href="http://www.surrey.ac.uk/mediacentre/press/2011/69535_are_sex_offenders_and_lads_mags_using_the_same_language.htm" target="_hplink">identical to those made by convicted rapists</a>.</p>
<p>Miranda Horvath of Middlesex University and Peter Hegarty of the  University of Surrey scoured four of the UK&#8217;s most popular men&#8217;s  magazines, dubbed &#8220;lads&#8217; mags,&#8221; and pulled out a range of remarks about  of women.</p>
<p><strong>For example: &#8220;Mascara running down the cheeks means they&#8217;ve  just been crying, and it was probably your fault . . . but you can cheer  up the miserable beauty with a bit of the old in and out.&#8221; </strong></p>
<p>Then they sifted through transcripts of  interviews with convicted  rapists in the U.S., and picked out comments that these men had made  about women, and how their victim&#8217;s behavior justified their crimes.</p>
<p><strong>For example: &#8220;Girls ask for it by wearing these mini-skirts  and hotpants . . . they&#8217;re just displaying their body . . . Whether they  realize it or not they&#8217;re saying, &#8216;Hey, I&#8217;ve got a beautiful body, and  it&#8217;s yours if you want it.&#8217;&#8221;</strong></p>
<p>The researchers asked a group of men and women between the ages of 19  and 30 to rank the quotes according to how derogatory they were, and  identify the source: men&#8217;s magazine or convicted rapist?</p>
<p>The participants considered the quotes from men&#8217;s magazines more  demeaning, and their identifications were no better than guesswork.</p>
<p>In another study, the researchers asked men between the ages of 18  and 46 to report how strongly they identified with the quotes. Without  knowing who said what, the men identified more with the rapists&#8217;  statements.</p>
<p>When the researchers told the participants the source of each of the  quotes beforehand, however, the men were quick to identify more with the  men&#8217;s magazine excerpts &#8212; even though some of them were misattributed,  and were actually the words of a rapist.</p>
<p>This study, which will be published online in the <em><a href="http://onlinelibrary.wiley.com/journal/10.1111/%28ISSN%292044-8295" target="_hplink">British Journal of Psychology</a></em> next week, led the researchers to two uncomfortable conclusions.</p>
<p>&#8220;They tell us that there is an overlap in the content between the  legitimations that rapists use to legitimate their violence against  women and the kinds of things that are said about women in lads&#8217; mags,&#8221;  Hegarty said in a <a href="http://www.surrey.ac.uk/mediacentre/press/2011/69535_are_sex_offenders_and_lads_mags_using_the_same_language.htm" target="_hplink">press release</a> on the University of Surrey&#8217;s website. &#8220;And at the same time, they show  us that when those things are attributed to lads&#8217; mags that they&#8217;re  easier for young men to identify with.&#8221;</p>
<p>According to this research, the sexist attitudes used by some to  justify rape are normal fare within the glossy folds of the UK titles <em><a href="http://www.loaded.co.uk/" target="_hplink">Loaded</a></em>, <a href="http://www.fhm.com/" target="_hplink"><em>FHM</em></a>, <a href="http://www.nuts.co.uk/" target="_hplink"><em>Nuts</em></a> and <em><a href="http://www.zootoday.com/" target="_hplink">Zoo</a></em>.</p>
<p>If mainstream media outlets are normalizing this language, and the  behavior it describes, it could help explain why 84 percent of men who  had committed rape, according to the legal definition, said that <a href="http://www.amazon.com/Never-Called-Rape-Recognizing-Acquaintance/dp/0060925728" target="_hplink">what happened wasn&#8217;t rape</a>,  according to a 1994 study. This confusion over what constitutes a  violent sexual act affects women too: 49 percent of women who were raped  did <a href="https://www.ncjrs.gov/pdffiles1/nij/182369.pdf" target="_hplink">not classify their experience as such</a> in a 2000 study sponsored by the U.S. Department of Justice.</p>
<p>Under pressure from parents, several supermarket and gas station  chains in the U.K. agreed to move lads&#8217; mags to the top shelf in  February, so as to keep all the glistening bikini-clad bodies out of  site and reach of children.</p>
<p>But the thoughts expressed in the magazines&#8217; pages may be a greater  cause for concern. &#8220;A lot of debate around the regulation of lads&#8217; mags  has been to do with how they affect children,&#8221; said Horvath, &#8220;but less  has been said about the influence they have on their intended audience  of young men and the women with whom those men socialize.&#8221;</p>
<p>Several studies have found that magazines influence men and women&#8217;s  ideas of what is normal. A 1997 study showed that when men only read  fitness magazines, they were more likely to believe <a href="http://www.wesleyan.edu/psyc/mindmatters/volume01/article05.pdf" target="_hplink">women should have a slim figure</a>.  And researchers found in 2006 that 12 to 14 year olds who were <a href="http://www.pediatricsdigest.mobi/content/117/4/1018.full" target="_hplink">exposed to the most sexual content</a>, via magazines, movies, TV, and music, were over twice as likely to have sex in the next two years.</p>
<p>&#8220;We are not killjoys or prudes who think that there should be no  sexual information and media for young people,&#8221; Hegarty emphasized. &#8220;But  are teenage boys and young men best prepared for fulfilling love and  sex when they normalize views about women that are disturbingly close to  those mirrored in the language of sexual offenders?&#8221;</p>
<p>And this is just the mainstream stuff. Boys are frequently introduced  to sex through pornography, which is often demeaning to women and  sometimes violent. There is no solid evidence that pornography shapes  our real-life sexual behavior, but many believe we are living the  consequences of easy-access hardcore porn, from a culture that&#8217;s <a href="http://abcnews.go.com/Entertainment/story?id=6256523&amp;page=1" target="_hplink">more permissive to sexual violence</a> to <a href="http://nymag.com/news/features/70976/" target="_hplink">rising rates of erectile dysfunction</a>.</p>
<p>Censorship may seem like the quickest and easiest solution, but  Horvath and Hegarty don&#8217;t believe banning men&#8217;s magazines or restricting  their content will solve the real issue. &#8220;Instead, I think it would be  more useful if the government were to invest in really high quality sex  education for young men and women,&#8221; said Hegarty, &#8220;so that people didn&#8217;t  have to rely on this kind of media to fill the gap.&#8221;</p>
<p><em>Source: <a href="http://www.huffingtonpost.com/2011/12/09/mens-magazines-rapists_n_1139555.html?ref=women&amp;ncid=edlinkusaolp00000009" target="_blank">The Huffington Post (Women)</a><span style="text-decoration: underline"><br />
</span></em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.metu.edu.tr/gws/2011/12/10/mens-magazines-sound-like-convicted-rapists-study-claims/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Öldüren Sevgi İstemiyoruz&#8221;</title>
		<link>http://blog.metu.edu.tr/gws/2011/11/27/olduren-sevgi-istemiyoruz/</link>
		<comments>http://blog.metu.edu.tr/gws/2011/11/27/olduren-sevgi-istemiyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Nov 2011 12:09:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>e177061</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[News]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.metu.edu.tr/gws/?p=64</guid>
		<description><![CDATA[25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele  Günü’nde kadınlar Ankara’da da alanlardan &#8221; Yarattıkları katili koruyan  devleti, katilin cezasını indiren yargıyı bu güne kadar teşhir ettik,  teşhir etmeye de devam edeceğiz&#8221; dedi.

Serhat KORKMAZ


Ankara &#8211; BİA Haber Merkezi


Kadına yönelik şiddete karşı 25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü&#8217;nde kadınlar Ankara&#8217;da alanlardaydı.
25 Kasım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele  Günü’nde kadınlar Ankara’da da alanlardan &#8221; Yarattıkları katili koruyan  devleti, katilin cezasını indiren yargıyı bu güne kadar teşhir ettik,  teşhir etmeye de devam edeceğiz&#8221; dedi.</p>
<div>
<div><a href="http://bianet.org/yazar/serhat-korkmaz">Serhat KORKMAZ</a></div>
</div>
<div>
<div>Ankara &#8211; BİA Haber Merkezi</div>
</div>
<p><img src="http://bianet.org/resim/olcekle/30565/490/254" alt="25 Kasım 2011 Ankara eylemi" width="490" height="254" /></p>
<p>Kadına yönelik şiddete karşı 25 Kasım Dünya Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü&#8217;nde kadınlar Ankara&#8217;da alanlardaydı.<br />
25 Kasım Kadın Platformu tarafından düzenlenen yürüyüş öncesi kadına  yönelik şiddete karşı  kadınlar, saat 17.30&#8242;da Yüksel Caddesi&#8217;nde bir  araya geldiler. &#8220;Öldüren sevgi istemiyoruz&#8221;, &#8220;Şiddet, taciz, tecavüz  kader değildir&#8221; yazılı dövizlerin taşındığı yürüyüş Sakarya Caddesi&#8217;nde  son buldu.</p>
<p>&#8220;Kadına Yönelik Şiddeti Durduracağız!&#8221; pankartıyla Ankara&#8217;da ki  yürüyüşe katılan kadınlar &#8221; Münferit değil, sistematik cinayet&#8221;, &#8220;Anayız  barışan yanayız&#8221;, &#8220;Jin jiyan azade&#8221;, &#8220;Yaşasın kadın dayanışması&#8221;  sloganları attılar.</p>
<p>Yürüyüşün ardından yapılan basın açıklamasında &#8220;Uluslararası Kadına  Yönelik Şiddete Karşı Birlik ve Mücadele Günü&#8217;nde tüm ezilen, yok  sayılan, ötekileştirilen, kimliksizleştirilen kadınlar olarak; kadın  katillerini tanıyoruz. Katil yetiştiren sistemi biliyoruz. Yarattıkları  katili koruyan devleti, katilin cezasını indiren yargıyı bu güne kadar  teşhir ettik, teşhir etmeye de devam edeceğiz&#8221; denildi.</p>
<p>Kadınlara dayatılan zincirlerin kırılacağı belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>&#8220;Etrafımızı saran o kalın duvarları parçalayacağız. Önce biz sahip  çıkıyoruz katledilen kadınların mücadelesine. Önce biz göğüslüyoruz.  Katliama dönüşen saldırıları ve kadına yönelik şiddeti, baskıyı birlikte  püskürteceğiz evimizin içinden, sokağımızdan yaşamın her alanından.  Özgür, eşit bir dünyayı birlikte, mücadele ederek, örgütlenerek, kadın  ellerimizle kuracağız.&#8221; denildi.</p>
<p>Basın açıklaması &#8221; Kadınlar artık susmayacaklar, susmayacaklar,  susmayacaklar&#8221;, &#8220;Öldüren sevgi istemiyoruz&#8221; sloganlarıyla son buldu.</p>
<p><strong>25 Kasım</strong><br />
Dominik Cumhuriyeti Rafael Trujillo diktatörlüğüne karşı  mücadele eden üç kız kardeş Patria, Minerva ve Maria Teresa 25 Kasım  1960 tarihinde tecavüz edilip, öldürüldüler.  Mirabal kız kardeşlerin  anısı, özgürlük ve insan hakları için verdikleri mücadele, dünyada ve  Türkiye&#8217;de insan hakları savunucuları ve kadın hareketleri için bir  sembol haline geldi. Ve 1999 yılında Birleşmiş Milletler, 25 Kasım&#8217;ın  &#8220;Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması için Uluslararası Mücadele  Günü&#8221; olarak benimsenmesi kararını aldı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.metu.edu.tr/gws/2011/11/27/olduren-sevgi-istemiyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Erkek Şiddetiyle Mücadelede 16 Kadın</title>
		<link>http://blog.metu.edu.tr/gws/2011/11/07/erkek-siddetiyle-mucadelede-16-kadin/</link>
		<comments>http://blog.metu.edu.tr/gws/2011/11/07/erkek-siddetiyle-mucadelede-16-kadin/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2011 10:57:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>e177061</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[News]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://blog.metu.edu.tr/gws/?p=63</guid>
		<description><![CDATA[Pixel Projesi, 11 ülkeden kadına karşı şiddet için mücadele eden 16 kadın rol model belirledi.

Kadınlar karşı şiddete karşı mücadele etmek için başlatılmış Pixel  Projesi (The Pixel Project) kapsamında; cinsiyet odaklı şiddete maruz  kalmış veya bu konuda farkındalık yaratmak için mücadele eden 16 kadını,  başka kadınlara ilham kaynağı olmaları için &#8220;rol modeller&#8221; olarak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pixel Projesi, 11 ülkeden kadına karşı şiddet için mücadele eden 16 kadın rol model belirledi.</p>
<p><img src="http://bianet.org/resim/olcekle/29990/490/254" alt="" width="490" height="254" /></p>
<p>Kadınlar karşı şiddete karşı mücadele etmek için başlatılmış Pixel  Projesi (The Pixel Project) kapsamında; cinsiyet odaklı şiddete maruz  kalmış veya bu konuda farkındalık yaratmak için mücadele eden 16 kadını,  başka kadınlara ilham kaynağı olmaları için &#8220;rol modeller&#8221; olarak  belirledi.  Seçilenler arasında film yapımcılarından kadın aktivistlere  kadar 11 farklı ülkeden kadınlar yer alıyor.</p>
<p><strong>Anuradha Koirala &#8211; Nepal</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>İnsan kaçakçılığı aktivisti <strong>Anuradha Koirala</strong>, Maiti  Nepal isimli kar amacı gütmeyen bir grubun kurucusu. Şiddete uğradığı  için üç kez çocuk düşüren Koirala önderliğinde kurulan grup, 12 bin kız  çocuğunu insan kaçakçılığından ve seks işçiliğine zorlanmaktan kurtardı.  <a href="http://www.maitinepal.org/">Maiti Nepal</a>,  aile içi şiddete maruz kalmış, tecavüze uğramış veya terk edilmiş çocuklara da barınma sağlıyor. Koirala, <a href="http://edition.cnn.com/2010/LIVING/04/29/cnnheroes.koirala.nepal/">CNN 2011 Kahramanları</a> arasında da yer alıyor.</p>
<p><strong>Betty Makoni &#8211; Zimbabve</strong></p>
<p><a href="http://girlchildnetworkworldwide.org/">Dünya Kız Çocukları Ağı</a>&#8216;nın (Girl Child Network Worldwid- GCNW) kurucusu <strong>Betty Makoni</strong><strong>&#8216;nin, </strong>kendisi  de tecavüze ve çocuk istismarına uğramış. Makoni, GCNW bünyesinde,  Zimbabve&#8217;deki kız çocuklarının eğitimini üstlenmek ve &#8220;onları  güçlendirmek&#8221; için gerçekleştirdiği çalışmaları yüzünden ülkeyi terk  etmez zorunda kalmış. Şu an dünyanın dört bir yanında yaşayan kız  çocukları için İngiltere&#8217;den GCNW&#8217;nın çalışmlarını sürdüren Makoni  hakkında Michealene Risley&#8217;in yönetmenliğini yaptığı, <a href="http://www.tapestriesofhope.com/">Umudun Goblenleri</a> (<a href="http://www.tapestriesofhope.com/">Tapestries of Hope</a>) isimli de bir belgesel var.</p>
<p><strong> </strong> <strong>&#8216;Bibi&#8217; Ayesha &#8211; Afganistan</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Kocasının burnunu ve bir kulağını kestiği<strong> </strong><strong>&#8216;Bibi&#8217; Ayesha</strong>,  tedavi görmek için getirildiği Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nde (ABD)  ameliyat öncesi yüzünün fotoğraflanmasına izin vermişti. Time dergisinin  &#8216;Bibi&#8217; Ayesha&#8217;nın bu görüntüsünü <a href="http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,2007415,00.html">kapağına</a> taşıması, aile içi şiddete dikkat çekilmesini sağlamıştı.</p>
<p>Haberin devamı için: <a href="http://bianet.org/biamag/diger/133719-erkek-siddetiyle-mucadelede-16-kadin">http://bianet.org/biamag/diger/133719-erkek-siddetiyle-mucadelede-16-kadin</a></p>
<p>Pixel Projesi&#8217;nin konuyla ilgili orjinal (İngilizce) web sayfası için <a href="http://www.thepixelproject.net/2010/11/28/16-female-role-models-transforming-agonising-pain-into-positive-action/">tıklayınız</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://blog.metu.edu.tr/gws/2011/11/07/erkek-siddetiyle-mucadelede-16-kadin/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
<!-- WP Super Cache is installed but broken. The path to wp-cache-phase1.php in wp-content/advanced-cache.php must be fixed! -->
